27 Mayıs 2017 Cumartesi
  • Altın145,745
  • BIST97.533
  • Dolar3,5801
  • Euro4,0019
  • Euro/Dolar0.00
  • Sterlin4,5827
  • İstanbul16 °C
  • Ankara10 °C
  • İzmir15 °C
  • Konya11 °C
  • Adana16 °C
  • Antalya17 °C
  • Diyarbakır15 °C
  • Bursa15 °C
  • Kayseri8 °C
  • Kocaeli12 °C
  • Şanlıurfa14 °C
  • Gaziantep14 °C
  • İçel18 °C
ABD VE TERÖR MÜHENDİSLİĞİ
YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
İşte dershanelerdeki başarı tuzağı
Öğrencileri bir gelir kapısı olarak gören dershane sisteminin başarı oranları eğitim dünyasında tartışmalara sebep oluyor
İşte dershanelerdeki başarı tuzağı
26 Kasım 2013 / 14:24 Güncelleme: 26 Kasım 2013 / 14:35

Seviye belirleme sınavlarıyla takip ettikleri başarılı öğrencileri ayrı bir çalışma programıyla hazırlayarak ya da belli ödüller karşılığında dershanelerin reklamının yapıldığı iddiaları konuşulurken, eğitimciler geriye kalan öğrencilerin müşteri olarak görüldüğünü ve kurban olduğunu söyledi.

Dershanelerin başarı tuzağını Eğitim Bir Sen İstanbul Şube Başkanı Emrullah Aydın ve eğitimci yazar Sait Çamlıca Akit’e anlattı.

Aydın: "Dershanelerin başarısı yalandır" 

Eğitim Bir Sen İstanbul Şubesi Başkanı Emrullah Aydın, “Dershaneler Seviye Belirleme Sınavı (SBS) denilen öğrencinin kapasitesini ölçecek sınavları ilkokul 4. sınıftan itibaren başlayıp lise son sınıfa kadar yaparlar. Bu yöntemle çocukları takip ederek başarı durumuna göre peşine düşerler.

Başarı alanına göre belirledikleri bu öğrencinin ailesine kadar nüfuz ederek ısrarla kendi dershanelerine katmaya çalışırlar ve neticede belirli ikna yöntemleriyle katarlar. Örnek vermek gerekirse bir dershanede yer alan 500 öğrencinin 1 tanesi başarıyla bu sınava hazırlanırken geriye kalan 499 öğrenci müşteri olarak görülür. Bu 499 öğrenciye milli eğitime bağlı okullardan daha düşük bir eğitim verilir.

Dershanenin tek avantajı sınıfların az kişilerden oluşmasıdır. Biz 60 kişilik sınıflarda ders verirken, dershaneler 20 kişilik sınıflarda ders vererek öğrenciyle daha fazla ilgilenme şansına sahip oluyor. Bu da maddi imkanla orantılıdır. Bunun yanında dezavantajı olunan nokta ise bir günde 3 farklı öğrenci grubunun derse alınmasıdır. Bu durum o kadar ticarileştirilmiştir ki, kapasiteleri yetmemesine rağmen üçer saatten 3 grup yapmışlardır.

Dershanelerin Milli Eğitime bağlı okullarla kıyaslandığı zaman daha başarılı öğrenci yetiştirdiği yalandır. Tamamı gerçek olmamakla birlikte MEB’e bağlı çalışan öğretmenleri aşağılayan bir durumdur. Dershanedeki öğrencilerle okuldaki öğrenciler kıyaslanmaz. Bir kere fiziki yönden imkanlar farklıdır.

Öte yandan onların yaptığı SBS sınavında sonuncu olan öğrenciyi bile yetiştirmeyi amaçlarken onlar sadece listenin en üst kısmındaki öğrencileri alırlar. Bu başarı seviyesi yüksek olan öğrencilere herkesten farklı muamele edilerek sınavda birinci olacak şekilde programlar hazırlanır. Bu başarılı çocuğa günde 5 bin soruya varan test çözdürülür. Bu çocuk testkolik olur adeta. Bunun adı eğitim değildir, başarı ise hiç değildir” dedi.

Dershanelere başarılı öğrencileri reklam için kullanıyor

Dershanelerin başarılı öğrencilere ödül vererek reklamlarını yaptığı bizzat öğrenciler tarafından açıklanmıştı. 2007 yılının ÖSS’nin şampiyonları Çağrı Berk Onuk, Murat Ahıskalı ve Çağrı Sert adlı öğrenciler, eski dershanelerinin ÖSS şampiyonlukları için vaat ettikleri otomobil ve para ödülünü az buldukları için yeni dershanelerle anlaşmalar yapmış, 2008 yılında yapılan ÖSS’de dereceye girerek ödül kazanmışlardı.

