YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Türkiye'yi itibarsızlaştırma operasyonu
Türkiye'yi itibarsızlaştırma operasyonu
26 Aralık 2011 07:32
Prof. Dr. Çağıran,'Fransa, Türkiye’yi bütün dünyanın önünde soykırım gibi ağır bir töhmet altında bırakmak istiyor' dedi... Çağıran, Bugün gazetesinden Seda Şimşek'in sorularını yanıtladı...

Fransa seçim için stratejik menfaatlerini tehlikeye atmaz

Prof. Dr. Mehmet Emin Çağıran, Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi. Doktorasını Fransa’da yaptıktan sonra Galatasaray Üniversitesi’ne döndü. Fransa parlamentosundan geçen Ermeni soykırımını inkâr edenlere ceza verilmesine dair düzenlemeyi “sürpriz” bulmayanlardan; bunun bir seçim yatırımı olduğu tezine ise katılmıyor. Çağıran, “Fransa, Türkiye’ye içinde bulunduğu iktisadi ve siyasi şartlar müsait olmadığı halde meydan okumayı, büyük bir riski göze alıyor. Bu riski alması iki şekilde açıklanabilir. Birincisi, basit açıklama, günlük siyasi kaygılarla ve de düşüncesizce, yanlış bir yol izleyerek Fransa’nın bu adımı atması ihtimal dahilinde ama Fransa gibi bir devletin dış politika davranışını açıklamak için çok basit bir gerekçe olur. İkincisi de Fransa ne yaptığını bilerek hareket ediyor. Kuzey Afrika veOrtadoğu Bölgesi’nde stratejik menfaatlerini, dünyadaki Ermeni diyasporaları üzerinden güçlendireceği global siyaseti Türkiye’yi kaybetmekten daha önemli görüyor” diyor.

*Sizce Fransa’da atılan adımda seçimlerin hiç mi etkisi yok?

ABD, Fransa gibi değişik diyasporaların yaşadığı, toplumda etkili olduğu devletlerde seçimler yaklaştıkca bu tür şeyler olur, ama bunlar devletlerin esas politikalarında belirleyici değildir. Hiçbir zaman Fransa gibi büyük bir devlet bir seçim uğruna veya 300-500 bin oy uğruna önemli siyasi stratejik menfaatlerini tehlikeye atmaz.

*Olan ne o zaman Fransa’da?

Fransa’nın ısrarla bu işin üzerinde durmasında daha köklü siyasi sebepler var.Mesela, Fransa sadece kendi ülkesindeki Ermeni diyasporası ile ilgili değil, bütün dünyadaki Ermeni diyasporası üzerinde stratejik hesap yapıyor. Ermenistan’da 3milyon kişi yaşıyor, Fransa’da, Rusya’da,ABD’de,Hindistan’da, dünyanın değişik bölgelerinde oranları değişse de 12 milyon Ermeni yaşıyor. Bunlar iş hayatında, bürokraside, sanat ve düşünce hayatında bir şekilde ses getiren, etkili kişiler. Ermeni diyasporasına sahip çıkmanın, kontrol etmenin en önemli yolu diyasporanın en belirgin vasfı olan Türk düşmanlığı. Bu düşmanlık 1914-1915 yılında soykırım yapıldığı tezine dayanıyor. Bu şekilde Fransa, dış politikasında kendi hizmetinde dünya çapında bir ‘lobi’ kazanmış oluyor. Bu bir devlet için son derece önemli bir stratejik araç.

ERMENİLER ÜZERİNDEN HESAPLAŞMA

*Paris, bu lobi için Ankara’yı fedamı ediyor?

Hayır, sadece Fransa açısından değil, büyük Batılı devletlerin tamamı açısından geçerli bir sebep var. Kısa vadeli veya özel durumlardaki ilişkiler ne kadar iyi olursa olsun, uzun vadeli, Batılı büyük devletlerin Türkiye’ye bakışı, Sevr mantığına dayanıyor. Bu uzun vadeli bir strateji olduğu için günlük politikalarda veya belgelerde ifade edilmez, ama olağanüstü durumlarda hemen devreye girer. Bunun bir şekilde canlı tutulması lazım. Ermeni meselesi bunu canlı tutmanın en önemli araçlarından birisi olarak hizmet ediyor Batılı devletlere. Yani bu, Batılıların çok geniş bir tarihsel perspektiften bakarak dinî gerekçeleri de ağırlıklı olmak üzere Türkiye ile hesaplaşması şeklinde özetlenebilir. Türkiye’nin bu konuda hassas olduğunu bildikleri için bu, Türkiye’yi köşeye sıkıştırma, Türkiye’den tavizler koparma, Türkiye’nin dengesini bozma aracı olarak kullanılıyor.

