YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
2001 krizinin faturası
2000-2001 krizlerinin Hazine'ye faturası 381,8 milyar Türk Lirası
2001 krizinin faturası
22 Şubat 2011 / 08:22 Güncelleme: 22 Şubat 2011 / 08:27

 

Kasım 2000 ve Şubat 2001 krizlerinin Hazine'ye faturası netleşti. Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, 10 yıl önce yaşanan krizin, Hazine'nin ödediği faizlerle birlikte toplam maliyetinin 381,8 milyar lira olduğunu açıkladı.

 

Aralık 2010 itibarıyla 'Merkezî Yönetim Borç Stoku'nun 352 milyar 841 milyon lira olduğunu hatırlatan Babacan, şu çarpıcı bilgileri verdi: "Hazine, bu faturayı ödeyebilmek için piyasalara borçlanmak zorunda kaldı. Türkiye, bu maliyeti ödemek zorunda bırakılmasaydı, bugün iç borcumuz olmayacaktı."

Kasım 2000 ve Şubat 2001 krizlerinin Hazine'ye faturası netleşti. Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, farklı hesap yöntemleri kullanarak 2000 ve 2001 krizlerinin maliyetini çıkardıklarını söyledi. Ödemelere enflasyon değişim oranı eklenmesi sonrasında ortaya çıkan faturanın 251,5 milyar lira olduğunu aktaran Babacan, Aralık 2010 itibarıyla 'Merkezi Yönetim Borç Stoku'nun 352 milyar 841 milyon lira olduğunu hatırlattı. Babacan, "2000-2001 krizi nedeniyle ihraç edilen senetlerin toplam ödemelerinin bugünkü değerini hesapladık. Hazine, bu faturayı ödeyebilmek için piyasalara borçlanmak zorunda kaldı. Bu maliyet ödenmek zorunda kalınmasa idi Türkiye, 381 milyar 877 milyon lira daha az borçlanacaktı. Dolayısıyla bugün iç borcumuz olmayacaktı." dedi. Aralık 2010 sonu itibarıyla Türkiye'nin merkezi yönetim dış borç stoku ise 120,4 milyar TL.

Ekonominin patronu Babacan, Şubat 2001 krizini değerlendirdi. Krizde özel tertip Hazine kâğıtları ihraç edildiğini belirterek, senetlerle ilgili ödemenin 2010 yılı sonunda tamamlandığını kaydeden Babacan, krizlerin Hazine'ye maliyetinin hesaplanmasında halkın refahında meydana gelen gerileme ve Türk şirketlerinin değer kaybının yer almadığının altını çizdi. Ekonomi muhabirleri ile bir araya gelen Babacan, 10 yıl önce yaşanan kriz döneminde iş hayatında olduğunu hatırlatarak, "İş dünyasının ne kadar sıkıntı çektiğini biliyorum. Piyasaya etkileri çok fazla oldu. Bir gecede 22 bankanın yanı sıra çok sayıda firma kapandı. O günleri unutmamamız gerekiyor. Tarihten ders almaz isek, zor günleri unutursak benzer hatalar ortaya çıkabilir." uyarısında bulundu. O dönemde koalisyon hükümeti olduğunu hatırlatan Babacan, siyasi istikrarın önemine dikkat çekti.

Bankacılık sektörüne kredilerde 'fren' uyarısı yapan ekonomi yönetimi, mevduatın vadesini artırıcı formüller üzerinde çalışıyor. Devlet Bakanı Babacan, uzun vadeli mevduatı cazip hale getirecek bir çalışma yapıldığını belirterek, bankacılık sektörüne yönelik önlemlerin izleneceğini aktardı. Babacan, tedbire uymayan bankanın sessizce uyarılacağını ifade ederek, "Ocak-şubat ve mart ayının sonuçlarına bakıp, alınan tedbirlerin yeterli olup olmayacağını göreceğiz. İlave tedbir ihtiyacına bakacağız." dedi.

EPDK ve Tütün Kurulu'nun yetkileri fazla

Devlet Bakanı Babacan, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) ve Tütün Kurulu'nun yetkilerinin bir kısmının devredilmesi gerektiğini söyledi. İki kurulun yetkilerinin yeniden gündeme gelebileceğini vurgulayan Babacan, "Öyle konular var ki problem çıktığında yük, Enerji Bakanı'mızın üzerinde. Enerji Bakanı'mız EPDK'nın aldığı kararlar sonrasında haksız eleştirilere maruz kalabiliyor. Gerçekten hükümetin siyasi sorumluluk alanına giren bir işse yetkisinin de yine siyasi iradede olması lazım.'' şeklinde konuştu. Devletin tütün işinden çıktığını dile getiren Babacan, iki kurula ilişkin çalışmanın seçimden sonra gündeme gelebileceğini aktardı. Gazetecilerin, üst kurulların birleştirilmesine ilişkin sorusunu da cevaplayan Babacan, kişisel arzular olabileceğine dikkat çekerek, dünya örnekleri de göz önünde bulundurulduğunda bu yöntemin faydasının olmayacağının ortaya çıktığını söyledi. TMSF'nin tahsilatının azalacağını belirterek asli işlemine döndüğünü ifade eden Babacan, gündemlerinde TMSF'nin BDDK ile birleştirilmesinin olmadığını kaydetti.

Babacan'dan satırbaşları

e-muhtıra ve parti kapatma ekonomi üzerinde ağır tahribata yol açtı.

Gıda fiyatları dünya genelinde yükseliyor. Bizde daha önceden yüksek olduğu için enflasyonu fazlaca etkilemeyecek.

Merkez Bankası rahat çalışsın diye 'torba kanun'a Banka Meclisi'nin bazı yetkilerini Para Politikası Kurulu'na (PPK) devretme maddesi koydurduk.

Emekli, zam farkını martta alacak. Geçmiş aylara yönelik ayrı bir kanuni düzenleme gerekebilir.

'Süper Merkez Bankası başkanı'na karşıyız. Geçmişte PPK yetkilerini başkana devretmişti. Başkan yardımcısı, faiz kararını televizyondan öğreniyordu.

Kıbrıs'ta yaşananlar, kemer sıkması gereken ülkelerin yaşadığı ile aynı.

2010 için yüzde 4,5-5 büyüme iyidir.

Türkiye ekonomisinde ısınma yok. İleride olabilecek ısınmaya karşı tedbir alıyoruz.

Doğalgaz ve elektrikte otomatik fiyatlandırma tam serbest değil, doğalgaz pahalı olduğunda tüketim düşüyor. 'Al ya da öde'ye giriliyor.

Cari açık risk olsa kur ve faizi etkiler

Ekonominin patronu Babacan, cari açık konusunun risk taşımadığı görüşünde. "Cari açık gerçekten risk unsuru olsa bunu kur, faiz ve Türkiye'nin risk primlerinde görürüz." diyen Babacan, cari açığa yönelik alınan tedbirlerin uzun vadeli olduğuna dikkat çekti. Yapısal reformların tamamlanmadan cari açığın sıfıra indirilmesinin mümkün olmadığını kaydeden Babacan, "3-5 yıl daha cari açık verebiliriz. Ancak bir anda sıfıra inerse ekonomiye sert fren yaptırırız." uyarısında bulundu.  (Zaman)

EKONOMİ Kategorisindeki Diğer Haberler