YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Kız ya da erkek olması fark etmez. Yeter ki çömez
Kız ya da erkek olması fark etmez. Yeter ki çömez
Kız ya da erkek olması fark etmez. Yeter ki çömez
14 Eylül 2008 / 14:52 Güncelleme: 00 0000 / 00:00

Üniversite kazanan her gencin ilk meselesi yeni bir hayata başlayacağı şehirde başını sokacağı bir ikametgah bulmak oluyor. Eğitim uğruna ailesinden uzaklaşan taze üniversitelilerin kimi ‘Kalabalıktan hoşlanmam.’ deyip birkaç arkadaş birleşip ev tutuyor, kimi de ‘Bulaşıkla, temizlikle uğraşamam.’ fikrini benimseyip yurtta kalmayı tercih ediyor.


Biz de pek çok üniversitede akademik yılın başlamasına bir gün kala yurt hayatını tercih edenleri erkenden uyarıyoruz. Neye karşı bu uyarı? Tabii ki yılların tecrübesine dayanan, kafa yorularak hazırlanan yurt şakalarına karşı. Çünkü yurtlarda kalan öğrencilerin hayatı sadece ders çalışmak veya sınavlara hazırlanmaktan ibaret değil. Hele ki kucağını açmış çömez kurbanlarını bekleyen üst dönemler açısından. Bir nevi taze üniversitelilere hoş geldin demek için sabırsızlanıyorlar. Aman dikkat! Siz siz olun ilk günlerde tedbiri elden bırakmayın. Üniversite hayatının ilklerini yaşadığınız bu heyecanlı günlerde gece gündüz, her an her yönden gelebilecek şakalara karşı hazırlıklı olun. Mukavemetli olun. Tabii hazmetmeyi de bilin ki kabul göresiniz. Gerçi sadece ilk günlerde değil yıl boyu şakalanma ihtimaliniz oldukça yüksek. Zaten yurtlarda kalıp da şaka yapmayan yahut şakalanmayan yok gibi. Derslerin stresinden, hayatın monotonluğundan birbirleriyle eğlenerek kurtuluyor yurt sakinleri. Öyle ki doğudan batıya hemen her yurtta diş macunu, ayakkabı boyası gibi basit araçlarla yapılan klasik faka bastırma türleri olduğu gibi mekanıyla, kurbanıyla, alet edevatıyla, yaşanan ilginç anlarıyla efsaneleşip dillerden dillere dolaşan şakalar da yok değil.


Yurtta sulh, şakayı hazmetmekten geçer!


“Kız ya da erkek olması fark etmez. Yeter ki çömez olsun. Biraz dayanıklı olsun. Sinirleri sağlam olsun. Hemen müdüre şikâyete gitmesin.” Bu şartları taşıyorsanız, bir de öğrenci yurdunda kalıyorsanız kendilerine kurban arayan şakasever öğrencilerin hedefisiniz demektir. Yurt şakaları, tecrübeli yurt sakinlerinin en büyük eğlencelerinden biri olsa da bugüne kadar şakalanmadığı için şanslı olan çömezleri, sıra kendilerine gelmeden uyaralım. Hele ki şaka timlerinin büyük performans harcadığı okulun ilk günlerinde. Yurt şakaları öyle duvarın arkasına saklanıp da ‘hö!’ diyerek geleni geçeni korkutmaya hiç benzemiyor. Üzerine kafa yorulmuş, planlar programlar yapılmış, senaryolar yazılmış, uzun yıllara ve farklı mekanlara dayalı tecrübelerle şekillendirilmiş şakalar bunlar. Kurbanın sinir haddini zorladığı kadar, izleyenleri kahkahaya boğan senaryolar. Anlatıldıkça, yaşandıkça çeşitlenen şakaların onlarca ayrı şehir ve yurt versiyonu var haliyle. Efsane halini alacak kadar iyi düşünülmüş olanların dışında bütün yurtlarda yapılan şu şakaları hemen hemen bütün çömezler yaşamıştır zaten: Yeni gelenin yatak-yorganı yurt müdürüne mühürletilir, banyo yaparken kabinin üstünden soğuk su atılır, dolap ters çevrilir ya da yeri değiştirilir, şakadan kavga çıkarılır ve karnına kan torbası konulan öğrenci bıçaklanır, uyurken yüzüne ayakkabı boyası veya diş macunu sürülür... Bazen acımasız boyutlara ulaşan yurt şakalarının özellikle lise dönemlerinde apayrı bir anlamı da var. Eğlenme amacının dışına çıkarak üst sınıfların kendilerini yeni gelenlere kabul ettirme aracına dönüşebiliyor çoğu zaman. ‘Bak çömez, buraların hakimi biziz. Bizim kadar olunca sen de yaparsın’ mesajını iletmek için birebirdir.