FRANSA’DAKİ GİRİŞİM SÜPRİZ DEĞİL

*O zaman yaşananlar sürpriz değil.

AB’nin soykırımlarla ilgili, soykırımların tanınması, kabul edilmesi, bunlarla yüzleşilmesine dair bir kararı var. Fransa’nın bu kanun tasarısı o karara dayanarak hazırlandı.Dolayısıyla bu bir anda ortaya çıkmış, sürpriz bir durumdeğil. Fransa’nın kanun teklifinin gerekçesinde yazıyor. Biz devlet olarak felaket kapıya geldiği zaman tepki gösteriyoruz.Dalga dalga geliyordu. AB bu kararı alırken hiçbir tepkide bulunmadık, diğer AB üye devletleri de benzer kanunlar çıkaracaklar.

*Bu dönemde bu konunun gündeme getirilmesinde sizce en önemli etken nedir?

Fransa Kuzey Afrika’da hep etkili olmuş son yüzyıllarda, Libya’da da etkili olmak istiyor şimdi. En büyük rakibi Türkiye. Bir de dönemsel olarak önemli örneklerden birisi Suriye. Suriye, Fransa’nın birinci derece ilgilendiği ülkelerden. Fransa,Ortadoğu’da etkili olmakistiyor. BuradadaFransa’nınenönemli rakibi yine Türkiye.Her ne kadar şimdi Suriye’de Batı ile Türkiye birlikte hareket ediyormuş gibi görünüyorsa da Suriye’de tıpkı Libya’da olduğu gibi Esad sonrası için bir nüfuz savaşı yaşanacak.

TÖHMET ALTINDA BIRAKMAK İSTİYOR

*Sözde Ermeni soykırımı Fransa’nın tutunacağı bir dal mı oldu?

Fransa, Türkiye’yi bütün Batılı devletlerin ve mümkünse bütün dünyanın önünde soykırımgibi ağır bir töhmet altında bırakmak istiyor. Böyle bir suçlama, Türkiye’nin siyasi olarakmanevra alanını daraltır. Belki Suriye’de, Libya’da, Türkiye’nin etkisini doğrudan belirlemez, ama Türkiye’nin burada etkin olabilmesi için de ABD ve AB ile, dünyanın geri kalanı ile ilişkilerini istikrarlı bir şekilde sürdürmesi lazım. Fransa’nın bu adımı Türkiye’nin dünyanın geri kalanı ile istikrarlı ilişkilerini sekteye uğratmayı da amaçlıyor.

*Soykırım iddiaları arayıp da bulamadıkları bir fırsatmı sundu?

Soykırım meselesi hassas birmesele. Bu herkesin suç olarakkabul ettiği, ayıpladığı,birmilletin,devletin şerefiyle, haysiyetiyle doğrudan bağlantılı bir şey. Yani, bir devlete, bir topluma karşı itibarsızlaştırma operasyonu yapmak isterseniz, uluslararası alanda kullanacağınız ilk kavram soykırım.

Kuvveden fiile geçince...

Prof. Dr. Mehmet Emin Çağıran’a göre Türkiye hiçbir şey yapmadığı, bölgeye tamamen sırtını döndüğü zamanlarda bile Fransa tarafından rakip olarak görüldü. Çağıran, “Son dönemlerde gücü kuvveden fiile geçmeye başlayınca Türkiye, Fransa için daha ciddi bir rakip haline geldi” dedi.

Kıbrıs’taki Loizidu davası gibi davalar açılır

*Türkiye, bu soykırım meselesi ile nasıl köşeye sıkıştırılır?

2. Dünya Savaşı sırasında yaşandığı söylenen Yahudi soykırımı ile ilgili Almanya’nın tutumu belirleyici. Almanya sorumluluğunu siyasi planda kabul etti, ilaveten soykırım mağdurlarının mağduriyetini giderecek tazminat gibi birtakım başka tedbirler aldı. Türkiye’nin de artık bunu kabule zorlanması veya iyice köşeye sıkışması durumunda, bir sonraki aşama bu soykırımın oluşturduğu mağduriyetlerin giderilmesi olacak. Eğer soykırım kabul edilirse bunların tazmin edilmesi gündeme gelebilir. Kuzey Kıbrıs’taki Loizidu davası gibi, belki yüz binlerce tazminat talebi ile Türkiye karşı karşıya kalabilir. Bir devletin bu şekilde tazminat talepleriyle köşeye sıkıştırılması o devletin iktisadi ilişkileri, prestiji açısından son derece önemlidir. Ayrıca, tazminat talepleri toprak taleplerini haklı gösterecek. Biz henüz birinci ayağını yaşıyoruz, ikinci ayağında böyle bir durum var.

