17 Aralık 2017 Pazar
  • Altın155,894
  • BIST109.330
  • Dolar3,8638
  • Euro4,5501
  • Euro/Dolar0.00
  • Sterlin5,1437
  • İstanbul15 °C
  • Ankara8 °C
  • İzmir16 °C
  • Konya8 °C
  • Adana15 °C
  • Antalya18 °C
  • Diyarbakır9 °C
  • Bursa18 °C
  • Kayseri9 °C
  • Kocaeli20 °C
  • Şanlıurfa13 °C
  • Gaziantep9 °C
  • İçel17 °C
YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Firavunlar dirildi ama Musalar daha fazla
Mısır'da darbeden sonra hiç kimsenin hayatı eskisi gibi olmadı. Bir dönem Mursi'yi eleştirenler katliamı görünce Müslüman Kardeşler safhına geçti.
Firavunlar dirildi ama Musalar daha fazla
25 Ağustos 2013 / 20:17 Güncelleme: 25 Ağustos 2013 / 20:25

Rabiatül Adeviyye Meydanı'nda demokrasi isteyenler mücadelelerinden vazgeçmediler. Sonuçta halkın deyimiyle 'Mısır'da Firavunlar dirildi ama Musaların da sayısı arttı'

Mısır'da darbenin üzerinden elli gün geçti. Ramazan ayı boyunca Rabiatül Adeviyye Meydanı'nı terk etmeyen Mursi yanlıları zulme uğradılar, hayatlarından oldular. Ama hiç kimse mücadelesinden vazgeçmedi. Baltacılar tarafından öldürülen insanlara yardım edenler de zorla gözaltına alındı, tutuklandı. Kimiyse işkence yapılarak evlerinin önlerine bırakıldı. Yürekleri en fazla dağlayan ise gencecik çocukların özgürlük mücadelesinde şehit düşmesi oldu. Mısır'da şu an durum hala karışık. Mursi yanlısı her evde mutlaka bir şehit bulunuyor. Evler yas yeri. Taziyelerin ardı arkası gelmiyor. Bir yandan bu acılar yaşanırken diğer taraftan Müslüman Kardeşler'in yöneticileri bir bir tutuklanıyor. Ülke kötü bir iç savaşa sürüklenmek isteniyor. Fakat Müslüman Kardeşler silahlanmayı reddederek meydanlarda onurlu bir duruşla direnmeyi sürdürmeye devam ediyor. Mısır'da yaşayanları tanıkları 'Sabahları normal görünen bir hayata uyanıyoruz ama akşam 7'den itibaren sokağa çıkma yasağı var ve her yer kapanıyor. Hayatlarımızdaki hiçbir şey net değil. Bilinmeze doğru gidiyoruz' sözleriyle özetliyor. Dikkat çekilen bir diğer noktaysa Mısır'da çok ciddi kutuplaşmaların yaşandığı. Kendi gibi düşünmeyen insanlara selam bile vermeyenlerin sayısı giderek artıyor. Ülkeye gerginliğin yanı sıra hüzün de hakim. Bunu 'Darbeden beri mutlu bir haber almadık. Bizi en çok üzen şey ise pek çok insanın sokaklarda öldürülmesi ve adaletsizce tutuklanmaları' cümlesinden anlamanız mümkün. Mısır'da gelecekte ne olacağı henüz kestirilemiyor. Halk ise 25 Ocak devriminden önceki duruma dönüleceğini söylüyor.

Üniversiteye girip ateş açtılar

Şu an Mısır'da kanlı yönetim herkeste korku oluşturmuş. Bu yüzden yaşananları anlatırken bir çoğu başlarına ne geleceğini bilmedikleri için isim vermekten çekiniyorlar. Biz de can tehlikelerini göz önünde bulunarak gerçek isimlerini kullanmıyoruz. Bazıları ise Türkiye ile diyalogda olmalarının öğrenmesinin bile sıkıntı oluşturacağına inanıyor ancak yine de isminin ve resminin kullanılmasından rahatsızlık duymuyor. Bunlardan biri Fazilet Kara. Kahire'de yaşayan Fazilet Kara, El Ezher Üniversitesi'nde son sınıf öğrencisi. Adeviyye Meydanı'na yakın bir evde oturan Kara gördüğü manzaralar ve duydukları karşısında adeta şoke olmuş. Kara, 'İnsanların yaklaşık 60 gündür neler yaşadığına şahit oldum. Adeviyye Meydanı'nda neler olduğunu televizyon ve sosyal medyadan öğreniyorum. Uzun zamandır beni sevindiren bir haber almadım. Üzen olaylar ise saymakla bitmez. Masum insanların öldürüldüğünü görmek, mensubu olduğum El Ezher Üniversitesi Rektörü Ahmed Tayyib'in darbede rol oynaması, baltacıların üniversiteye girip oradan insanlara ateş açmaları  beni üzen olaylardan sadece bir kaçı' diyerek yaşadıklarını özetliyor.

