YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
İşçi olarak gitti, milletvekili oldu!
İşçi olarak gitti, milletvekili oldu!
03 Ekim 2013 16:15
Azize Tank, fabrika işçisi olarak geldiği Almanya'da, parlamentoya girmeyi başaran sıradışı bir isim.

Almanya’da geçtiğimiz hafta yapılan genel seçimlerde Berlin Sol Parti eyalet listesinden milletvekili seçilen 63 yaşındaki Azize Tank, fabrika işçisi olarak geldiği ülkede parlamentoya girmeyi başaran sıradışı bir isim.1972’den bu yana Almanya’da yaşayan Tank, o dönem ülkeye işçi olarak geldi ve bir porselen fabrikasında çalışmaya başladı. Almanya’ya geldiğinde 22 yaşında, bekar bir genç kız olduğunu söyleyen Tank, "Daha sonra Berlin’e taşındım.

Burada değişik işlerde bulundum. Uzun bir süre Berlin’de yabancı kökenli gençler konusunda sosyal uzman olarak çalıştım" diye konuştu.İkinci eğitim yoluyla sosyal hizmetler uzmanlığı görevini resmi meslek olarak icra etmeye başladığını söyleyen Tank, "1990’da Charlottenburg-Wilmersdorf ilçesinde yabancılar görevlisi olarak işe başladım. Daha sonra bu isim, göçmenler sorumlusu olarak değişti. Burada 20 yıla yakın bu görevi yürüttüm. 2009’da emekli olmama rağmen sosyal bağlantılarımı kesmedim" dedi.

1975’de Batı Berlin Türkiye Kadınlar Birliği’nde aktif olarak çalışan Tank, değişik dönemlerde birliğin yönetim kurulu başkanlığı görevinde bulundu. Türkiye-Berlin Brandenburg toplumunun kurucularından olan Sol Parti milletvekili Tank, burada dönem dönem sözcülük yaptı. Tank son olarak, eşi ile birlikte kurduğu Sosyal İnsan Hakları ve Katılım Vakfı’nı kurdu.Avukat Eberhard Schultz’la evli olan Tank, "Benim politikaya atılmak gibi bir düşüncem yoktu.

Bana teklif edildi. Ona da hemen çok çabuk evet demedim. İlk önce eşimle ve çocuklarımla görüştüm. Eşim, bu kararı bana bıraktığını söyledi. Bense birlikte karar almak istediğimi ifade ettim. Benden düşünmek için bir gün süre istedi. Geldi, ’aslında hep başarılı bir erkeğin arkasında kuvvetli bir kadın vardır, denir. Biz de şimdi bunun tam tersini yapalım’ dedi.

Bu çok hoşuma gitti. Ailem benim için çok önemli, politika için bunu riske atamazdım. Kızlarım da destek verdiler. Arkadaş çevrem, birlikte çalıştığım grup ve organizasyonlar da bana destek verdiler. Seçim kampanyası sırasında hakikaten hepsi yanımdaydılar ve bunlar bana büyük bir güç verdi" ifadelerini kullandı.Berlin’e geldiği dönemde insanların siyasi ve ekonomik durumlarını incelediğini belirten Tank, "Berlin’de kadınların konumunu gördüm. O zaman evli değildim, çocuğum yoktu, herhangi bir sorumluluk taşımıyordum.

O bakımdan yaşamımı ayarlamak, ona bir yön vermek çok daha rahattı. Diğer kadın arkadaşlarımın benim kadar şansı yoktu. Onların çoğu evliydiler. Ben kadın hareketinin içine girdim. Bizim, yabancı kadınlar olarak belirli sorunlarımız vardı ama diğer tarafta Alman kadınları ile de eşdeğer olan sorunlarımız vardı. O zaman bunu kendi başımıza bir kadın hareketi yürütemeyeceğimizi anladık. Bunu genelde kadın hareketi içerisinde yapmamız gerekiyordu. Artı ben barışçıl bir insanım ve barış hareketlerinde aktif oldum. Bunlar hala benim gündemimde var.

Bunlar Sol Parti’de olmam için bir neden. Sol Parti’nin önemli istemlerinden biri de sosyal adalet. Ben bu partiye girmeden önce bunlar hayatımda zaten vardı. Çalışmalarımda da bu vardı. Sosyal insan hakları, kadınlar ve özellikle göçmen kökenli ailelerde de yaşlılık oldukça ilerledi, onun için emeklilik yaşına gelen insanlara yönelik bir politikada yer almak istiyorum" dedi.Cuma günü ırkçı içerikli, hakaret dolu bir tehdit mektubu aldığını söyleyen Tank, "Bana bu mektup gelmeden bir gün önce bir gazeteci telefon açtı. Benim böyle bir mektup alıp almadığımı sordu.