Ayakkabı boyası, diş macunu, tuz, limon gibi basit araçlarla yapılan şakalar, bilimsel bilgi ve iyi bir senaryoyla birleşince kurban üzerinde çok daha büyük etki uyandırabiliyor. İstanbul Teknik Üniversitesi Denizcilik Fakültesi’nde okuyan Abdülaziz Damar ve arkadaşlarının mentollü diş macunuyla yaptıkları şaka da böyle bir özellik taşıyor. Şakanın kurbanı ise Abdülaziz’in, “Biraz ana kuzusuydu ve tam bir hastalık hastasıydı.” diye tanımladığı bir yurt sakini. Şakacı ekibin içinde babası cildiye doktoru olan bir öğrencinin bulunması da senaryonun şekillenmesini sağlamış. Okul, dershane, etüt derken yorgun düşen kurbanın uyumasıyla şakacı ekip de harekete geçmiş. İlk iş, bulundukları katın elektrik şartelini indirmek olmuş. Ardından mentollü diş macununu derin uykuya dalan arkadaşlarının yanaklarına sürmüşler. Macunun yaklaşık yarım saat sonra kuruyarak cildin üzerinde katman halini almasının ardından başlamışlar senaryoyu oynamaya.


Sonrasını Abdülaziz şöyle anlatıyor: “Çocuğu uyandırdık. Hayretler içinde ‘yanağında iltihap gibi bir şeyler çıkmış’ dedik. Arkadaş panikle ayağa kalktı. Elektrikleri kestiğimiz için yüzünü göremedi tabii. Sonra ekipten arkadaş, sessize aldığı telefondan cildiyeci babasını arıyormuş gibi yaptı. Güya babası belirtileri sordu. Bizim şakalanan eleman da, ‘Yanağım yanıyor; ama ellediğimde üşümüş gibi hissediyorum.’ falan dedi. Çünkü diş macunundaki mentol, cildi yakıyordu; ama verdiği ferahlık üşüyormuş gibi hissetmesini sağlıyordu. Sonra telefondan kötü haber geldi. Anladık ki arkadaşımız yanak anemisi olmuş. Bu hastalık halk arasında cilt soğukluğu diye biliniyomuş. Soğuk gecelerde cildin açık kalan kısımlarındaki hücreler ölüyormuş ve acil tedavi gerekliymiş.” Bunları duyan kurban, gecenin üçünde, ‘Beni hastaneye götürün’ diye tutturmuş. Hatta annesini aramış. Annesinin telefonu kapalı olunca ekip rahatlamış. “İyice yaygaraya verdi ortalığı.” diyen Abdülaziz, şöyle devam ediyor: “Yurdun müdürüne gitmek istedi. Biz zor tutuyoruz. Sonra başladı, ‘Siz benim ölmemi istiyorsunuz’ diye. Bir taraftan da, ‘Yanağım üşüyor, yardım edin!’ diye bağırıyor. Tabii biz kahkahalara boğulunca bir şeyler döndüğünü anladı. Sonra olanları anlattık da kendine geldi. Ama sabah annesini aradı. Annesi de yurt müdürünü. Biz de kendimizi fırça yerken bulduk.” o.deligoz@zaman.com.tr



HEMEN HER YURTTA ÇÖMEZLERİN BAŞINA GELMESİ MUHTEMEL ŞAKALAR


YATAĞINI MÜHÜRLETTİN Mİ?


