25 Ocak 2017 Çarşamba
  • Altın147,005
  • BIST84.208
  • Dolar3,7769
  • Euro4,0596
  • Euro/Dolar0.00
  • Sterlin4,7314
  • İstanbul5 °C
  • Ankara-2 °C
  • İzmir7 °C
  • Konya-2 °C
  • Adana11 °C
  • Antalya7 °C
  • Diyarbakır1 °C
  • Bursa5 °C
  • Kayseri-2 °C
  • Kocaeli3 °C
  • Şanlıurfa0 °C
  • Gaziantep5 °C
  • İçel13 °C
YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Türk halkı neden iyi İngilizce konuşamıyor?
Türk halkı neden iyi İngilizce konuşamıyor?
13 Mart 2014 11:00
60 ülkenin İngilizce yeterliliklerini ölçen Education First'in sonucuna göre Türkiye 60 ülke arasında 41. sırada.

EF akademisyenlerine göre ilköğretimden üniversite mezuniyetine kadar 12 yıllık eğitimden sonra konuşulalamamasının nedeni ise "müfredat".

Hem ilköğretim hem de lise öğrencilerinin matematik ve fen sorularında hatta okuma becerilerindeki yetersizliklerini hem ulusal hem de uluslararası sınavlarda aldıkları sonuçlar gösteriyor.

Türkiye'nin İngilizce yeterliliği konusundaki durumunu da Education First (EF) İngilizce Yeterliliği İndeksi gösteriyor.

Yaş sınırının olmadığı ve İngilizcesini kanıtlamak isteyen her kişiye açık olarak gerçekleştirilen ve 60 ülkeden 750 bin kişinin katıldığı indekste Türkler 41. sırada yer alıyor.

İlk sıralar İskandinav ülkelerinde. Bu tabloda Türkiye'yi geçen ülkeler arasında Meksika, Peru, Brezilya gibi ülkeler var.

Türkiye'den daha kötü durumda ülkeler ise Şili, Mısır, Fas, Kuveyt, Katar, Libya, Kazakistan, Cezayir, Kazakistan, Suidi Arabistan ve İran.

İngiltere'de Oxford'ta 30 ülkeden yaklaşık 120 eğitimci, dil okulu yöneticisi ve gazetecinin katıldığı "Dil Eğitiminde Yenilikler" konulu toplantıda da en başarılı dil öğretme yöntemlerinin hangisi olduğu tartışıldı.

Türkiye'de okullarda yaklaşık 12 yıl yabancı dil eğitimine rağmen eski Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer'insöylediği gibi "10 yılda 'How old are you?' diyemediklerinin nedenlerinin neler olabileceği yanıtlandı.

EF Akademik İlişkiler sorumlusu Dr Christopher McCormick, Türkiye'nin 41. sırada yer almasına rağmen son 6 yılda en fazla başarı gösteren ülkelerden biri olduğunu vurgulayarak, şunları söyledi:

Müfredata bakmak lazım: Dil öğretiminde müfredatın nasıl olduğuna bakmak lazım. Yalnızca dil bilgisi seviyesine odaklanmak aslında yapılan en kolay davranış.

Ne kadar kelime ezberlediğinize, ne kadar gramer öğrendiğinize ve bunları ne kadar kullandığınıza bakılıyor. İnsanlar test edileceklerini bilerek ve testi geçmeleri için ne gerekiyorsa onu öğreniyorlar.

Testi geçmeleri için 10 kelime grubunu öğrenebiliyorlar ama doğal bir şekilde bir konuşma yapamıyorlar.

İletişim ve etkileşim: Eğer iletişim ve etkileşim başarılabilirse dil öğrenililiyor. Deneyim ve kültür paylaşım önemli. Etkileşim olmazsa başarı olmuyor. Japonya'da birçok kişi İngilizce testi sonucunu, zeka seviyesini gösteren bir belge gibi kullanıyor.

Fakat yüksek puan alanlar bile İngilizcenin kullanıldığı resepsiyonistlik işine alınamıyorlar. Çünkü dili kullanmayı bilmiyorlar. Dili yaşar ve canlı hale getirmek gerekiyor.

