YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Babacan'dan cari açık açıklaması
Babacan'dan cari açık açıklaması
04 Ağustos 2014 19:25
Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, "Önümüzdeki dönemde cari açığın düşük tutulması en önemli hedeflerimizden birisidir" dedi.

Babacan, İzmir Ticaret Odası (İZTO) tarafından düzenlenen "İzmir İş Dünyası Buluşması" toplantısında yaptığı konuşmada, geleceğe dönük ekonomik hedefleri hakkında bilgi verdi. Hedeflerin tutturulmasında siyasi istikrarın büyük önem taşıdığına dikkati çeken Babacan, düşük enflasyon ve mali disiplinin büyük önem taşıdığını vurguladı.

Babacan, "Önümüzdeki dönemde cari açığın düşük tutulması en önemli hedeflerimizden birisidir. Bunun yanında enflasyonun düşmeye devam etmesi ve mali disiplinin mutlaka devam etmesi gerekiyor" diye konuştu.

Siyasi istikrarın önemine değinen Babacan, dünyada birçok ülkenin almaktan çekindiği ekonomik kararları Türkiye'nin tek partili hükümet sayesinde korkmadan, zamanında aldığını söyledi. Bunun sonuçlarını gördüklerini ifade eden Babacan, şunları kaydetti:

"Önümüzdeki dönemde cari açığın düşük tutulması en önemli hedeflerimizden bir tanesi. Bunun yanında enflasyonun düşmeye devam etmesi, mali disiplinin mutlaka devam etmesi, bunların sonucu olarak da büyüme ve istihdamın elde edilmesi önemli. Bazen büyüme ve istihdam için 'her şeyden fedakarlık yapalım' gibi kısa vadeli bakış açısı söz konusu olabiliyor. 'Önümüzdeki 3-6 ayda ekonomiyi saman alevi gibi parlatalım, gerisini sonra düşünürüz' gibi bir yaklaşım bazen bazı ülkelerde söz konusu olabiliyor. Bunlar son derece kısır, dar görüşlü, kısa vadeli bakış açısı. Zaten güveni sağladığınızda doğru adımları attığınızda büyüme ve istihdam arkasından geliyor. Son 12 ayda Türkiye'deki toplam çalışan sayısı 1 milyon 400 bin kişi artmış durumda. Yüzde 4'lük bir büyümeyle bu kadar çok istihdam güvenle oluşur."

İş gücü piyasası

İş gücü piyasasındaki en önemli ve yeni trendin kadınların iş gücü piyasasına girişindeki artış olduğuna işaret eden Babacan, son 3 yılda kadın istihdamında önemli bir dönemecin aşıldığını vurguladı.

Babacan, son 3 yılda istihdam edilenlerin yüzde 45'inin kadınlardan oluştuğunu bildirdi.

Babacan, Türkiye'nin önümüzdeki dönemde önem vermesi gereken konulardan birinin de enerji olduğunu anlattı.

İş adamlarının sorularını cevaplandırdı

İş adamlarından gelen soruları da yanıtlayan Ali Babacan, Merkez Bankası politikalarıyla ilgili bir soruya, enflasyonun kendileri için çok önemli olduğunu, geçen dönemlere bakıldığında Türkiye'de 2 haneli 3 haneli enflasyon dönemlerinin yaşandığını hatırlattı.

Yüksek enflasyonların Türkiye'nin gerçeği olduğunu anlatan Babacan, 34 yıl boyunca ya 2 haneli ya da 3 haneli enflasyon dönemlerinin yaşandığını vurgulayarak, tek haneli rakamın 2004 yılında görüldüğüne değindi.