AİHM’DEN MEDET UMMAK

*Alınan kararın ifade hürriyetine aykırı olduğu ve AİHM’e başvuruda bulunulabileceği iddialarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Fransa’nın çıkardığı kanun esasta ifade hürriyetine aykırıdır. Ancak, bu konuda AİHM’den medet ummak da hayal kırıklığına sebep olabilir. Çünkü AİHM 1990’lı yıllarda mesela birtakım davalarda, Yahudi soykırımı yoktur deyip de cezalandırılan şahısların başvurusunda ceza veren devletleri haklı buldu. AİHM’de bu işin çözülebileceğini söyleyenler AİHM’in içtihadlarını yeterince incelememişler.

İslam, Fransa’nın yumuşak karnı

*Fransa’da yükselen bir Müslüman nüfus var. Fransa bu fırsattan istifade kendi sınırları içinde yaşayan Müslümanlar’a da mı bir mesaj veriyor?

Fransa’daki Müslüman nüfusu bir şekilde etkileyecek, denetleyecek bir gücün İslam dünyasında ortaya çıkması -bunun en yakın adayı Türkiye- Fransa’nın ulusal bütünlüğünü tehdit edecek bir durum ortaya çıkarabilir. Müslüman nüfus Fransa’nın yumuşak karnı. Fransa, PKK meselesinde Kürt meselesinde Türkiye’ye karşı ne yapabiliyorsa, uzun vadede aynı imkânlar Fransa’ya karşı Türkiye’nin elinde var. Fransa’da 2050’de neredeyse Müslümanlık birinci din haline gelecek. Türkiye’de Türk toplumu ile dini ve kültürel olarak hiçbir farkı olmayan Kürt toplumundan bir bölücülük meselesi çıkarılabiliyorsa, Fransa’da Fransız toplumuyla tamamen farklı olan Müslüman toplumu Fransa’nın başını ağrıtacak meselelere gebedir.

Fransız ‘Türkler biraz kızar, sonra unutur’ diye bakıyor

*Türkiye bazı yaptırım kararları aldı.

2001’de Fransa Ermeni soykırımını tanıdığına dair kanunu çıkartmıştı, ondan sonra yaşananlar, Türkiye’nin bir iki tepkisi ve tepkisizliği bu tip teşebbüslere cesaret veriyor. Fransızlar “Türkler biraz kızarlar, sonra unuturlar” diye bakıyor, Türkiye’nin tehditlerinden,müeyyidelerinden etkilenmiyor. Bu konuda Türkiye yalancı çoban durumunda. Bu da Türkiye ile ilgili bu tip kararlar alma konusunda devletleri cesaretlendiriyor.

Şimdi Fransa’ya birtakım müeyyideler uyguluyoruz, ama Türkiye, Fransa’nın NATO’nun askeri kanadına dönmesini engelleyebilirdi ya da elinde koz olarak tutabilirdi. Ama, biz Fransa’ya vize verirken, karşılığında ne 2001 Ermeni Soykırım Kanunu ile ilgili ne de başka bir konuda taviz aldık.

*Fransa Türkiye’yi bir rakip olarakmı görüyor?

Fransa bir ABD, bir Rusya, bir Çin değil, ama bunlar gibi rol oynamaya çalışıyor ve bu potansiyeli var. Geçmişinde de vardı zaten. Suriye sınırını biz Fransızlar ile çizdik. 1. Dünya Savaşı’ndan sonra Fas’tan İran’a kadar olan bölgeden Türkiye çekilince, bu boşluğu doldurmamücadelesi İngiltere, Fransa, ABD ve Rusya arasında geçti. Türkiye’nin tekrar bölgede güçlenmeye başlaması, Arap kamuoylarında ve de yönetimlerinde Türkiye’nin model ülke, hatta lider ülke olarak gündeme gelmesi ABD’nin değil ama, Fransa gibi nispeten daha az güçlü aktörlerin önünü tıkayacak bir gelişme. Onlar Türkiye’ye baktığında sadece Türkiye olarak görmüyor. Avrupa’dan bakıldığında Türkiye, Osmanlı’nın devamı, Türk ve İslam dünyasında etkili olabilecek bir ülke.

‘Bölgede nereye baksak altından Osmanlı çıkıyor’

*ABD ile rekabet etmiyor, Türkiye ile mi ediyor?

ABD’yi silmek mümkün değil. Ancak, Türkiye şu anda potansiyel bir rakip. Fransa gibi devletler dış politikalarında felaket kapıyagelmeden tedbir alırlar. De Gaulle, Fransa’y ıKuzey Afrika, Ortadoğu ve Balkanlar’da etkilibir devlet haline getirmeyeçalışırken şunu söylemiştir: “Bu bölgelerde nereye baksakaltından Osmanlıçıkıyor veOsmanlı hâlâyaşıyor. Osmanlı ölmek bilmiyor.”  (Bugün)

DÜNYA Kategorisindeki Diğer Haberler