YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
O Rektör teröristleri kutsadı mı?
O Rektör teröristleri kutsadı mı?
24 Mart 2013 20:07
Mardin Artuklu Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof.Dr. Kadri Yıldırım bir sitede hakkında çıkan haberlerin asılsız ve iftira olduğunu söyledi.

Yıldırım, makamında düzenlediği basın toplantısında, bazı site ve gazetelerde ''Rektör Yardımcısı Teröristleri Kutsadı ve PKK’yı açıkça övdü'' başlıklı haberlerin gerçeği yansıtmadığını ve tamamen asılsız olduğunu söyledi.
 
Yıldırım,  öğrenci konseyinin başvurusu üzerine üniversite kampus alanında kutlanan Nevruz etkinliklerinde yaptığı konuşmanın içerisinden bir iki cümle cımbızlayarak haber sitelerine servis edildiğini,  bu cümlelerden yola çıkılarak “Rektör Yardımcısı Teröristleri Kutsadı ve PKK’yı açıkça övdü” sonucu çıkarıldığını kaydetti.
 
Yıldırım şunları söyledi '' Bu site Newroz’da yaptığım konuşmayla alakası olmayan bazı ağır iddialara da yer vermiştir. Örneğin “akademik çalışmalarında İslamiyet’in Kürtlere zarar verdiğini söylemiş” gibi telaffuzu bile tüylerimi diken diken etmeye yeten ve bana “bundan yüz bin kere Allah’a sığınırım” dedirten bir iddiada bulunulmuştur.  Bunun yanında hakkımda “örgüt yanlısı bir kadrolaşmaya gitmiş” hükmü verilmiş ve “bunlara duyarsız kalmayan biri üniversitede bunları bir rapor halinde ifşa etmiştir” şeklinde son zamanlarda şahsım ve rektörümüz aleyhine düzenlenen bir fişleme raporuna da dikkat çekilmiştir. Gerek sayfa yetkilisinin bunları haber yaparken kullandığı üslupta, gerekse haberle ilgili yapılan yorumlarda nezaket kurallarının dışına çıkılmış; iş ağır hakaretlere varmış; durumdan vazife çıkaran birçok yorumcu tarafından bundan hedef gösterme anlamı çıkarılıp tehditlerde bulunulmuştur. Yukarıda özetlediğim haber bağlamında aşağıdaki hususları basın, kamuoyu ve adı geçen site ile paylaşmak istiyorum ve bunların bu sitede yayımlanmasını ümit ediyorum. Bunun aynen yayımlanmasının insanî olduğu kadar İslamî bir olgu olduğunu da özellikle ifade etmek istiyorum. Yayımlanmadığı takdirde bir Müslüman olarak hakkımı helal etmiyorum.
 
Nevroz ile ilgili konuşmamın içeriği
 
Kawa’nın Dahhak’a karşı kazandığı zafer bağlamında Newroz’un bizim için şu manalar taşıdığını ifade ettim diyen yıldırım: “Newroz mazlumun zalime karşı zaferidir; biz mazlumun yanındayız. Newroz kurutulan, üzeri örtülen ve benliğinden koparılmak istenen baharın kara kışa karşı zaferidir. Biz Artuklu Üniversitesi olarak hep baharı temsil edeceğiz. Ehmedê Xanî muhteşem “Mem û Zîn”inde Newroz’a müstakil iki bölüm açmıştır. Ruhu şad olsun. Said-i Nursî “ölüm bizim için Newroz’dur” demiştir; Ruhu şad olsun. Newroz dillerin, dinlerin ve halkların kardeşliği bayramıdır; biz üniversitemizde bu kardeşliği savunuyoruz. Zira üniversitemizde başörtülüsü ile başörtüsüzü, Sünnisi ile Alevisi, dindarı ile dindar olmayanı el ele ve kol kola barış içinde dolaşmaktadır. Olması gereken de budur. Hz. Ali Newroz Bayramında hediye almış, hediye vermiştir. Dolayısıyla dinî açıdan bir sakıncası olsaydı Hz. Ali bunu engellerdi. Newroz’un böyle barış içerisinde kutlanmasına kolay gelinmemiştir. Ehmedê Xanî’den Said Nûrsî’ye ve günümüze gelinceye kadar çok katkılar sunulmuş, çok bedeller ödenmiştir. Kadim zamanlardan beri zindanlarda ve meydanlarda bedenlerini ateşe verenler olmuştur. Eğer bugün bir barış olgunluğuna erişilmişse, kimin bunda nasıl bir katkısı olmuşsa hepsinin önünde saygı ile eğilmek gerekir. Bedenlerini ateşe verenler ve hayatını kaybedenlerin tamamı keşke kutsal kitabımızın insan hayatının değeriyle ilgili hükümlerini idrak edip böyle bir durum ile karşılaşmasalardı; keşke şimdi sahip olduğumuz ortam o sıralarda sağlansaydı ve keşke onlar da şimdi aramızda olsalardı ve bu yılki Newroz’u birlikte kutlasaydık!
 