2012 yılında enflasyonda ulaşılan rakamın son 44 yılın en düşük oranı olduğuna işaret eden Babacan, enflasyonun bileşenlerine bakıldığında çok geniş bir alanın olduğunu belirterek, şu değerlendirmede bulundu:

"Bu geniş alanda Merkez Bankası'nın daha çok kontrol edebildiği alanlar var Merkez Bankası'nın tamamen kontrolü, iradesi dışında gerçekleşmeler de var. Bir iki örnek vermek gerekirse petrol fiyatları Türk lirası olarak hesap edildiğinde artıyorsa ve uluslararası piyasalardan kaynaklanan bir artış söz konusuysa ve bu artış aynen bizim fiyatlara da yansıyorsa burada Merkez Bankası'nın yapabileceği pek fazla bir şey yok. Ya da biz bazı tarımsal ürünlerde çiftçilerimizin gelirlerini belli bir seviyede koruma amacıyla Toprak Mahsulleri Ofisi'ni devreye sokup belli bir fiyattan alım yaptırıyorsak, bu alım önceki yıla göre yüzde 8-9 gibi yüksek bir fiyattan yapılıyorsa, bunun da piyasaya belli bir sonucu olursa, burada yine Merkez Bankası'nın yapabileceği bir şey yoktur."

Enflasyonda bir başka önemli etkenin döviz kuru olduğunu dile getiren Babacan, kur arttığı zaman belli bir süre sonra enflasyona yansımasının görüldüğünü söyledi.

Kurun enflasyonun üzerindeki etkisinin eskiden daha fazla olduğuna dikkat çeken Babacan, "Şimdi daha az olsa da kur arttığında mutlaka enflasyona etkisi oluyor. En çok etkiyi ilk 6 ayda görüyoruz. 12 ayda da bu etki tamamlanıyor. Bundan 2 ay önce yaşadığımız yüzde 10'a yakın enflasyonda en önemli etki kur artışıydı. Kurdaki o sıçrama geçen sene mayıs-haziran aylarında Gezi olayları sırasında bütün o uluslararası piyasalardaki dalgalanmada kur arttı yaklaşık 12 aylık bir etki yaşadık. O etki süreci hemen hemen tamamlandı" diye konuştu.

Çek ve senetle alışveriş

Çek ve senedin daha güvenilir hale gelmesi için nelerin yapılabileceği yönündeki soruya ise Babacan, bu konudaki istatistikleri Merkez Bankasının web sayfasında görülebileceğini anımsatarak, şöyle devam etti:

"Yeni yaptığımız bir çalışmada, yaklaşık 1,5 yıldır yürürlükte Kredi Kayıt Bürosu ve onların yaptığı sicil kaydı. Eskiden Merkez Bankası sadece dönen çekleri ve protesto edilen senetleri kendi bilgi sistemi içinde tutuyordu. Biz onu yasayla Bankalar Birliği'ne devrettik. Bankalar Birliği de Kredi Kayıt Bürosu Anonim Şirketi isimli pek çok kuruluşun ortak olduğu bir yapıyla yürütüyor. Burada şirketlerin pozitif sicil ile negatif sicilini birlikte görmek mümkün. Bunun kullanımın henüz çok yaygınlaşmadığını görüyoruz. Öncelikle sisteme kayıt olmanız gerekiyor. Kullanımı çok kolay değil, kullanımı nasıl kolaylaştırabiliriz diye TOBB, Bankalar Birliği, Kredi Kayıt Bürosu birlikte bir çalışma yapıyor."

Kredi kartı taksit sınırlandırması

Kredi kartlarına taksit sınırlamasıyla ilgili görüşlerinin sorulması üzerine Ali Babacan, cep telefonları ve altında sınırlama getirdiklerine dikkati çekerek, "Özellikle cep telefonundaki kolay kredilendirmenin tüketimi artırdığını gördük. Adeta tefecilik denilen bir alanın oluştuğunu gördük. Burada kısıtlamaya gittik ama sonuç itibarıyla baktığımızda belki bir süre bu etkileyecek ama cep telefonu alacak vatandaşlarımız ne yapacak önce telefonu alayım sonra parasını öderim değilde, önce parasını ödeyecek sonra alacak. Bunun farklı metotlarını oluşturmaya çalışanlar da oldu. BDDK fark ettikçe yeni düzenlemeler getiriyor. Burada bizim amacımız henüz taksitli olmadan yeni bir cep telefonu yeni bir modele geçmek bizim henüz hakkettiğimiz bir refah seviyesi değil açıkçası. Onun için dikkat etmemiz lazım. Biraz daha gelir ekonomisi olmamız lazım, israf ekonomisi olmaktan kaçınmamız lazım" cevabını verdi.

