YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
TGD Başkanı Kenan Kolat, kararın asimilasyon baskısını arttıracağını söylüyor
TGD Başkanı Kenan Kolat, kararın asimilasyon baskısını arttıracağını söylüyor
TGD Başkanı Kenan Kolat, kararın asimilasyon baskısını arttıracağını söylüyor
05 Aralık 2008 / 15:12 Güncelleme: 00 0000 / 00:00

Almanya iktidar partisi CDU, anayasaya “Almanya’nın dili Almanca’dır” ifadesinin konulmasına yönelik bir karar aldı. Bu kimilerine göre doğal, kimilerine göre ırkçı bir karar. TGD Başkanı Kenan Kolat, kararın asimilasyon baskısını arttıracağını söylüyor.


Almanya’da iktidardaki Hıristiyan Demokrat Birlik Partisi’nin (CDU), Stuttgart şehrinde düzenlediği genel kurulunda tartışmalara neden olan bir karar alındı. Karara göre parti, anayasaya “Almanya Federal Cumhuriyeti’nin dili Almanca’dır” ibaresinin girmesini destekleyecek. Başbakan Angela Merkel’in karşı çıkmasına rağmen kabul edilen bu kararın ardından, ülkede tartışmalar başladı. Kimine göre, bu ifadenin anayasada yer alması, “Alman bayrağının renkleri ‘siyah-kırmızı-sarı’dır” demek kadar doğal. Kimine göre ise, böyle bir ifadeyi desteklemek ırkçı/millyetçi bir yaklaşımı simgeliyor. Karar Alman basını ve politikacıları meşgul ettiği kadar, Almanya’daki Türk toplumunun da gündemine oturdu. Konuyu Ntvmsnbc’ye değerlendiren “Almanya Türk Toplumu” (TGD) Genel Başkanı Kenan Kolat, böyle bir karar alınmasının gereksiz olduğunu ve hayata geçmesi durumunda Türk göçmenler için olumsuz sonuçlar doğurabileceğini söylüyor.


Kolat, iktidardaki partinin genel kurultayı tarafından alınan kararın çok önemli ve ciddi bir karar olduğunu söyledikten sonra şunları kaydetti: “Kararın hayata geçmesi için Federal Parlamento’da ve Eyaletler Parlamentosu’nda üçte iki çoğunluk tarafından onaylanması gerekiyor. Bazı kesimlerden gelen işaretler bunun gerçekleşebileceği doğrultusunda. Burada en önemli nokta şu: Almanya’da hiç kimsenin, hiçbir göçmen veya Alman kuruluşunun “Almanca resmi dil değildir” diye bir çıkışı yok. Bunun değişmesi talebi de söz konusu değil. Bu yüzden, “Almanya Almanca’nın resmi dilidir” ifadesinin anayasaya alınmasında genel olarak sorun yok gibi görünebilir. Ama CDU’nun karar metninde, “Almanya’nın dili Almanca’dır” deniyor. “Almanya’nın resmi dili Almanca’dır” değil. Tabii o zaman bu ince ayrımın nedenini sorguluyoruz. Bu tarz bir ifade, öncü-kültür tartışmasını yeniden gündeme getirir ve göçmenler üzerinde asimilasyon baskısını artırır. Başka da hiçbir işe yaramaz.”