Klasik yurt şakalarından biridir. Yurt işlemlerinin hepsini tamamlama rahatlığıyla odasına gelen çömez, ‘hoş geldin’ sözcüklerinin yanı sıra ‘Yatağını mühürlettin mi?’ sorusuyla karşılaşır. Ne olduğunu anlamayan çömez, mühürletmediğini söyleyerek ne yapması gerektiğini sorar. Oda arkadaşları, yatağın yurt müdürü tarafından mühürlenmesi gerektiğini, yoksa odada yasal olarak kalamayacağını söyler. Hatta abartıp bütün oda sakinlerinin başını derde sokacağı da eklenebilir bu sözlere. Yeni ortamına ayak uydurmaya çalışan çoğu çömez de bu şakaya kanarak yatağını sırtladığı gibi müdür odasının kapısına gider. Kendisi gibi birçok çömezi burada görme olasılığı da oldukça yüksektir.


UYARI: En azından yatak yerine mührün daha kolay taşınabileceğini akıl edin.


MUSIC BOX!


Üst sınıfların, yeni gelenleri ağlatmak için kullandığı en acımasız şakalardan biridir music box. Gerekli olan tek araç boş bir elbise dolabıdır. Yurtta kalanların hatırlayacağı üzere bu dolapların kapağının hem üst hem de alt tarafında üç tane çizgi halinde boşluk bulunur. Çömez, üst sınıfların üzerine çullanmasıyla bir anda kendini bu dolabın içinde bulur. Canlı müzik kutusu hazırdır. Acımasız şakacılar dolaptan çıkmak için çırpınan çömeze istek şarkılarını söyleme şartını koşarlar. Bunun için de dolabın üzerindeki boşluktan bozuk para atarlar. Bu olay cepteki bozuk paranın bitmesine kadar sürer. Eğer şakacılar insaflıysa çocuğu parayla birlikte dolabın içinde bırakıp gider. Bozuk paraları dolabın altındaki boşluktan geri isteyip her şeye yeniden başlayan acımasızlar da yok değildir.


UYARI: Kalacağınız yurttaki dolapların kapaklarında bozuk para girecek kadar bile boşluk olmamasına dikkat edin.


TUVALET KÂĞIDINDAN MUMYA!


İlk iş olarak yurdun tuvaletlerinden bütün tuvalet kâğıtları toplanır. Daha sonra mumyalanacak ve yöneticilere yakalanırsa arkadaşlarını satmayacak cesur biri seçilir. Onlarca ruloyla, bu öğrencinin tüm vücudu sadece kolları ve bacaklarının hareket etmesine imkân verecek şekilde sarılır. Kopmaması için gevşek sarılan kâğıtlar, şeffaf bantla birbirine tutturulur. Ardından gece kontrolüne çıkan belletmenin!! yatakhaneye gelmesi beklenir. Mumyayla karşılaşan belletmenin renkten renge giren yüzü karanlık olduğu için görülemese de kendini toparladıktan sonra odasına doğru yüz metre koşucusu hızıyla kaçışı izlenebilir.


UYARI: Mumyanın Türkiye’de ne işi var. Mısır mı burası?


YATAKHANEDE UYU, LAVABO KAPISINDA UYAN


Uykusuna düşkün öğrencilerin yurtta kalmaya karar verirken iyice bir düşünmesi lazım. Çünkü şakacıların bir numaralı kurbanıdır kendileri. ‘Davul çalsa uyanmaz’ türünden yurt sakinleri uykuya daldığı yerden çok farklı bir ortamda güne merhaba diyebilir. Bunun için ilk olarak uykusu ağır öğrenci belirlenir ve derin uykuya dalması için uzun bir süre beklenir. En az dört kişi olmak üzere kurbanın yatağı yerinden kaldırılır. Hiç sarsmadan, ses yapmadan yatak üzerindeki kurbanla birlikte yurdun salonlarından birinin ortasına konulur. Yine bir acımasızlık söz konusuysa kurban gözlerini lavabo kapısının önünde de açabilir.


UYARI: Uykunuz çok ağırsa yatağınızı mobilyaya sabitlemenin bir yolunu bulun. Yatağı değil de sizi taşımaya karar verirlerse yapacak bir şey yok!