Cari fazlası veren sektörlerin teşviklerden yararlandırılmasıyla ilgili soruya, Babacan, "Bunu not edelim üzerinde çalışalım" bilgisini verdi.

Babacan, "İzmir'deki OSB arazilerinin yüzde 50'si boş, TOKİ fabrika yapamaz mı?" sorusuna, "Bunu da not olarak alalım" şeklinde yanıt verdi.

Babacan, tasarrufların nasıl artırılabileceği ile ilgili bir soru üzerine Türkiye'nin tasarruf sorunu olduğunu kaydetti. Tasarrufların büyümeyi finanse edecek büyüklükte olmadığını aktaran Babacan, tasarrufların mevcut refah seviyesini koruyacak boyutta da olmadığını sözlerine ekledi.

Cumhurbaşkanı seçimi

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Cumhurbaşkanı seçimiyle ilgili ise şu açıklamada bulundu:

"Kamuoyu yoklamaları öyle gösteriyor ki halkımız Türkiye'nin son 12 yılda elde ettiği başarılarda genel anlamda memnun ve bu çizginin devam etmesini istiyor. Kamuoyu yoklamaları gösteriyor ki sayın Başbakanımız ikinci tura dahi kalmadan Cumhurbaşkanı seçilecek. Seçimde her zaman risk vardır ama öyle bir tablo var. Siyasi istikrarın devamı Türkiye için ve tüm içinde bulunduğumuz coğrafya için bir numaralı konumuz. Siyasi istikrar bozulduğunda bir ülke ne hale düşüyor, kuzeyimizde Ukrayna'ya baktığımızda güneyimizde artık ülke ismi vermeyelim nasıl zorluklar başlıyor görülüyor. Ekonomik tablo nasıl çok hızlı bir şekilde bozulabiliyor bunun kötü örnekleri malesef bizim coğrafyamızda çok da uzaklarda aramak gerekmiyor.

Biz arzu ediyoruz ki istikrar ortamı güçlenerek devam etsin. Daha da iyi bir noktaya gelsin. Bunun olumlu bir ekonomik sonuçlarını da toplum olarak hissedelim ama bu refahında adil bir şekilde olması için özel bir çaba içinde olalım. Aksi halde sadece büyüme rakamı kendi başına ülkenin performansında doğru şeyler söylemeyebilir. Büyümeden sadece küçük bir kesim istifade ediyorsa bu çok doğru bir şey değildir"

İZTO Başkanı Demirtaş'ın konuşması

İzmir Ticaret Odası (İZTO) Yönetim Kurulu Başkanı Ekrem Demirtaş ise ekonomide istikrar denilince akla Babacan'ın geldiğini söyledi.

Babacan'ın çok genç yaşında politika deneyimi olmadan ekonomiden sorumlu devlet bakanlığı görevine getirildiğini hatırlatan Demirtaş, "Önce endişe ettik ancak sakin ve dengeli politikanız ile bugünlere gelmemizde büyük katkı yaptınız. Ekonominin en fırtınalı günlerinde, 1929 dünya krizinden dahi kötü bir kriz olan 2008'de sakin tavrınızı devam ettirdiniz. Sizin gibi başarılı, dünyadaki sorunlu ülkelere danışmanlık yapacak kadar birikimi olan bir kişinin kenarda durma hakkı olmadığını, kenarda tutulamayacağını düşündüğümüzü özellikle belirtmek istiyorum" ifadelerini kullandı.

Demirtaş, Cumhurbaşkanı seçim sonucunu merakla beklediklerini, hafta sonu İzmir'e miting için gelen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a yeni dönemi sorduğunu belirterek, şunları anlattı:

"Sayın Başbakan'a, '11 Ağustos'ta ne olacak. Yeni hükümet yeni bakanlar mı olacak? Sonra bildiğiniz üç dönem konusu var. Bir bildiğiniz var ama nereden çıktı bu' dedim. Örnek olarak da Ali Babacan ve Binali Yıldırım'ı verdim. 'Ne olacak, biz onlara güveniyoruz' dedim. Başbakan da tüm açık kalpliliğiyle yanıtladı. Sonunda da 'bakan olmak için milletvekili olmak gerekmiyor' dedi."

 

AA

EKONOMİ Kategorisindeki Diğer Haberler