Camiler cesetlerle doldu

Genç öğrencinin Adeviyye Meydanı'na ilişkin gözlemleri ise şöyle: 'Son günlerde yaşananlara dünya ekranlar karşısında şahit olurken ben de Adeviyye'de şahit oldum. Ramazan boyunca iftar açtık, teravih namazlarını ve bayram namazını  Adeviyye'de kıldık. İnsanlar demokratik haklarını aramaktan başka bir şey yapmıyor ve sürekli bir şekilde Kur'an okuyup, dua edip, teheccüd namazı kılıyorlardı. 14 Ağustos Çarşamba sabah namazından sonra çok yoğun bir şekilde silah sesleri duymaya başladık. İkinci katliamdan sonra Adeviyye Meydanı ve Cami içerisinde cesetler ve yaralı insanlar varken yakıldı. Dumanlar her yeri kaplamıştı. İnsanlar kurşunların acımasızca üstlerine gelmesinden dolayı  cesetleri ve yaralıları hastanede bırakarak kaçmak zorunda kaldı. Aradan 6 saat geçtikten sonra cesetler kamyonetlerle kaçırılarak götürüldü. Sabah olunca cesetlerin İman Camisi'ne götürüldüğünü, şehit yakınlarının yardıma ihtiyacı olduğunu duyduk. Hemen oraya gittim çünkü insanlık daha ölmemişti.'

Meçhul yazılı sayısız ceset

Gittiğinde gördüğü manzarayı unutamıyor Fazilet. Yanmış ve kokan cesetler, üzerlerinde meçhul yazan sayısız şehit... Cesetlerin etraftaki marketlerden getirilen buzlarla soğutulduğunu söyleyen öğrenci, 'Orada cenazesini bulan ailelerin hem sevinç hem de hüzün dolu olduğunu gördüm. Çünkü en yakınları şehitti artık. İman Cami'nde gördüklerimi anlatmaya ise satırlar yetmez. Sokağa çıkma yasağı başlamadan hemen eve döndüm. Daha sonra İman Camisi'nde bulunan şehit ailelerinin gözaltına alındığını duydum. Daha sonra da henüz cenazesini almaya gelemeyen ve meçhul cenazelerinin polis ve asker tarafından  alındığını duydum. Akıbetlerinin ne olduğunu bilmiyoruz. Ne ölülere ne de dirilere rahat vermiyor darbeciler' şeklinde konuşuyor.

Esma'yla 1 hafta önce görüşmüştük

Mısır'daki şehit hikâyelerinin en etkileyici olanlarından biri Esma Biltaci'ye aitti. Esma'nın şehadeti, babasının ona yazdığı mektup herkesi ağlattı. Esma'nın yakın arkadaşı Erva Taweel, 14 Ağustos'ta başlayan ilk gösterilerin ortasında olduğunu söylüyor. Bugünlerde eşiyle birlikte Türkiye'ye gelen Erwa, 'İlk saldırıda plastik mermi kullandıklarını düşündük ama hastaneler şehitlerle dolunca gerçeği anladık. Biz 3 bine yakın şehit saydık. Tabi bu arada şehitlerimiz yakıldı ve külleri çöpe atıldı. Bu yüzden tam sayıyı söylemek mümkün değil. Hastanelere bile baskın düzenleyip doktorlara 'ya burayı terk edersiniz ya da hepinizi bina ile beraber ateşe veririz' diyorlardı' şeklinde konuşuyor. Erwa, meydanda yakılan cesetlerin küllerinin toplanarak çöpe atıldığını belirtiyor. Kimsenin meydanları terk etmeye niyeti olmadığını söyleyen Erwa 'Biz asla meydanlardan gitmeyeceğiz. Sürekli gelip tehdit ediyorlar. Çocukların psikolojik desteğe ihtiyaçları var. İlk aşamalarda uzlaşabilirdik ama onlar artık insanlık dışı tavır sergiliyorlar' diye de ekliyor. Esma'nın yakın arkadaşı olan Erwa arkadaşı ile ilgili şu cümleleri kuruyor: 'Esma on yedi yaşındaydı ama fikirlerinde ve yaşantısında çok olgundu. Onunla en son bayramdan bir hafta önce Rabiatül Adaviyye'de görüşmüştük.' Mursi'nin ailesiyle görüştüğünü de söyleyen Erwa, intihar teşebbüsü haberlerine de tepkisini dile getiriyor: 'Mursi gece namazlarını aksatmayan bir liderdi. İntihara teşebbüs edecek biri değil. Biz doktorlar tarafından Mursi'nin hafızasına müdahale edilmesinden korkuyoruz.'

