YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Hizbullah’ın Tarihi
Hizbullah’ın Tarihi
Hizbullah’ın Tarihi
10 Mayıs 2008 / 13:55 Güncelleme: 10 Mayıs 2008 / 00:00

Türkiye'deki Hizbulvahşet ile karıştırılan Lübnan Hizbullah'ı, İsrail'e karşı direnişinde Sünni-Şii Müslümanların yanısıra Hıristiyanlardan da destek aldı. Ülkenin egemenliğinin teminatı olan Hizbullah'ın arkasındaki güç her geçen gün artmakta.


Lübnan’da son günlerdeki çatışmalar 1970’li yıllardaki iç çatışmaları andırıyor. Ülkede büyük bir popülariteye sahip Hizbullah, Batı Beyrut’un kontrolünü ele geçirdi. 2006 yılında İsrail’in Lübnan’ı işgal girişimi sekteye uğratan, yenilmez ordusunun karizmasını çizen Hizbullah’ın kısa portresi…


Arapça'da "Allah'ın hizbi (taraftarı)" anlamına gelen Hizbullah, Lübnan'da çok etkili bir siyasi ve askeri güç. Kuruluşun hemen ardından İsrail'i, Lübnan'dan çekilmeye zorlamak için mücadele eden Hizbullah, özellikle askeri kanadı İslami Direniş sayesinde Mayıs 2000'de bu hedefine ulaştı. Hizbullah'ın popülaritesi de bu yıllarda en yüksek seviyesine ulaştı. Hizbullah siyasi bir güç olmasının yanısıra, sosyal ve sağlık hizmetleri de sunması sayesinde geniş desteğe sahip oldu. Örgüt, ayrıca oldukça etkin bir televizyon kanalı olan El Menar'ın da sahibi.


Hizbullah esas olarak, İsrail'in Lübnan'ı işgalinin ardından, 1982 yılında, bir grup Müslüman din adamı tarafından kuruldu. Bekaa Vadisi'nde konuşlanan Hizbullah'ın askeri kanadı yaklaşık 2 bin kişiden oluşuyordu. Örgüt, Filistin'in işgal altında bir Müslüman toprağı olduğunu, İsrail'in varolma hakkı bulunmadığını savunuyor. Hizbullah kuruluşunun hemen ardından, 1980'li yılların ilk yarısında Batılılara karşı rehin alma eylemlerini bir taktik olarak uyguladı. 1983 yılında önce Amerikan Büyükelçiliği'ne bombalı saldırı düzenledi, ardından Beyrut'ta Amerikan ordusunun karargâhına düzenlenen bombalı saldırıda 241 deniz piyadesini öldürdü. Bu saldırıların sonrasında, ABD askerleri, Beyrut'tan çekildi.


Hizbullah, Lübnan'daki Suriye yanlısı muhalefet bloğunun en güçlü üyesi durumunda. Blok, 2005 yılında iktidara gelen Batı yanlısı Fuad Sinyora hükümetine sert şekilde muhalefet ediyor.


Hizbullah Kasım 2006'ya dek Lübnan'daki ulusal birlik hükümetinin ortaklarından biriydi, ancak veto yetkilerinden ötürü çıkan bir anlaşmazlığın ardından hükümetten çekildi. Örgüt ve müttefikleri, 2005 seçimlerinde 128 sandalyeli Lübnan meclisine 35 milletvekili soktu.


Washington, Hizbullah'ı terör örgütü olarak nitelendiriyor ve Lübnan'ın istikrarını bozmaya çalışmakla suçluyor. Washington Avrupa Birliğinin de Hizbullah'ı terör örgütü ilan etmesini istiyor. Ama bir çok Avrupalı diplomat, Hizbullah'ın Lübnan meclisinde temsil edilen bir siyasi güç olduğuna dikkat çekerek, bu öneriye kuşkuyla yaklaşıyor.


Hizbullah'ın en büyük sınavı, 2006 yazında, militanlarının iki İsrail askerini sınır ötesi bir çarpışmada rehin almalarıyla başladı. Olay, İsrail'le 35 gün süren şiddetli bir çatışmaya yol açmış, Lübnan'ın güneyini ve başkent Beyrut'un bazı kesimlerini yerle bir eden savaş, ateşkesle sona ermişti. Hizbullah, İsrail'e karşı zafer ilan etti, böylece Arap dünyasındaki itibarını da arttırmış oldu. Lübnan'daki milisleri silahlarını bırakmaya çağıran iki BM kararına karşın (2004'te kabul edilen 1559 sayılı karar ve savaşı sona erdiren 1701 sayılı karar), Hizbullah silahlı gücünü koruyor.


2006 Ağustos çatışmalarında cepheden dönen İsrail askerleri, yaptıkları açıklamalarda, Hizbullah militanlarının kesinlikle Filistinli ya da Hamas'lı militanlara benzemediğini, çok iyi eğitimli olmalarının yanı sıra, çelik yelek, gece görüş gözlükleri, iyi bir iletişim donanımına ve hatta İsrail üniformalarına sahip olduklarını belirttiler. Ancak İsraillileri bekleyen tek yenilik bu da değildi. Seneler içinde, Hizbullah, uydu iletişimi, en son teknoloji ürünü piyade silahları, Rus yapımı olan anti-tank silahları, Semtex plastik patlayıcıları gibi çok çeşitli ve ağır eğitim gerektiren silahlara ve teknolojiye sahip oldu. Doğal olarak da bu süre boyunca da ciddi bir eğitime tabi tutuldu.


