YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Türkiye'nin Politikası Bağımsız
Türkiye'nin Politikası Bağımsız
12 Kasım 2009 09:19
Özellikle Davutoğlu'nun Dışişleri Bakanı olmasının ardından son dönemlerde büyük ilgi gören Türkiye'nin şahsiyetli dış politikası, Batılıları şaşkına çeviriyor.

CIA'nın Ulusal İstihbarat Konseyi'nin eski başkan yardımcısı, CIA'nın eski Türkiye şefi Graham Fuller; “Türkiye artık Batı'nın sadık müttefiki değil” dedi.

Özellikle Ahmet Davutoğlu'nun Dışişleri Bakanı olmasının ardından son dönemlerde büyük ilgi gören Türkiye'nin şahsiyetli dış politikası, Batılıları çıldırtmaya devam ediyor.


TÜRKİYE BATI'YI ŞAŞIRTMAYA DEVAM EDİYOR

Suriye ile vizelerin kalkması, Irak'la ortak kabine toplantısı, İran'la karşılıklı davetler, D-8'e verilen destek, İSEDAK toplantıları, İslam Konferansı Örgütü'ne verilen büyük destek ve İsrail'le giderek artan gerginlik Batı'nın tepkisini çekmeye devam ediyor. Bilindiği gibi geçtiğimiz günlerde Türkiye ile Suriye arasında yıllardır beklenen girişim gerçekleşmiş ve vizeler kaldırılmıştı. Suriye'den sonra Katar da vizeyi kaldırmıştı. Yine geçtiğimiz günlerde Türkiye - Irak Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi çerçevesinde Türkiye ve Irak arasında ortak bakanlar kurulu toplantısı yapılmıştı. Toplantıda, Türkiye ile Irak arasında ticaret, içişleri, bayındırlık, iskan, sağlık, ulaştırma, su kaynakları, enerji ve tarım konularını içeren 48 mutabakat muhtırası imzalanmıştı. İran ile geliştirilen sıcak ilişki her geçen gün artarak devam ederken; İsrail ile olan ilişkiler ise her vesile ile giderek gerginleşmeye devam ediyor. Türkiye'nin gerek bölgede artan aktivitesi, gerekse uluslararası alanda artan rolü, D-8 ülkeleriyle ilişkilerine de yansıyordu. Bu nedenle Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu 2 Kasım tarihinde Malezya'da gerçekleştirilen D-8 Dışişleri Bakanları 12. Konsey toplantısına katılmıştı.

“SADIK MÜTTEFİK DEĞİL”

CIA'nın Ulusal İstihbarat Konseyi'nin eski başkan yardımcısı, CIA'nın eski Türkiye şefi Graham Fuller ise son gelişmeleri yorumladığı söyleşisinde; “Türkiye artık Batı'nın sadık müttefiki değil” dedi. ABD'nin ‘yeşil kuşak' ve ‘ılımlı İslam' gibi projelerinin sahibi olan Fuller, BBC'ye verdiği söyleşide; “Bundan sonra Türkiye Batı'nın reçetelerini uygulamasa bile, yaptıklarından Batı da faydalanacak. Batı Türkiye'nin bu bölgelerle ilişki kurmasını istememişti. Onlar Türkiye'nin sadık bir NATO müttefiki olarak kalmasını istedi. Türkiye'nin, doğusu ve güneyindeki çıkarlarını göz ardı ettiler. Şimdi ise Batı, Türkiye'nin dış politika ufkunun genişlediği gerçeğini kabul etmek zorunda kaldı. Örneğin Bush yönetimi, Türkiye'nin İran ve Suriye ile iyi ilişkiler kurmasından son derece mutsuzdu. Washington o dönemde her iki yönetimin de dışlanmasını istiyordu. Washington Türkiye'nin, Rusya'yla, Çin'le ilişkilerini geliştirmesini istemiyordu. Ancak Türkiye kendi çıkarları doğrultusunda hareket etmeye devam etti. Ve benim gibi pek çok dış gözlemci, Türkiye'nin Suriye, İran ve diğer sorunlu ülkelerle bağlarını güçlendirmesinin, Amerikan yönetimi bunu anlamasa ve kabul etmese bile, Amerikan çıkarlarına da hizmet ettiği görüşündeydi” diye konuştu.

