YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
'Esed rejimi bitmiştir'
'Esed rejimi bitmiştir'
07 Mayıs 2012 14:41
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Esed rejimi bitti. Şu ana kadar sabrettik. Ama Suriye hükümeti sınırda aynı hataları yapmaya devam ederse bu, NATO'nun 5. maddesinde belirtilen bir sorun olacak" dedi.

Başbakan Erdoğan, İtalyan "Corriere della Sera" gazetesinden Monica Ricci Sargentini'ye verdiği özel mülakatta, Suriye'deki son gelişmelerden, İsrail, Avrupa Birliği ve İtalya ile ilişkilerine, başörtüsü sorunundan, tutuklu gazetecilere kadar pek çok konudaki sorulara yanıt verdi.

"Bölgenin lideri mi olmayı hedefliyorsunuz" şeklindeki soruya Erdoğan, "Değişime sistematik biçimde yön verme ya da bu işin liderliğini yapma konumunda değiliz. Ama pekala bizim atmış olduğumuz adımlardan esinlenen insanlar olabilir" dedi.

Türkiye'de parlamenter demokrasinin çok iyi işlediğine işaret eden Başbakan Erdoğan, "Biz, İslam ile demokrasinin bir arada olabileceğini gösterdik. Eğer halklarını otokratik baskı altında alan rejimler varsa, insanlar değişim arayacaktır.

Biz de o insanlara, bunu gerçekleştirmenin yolunu, yani parlamenter sistemi gösterebiliriz" diye konuştu.


-"Esed rejimi bitmiştir"-


Başbakan Erdoğan, "Suriye'de Esed için bir gelecek görüyor musunuz  Askeri müdahale seçeneğini ciddi olarak değerlendiriyor musunuz" sorusuna, "Esed rejimi bitmiştir. 10 bin ölü var. 25 bin göçmen Türkiye'de, 100 bini Ürdün'de. Eğer bir ülke, kendi halkını eziyorsa, halkına toplarla tanklarla saldırıyorsa ve bunun sonucu olarak yüzbinlerce insan kaçıyorsa, adalet nerede  Suriye ile 900 kilometrelik bir sınırımız var. Bizim her zaman büyük dostluğumuz oldu. Ancak ne yazık ki, Esed, bizim güvenimizi onurlandırmadı. Biz, kendisini Tunus'ta olaylar başladığında uyardık. Ona doğru yolu seçmesini, siyasi partilerin kuruluşuna izin vermesini, özgürlük yolunu açmasını, siyasi tutukluları serbest bırakmasını, rüşveti durdurmasını söyledik" ifadelerini kullandı.

Şu anda durumun çok ciddi olduğunu belirten Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Suriye konusunda şu ana kadar sabırlı davrandık. Ama Suriye hükümeti, sınırda aynı hataları yapmaya devam ederse bu, NATO'nun 5. maddesinde belirtilen bir sorun haline gelir. Esed, Annan Planı'ndaki sözleri yerine getirmedi. İnsanlar öldürülmeye devam ediyor. BM Güvenlik Konseyi, ciddi kararlar almalı. AB dış gözlemci olarak kalmamalı. Askeri müdahaleyi düşünüyor muyum  Bu sadece Türkiye'nin sorunu değil. Güvenlik Konseyi, Arap Birliği'nin ortak adımları gerekmektedir."


-İsrail ile ilişkiler-


İtalyan gazetecinin Türkiye ile İsrail arasındaki ilişkilerin 4 yıl öncesine kadar çok iyi bir durumda olduğunu ancak bugün gelinen noktada ise aynı durumun söz konusu olmadığını hatırlatması üzerine Erdoğan, "Bu doğru. Türkiye, İsrail'in önemli bir müttefikiydi bölgede ancak, onlar bize karşı büyük hatalar yaptılar. İsrail'in insani yardım taşıyan gemimize saldırısı affedilemez. Bu olay uluslararası sularda gerçekleşti. 9 insan yaşamını yitirdi ve cesetlerinde, 30'dan fazla kurşun bulundu ki yakın ateş edilmiş" dedi.

Başbakan Erdoğan, İsrail'e şartlarını ilettiklerini dile getirerek, "Özür bekliyoruz, kurbanların ailelerine tazminat ve Gazze'deki ablukanın kalkması. Bugün Gazze'deki abluka kalkmış değil ve halen de bir çok kez bombalanmakta. Onlar bu koşulları yerine getirmediği sürece bizim ilişkilerimiz asla normalleşmeyecek" şeklinde konuştu.


