YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Dünya yeniden silahlanmaya başladı
Dünya genelinde soğuk savaş döneminin ardından askeri harcamalar aşağı yönlü bir trend izlerken, bu eğilim tersine dönmeye başladı. Kanal A Genel Yayın Yönetmeni Alper Tan geçtiğimiz haftalardaki analizlerinde de konuyla ilgili uyarılarda bulunmuştu.
Dünya yeniden silahlanmaya başladı
16 Nisan 2015 / 13:56 Güncelleme: 16 Nisan 2015 / 14:36

Dünya genelinde soğuk savaş döneminin ardından askeri harcamalar azalırken, son yıllarda bu eğilim tersine döndü. Askeri harcamaların Gayri Safi Milli Hasıla'ya (GSMH) oranı yüzde 4'ün üzerinde olan ülke sayısı 2005'te 13 iken, geçen yıl bu sayı 20'ye çıktı.

Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsünün (SIPRI) askeri harcamalara yönelik raporunda, 167 ülkenin geçen yılki askeri harcamalarının GSMH'ye oranlarına, başka bir deyişle ekonomiler üzerindeki askeri yükün ağırlığına ilişkin değerlendirmelerde bulunuldu.

Rapora göre, dünya genelinde çoğu ülkede, soğuk savaş döneminin ardından ekonomilerdeki askeri yükler aşağı yönlü bir trend izledi. Bu eğilim son yıllarda ise tersine dönmeye başladı. Geçen yıl değerlendiremeye alınan ülkelerin yüzde 55'inde askeri harcamalar, GSMH'lerin yüzde 1,5'in altında kaldı.

Buna karşın 20 ülkede askeri yükün GSMH'ye oranı yüzde 4'ün üzerinde gerçekleşti, bu ülkelerin 9'u Orta Doğu ülkelerinden oluştu. Bölgesel farklılıklar yanında nüfus büyüklükleri açısından da çeşitlilik gösteren bu ülkeler arasında, 3 milyon nüfusa sahip Ermenistan da 143 milyon kişinin yaşadığı Rusya da bulunuyor. Yapılan askeri harcamanın miktarı ise 471 milyon dolar ile 80,8 milyar dolar arasında değişiyor.

Bu ülkelerin 2'si aynı zamanda en fazla askeri harcama yapan ilk 15 ülke arasında yer alıyor. İki ülkeden Suudi Arabistan, askeri harcamalar için geçen yıl 80,8 milyar dolar ve Birleşik Arap Emirlikleri ise 22,8 milyar dolarlık kaynak kullandı.

Askeri harcamaların ekonomiler üzerindeki ağırlığı Afrika'da da kendisini gösteriyor. Söz konusu 20 ülkeden 7'si Afrika'da yer alıyor. Ermenistan, Azerbaycan, Rusya, Myanmar listede kendine yer buluyor.

Askeri harcamaların GSMH'ye oranı yüzde 4'ün üzerinde olan ülke sayısı 2005'te 13 iken, geçen yıl bu sayı 20'ye çıktı. Söz konusu ülkeler, Umman, Suudi Arabistan, Güney Sudan, Çad, Libya, Kongo Cumhuriyeti, Cezayir, İsrail, Angola, Birleşik Arap Emirlikleri, Azerbaycan, Namibya, Rusya, Lübnan, Myanmar, Ermenistan, Irak, Bahreyn, Yemen ve Suriye'den oluştu.

Söz konusu 20 ülkeden 11'inde 2013 ya da 2014'te savaş veya askeri çatışma yaşandı.

Rapora göre, Türkiye'de askeri harcamaların GSMH'ye oranı ise geçen yıl yüzde 2,2 olarak gerçekleşti.

Çatışmalar silahlanmayı tetikliyor

Abant İzzet Baysal Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanı ve Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu Başkan Yardımcısı Kamer Kasım, AA muhabirine yaptığı açıklamada, soğuk savaş döneminden sonra sorun yaşanan coğrafyalarda dondurulmuş çatışma ya da iç çatışma yaşayan devletlerin hızla silahlandıklarını söyledi.

Bu sürecin soğuk savaş bitmeden Irak'ın Kuveyt'i işgali ile başladığına işaret eden Kasım, daha sonra Körfez ülkelerinin silahlanmaya yöneldiğini belirtti.

Afrika'daki çatışmaların da bu bölgedeki ülkeleri silahlanmaya ittiğini dile getiren Kasım, gelinen noktada 20 ülkenin GSMH'lerinin yüzde 4'ünden fazlasını silahlanmaya ayırdığını vurguladı. Kasım, "Bu durum Avrupa ülkelerine bakınca bir çelişki. Avrupa ülkelerinde ise bu oranda azalma söz konusu" dedi.