TGD Başkanı Kenan Kolat



RESMİ DİLİN ALMANCA OLDUĞU ZATEN ÜÇ YASADA BELLİ
Kolat, Almanya’da Almanca’nın resmi dil olduğunun üç yasada zaten çok açık bir şekilde yer aldığını da şöyle belirtiyor: “Devlet işlem yasası, sosyal yasa ve vergi yasası. Bu üç yasada da, resmi yazışmalarda kullanılacak dilin Almanca olduğu yazılı. Yani bu konuyla ilgili yeni bir gereklilik aslında yok. Fakat anayasada “Almanya’nın dili Almanca’dır” denirse, yarın öbür gün sokakta iki Türk birbiriyle konuşurken, birileri durumdan vazife çıkarıp: “Niye Almanca’dan başka dil konuşuyorsun?” dediğinde, gerginlik olmayacağını bana kim garanti edebilir? Birisi diyecek ki, “Burası Almanya. Biz senin iyiliğini düşünüyoruz. Sen Almanca’nı geliştir. Anadilini konuşmana da gerek yok.” Böyle bir yaklaşım geldiğinde ne yapılacak? CDU bu konuda samimiyse ve bizlerin burada yaşamasını istiyorsa, anayasaya şöyle bir madde de ekleyelim: “Almanya bu ülkedeki azınlıkların dil ve kültürlerini korur.” Bunu düşünmeden, anayasaya dil ifadesi koyulmamalı. Böyle bir maddenin, hiçbir şekilde gerekliliği yok.”


TASARININ AMACI ALMANCA’YI KORUMAK
CDU’nun tasarısının, Almanca’yı korumaya yönelik olduğunu düşünen Türkler de mevcut. CDU’nun Kuzey Ren Vestfalya Teşkilatı Yönetim Kurulu Üyesi Bülent Arslan, Deutsche Welle Türkçe Servisi’ne yaptığı açıklamada, şunları söylüyor: “Geçtiğimiz yıllarda, özellikle İngilizce terimlerin veya Fransızca terimlerin gitgide Almanca dilinin içine girdiğini görüyoruz. Bu da tabii olayı kültürel açıdan değerlendirdiğimizde bazı tehlikeleri içerebilir. Ayrıca göçmen veya Türk kökenli çocuklar kadar, kreşe giden Alman çocuklarının da dilbilgisi düzeyi düşük. Bu öneri hem Almanca’nın korunması, hem de çocukların Almanca’yı daha iyi öğrenmesini mümkün kılmak için hazırlandı.”


Alman politikacılar arasında da tasarı ile ilgili farklı görüşler bulunuyor. CDU’lu Saarland eyaleti başbakanı Peter Müller, dilin bir devletin önemli unsurlarından olduğunu söyleyerek kararı desteklerken, yine CDU’lu federal milletvekillerinden Norbert Lammert, AB’nin 27 ülkesinin 17’sinin anayasasında “ülkenin dili”nin belirtildiğini söylüyor.


ANAYASA AKLINA GELENİ YAZABİLECEĞİN BİR YER DEĞİL
Nordbayerischer Kurier gazetesinin haberine göre, Yeşiller Partisi federal milletvekili Hans-Christian Ströbele planın “yazılı bir yalandan” ibaret olduğunu, çünkü ülkede birçok dilin konuşulduğunu söyledi. Ströbele önerinin göçmenlere verilecek yanlış bir mesaj olduğunu ve bunun Almanya’da konuşulan diğer dillerin eşit düzeyde tanınmayacağı anlamına geldiğini belirtti.


Yeşiller Partisi’nin eşbaşkanlığına kısa süre önce getirilen Cem Özdemir ise “Neuen Westfälischen” gazetesine yaptığı açıklamada, anayasanın herkesin her aklına geleni yazabileceği bir kağıt topluluğu olmadığını söyledi ve “Anayasanın değişmesyile hiçbir çocuk daha iyi Almanca öğrenmeyecektir.” dedi.


DÖNEBİLEN IZGARA ET Mİ DİYECEĞİZ?
CDU’nun aldığı karar basında da geniş yer buldu. Almanya’nın saygın dergilerinden Spiegel, kararla ilgili haberinde esprili bir yaklaşım sergileyerek, Almanca’ya yabancı dillerden girmiş birçok kelime bulunduğunu söylüyor ve “Madem bundan sonra bu yabancı kelimeleri kullanamayağız, yerine kullanabileceğimiz Almanca versiyonlarını hazırladık.” diyor ve yabancı kelimelerin yerine hazırlanmış Almanca öneriler sunuyor. Spiegel haberinde şu soruyu da soruyor: “Bundan sonra Türkçe döner yerine, Almanca “dönebilen ızgara et” mi demeliyiz?” NTV

DÜNYA Kategorisindeki Diğer Haberler