-AB ile ilişkiler-


Ankara'nın bugün daha çok doğuya bakan bir konumda olduğunu ileri süren gazeteci Sargenti, "AB'ye katılım hırsına ne olduğu, bunu kapanmış bir konu olarak mı" gördüğü sorulan Erdoğan, "Hayır, kesinlikle böyle bir şey söz konusu değil. Bildiğiniz üzere 1996 yılında Gümrük Birliği'nin bir üyesi haline geldik. Bu genellikle tam üye olunduktan sonra yapılan bir şey. Şimdi gelinen noktada bazı AB üyesi ülkeler, bizim birliğe katılmamıza izin vermiyor. Neden  Biz NATO içindeki tek Müslüman ülkeyiz. Bu bizim Ortadoğu ülkeleriyle olan ilişkilerimize zarar vermiyor. Size temin ederim ki, biz AB üyesi olmak için her şeyi yapacağız. Ancak, onlar sözlerini yerine getirmiyorlar. Bu hataları yapmayı keserler ve büyük bir küresel aktör haline gelme fırsatını yakalarlar umarım" dedi.


-"Amaç, iki ülke arasındaki ticareti artırmak"-


İtalya'ya bu akşam başlayacak resmi bir ziyarette bulunacak Başbakan Erdoğan, İtalyan gazetesiyle röportajında, Türkiye-İtalya ilişkilerine de değindi.

Erdoğan, İtalyan mevkidaşı Mario Monti ile Güney Kore'deki Nükleer Güvenlik Zirvesi'nde görüştüklerini anımsatarak, "Bu hükümetlerarası zirve benim için büyük önem taşıyor. 8-9 bakanımla birlikte geleceğiz. Her biri kendi mevkidaşıyla görüşecek. Amaç, iki ülke arasındaki ticareti arttırmak ki zaten şu anda ticaret hacmi 21,5 milyar dolar. Bu iyi ancak yeterli değil. Türkiye'de faaliyet gösteren 900 İtalyan firması var. 2002'den beri, krize de rağmen bu gelişti fakat daha iyisini istiyoruz" diye konuştu.


-"Neden başörtüsü yasak olsun ki "-


TBMM'de 23 Nisan resepsiyonuna eşi Emine Erdoğan ile ilk kez birlikte gittiği hatırlatılan ve "baş örtüsü, laik devlet için bir tehdit mi" sorusu yöneltilen Başbakan Erdoğan şöyle devam etti:

"Laik bir devlet, din özgürlüğünü dışlamaz. Laiklik, tüm inançlara aynı mesafede durur. Ancak bu, Türkiye'de, Müslümanların eğitim hakkını da ihlal edecek biçimde bir baskı aracı gibi kullanılmıştır. Biz, şimdi bütün dinlere aynı hakları sağlıyoruz. Ben bu adaletsizliği düzeltmek için çalışıyorum. Başörtüsü neden yasaklansın  ABD'de, İtalya'da, bir çok ülkede bu türden bir yasa yok. Ben bu sorunun yakın bir zamanda çözüleceğini düşünüyorum."


-Tutuklu gazeteciler konusu-


Gazeteci Sargentini, Türkiye'de 100'den fazla gazetecinin hapishanede olduğunu ileri sürerek, bu sayının, ifade özgürlüğünü güvence altına alan demokratik bir ülke için çok olup olmadığı yönündeki sorusuna Başbakan Recep Tayyip Erdoğan şu yanıtı verdi:

"Bu soru yanlış. Onlar gerçek gazeteci değiller. Bu kişilerin yüzde 90'ı yazdıklarından değil, terör örgütleriyle bağlantılı oldukları için cezaevindeler. Kısa bir süre önce Büyük Britanya'da 50 gazeteci göz altına alındı. Kimse de çıkıp, bir şey demedi. Aynısı Türkiye'de olsa denilmedik şey kalmazdı. Bu sadece bir propaganda. Sadece şiir okuduğu için mahkum olmuş biri olarak ben ifade özgürlüğüne son derece önem veriyorum. Üstelik okuduğum dizeler yasadışı da değildi. Atatürk'ün kahramanı olan bir şairin şiiriydi. Bana göre, ifade özgürlüğü, çiğnenemez bir haktır."

Bu arada, Başbakan Erdoğan'ın "NATO'dan Suriye'ye askeri müdahale istemeye hazırım" şeklinde bir ifade kullanmamasına karşın, İtalyan gazetesinin haberi okuyucularına bu başlıkla duyurması dikkati çekti. AA
 

DÜNYA Kategorisindeki Diğer Haberler