Hiçbir örgüt isminin verilmediği ve olayın belirli bir çevreyle sınırlı tutulmadığı bu geniş çerçevede söylenenlerden “teröristleri kutsadı” veya “açıkça PKK’yı övdü” gibi sonuçlar çıkarmak iyi niyetle bağdaşmamaktadır. Eminim ki bir bütünlük mülahaza edilseydi ve servis edilen cümlelerle iktifa edilmeseydi site bu haberi aleyhime bu şekilde işlemeyecekti”
 
Akademik çalışmalarında İslamiyet'in Kürtlere zara verdiğini yazdığı iddiası
 
Böyle bir şeyi yazmaktan, söylemekten ve buna inanmaktan tekrar yüz bin kere Allah’a sığınırım. 12 ilmi okumuş bir medrese mezunu olduğunu ifade eden Yıldırım, “yüksek lisanstan profesörlüğe kadar ihtisasını ilahiyat fakültesinde yapmış biri olarak, İslamiyeti başta Kur’an ve Sünnet olmak üzere orijinal kaynaklarından takip edebilecek kadar Arapça bilen biri olarak ve henüz yayımlanmamış olsa bile Kürt İslam tarihiyle ilgili en geniş kapsamlı kronolojik birkaç cilt tutacak kadar çalışma yapan biri olarak böyle bir şeyi söylemem veya yazmam için koyu bir cahil olmam gerekir ki böyle bir cehaletten de Allah’a sığınırım. İslam’ın Kürtlere, Kürtlerin de İslam’a birçok şey kazandırdığını her fırsatta örnekleriyle birlikte haykırıyorum. Selahaddîn Eyyûbî, Ehmedê Xanî, Mevlana Haid, Said Nursî ve daha niceleri bunun müşahhas örnekleridir”
 
Örgüt veya BDP yanlısı bir kadrolaşmaya gittiği iddiası
 
Yıldırım Öncelikle benim asıl sorumluluk alanım olan Kürdoloji birimi ile ilgili şunu ifade edeyim: “Gerek örgüt ve BDP, gerekse Kurdî-Der gibi dil derneklerinin hem bizde hem de paydaşımız olan öbür devlet üniversitelerinde açılım doğrultusunda açılan Kürt dili bölümlerini sembolik kabul ettikleri, seçmeli Kürtçe dersini de anadille eğitim çalışmalarını geciktireceği endişesiyle boykot ettikleri, kendilerine yakın elemanlara bu gibi yerlerde görev almamaları yönünde telkin ve uyarılarda bulundukları, bu yüzden de başta Diyarbakır olmak üzere seçmeli Kürtçe dersini seçenlerin oranlarının çok düşük kaldığı kamuoyunca bilinmektedir. Tüm bunların bilinmesine rağmen Eylül 2012 tarihinde seçmeli Kürtçe dersi için 500 tezsiz yüksek lisans öğrencisi aldığımızda bunların çoğunun örgüt elemanı olduğu yönünde söylentiler ve şikâyetler dolaştı. Sınavı kazanan bu adayların isim listeleri duyuru mahiyetinde sitemizde günlerce askıda kalmasına ve bu şikâyetlerin üzerinden altı ay geçmesine rağmen bunlardan hiçbiri gözaltına alınmadığına veya tutuklanmadığına göre bu iddiaya itibar edilmemesi gerekir. Alınan öğretim elemanları için de aynı şeyleri söylüyorum. Diyelim ki yelpaze olarak kendini herhangi bir düşünceye yakın hisseden liyakat sahibi birisi açılımın yararına inanarak Kürdoloji biriminde veya başka bir birimde çalışmak için başvurdu ve kapı suratına kapatıldı, bu tavır insani, ahlaki ve İslami açılardan hangisiyle izah edilebilir? Açılımı yapanlar bunu herkes için yaptıklarını ve herkes tarafından sahiplenilmesi gerektiğini söylemiyorlar mı? Hatta buna sahip çıkmayanları eleştirmiyorlar mı?
 
Türkiye cumhuriyetindeki bütün insanlar, kurumlar, partiler ve toplumsal tabakalar; hangisi olursa olsun bizim ne kimseyi karşımıza ne de yanımıza almak gibi bir çaba ve lüksümüz vardır. Biz çalışmalarımızı objektif ve akademik bir perspektif ile yapmaya çalışıyoruz. Kimsenin görüşüne, mezhebine ve meşrebine bakmıyoruz. Bundan dolayıdır ki üçüncü yılımızda gelinen noktada belki de ilk kez üzerinde ittifak edilen bir şeye imza attık ki o da Kürdoloji alanında gerçekleştirdiğimiz başarılı akademik performanstır. Sayın Başbakanımız Marndin’de bir alan konuşmasında şunları ifade etmiştir: “Bugün Mardin Artuklu Üniversitesi Kürdoloji biriminde yapılanlar tek başına bir devrim niteliğindedir” dedi.

İHA

EĞİTİM Kategorisindeki Diğer Haberler