Ödül için FEM'den yeniden sınava girdi

2007 yılında Uğur Dersanesi’nde okuyan ve Sözel - 2 ile Fransızca bölümünde 1. olan Çağrı Sert, 2008 yılında da FEM dershanesi öğrencisi olarak sınava girmiş ve ÖSS 2. olmuştu.

Çağrı Sert, “Boğaziçi’nde okurken neden tekrar sınava girdiniz” sorusuna; “Okulumdan memnunum. Uğur Dershanesi, vereceğini söylediği ödüllerin onda birini bile vermedi. Boğaziçi Üniversitesi’nden oda arkadaşım geçtiğimiz yıl 2. olmuştu. Daha büyük ödül aldı. Bu yıl yeniden sınava girdi ve 3. oldu. O başka bir dershaneye kayıt yaptırdığı için benden yine daha fazla ödül alacak. Ben de başka bir dershaneye kayıt yaptırıp sınava girdim” şeklinde cevap vermişti.

Onuk: "Otomatik vites istedim"

ABD’deki Princeton’ın öğrencisi Çağrı Berk Onuk da ilginç açıklamalar yapmıştı.

ÖSS’de 2007 yılının Eşit Ağırlık 2 ve Sözel 2 bölümünün 1. olan Çağrı Berk Onuk, 2007’deki dershanesinin laptop teklifini reddetmiş, 2008’de şampiyonluk durumunda otomobil vaat eden Berk Dershanesi ile anlaşarak sınava girip şampiyon olmuştu.

Onuk, tekrar sınava girişini, “Geçen sene gittiğim dershane sözünü tutmadı, istediklerimi alamadım. Birinci oldum. Dershanemden bana Citroen C-4 marka otomobil alacakları bildirildi. Ben de otomatik vitesli olmasını istedim” demişti.

2007 yılının EA ikincisi Boğaziçi Üniversitesi öğrencisi Murat Ahıskalı ise, 2008’deki Fem Dershanesindeki öğrenciliğiyle Sözel 2’deki 3’üncülüğünü hatırlatanlara, “Geçen sene bir otomobile eş değer bir para ödülü verdiler. Bu sene de verirler herhalde” demişti.

Çamlıca: "Devlet vatandaşı dershane yükünden kurtarsın"

Dershanelerin eğitimdeki yeri tartışmasını, cemaate taraftar olma veya karşı olma ekseninde değil, eğitim hayatındaki yeri ekseninde yapmanın daha doğru olacağını vurgulayan Eğitimci Yazar Sait Çamlıca ise, “Bir zamanlar ‘ihtiyaç’ olan dershanelerin, zaman içinde vatandaşa ‘yük’ olmaya başladığını görmek zorundayız.

Dershanelere karşı olmak, cemaate karşı olmak anlamına gelmiyor. Dershaneleri ‘fakir-fukara’ okutan hayır kurumları olarak göstermeye çalışmak, hangi aklın ürünü? ‘Dershane taksiti ödeme sıkıntısı yaşamış yüzbinlerce insan, bu haberleri okurken ne hissediyor?’ diye düşünmek gerekir.

Zaten başarılı olan öğrencileri ‘reklam’ malzemesi olarak kullanıp, başarısız öğrencilerden’ yüksek ücret alarak’ dönen bir çark’tan bahsediyoruz. Çok çirkin pazarlama teknikleriyle yönlendirilen veliler, hayal kırıklıkları yaşıyorlar.

Hangi dershane, başarısız olduğunu bildiği bir öğrenciye, ‘Senin kazanma şansın çok az. Boşuna masraf yapma’ demiştir. Başarılı öğrencilerin ‘reklam malzemesi’ başarısız öğrencilerin ‘para kaynağı’ olarak değerlendirildiği kurumların ‘dönüştürülmesi’, devletin vatandaşını ‘kandırılmaktan koruma’ politikalarının gereğidir.

Millet bir zamanlar ‘ihtiyaç’ olan dershanelerle kendisine hizmet eden insanlara nasıl dua ediyorsa, dershane yükünden kendisini kurtaracak olanlara da dua edecek. Devlet vatandaşlarını bu yükten kurtarmak zorundadır” ifadelerini kullandı.

 

YENİ AKİT

 

14:58
 // İSTİSMAR
Said i Nursi Hazretlerinin tırnağı bile olamayanlar, bu büyük zat'ı istismar ediyor. Öte taraftan da kemalistler, Mustafa Kemal'i istismar edip, bu takkeli gezicilerle kolkola oluyor. E tabi, Angola'da, islam yasaklanır. Yasaklamayıp, ne yapsınlar....
26 Kasım 2013 14:58
EĞİTİM Kategorisindeki Diğer Haberler