Öğrenci ihtiyaç hissetmeli: Öğrencilerin de dili öğrenmeye ihtiyaç duymaları, dil öğrenme konusunda heyecan duymaları gerekiyor. Sınıf içi uygulamalardan keyif almaları gerekiyor.

Uygulama bazlı eğitimi ancak bu dilde konuşarak yapabilirsiniz. Derste de bu dili konuşmalarını sağlamanız lazım.

Neden filmleri çeviriyorsunuz?: Türkiye'de yabancı filmleri neden Türkçe'ye çeviriyorsunuz? İnsanlar alt yazı okuyabilirler ve dinleyerek de dili daha iyi anlayabilir ve öğrenebilirler.

Filmlerdeki kişilerin birbirirleriyle nasıl etkileşim kurduklarını ve duygularını gözlemleyerek o kültürü de daha iyi anlarlar. İngilizce yeterlilikte en üstte olan İskandinav ülkelerine bakın. Tüm filmleri Orijinal dilinde veriyor.

Trendy ve cool olun: Gençlerin ilgisini çekmek için trendy ve cool olmanız gerekir. Günümüzde Twitter, Blogger gibi yeni medya mecralarında İngilizce konuşuluyor.

Twitter gibi cool bir mecrada İngilizce kullanılması öğrencileri bu dili bilmeye teşvik ediyor. Müziğin evrensel dili İngilizce. İnternetin dil İngilizce. Bu yüzden bu orijinal dilleri saklamadan kullanmak gerekir!

Geçmişi de kullanın: Yeni öğrenme metodlarını denerken tamamen geçmişi silmeye çalışmak büyük bir enerji ve zaman kaybı olabilir. Geçmiş öğrenme deneyimlerinde elde edilen uzmanlık ve yetilerin bir kısmını kullanmak gerekir.

Hayatın içinden çıkarmayın: Dil öğrenimin iyi olduğu ülkelere baktığımızda, onların dili hayatın içindeki gerçek ihtiyaçlara, ilgi alanlarına ve hedeflere bağladığını görüyoruz. İskandinav ülkelerine baktığımız zaman, TV, çizgi filmler hep İngilizce.

Okulda da nasıl iletişim kurulduğunu İngilizce olarak öğreniyorlar ve uluslararası bir deneyim yaşıyorlar. Sınıf dışında bir dili nasıl kullanabileceklerine odaklanıyorlar. Bu yüzden dili bilmek ayrı kullanmak ayrı şeydir. Odağımız dili kullanmak olmalı.

Teknoloji kullanın: Dil öğretiminde de teknolojiyi kullanın. Ama unutmayın teknoloji sadece bir araçtır ve tek başına dil öğrenimde yeterli değildir.

Araştırmalar öğrencilerin sadece bilgisayarla başbaşa bırakıldığı, sadece ‘evet-hayır' dedikleri durumlarda değil, teknolojiye insanı eklediğimizde fayda verdiğini gösteriyor.

Koçluk sistemi var: İnsanların teşvik edilmesi de gerekiyor. Örneğin online kurslara kayıt olanlar paralarını ödedikleri halde yüzde 80'ni tamamlamıyor.

Ama onlara bir koç atadığımızda ve her hafta bu koç onları aradığında ve nasıl ders çalıştıklarını sorup, onları yüreklendirdiğinde derslere katılımın yüksek olduğunu gördük. Böyle bir sistem de dil eğitiminde etkili olur.

Dil yeterliliği en yüksek 10 ülke

1-İsveç

2-Norveç

3-Hollanda

4-Estonya

5-Danimarka

6-Avusturya

7-Finlandiya

8-Polonya

9-Macaristan

10-Slovanya

Dil yeterliliği en düşükler

60-Irak

59-Suudi Arabistan

58-Cezayir

57-Kazakistan

56-Panama

55-Tayland

54-Libya

53-El Salvador

52-Guatemala

51-Katar

50-Ürdün

Türkiye: 41

türk
 // caner candaş tutucu
ya nasıl türkiye en güzel konuşan ülke bunu diyen türk değil...
11 Kasım 2014 Salı 08:32
EĞİTİM Kategorisindeki Diğer Haberler