YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
İşte Deniz Feneri davasının gözlemci avukatından ç
İşte Deniz Feneri davasının gözlemci avukatından ç
18 Eylül 2008 18:55
İşte Deniz Feneri davasının gözlemci avukatından ç

Avukat Sedat Sezgin, Almanya'daki Deniz Feneri e.V. davasını izledi ve yaptığı gözlemleri yazdı.


İşte Av. Sedat Sezgin'in paylaştığı gözlemleri:


Mahkemenin başından itibaren, anlaşma yapıldığı mahkeme başkanı tarafından açıklandı. Zaten kanun gereği de açıklanması gerekiyor.


Şimdi açıklandıktan sonra anlaşma mahkeme işin detayına fazla girmez. Almanya’da usul gereği. Zaten işin detayına girmek zor olunca, ispatlaması imkansızlaşınca bu anlaşma yollarına gidiliyor ceza mahkemelerinde. Dün kararını gerekçelendirirken hakim de söyledi, “Delil toplama yoluna gidilseydi bu davanın daha senelerce süreceğini” gayet açıkça belirtti.


Bu şu anlama geliyor. “Biz delillerle fazla ilgilenmeden, anlaşma gereği elimizde ne varsa sanıkların veya sanıklardan birinin söylediğinden hareketle bu karara vardık.” Bunu söylediler. Zaten ceza hukukundan anlayanlar işin böyle cereyan ettiğini bilir. Bunu niye söylüyorum. Dün hakim  gerekçelendirmede böyle söyledi diye bunlar ispatlandı anlamına gelmez.


Anlaşma ile biten mahkemelerin özelliği delillendirme ve ispatlama çok zor olduğu için, bunları hiç nazara dikkate almadan mahkemenin karara varmasını sağlamaktır. Bu nedenle de itirafçının birinin söylediklerinden hareketle, varılmış bir karar neticesinde işte şu da suçlu, bu da suçlu demek bence büyük bir hukuk ayıbı.


Bunu da dün mahkeme başkanı Müller çekinmeden işledi.


Tahmin ediyorum kendine biraz popülarite sağlamak istedi. Zaten kariyerinde bugüne kadar baktığı en fazla medyatik olan mahkeme de bu davaydı diye düşünüyorum. Onun için hukukun sınırlarını epeyce zorlayarak hiç bir delil olmamasına rağmen itirafçılardan birinin beyanlarına dayanarak bir sürü insanı suçlu ilan etti.


Bu insanların kendisini huzurunda savunma hakkı olmamasına rağmen mahkeme hukuken büyük bir ayıp sayılacak bu yolu seçti.


Hakimin kararı açıkladıktan sonra söylediği şifahi açıklamanın hiç bir değeri yoktur. Asıl mahkemenin gerekçesi duruşma sonuçlandıktan haftalarca sonra yazılıp, gelecek olan yazılı gerekçedir. Genelde de bu yazılı gerekçede de duruşmanın karar açıklanması aşamasında söylenen gerekçe arasında büyük farklar olur. Hep böyledir bu. Zaten göreceksiniz, diğer gerekçenin yazılması epey zaman alacak. Onun içinde ne olduğuna bakmak lazım. Büyük bir ihtimalle o gün söylediklerinin büyük bir kısmını o gerekçede bulamayacaksınız.


Hakim “Türk basınında Hürriyet gazetesinde ben okudum. Tarihin en büyük dolandırıcılığı” demiş hakim. Hakim böyle bir şey söylemedi. Zaten Hürriyet’in haberinin devamını okursanız haberin içinde kendi yazdıklarını kendileri tekzip ediyorlar.


Hakimin söylediği, “Bu yapılan işin Almanya’nın büyük bağış skandallarından biri” olduğu. Hatta “UNİCEF de var” diye kendisi de söyledi. Ama hakim kesinlikle bu, “Almanya’nın en büyük dolandırıcılığıdır” demedi. Diyemez zaten. Çünkü Almanya’da yapılan dolandırıcılara göre miktar olarak, bu hadise çok küçük bir hadise.


Almanya’da milyarlarca euroluk dolandırıcılıklar gündemdedir hep. Sık sık olur. Onun için kalkıp bunu türk kamuoyuna almanyanın en büyük dolandırıcığı diye vermek en azından bence türk insanına karşı bir hakarettir.


Başbakanımızla ilgili ve Ak Parti ile ilgili karar açıklanırken, hiçbir şey söylenmedi, bir kelime bile geçmedi. Zahit Akman beyin adı da dediğim gibi itirafçı sanığın söylediğine dayanarak işte bu işin Türkiye bağlantısını sağlayan isimlerden birisi olarak mahkeme başkanı tarafından zikredildi. Ama gerekçelendirmede bu kanaate neden vardığını yine söylemedi hakim.

DÜNYA Kategorisindeki Diğer Haberler