Ben de almadığımı söyledim. Hakikaten böyle bir mektup ortada yoktu. Bir gün sonra postayı açtığımda böyle bir mektupla karşılaştım. Özel olarak evime gönderilmişti. Yabancılar görevlisi olduğum zaman da tehdit mektupları geliyordu, hakaret e-mailleri geliyordu ama bunlar benim makamıma yönelik şeylerdi. İnsanın kendi dört duvar arası, kendini en güvende hissettiği ortamdır. O ortamın içine bunun girmesi, sanki onların benim evime girmesi gibi hissetmeme neden oldu" şeklinde konuştu.Mektupta "ülkeyi terk et" çağrısının olduğunu belirten Azize Tank, aşırı sağcı Nasyonal Demokrat Parti’nin (NPD) geçtiğimiz ay göçmen kökenli milletvekili adaylarına gönderdiği mektupları işaret ederek, "Bu tarz mektupları sadece ben almadım, sadece Türk kökenlilere de gelmedi.

Diğer göçmen kökenli adaylar da bu tip mektupları aldılar" dedi.Tehdit mektuplarının Nazi döneminde Yahudiler’in Almanya’dan çıkarılması için kurulan "geri gönderme birimi"nin yetkilisi sıfatıyla imzalandığına dikkat çeken Tank, "Faşizm döneminde Yahudileri yok etme politikasından önce yine böyle bir birim kurmuşlardı ve Yahudilere de tekrar geri gönderme politikası uyguluyorlardı" dedi.Mektuba karşı bir ceza davası açtığını söyleyen Tank, "Mektubu Cuma günü aldım.

Pazar günü komşularım bana telefon açtı. Evinizin etrafında göze hoş gelmeyen bazı kişiler dolaşıyor, size haber vermek istiyoruz dediler. Ellerinde ya fotoğraf makinesi veya video kamera olması lazım, çekim yapıyorlar dediler. Komşular bunu görmüş. Şimdi tabi bunlar NPD’liydiler demiyorum, olabilir, olmayabilir de. Fakat bu tip şeyler bir komşunun dahi dikkatini çekiyorsa, rahatsız edici oluyor. Henüz savcılıktan bir cevap gelmedi, bekliyoruz ama arkasını bırakmak niyetinde değilim. Bizi korkutmak istiyorlar" ifadelerini kullandı.

Konuya ilişkin olarak emniyet birimleriyle görüştüğünü kaydeden Sol Parti milletvekili Tank, "Bana telefon açıp herhangi bir şey olduğu zaman derhal onları arayabileceğimi ve onların da hemen harekete geçeceğini söylediler. Ümidim tabi ki, hiçbir şeyin olmaması ama bir şey olursa zaten telefon edebilecek durumda olur muyum bilemiyorum" yorumunda bulundu.

"Alman toplumu sürekli göçmensiniz hissini veriyor"

Federal parlamentoda göçmen kökenli milletvekillerinin sayısının oldukça az olduğunu söyleyen Tank, bu sayının artması gerektiğini dile getirdi. Tank, "Artı, eğer toplum bize devamlı siz yabancısınız, siz göçmensiniz hissini vermese, zaten biz kendimizden göçmen diye bahsetmeyeceğiz.

Aslında bu, değişik insanların bir arada olması, bir ülke için bir kazanım, bir zenginlik. Almanya’da inanç, özel bir konum. Yani bunu işe girdiğinizde de kimse size inancınızı sormuyor, parlamentoya girdiğiniz zaman da sormuyor. Onun için şimdiye kadar parlamentoda ne kadar Hıristiyan var, Yahudi var veya ortodoks var diye bir şey söylemediler.

Ama Türkiyeli milletvekili ortaya çıkınca daha çok dikkatlerini çekiyor. Partim içinde de kotanın konulmasını istiyorum, toplumdaki insanların sayısına göre de parlamentoda onları temsil edecek insanların olması lazım. Yani biz her yerde görülsek, toplum içinde de normal görülecek, şu an normal olmadığı için, göçmen kökenli olmamızı ön planda tutuyorum" dedi.

 

İHA

DÜNYA Kategorisindeki Diğer Haberler