YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
İngiliz hükümetinin göç politikası endişeye sebep oldu
İngiliz hükümetinin göç politikası endişeye sebep oldu
06 Haziran 2015 16:52
İngiliz hükümetinin AB ile yürütmek istediği yeniden müzakerelerin temelinde göçü azaltarak serbest dolaşıma sınırlama getirilmesinin bulunması çeşitli endişelere sebebiyet verdi.

İngiliz hükümetinin Avrupa Birliği (AB) ile yürütmek istediği yeniden müzakerelerin temelinde göçü azaltarak serbest dolaşıma sınırlama getirilmesi bulunurken, ülkede yaşayan AB vatandaşları en çok sosyal yardımların kesilmesi ihtimalinden endişe duyuyor. 

İngiltere Başbakanı David Cameron, AB'nin temel ilkelerinden biri olan serbest dolaşıma karşı olmadığını söylüyor ancak AB göçmenlerinin İngiltere'deki sosyal yardım sisteminden faydalanmasından memnun olmadığını dile getirerek, bu sistemin AB vatandaşları tarafından suistimal edildiğini savunuyor.

Cameron bu konuda yapmak istediği yeniden düzenlemeleri, "İngiltere'ye gelmek isteyenleri teşvik eden unsurların azaltılması gerektiğini düşünüyoruz. Bu çerçevede, AB ile yürüteceğimiz yeniden müzakerelerde AB göçünü azaltmak için sosyal yardım sisteminde yapılacak değişiklikler önem taşıyacaktır" sözleriyle açıklıyor. 

Ülkesindeki AB göçmenlerinin fazlalığını ekonomik başarıya bağlayan Cameron, birlik ile önce müzakereler yürütmek ve ardından 2017 yılı sonuna kadar AB üyeliğini referanduma sunmak istiyor. İngiltere Başbakanının bir diğer hedefi de yıllık göçü 100 binin altına indirmek. Cameron bu amaca ulaşmak için kurulan komiteye bizzat başkanlık ediyor. 

Cameron'ın lideri olduğu Muhafazakar Parti, AB ülkelerinden gelen ancak işsiz olan kişilere yardım etmek istemiyor. Hükümetin ayrıca, 4 yıl çalışmadan vergi indirimi yapılmaması, çocuk yardımı ve konut yardımına sınırlama getirilmesi, 6 ay iş bulamayan AB vatandaşlarının ülkeden gönderilmesi ve çocukları ülke dışında olanlara çocuk yardımının kesilmesi gibi planları bulunuyor.  

Polonyalılar endişeli

İngiltere'de bulunan özellikle AB vatandaşları yeni düzenlemeler sonucu sosyal yardımların kesilmesinden ve Birleşik Krallık'taki yaşamın kendileri için zorlaşmasından endişe duyuyor. Bu grubun başını ise ülkedeki Polonya vatandaşları çekiyor.

Birleşik Krallık'ta 600 binden fazla Polonyalı göçmen yaşıyor ve Polonya, Birleşik Krallık'ta en fazla vatandaşı bulunan AB ülkesi olma özelliğini taşıyor. 

Polonyalılar Federasyonu Başkanı Tadeusz Stenzel, AA'ya yaptığı açıklamada, "Polonyalılar, İngiliz hükümetinin AB'den gelen göçmenlere yönelik planlarından dolayı endişeliler ancak yeni kuralların hali hazırda burada bulunanların hayatlarını etkileyeceğini düşünmüyorlar" dedi.

Özellikle devlet yardımlarında yapılacak kısıtlamalardan Polonyalıların endişeli olduğunu kaydeden Stenzel, "Polonyalıların çoğu İngiltere'nin AB'de kalmasından yana. Polonyalılar serbest dolaşımı fırsat bilerek Avrupa genelinde birçok ülkeye gitti. İngiltere, iyi ekonomik durumu ve ülkedeki serbestlik nedeniyle en popüler ülkelerden biri. Çok kozmopolit bir ülke, bu nedenle Polonyalılar burada bulunmaktan dolayı mutlu" diye konuştu. 

Stenzel, olası kısıtlamalara karşı İngiltere'de yaşayan Polonyalıların haklarını şimdiye kadar yaptıkları gibi koruyacaklarını ifade etti.

Cameron algının değiştirilmesini istiyor

Bazı kuruluşlar ise İngiliz hükümetinin göç konusundaki uygulamalarını görmeden endişelerin yersiz olduğunu savunuyor. İngiltere'ye göçün azaltılması yönünde kampanyalar yürüten araştırma ve düşünce kuruluşu "Migration Watch UK" Başkan Yardımcısı, Kıbrıs kökenli Alp Mehmet, "İngiltere'nin göç politikasında Polonya, Romanya, Bulgaristan gibi ülkelerden gelen göçmenleri hemen etkileyecek bir düzenleme henüz yapılmadı. Zaman içerisinde ne gibi değişiklikler yapılacağını ve nelerin müzakere edileceğini göreceğiz" değerlendirmesinde bulundu. 