Öyle ki, Hizbullah silahlanmasını sadece güçlü gözükmek için değil, belirlenen stratejiye uygun olduğu ve iyi analiz edilmiş düşmana karşı işe yarayacağı için yaptı. Elde ettikleri anti-tank silahları İsrail'in en iyi tankı olan Merkeva'nın zırhını kolayca delebilecek güçteydi. İsrailli askerlerin barınak olarak kullandığı ve çatışmalarda siper edindikleri evlere karşı Sagger füzeleri kullanıldı. Anti-tank füzelerinin tank zırhını delip geçerek içerde imha olması gibi, Sagger füzeleri de vurulan evlerin ilk olarak desteklenmiş duvarlarını deliyor, ardından da içerde patlıyordu.


Hizbullah, düşmanının beklediği gibi elleri silahlı militanlar olarak meydana çıkıp sağa sola ateş eden çiftçiler değildi. Binbir tünelden bir anda ortaya çıkıp, roketi sallayıp yok oluyorlardı. Çeçenlerin Ruslara karşı kullandığı taktiğe benzer olan bu yöntem ile Hizbullah, düşmanını çoğu zaman çaresiz bırakmayı başardı. Hatta durum 35 gün savaşının ilerleyen günlerinde öyle bir hal aldı ki, İsrailli askerler kamikazelerden kaçan Amerikan denizcileri gibi kendilerini saklandıkları evlerden dışarılara atmaya başladılar.


Hizbullah, son savaşta, kendini çok iyi bir iletişim ve yeraltı tünelleri ağı içersinde organize etti. Ayrıca sayısız depo, askeri kışla ve bubi tuzakları ile savaşa ne kadar hazırlıklı olduğunu gösterdi. Hizbullah'ın İsrail tarafından tahmin edilen militan sayısı ise beklenenin üzerinde, yaklaşık dört bindi.


Hizbullah son İsrail savaşında, düşmanına en büyük zayiatı, onun en kuvvetli olduğu yerden, tanklardan verdi. Hizbullah militanlarını bulmakta ve görmekte zorlanan İsrail askerleri zorunlu olarak tanklar ile Lübnan yerleşim birimlerine girmek zorunda kaldı. Hizbullah ise İsrail tanklarını hedeflerine girer girmez teker teker vurmaya başladı. İsrail'in 2006 Ağustos'unda kaybettiği askerlerin yarısından fazlası tank zayiatlarında verildi.


Hizbullah'ın elindeki anti-tank füzeleri ise sadece Rusya yapımı RPG-29 ve 26 ile sınırlı değil. Irak'ta Amerikan zırhına karşı kullanılmış füzeleri bile elinde bulunduran Hizbullah'ın ilgi çeken bir diğer silahı ise Çin yapımı C-802. Savaş gemilerini vurması için tasarlanan bu silahı, 14 Temmuz'da(2006) Hizbullah bir İsrail savaş gemisini vurmakta kullandı.


Hizbullah'ı 35 gün savaşı sonrası inceleyen stratejistler şu noktalara özel vurgu yaptılar: "Hizbullah, İsrail ile giriştiği 18 senelik savaştan sonra artık korkmuyor. İsrail ordusunu sürekli taciz etme, düşmanının kusurları üzerine sürekli çalışma ile İsrail ordusunun da insanlardan oluşan, zarar verilebilir bir güç olduğunu anlamış durumda. Ayrıca artık çok daha iyi silahları var. Hizbullah sabırlı, dikkatli, istihbarata önem veren, gerilla savaşı eğitimi alan ve aynı zamanda İsrail'in gücünü bilen ve buna saygı duyan bir örgüt. Hizbullah kendi topraklarında, kendi insanları arasında savaşıyor ve İsrail'i bu tür bir savaşın içine çekmek istiyor. Yani İsrail'in zırhın arkasında üzerine doğru geleceğini biliyor. Örgüt içersinde bir ekip çalışması ve uzun dönem planlama var ki, bu Filistinlilerde asla olmayan bir şey. Düşmanlarını izliyorlar, elde ettikleri bilgileri gözden geçiriyorlar, her detayı araştırıyorlar, esnek olan taktikleri tercih ediyorlar. Geniş ve hiyerarşik bir yapıları yok".


Hizbullah'da yatay bir yapı bulunmuyor. Şeyh Hasan Nasrallah'ın üç bölümsel yönetime böldüğü Hizbullah'da, Beyrut ve Hizbullah konseyi politikayı belirliyor, ama asla savaşı yürütme görevini üstlenmiyor. Savaşı ve operasyonları ise geçtiğimiz aylarda Şam'da bir suikast sonucu hayatını kaybeden İmad Mugniye yürütüyordu.


Nasrallah, birçok durumda bazı politik sorulara, konuyu partinin siyasi meclisine götürmeksizin cevap vermeyi bile reddediyor, cevabın orada verileceğini söylüyor. Hizbullah içindeki kaynaklara göre, kritik kararlarda meclis içinde müthiş bir oylama olduğu gibi, Nasrullah da düşüncelerini yüksek meclisin üyelerine empoze etmiyor.


Stratejistler, Hizbullah'ın içinde bulunduğu esnek sisteme uygun olarak, siviller arasında sayısı yüksek olan otonom birimler halinde yaşadıklarını ve yerel güçlerden takviye aldıklarını da belirtiyorlar. Hizbullah komutanları ise tanınmamak için eski arabalar içersinde, rütbesiz bir şekilde dolaşıyorlar. (Dünya Bülteni)

DÜNYA Kategorisindeki Diğer Haberler