Enerji gelirleri silahlanmaya gitti

Körfez ülkelerinin uzun süre enerji fiyatlarının yüksek seyretmesi nedeniyle ciddi birikim yaptıklarını ama bu kaynakları büyük oranda silahlanma ve savunma sistemlerine ayırdıklarını ifade eden Kasım, şunları kaydetti:

"Kafkasya ve Rusya'ya bakıldığında Dağlık Karabağ sorunu nedeniyle Azerbaycan, GSMH'den önemli bir payı silahlanmaya ayırıyor. Ermenistan da söz konusu toprakları elinde tutabilmek için ekonomik durumu kötü olmasına rağmen silahlanıyor. Bölgedeki diğer ülkelerde de dondurulmuş çatışma durumu olduğundan silahlanma çabaları sürüyor.

Suudi Arabistan bugün İran'dan tehdit algılıyor. Yemen sorununun bu hale geleceği belliydi. Yemen, Suriye, Irak'taki sorun ve istikrarsızlık devam ettiği takdirde Suudi Arabistan ve Körfez ülkeleri, toprak bütünlüklerini muhafaza edebilmek ve gelebilecek ani saldırıya karşı kendilerini koruyabilmek için silahlanma zorunda hissediyorlar. Yakın gelecekte bu tablo değişmeyecektir."

 
DÜNYA SAVAŞININ BARUT KOKUSU YAYILIYOR!
 
Kanal A Genel Yayın Yönetmeni Alper Tan, konuyla ilgili Dünya Savaşının barut kokusu yayılıyor başlıklı analizinde da uyarılarda bulunmuştu. İşte Tan'ın o yazısı

Dünyada bölgemizde ve etrafımızda tarihi gelişmeler yaşanıyor.

ABD işgali sonrası Irak, hala toparlanamadığı gibi şimdilik en az üçe bölündü. Suriye’deki iç savaşta 4 yıl geride kaldı. Suriye de en az 3 parça. Lübnan’da sesiz bir belirsizlik yaşanıyor. Suudi Arabistan’da geçen ay göreve başlayan Kral Selman yeni bir rota belirliyor. Mısır’da Sisi açısından durum tersine dönmeye başladı. Yemen’de iç savaş yeniden başladı. Körfez tedirgin. İsrail-ABD ilişkileri tarihte hiç olmadığı kadar gergin..

Bizim bazı basın-yayın organlarında İran’ın Ortadoğu’da güçlendiğine ve Ortadoğu’nun İran etkisine girmeye başladığına dair sistematik haberler çıkıyor son haftalarda..

İranlı Özel Kuvvetler Komutanı Kasım Süleymani’nin Irak’ta Saddam Hüseyin’in doğum yeri Tikrit’te bile şov yaptığı haberleri verildi. Kasım Süleymani’nin Felluce’de çekilmiş fotoğrafları, Tikrit’te çekilmiş gibi yansıtıldı. Merkez İran olmak üzere, bir ucu Körfez ve Yemen üzerinden San’a’ya, diğer ucu Irak, Suriye ve Lübnan üzerinden Akdeniz’e uzanan Şii hilalinden söz ediliyor.

Bütün bunlar yanlış ve abartılı bilgiler. Gösterilmeye çalışılanın aksine İran Ortadoğu’da gücünü hızla kaybediyor ve zayıflıyor. Esad’ın düşmesiyle Suriye’de, İran tamamen silinecek. Irak Şiileri ile Türkiye’nin ilişkileri zannedilenin aksine İran’dan daha iyi. 1980’lerde yıllarca devam eden İran-Irak savaşlarında İran’ın Iraklı Şiilere de çok zarar verdiği unutulmadı.

Yemen’de Hussiler’in yönetimi ele geçirmiş olmalarının ardında İran’ın başarısını aramaksa son derece yanıltıcı. Kırım’ı ilhak eden Rusya’nın Ukrayna konusunda korkunç bir batağa düşmesi gibi İran da Yemen konusunda içinden çıkamayacağı bir durumla karşı karşıya. Yemen’de İran başarı elde etmedi. Aslında kapana girdi..

Suudi Arabistan öncülüğünde Müslüman ülkelerden kurulan geniş bir ittifak ile Yemen’e askeri operasyon başlatıldı. Katar, Bahreyn, BAE, Kuveyt, Sudan, Fas, Pakistan, Mısır ve Ürdün, ittifakın içinde yer alan ülkeler.. Türkiye ise çeşitli şekillerde operasyona açık destek veriyor.

İran, Büyük Şeytan olarak gösterdiği ABD ile 2013 Haziranında yapılan cumhurbaşkanlığı seçimlerinden bu yana açık bir işbirliği yürütüyor. ABD, İslam dünyasına karşı İran’ı kullanmak istiyor. İran ise Ortadoğu’da içine düştüğü sıkışıklığı ABD ve Batılı diğer ülkelerle işbirliği yaparak aşma sevdasında..

İran yönetimi, kendi halkına en azılı düşman olarak gösterdiği İsrail ile de alttan alta gizli bir ilişki içinde. İran, İsrail ile zahiren düşmanlık gizlice dostluk ilişkileri yürüyor. Hem Tahran hem de Tel Aviv, Beşşar Esad’ın arkasında duruyor.

