YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Olivier Roy: İlk kez yerel güçler Ortadoğu’da rol oynayacak
Fransız siyaset bilimci Olivier Roy İran-S.Arabistan gerilimini değerlendirdi
Olivier Roy: İlk kez yerel güçler Ortadoğu’da rol oynayacak
08 Ocak 2016 / 14:29 Güncelleme: 08 Ocak 2016 / 14:44

Olivier Roy, yaklaşık 40 yıldır İslamcı akımlar ve Ortadoğu üzerine çalışıyor. ‘Siyasal İslam’ın İflası’, ‘Küreselleşen İslam’, ‘İslam’a Karşı Laiklik’ ‘Ortadoğu’da Kaos Politikaları’ kitaplarıyla tanınan Fransız siyaset bilimci, Suud-İran gerilimini, DAEŞ’i ve Türkiye’nin pozisyonunu anlattı. Salı günü Gilles Kepel ile konuyu konuşmuştuk. Şimdi farklı bir bakış var...

Şİİ LİDER, 43 RADİKAL SÜNNİ'YE DENGE OLSUN DİYE İNFAZ EDİLDİ

Suudi Arabistan-İran gerilimi aslında neden oldu?

Suudiler gerilimi tırmandırdı. Şeyh Nimr terörist değildi. Silahlı çatışmaya çağırmamış, İran’ın bölge politikasını savunmamıştı. Yani İran’a karşı bir provokasyon söz konusu. Bu Sünniler ile geleneksel Vehhabiliğe bir mesaj. “Şunu bilin ki dinen gerçek düşmanımız Şiilik, jeopolitik planda ise İran” deniyor. Bu, DAEŞ’in Suudi Arabistan için ikinci planda kalan bir düşman olduğunu gösteriyor ve bölgede DAEŞ’e karşı siyasi koalisyon kurmaya çalışan ABD’nin bütün stratejisini yıkıyor. Bu koalisyonda Türkiye, İran ve S.Arabistan’ın olması planlanmıştı. S.Arabistan, Şeyh’i öldürerek DAEŞ karşıtı gerçek bir koalisyon oluşması şansını ortadan kaldırdı.

Sudan, Kuveyt, Bahreyn de İran’la ilişkilerini kesiyor...

Suudi Arabistan İran’a karşı bir Sünni koalisyon kurmayı deniyor. Ama Bahreyn ve Kuveyt’te yoğun Şii nüfus var ve bu onlar için tehlikeli olur. Sudan ise Suudi parasına ihtiyacı olduğu için bunu yapıyor. Orada Şii yok. Suudi Arabistan İran’ın yeniden uluslararası topluma katılmasına karşı. Şeyh’in idam edilmesinin temel sebebi bu.

Uzun süredir bahsedilen mezhep savaşı başlamış mı oldu?

Bu dini bir mesele değil. Suudi Arabistan ve İran arasındaki bölgesel rekabet.

PUTİN ORTADA KALDI AMACINA ULAŞAMAZ

Amerikalıların Ortadoğu’da bir stratejisi falan yok. Irak ve Afganistan’dan çıkmak istiyorlar. Buna karşın Putin, soğuk savaş oyununu oynamaya başladı. Stratejisi, İran’la ittifak.

Putin’in bölgede Amerikalılara karşı olduğunu söylemek zor, çünkü bölgede Amerika yok. Putin şimdi kendini Suudi-İran çatışması ortasında buldu. Bunu öngörmüyor ve istemiyordu.

Rusya’nın bölgedeki temel hedefi ne? Neden Suriye’de?

Kesinlikle hedefi Akdeniz’e ulaşmak. Putin, 19. yüzyıldan kalma bir jeostratejik vizyona sahip. Topraklarını ve etki alanını genişletme peşinde, Rus Çarı’nın vizyonu da buydu. Türkiye’yi kontrol etmek, Boğazlar’ı sağlama almak, Akdeniz’de bir üs sahibi olmak... Bunlar çok demode fikirler ama Putin’in emperyal bir bakışı olduğu hissediliyor. Kafkasya’da, Ukrayna’da yaptıkları bunu gösteriyor.

Peki bu amacına ulaşabilir mi?

Hayır, çünkü bugün Akdeniz’de bir, deniz üssü sahibi olmak pek önemli değil. İki, yeni bir ittifak oyunun içerisine girdi ama o bölgede sorun o kadar çok ki... Kendini bir anda yerel çatışmalar içinde bulacak, özellikle Suriye’de.

Türkiye şimdi ne yapmalı?

Hâlâ bir bölgesel koalisyon fikri üstüne yoğunlaşmalı. Bölgenin üç büyük gücü bir araya gelmeli; Türkiye, İran ve Suudi Arabistan. Siyasi bir çözümün yolunu üç ülke aramalı. Bu yapılırken de farklı ülkelerin menfaatleri ve kartların yeniden dağılımı dikkate alınmalı.