Mevzu İhvan değil Mısır'ın geleceği

'Mevzu İhvan değil Mısır'ın geleceği' diyen Yusuf Reshad, kaybettiği ağabeyinin ardından büyük bir acı yaşadıklarının altını çiziyor. 'Artık Mısır'da, her eve ateş düşmüş durumda. Herkes ya bir akrabasını, ya bir arkadaşını kaybetti. Artık burası, darbeyi destekleyenler için bile güven vaad etmiyor' deyip ekliyor: 'Mevzu, İhvan-ı Müslimin değil, Mısır'ın geleceği söz konusu. Bir orta yol bulunması, en azından ordunun derhal seçimleri ilan etmesi gerekiyor.' Kahire'de yaşayan Dr. Muhammed Kasım, Adeviyye Meydanı'nda yaralılara müdahale ederken gözaltına alındı. Gözaltında işkence gören ve darbeciler tarafından bir gün evinin kapısına bırakılan Dr. Kasım, 'Burada mermilere ve fiziksel tacizlere maruz kalıyoruz. Ben meydanda görevimi yapmaya çalışırken göz altına alındım ve türlü işkencelerden geçirildim' diye belirtiyor. Doktor, ayrıca şunları anlatıyor: 'Yarın ne olacağına dair bir fikrim yok. Hastalara bakarken onların ne kadar güçlü olduklarını görüyorum. Acı içerisinde kıvranırken başka hastaların daha çok ihtiyacı olabileceğini söyleyerek ağrı kesici vermemi reddedenler var. Saldırı sırasında mescitte yerleri süpüren bir adam gördüm. Ölse bile mescidi kirli bir halde kan izleri ve sargılarla bırakamayacağını söyledi. Burada iyi Müslümanlar var.'

Oğlum hastalara bakarken öldürüldü

Mısır'da Müslüman Kardeşler'i desteklemeyen kesimler de artık darbecilerin yaptıkları katliama dur diyorlar. Oğlunu Adeviyye Meydanı'na yapılan ilk saldırıda kaybeden Ahmed Rashed, İhvan'ı desteklememesine rağmen bu akan kanın durması gerektiğini anlatıyor. Eczacı olan oğlunun Sahra Hastanesi'nde yaralılara yardım ederken tek kurşunla kalbinden vurulduğunu anlatan baba Rashed 'Ordu, eylemcilerin terörist olduğunu söylüyor, insanlar da buna inanıyor ve katliamı meşru görüyor. Peki, teröristlere yönelik bir saldırıysa, benim oğlum niçin hastalara bakarken öldürüldü? Değil terörist olmak ve insan öldürmek, benim oğlum o kadar naif bir insandı ki, kimsenin kalbini bile kırdığını sanmıyorum. Sevilen bir insandı, cenazesine büyük bir kalabalık gelmesi benim için bir teselli oldu. İnşallah şehitlerden olmuştur' diyor. Mursi yönetimini yer yer eleştirdiğini söyleyen acılı baba sözlerine şöyle devam ediyor: 'Ben Mursi döneminde hükümeti eleştiriyor ve yönetimin değişmesi gerektiğini söylüyordum. Sorunlardan biri, hükümetin halkın tamamını kucaklamamasıydı. Ama ordu, bu yaptıklarıyla hiçbir açıdan daha olumlu ve sorun çözücü olmayacağını gösterdi. Biz, 3 yıl sonraki seçimlerde halk olarak yönetimi değiştirebilirdik. Ama artık bu olaylardan sonra, halkını kucaklayan bir yönetim bizim için bir hayal...'

Yenişafak

Etiketler: , , ,
DÜNYA Kategorisindeki Diğer Haberler