Ortadoğu'da hırçınlaşan ve çok şımaran İran ve İsrail'e ders verme zamanı yaklaşıyor.. Büyük bir dünya savaşının barut kokusu şimdiden hissedilmeye başlandı. Suudi Arabistan ve Körfez ülkeleri, Körfez’in ve Yemen’in hakimiyetini İran'a asla bırakamaz. Türkiye, Suriye ve Irak'ın hakimiyetini asla İran'a bırakamaz. Büyük bir savaş adım adım yaklaşıyor.

Bu savaşta bazı ülkelerin ve bazı grupların gayrimeşru gizli ittifakları da muhtemelen deşifre edilecektir. ABD, İngiltere, kısaca Batı, gelişen İslam dünyasının önünü kesmek için İran'ı desteklediler. Bunlara, Rusya ve Çin'de dahil oldu. Çünkü hedef, dünyadaki İslami uyanışı ve Müslümanların siyasi gelişimini durdurmaktı.

Her yönden çok güçlü olan körfez ülkeleri ve Türkiye’nin artık bölgeyi dizayn etmek için kolları sıvadıkları ve ortak hareket ettikleri gözüküyor. O nedenle “Körfez, Yemen’i bırakmaz, Türkiye de Irak ve Suriye'yi bırakmaz, bırakamaz” diyoruz.. İşte tam da bu aşamada PKK’nın nasıl hareket edeceğine dikkat etmek gerekiyor! Bakalım PKK seçimini kimden yana yapacak? Kapitalist ve emperyalist sömürgeci güçlerin işbirlikçisi mi olacak, Ortadoğu’daki Türk-Kürt-Arap ittifakının samimi bir unsuru mu? Bunu anlamak için fazla zaman kalmadı!

Aslında Türkiye, son on yıldır İran'la samimi ilişkiler kurup, İran'ı İslam dünyasına kazandırmak için çok büyük çaba sarf etti.. Körfez ülkelerini hatta Dünyayı karşısına alarak İran'a ambargo tehditleri ve nükleer sıkıştırmalarda hep Tahran'ın yanında yer aldı.. Ama İran, Suriye, Irak ve PKK konularında Türkiye'ye sürekli ihanet etti, takiyye yaptı.. Gerçi İran devlet yönetiminde, aklı başında ve Türkiye’nin politikalarına samimi destek veren çok yönetici var.. Ama İran, temelde radikal Acemliği, Fars milliyetçiliğini ve siyasi hırslarını ne yazık ki aşamadı.

Tahran yönetimi ülke içinde sosyal patlamalara da hazır olmalı. Bu güne kadar sahte düşmanlar göstererek psikolojik olarak engellediği toplum kesimlerini daha fazla baskılaması zor görünüyor. Ayrıca İran, ekonomik olarak da çok zor durumda. İran mali olarak iflasa doğru kayarken Türkiye ve Körfez ülkelerinde hazineler dolu. 2 trilyon Doların üzerinde Körfez ve Türkiye hazinelerinde bloke olmuş kaynakla İran’ın maddi olarak da başa çıkması kolay değil. Sadece Suudi Arabistan’ın 800 milyar dolar kullanıma hazır kaynağı var. Eğer İran hırçınlığını ve şımarıklığını sürdürecek olursa 1.7 milyarlık İslam dünyasından da tamamen dışlanacak ve iyice izole olacak. Böyle bir durumda Tahran’ın ABD, Avrupa ve İsrail ile gizli-açık işbirliği ne işe yarayacak merak ediyoruz.

Çünkü sadece İran’ın değil, İsrail’in de her geçen gün suyu ısınıyor. Şu an çeşitli cephelerde savaşlar devam ediyor. Ama kısa zamanda daha da yayılacak muhtemel savaşların etkileri Çin, Rusya, ABD, Avrupa ve hatta Hindistan’da bile yankı bulup herkesin rahatını kaçıracak. Dünyanın böyle büyük bir çatışmaya doğru hızla ilerlediğini, içerde ve dışarda herkesin hesap kitabını ona göre yapmasını özellikle belirtmek isteriz.

İran’ın geleceği bakımından Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın önümüzdeki günlere yapacağı Tahran ziyareti son derece önemli. Dananın kuyruğu orada kopabilir veya İran’la Ortadoğu açısından yeni bir sayfa daha açılabilir.

Görünen o ki, yıkıcı, büyük savaşları takiben yeni bir düzen kurulacak. Bu savaştan sonra Batı’nın saltanatı sona erecek, İslam dünyası da asırlık esaretin ardından parantezi kapatıp, yeniden ayağa kalkacak.

Görelim Mevla neyler. Neylerse güzel eyler...

İşte Tan'ın konuyla ilgili diğer analizleri

128800.jpg143588.jpg

135870.jpg109855.jpg

99719.jpg

DÜNYA Kategorisindeki Diğer Haberler