Ben, Ortadoğu’da bir Yalta, (2. Dünya Savaşı sonunda “3 Büyük” denen Rusya, ABD ve Birleşik Krallık, Yalta’da buluşup toprakların yeniden dağılımını konuşmuştu) gerekiyor demeye cesaret etmeyeceğim ama şimdi Ortadoğu’da dengeleri kesinlikle yeniden düşünmek gerekiyor.

Osmanlı’nın çöküşüyle oluşan ve Sykes-Picot ile şekillenen eski denge artık öldü. Ortadoğu’da yeni bir denge kurulması gerekiyor ve tarihte ilk kez, sadece yerel güçler bunda rol oynayabilecek durumda. Denebilir ki ilk kez, Ortadoğu’ya yeni bir denge empoze edenler büyük güçler değil, olmayacak.

‘TÜRKİYE BİR PKK DEVLETİNE İZİN VERMEZ’

Sykes-Picot’la oluşan sınırların kısa vadede değişeceğini düşünüyor musunuz?

Bunu göz ardı edemeyiz. DAEŞ’i yenmenin iki yolu var. Biri, Irak ve Suriye’yi yeniden kurmak; DAEŞ’i ezmek için iki güçlü devlet oluşturmak.

Diğeri ise tam tersine, Şam’ı Alevilere, Bağdat’ı Şiilere vermek ve Sünni Araplara da Palmira ve Musul’da kendi devletlerini kurdurmak. Bu, DAEŞ’i silip meseleleri siyasi yoldan çözmenin bir yolu olabilir.

DAEŞ’in bir piyon ve Ortadoğu’da sınırları yeniden çizme oyununun ilk hamlesi olduğunu düşünenler var?

DAEŞ var çünkü yerel Sünni Arapların siyasi güç talebi var. Ama eğer Palmira ve Musul’da yeni bir Sünni Arap devleti olursa, Kürtler de Irak’ın kuzeyinde bağımsızlıklarını ilan eder. Bugün de bir Kürdistan var ama resmi değil, artık resmi olacaktır. Bu kaçınılmaz.

Türkiye?

Türkiye’nin Irak Kürdistanı ile bir problemi yok; Erbil ve Süleymaniye’de bir Kürt Cumhuriyeti’ne bir şey demez.

Barzani ile ilişkiler iyi

Kesinlikle. Barzani de PKK’yla sürtüşüyor. Türkiye’nin meselesi Barzani değil PKK.

Ama Türkiye Suriye’nin kuzeyinde de bir Kürt devleti istemiyor

İstemiyor çünkü bu bir PKK devleti olacak.

Olacak mı böyle bir devlet?

Sanmam. Sınırlar yeniden şekillense bile Türkiye, Suriye’nin kuzeyinde PKK devletine izin vermez.

Anahtarı elinde tutan üç bölgesel güç: Türkiye, İran ve Suudi Arabistan. Bunların hiçbiri Batılı bir güç tarafından manipüle edilemiyor. Elbette ittifaklar var. Türkiye NATO üyesi, İran Rusya’ya yakın, Suudiler Amerika’ya. Ama hiçbiri kumanda edilmiyor.

Eskiden yerel güçler, arkalarındaki güçlerin kontrolü altında hareket ediyordu. Bu bitti. Türkiye’nin siyasetini NATO belirlemiyor, İran politikasını Ruslar, Suudi Arabistan’ı Amerikalılar kontrol etmiyor.

Orta vadede bu üç ülke mi Ortadoğu’nun sınırlarında belirleyici olacak?

Evet. Şimdi bilmemiz gereken şu: Bu üç ülke kendi aralarında çatışmayı mı, yoksa bölgesel bir anlaşmayı mı tercih edecekler?

Esad olacak mı hâlâ peki?

Mesele kişi olarak Esad değil. Alevilerin orada bir siyasi güç olup olmayacağı. Artık tek bir Suriye olacağını sanmıyorum, parçalanacak. Esad veya Ruslar tarafından kontrol edilen bir Alevi azınlık da olacak bu ülkede. Tıpkı Lübnan’da Hıristiyanlar tarafından korunan Maruni azınlığın olduğu gibi.

Peki Türkiye-Rusya uçak düşürme krizi?

Aynı şey. Rusya ve Türkiye arasındaki işbirliğini imkânsız hale getirdi. Sorun şu ki, ne zaman bölgesel aktörler arasında bir uzlaşma eğilimi olsa, bir şeyler oluyor ve bu anlaşma imkânsız hale geliyor.

 

HABERTÜRK

DÜNYA Kategorisindeki Diğer Haberler