FULLER: DAVUTOĞLU İLE CİDDİ ADIMLAR ATTILAR

Türk dış politikasının ileri gelenlerinden bazılarının uzun zamandır yalnızca ABD'nin ve NATO'nun bölgedeki uzantısı olma konusunda kuşku duymaya başladıklarını dile getiren Fuller şöyle devam etti; “Bunu sadece İslamcılar düşünmüyordu. Yani bence bu hareket AK Parti iktidara gelmeden önce de büyüyordu ama AK Parti, özellikle de Ahmet Davutoğlu dışişleri bakanı olduktan sonra daha ciddi adımlar atmaya başladı. Dışişleri bakanlığı da; ABD ve Avrupa ile birlikte çalışan, AB üyesi olmayı hedefleyen ama aynı zamanda Rusya ile, Çin ile, Arap dünyası ile, Kafkaslarla, Orta Asya ile, Akdeniz'le, Afrika ile çalışan bir dış politika vizyonunu büyük ölçüde destekliyor bana kalırsa. Türkiye'de dışişleri bakanlığının, sayıları giderek azalan Amerikan yanlısı kuşağı dışında buna karşı çıkan olduğunu sanmıyorum. Türkiye'nin kendi bölgesinde son 10 yılda Amerika'nın izlediği politikalardan daha akıllıca davrandığını kabul etmekte bir sorun görmüyorum. Bence AK Parti'den sonra iktidara gelecek hükümet döneminde de bu politika genel hatlarıyla devam edecek. Belki ufak tefek değişiklikler olabilir ama çıkarları için çevresine 360 derecelik bir açıyla bakmaya devam edecek.”

“TÜRKİYE'NİN POLİTİKASI BAĞIMSIZ”

Suriye'nin Türkiye'nin nihayet kendisiyle ilgilenmesini büyük coşkuyla karşıladığını belirten Fuller, BBC'ye verdiği söyleşiyi şöyle bitirdi; “Başka Arap ülkeler de, Türkiye'nin ‘İslamcı partilere nasıl davranmalı?' meselesini çözmesini beğeniyle izliyor. Türkiye artık İslamcı bir partiyi, tabii ılımlı bir İslamcı partiyi sistemine entegre etmiştir. Bu süreçte bu parti de bir şeyler öğrendi, olgunlaştı, genişledi. Ve bir noktada bu parti normal yollardan, seçimle iktidardan inecek. Türkiye de İslamcı partileri sisteme katma döngüsünü tamamlamış olacak. O bölgede başka hiçbir ülke bunu başardığını söyleyemez. Onların İslamcı partilerle çok düşmanca, olumsuz, tehlikeli ilişkileri var. Bu yüzden Türkiye bölgede hem İslamcı partiler, hem de hükümetler tarafından merakla izleniyor. Bu arada Türkiye, İsrail'le çok kısa bir aşk yaşadı ve bu dönemde eğer İsrail'e yakın durur, Suriye'ye, İran'a, Filistinlilere ve başkalarına düşman olursa Amerikan Kongresi'nin, tüm Türk çıkarlarını destekleyeceğini umdu. O günler artık geçmişte kaldı. Bence Washington bu durumdan rahatsız. Amerikan dış politikasının ileri gelenlerinde İsrail'den yana ciddi bir önyargı var; nesnel ve bağımsız değerlendirmeler yapmaktan, İsrail ile Arap dünyası arasında bir denge kurmaktan acizler. Türkiye ise bunu yapıyor ve bu sayede, Amerika'nın çok taraflı, dengesiz tutumuna eleştirel yaklaşan pek çok ülkenin takdirini topluyor. Türkiye'nin politikasının kaynağını Washington'da aramak, çılgınlık olur. Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu bu konuda uzun süredir yazıp çiziyor. Ve o bölgede hiçbir ülkenin uğruna uğraşmadığı bir denge tutturmaya çalışıyor.”

Vakit

DÜNYA Kategorisindeki Diğer Haberler