YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
'IKBY'de başkanlık krizinde orta yolun bulunması zor'
'IKBY'de başkanlık krizinde orta yolun bulunması zor'
19 Ağustos 2015 11:39
Ortadoğu Araştırma Enstitüsü Başkanı Alaattin IKYB başkanlık krizi konusunda "Siyasi tarafların proje ve programları birbirinden o kadar uzak ki, orta yolun bulunması oldukça zor" dedi.

Ortadoğu Araştırma Enstitüsü (MERI) Başkanı Dilaver Alaattin, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi'ndeki (IKBY) "başkanlık krizi"nin henüz çözüme kavuşmadığını belirterek, "Siyasi tarafların proje ve programları birbirinden o kadar uzak ki orta yolun bulunması oldukça zor" dedi.

Alaattin, Erbil'deki çalışma ofisinde IKBY'deki "başkanlık krizi" ve siyasi gelişmelere ilişkin AA muhabirine değerlendirmede bulundu.

Kürt bölgesindeki başkanlık sorununun aşılması konusunda şu ana kadar herhangi bir çözümün bulunamadığını belirten Alaattin, "Sorun büyük ve yüksek talepler dile getiriliyor. Siyasi tarafların proje ve programları birbirinden o kadar uzak ki orta bir yolun bulunması oldukça zor. O nedenle de siyasi atmosfer kutuplaştı. Bazı partilerin yöneticileri ve üyeleri farklı projeler ortaya koysa da henüz uzlaşmaya varmak mümkün olmadı" diye konuştu.

Alaattin, meselenin ciddiyetinin iki sene öncesinden bilindiğini fakat üzerinde çalışma yapılmadığını belirterek, "Ortam mı müsait olmadı yoksa kasıtlı olarak mı adım atılmadı bilemiyoruz. Geride kalan süre içinde tarafların defalarca bir araya gelmesine rağmen uzlaşı sağlanmadı. Bu da şunu gösteriyor: Tarafların hiçbiri taleplerinden geri adım atmadı" şeklinde konuştu.

Sorunun sadece Bölge Başkanı'nın görev süresinin uzatılmasıyla ilgili olmadığına işaret eden Alaattin, "Kürdistan bölgesinde partiler arasındaki siyasi rekabet, başkanlık seçimiyle ilgili değil. Sorun doğrudan egemenlikle ilgili. Yaklaşık 30 yıldır KDP ile KYB, bölgenin yönetimini ellerinde bulunduruyor. Kendi aralarında anlaşmış ve karar almışlar. Bu süreçte diğer partilerin ve güçlerin görüşü alınmadı" ifadelerini kullandı.

"Şimdi şartlar değişti. Yeni güçler ortaya çıktı" diyen Alaattin, şöyle devam etti:  

"Bu güçler yönetimde yer almak istiyor. 2009 seçimlerinde Goran ve İslami eğilimli partiler, parlamentonun 3'te 1'lik bölümünü kazanmayı başardı. Geçen dört yılda, temsil ettikleri bu milletvekili sayısına göre daha aktif oldular. Muhalif kesimin oyunu almayı başardılar. Ardından büyük bir güçle hükümete dahil oldular. Goran, Parlamento Başkanlığı, Peşmerge ve Maliye Bakanlıkları gibi birçok makamı elde etti. Goran, bu makamları elinde bulundurarak yönetimde reform yapabileceğini düşündü. Ancak Goran ve İslami partiler şunu anladı ki hükümete dahil olmak ile yönetime ortak ortak olmak farklı şeyler."

Önceki dönemde muhalefet olanların artık sadece hükümette değil, yönetimin tüm kademelerinde rol almak istediklerini söyleyen Alaattin, "Goran, istediği reformları yapamadı ve verdiği sözleri tutamadı. Bu nedenle seçmen kitlesini kaybedebilir. Eğer dengelerde ve egemenlik sisteminde herhangi bir değişim olmazsa, Goran seçmenine, 'reform yapamadım. Şimdi de muhalefetin önünde yönetim makamlarının yetkilerini tartışmaya açma fırsatı doğmuştur' diyecek" ifadelerini kullandı.

Irak Cumhurbaşkanlığı ve Kürt Bölgesel Başkanlığının KDP ile KYB arasında paylaşıldığını hatırlatan Alaattin, "Goran ve İslami partiler de hükümete katıldı. Başbakanlık ve Meclis Başkanlığı paylaşıldı. Fakat bunlar, bütün makamların ve yetkilerin paylaşılmasını istiyor. Özellikle IKBY Başkanlığının yetkilerinin tekrar düzenlenmesini talep ediyorlar. Başkan'ın Kürdistan bölgesinde merkezi bir rolünün olmasını istemiyorlar" görüşünü dile getirdi.

Irak'a komşu ülkelerin, Kürt bölgesinin siyasetine etkisinin olduğunu belirten Alaattin, "Komşu ülkelerin, siyasetimize etkileri farklı düzeylerde. Büyük ülkelerin de etkisi var. Fakat hepsi de Kürdistan bölgesindeki istikrarın bozulmasının, çıkarlarına hizmet etmeyeceği görüşünde. Çünkü ortak bir düşman var, o da DAEŞ. Irak'ın durumu da bundan fazlasını kaldırmaz. Bu nedenle tüm ilgili ülkeler gelişmelerden endişeli" ifadelerini kullandı.

İran'ın, Kürt siyasi partileri arasındaki anlaşmazlığı çözmek için ciddi girişimlerde bulunduğunu ancak AB ve ABD'nin bu konuda yeterli çabayı göstermediğini savunan Alaattin, "Şüphesiz ki İran'ın bir ajandası var. Fakat bazı katkıları da olmuştur. Bu, dış güçlerin, iç sorunlarımızı çözmesi gerektiği anlamına gelmiyor. Fakat bölgedeki güçlerin karşı karşıya geleceği, iki idareli bir yönetimin söz konusu olacağı ve çatışmaların başlaması ihtimaline karşı bu ülkelerin devrede olması hayırlı olacaktır. Buradaki istikrar bozulursa, Türkiye, İran, Irak ve uluslararası kamuoyu da memnun olmayacaktır" değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye'nin Kürt bölgesiyle ilişkilerine dair değerlendirmelerde de bulunan Aaattin  şunları kaydetti:

"Türkiye bölgedeki en etkili ülkelerden biri. Kürdistan bölgesindeki farklı kesimlerle doğrudan ilişkileri var. Fakat Türk Silahlı Kuvvetleri ile PKK arasında çatışmaların başlamasıyla koşullar bir ölçüde değişti. Bu gelişmeyle Türkiye'den yardım çağrısında bulunacak tarafların eli zayıfladı. Fakat bu, Türkiye'nin bölgede etkisinin kalmadığı sonucunu çıkarmıyor. Kimin Kürdistan bölgesine dair iyi bir açıklaması olursa tüm taraflar bunu memnuniyetle karşılayacaktır."

 

DÜNYA Kategorisindeki Diğer Haberler