David Cameron'ın yıllık göçü 100 binin altına indirme hedefi yeni bir hedef değil. Koalisyon ortağı Liberal Demokrat Parti ile geçen 5 yıl boyunca da bu hedefe ulaşmak isteyen Cameron başarılı olamamış ve alınan çeşitli önlemlere karşın geçen yıl göçün yüzde 50 arttığı ve 318 bin kişiye ulaştığı açıklanmıştı. 

İngiltere, AB dışından çok AB ülkelerinden göç alıyor. Türkiye gibi AB dışındaki ülkelerden gelen kişiler sosyal yardım talep edemiyor. Yani AB vatandaşı olmayanlar ülkedeki konut, çocuk ve işsizlik yardımlarından yararlanamıyor ama belli bir ücret karşılığı sağlık sisteminden ve oturum durumlarına göre eğitim sisteminden faydalanabiliyor. 

Ulusal İstatistik Kurumu (ONS) verilerine göre, Birleşik Krallık'ta yaklaşık 2 milyon 300 bin AB vatandaşı yaşıyor. AB vatandaşlarından sadece 131 bini İngiltere'deki sosyal yardım sisteminden faydalanıyor. Ancak İngiltere Başbakanı Cameron, AB göçmenlerinin ülkesindeki cazip sosyal yardım sistemi nedeniyle geldiğini ve bu algının değiştirilmesi gerektiğini savunuyor. 

İngiliz halkı ne istiyor?

Birleşik Krallık'ta AB üyeliğiyle ilgili "Pew" adlı kamuoyu araştırma şirketinin yaptığı son ankete göre, katılımcıların yüzde 55'i İngiltere'nin AB'de kalmasını istiyor, yüzde 36'sı birlikten çıkılması gerektiğini savunurken yüzde 9'u kararsız olduğunu ifade ediyor. 

7 Nisan-13 Mayıs'ta yapılan anketle ayrıca, Cameron'ın ülkesinin AB üyeliğine ilişkin referandum yapılacağı sözünü tutacağını açıklamasıyla İngilizlerin AB'den çıkma taleplerinde düşüş yaşandığı ortaya çıktı. 

İngiltere Başbakanı ve Muhafazakar Parti lideri Cameron geçen hafta AB turuna çıkmış ve Almanya, Polonya, Hollanda ve Fransa'da temaslarda bulunmuştu.

Mevcut anketlerde Birleşik Krallık'ın AB'de kalmak istediğini ifade eden İngiliz halkının görüşünü, David Cameron'ın referandumun yapılmasının planlandığı 2017 yılı sonuna kadar Brüksel ve AB liderleriyle yürüteceği müzakerelerin etkilemesi bekleniyor. Cameron'ın bu süreç sonunda kamuoyuna "AB'den istediğini kopardığı" mesajını vererek, ülkesinin 28 üyeli Birlikte kalması gerektiğini savunma ihtimali de bulunuyor. 

İngiltere "AB bürokrasisinden" rahatsız

İngiltere, AB üyesi olması sayesinde 500 milyon tüketicinin bulunduğu ortak pazarda yer alıyor. İngiltere’nin önde gelen ekonomik araştırma kuruluşlarından Open Europe, ülkenin AB’den ayrılması halinde milli gelirinin yüzde 2,2 oranında azalabileceği uyarısında bulunuyor. 

AB ile gerekli gümrük düzenlemeleri yapılmadan ülkenin üyeliğinin son bulması halinde bunun İngiltere’ye toplam maliyetinin 2030 yılına kadar 55 milyar sterlini bulabileceği düşünülüyor. Öte yandan resesyondan hızla çıkan ve gelişmiş ekonomiler içerisinde hızlı bir büyüme kaydeden İngiltere, AB’nin "bürokratik işlemlerinin" masraflı ve yavaş olduğunu düşünüyor. Open Europe’a göre AB kurumlarının 100’e yakın bürokratik düzenlemesi İngiltere’nin yılda 33 milyar sterlin kaybetmesine neden oluyor.

İngiltere’nin AB’den olası ayrılığının, Birlik ile geçerli olan tüm gümrük anlaşmalarının rafa kalkmasına ve tarafların yeni serbest ticaret anlaşmaları üzerinde uzun sürebilecek müzakereler yürütmesine neden olması da bekleniyor. 


AA

DÜNYA Kategorisindeki Diğer Haberler