ŞAMPUAN MI YOKSA REÇEL Mİ?


Şakalanacağını hesaba katmadığı gibi dolabını kilitlemeyecek kadar cesur bir çömez seçilir. Yatakhaneden uzun süre uzak kaldığı bir anda dolabı açılır. Şampuan şişesi bulunur. İçindeki şampuanın büyük bölümü çöp kutusuna boşaltılır. Yerine içinde meyve parçacıkları barındırmayan reçel, itinayla boşaltılır. Bal veya pekmez de olabilir; ama onlar biraz pahalı olduğu için pek tercih edilmez. Dışı iyice temizlenen şampuan kutusu aynen yerine konulur. Kurbanın duş için şampuanını eline almasıyla kahkahalar hazırlanır. Banyodan şaşkınlıkla çıkan çömeze, ‘Saçların ahenkle dans ediyor. Şampuanının markası ne?’ türünden sinir bozucu sorular yöneltilir.


UYARI: Kullanmadan önce şampuan ve jöle kutusunun içine bir bak. Yerinde durmuyor olabilirler.


İĞNE İPLİKLE İNSAN DİKME SANATI


İğne ve iplikle ne yapılır? Düğme dikilir, sökükler onarılır. Ya yatağına dikilmiş bir öğrenci görürseniz? Sabah gözlerini açar açmaz felç olduğu hissini uyandırarak kurbanı büyük bir şokun içine atmaktan başka bir şey değildir. Gecenin bir vakti eline iğne ipliği alan usta terzi, kurbanın gece elbiselerini baştan aşağı yatakla birleştirir. Kurban uyanır ve yataktan doğrulamayınca neye uğradığını şaşırır. Uyku sersemliğiyle yatağa dikildiğini ve şakalandığını anlayamazsa şokun etkisiyle bağırarak bütün yurdu ayağa kaldırabilir. Tabii şakacılara yine kahkahalara boğulmak kalır. İnsaf derecesine bağlı olarak kurbanı bir zaman sonra felçli halinden azatederler.


UYARI: Maalesef yok. Uyandığında hareket edemiyorsan felç oldum sanarak kendinden geçme yeter.


ODTܒNÜN EFSANE ŞAKASI


Sağ-sol çatışmalarının zirvede olduğu dönemlerde ODTܒye yeni gelen bir öğrenciye şaka yapmak için yurdun bütün katı anlaşır. Sözde yasadışı bir örgüt kurulur. Hatta örgütün andı ve bayrağı bile hazırlanır. Ardından odalardan biri mahkeme haline getirilir. Gece yarısı uykusundan kaldırılan kurban, bu odaya getirilir. Sözde örgüt üyeleri kurbana yargılanacağını söyler. Mahkeme kurulur. Suçları bir bir sayılır. Savunma yazdırılır. Ardından kurbanın şaşkın bakışları arasında sonuç açıklanır: İdam. Neye uğradığını şaşıran genç, can havliyle kendini dışarı atar ve soluğu jandarmada alır. Jandarma da yurdu basar. Şakacı gençler, ortada bir örgüt olmadığını, yaşananların tamamen bir şaka olduğunu anlatana kadar akla karayı seçer. Sonuçta yaklaşık 15 öğrenci yurttan atılır.


AĞA’YA SAYGI


Ağa şakası yurda gelen hemen herkese uygulanan kandırmacalardan biridir. Çömeze ‘odaya hoş geldin’ demenin başka bir şeklidir. Odada kalanların en iri yarı olanı çömeze ‘yurt ağası’ olarak tanıtılır. Odada kalanlar ağaya haraç veriyormuş taklidi yapar. Bu şakaya yöneticilerden birini de ikna edip katarsanız atacağınız kahkahalar daha güçlü olur. Yöneticinin de haraç verdiğini gören çömez için ağaya itaat etmekten başka bir seçenek kalmaz. Uzun süren bu şaka genellikle ağanın çömezden ayaklarını yıkamasını istemesiyle son bulur.


UYARI: Hapishane koğuşunda değil, yurt odasında kaldığını unutma!

EĞİTİM Kategorisindeki Diğer Haberler