YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
“Bu savaşta kim kaybetti, kim kazandı?”
“Bu savaşta kim kaybetti, kim kazandı?”
“Bu savaşta kim kaybetti, kim kazandı?”
24 Ocak 2009 / 08:49 Güncelleme: 24 Ocak 2009 / 00:00

İsrail’in Gazze’ye 27 Aralık’ta başlattığı, 22 gün süren ve bin 300 kişinin hayatını kaybettiği operasyonun ardından hem Hamas, hem İsrail zafer kazandıklarını ileri sürdü.


İsrail’in Gazze Şeridi’ne 27 Aralık’ta başlattığı operasyon 22 gün sonra, yine İsrail’in tek taraflı ateşkes ilan etmesiyle bitti. Bu hafta içinde İsrail tüm askerlerini de bölgden çekti. Üç hafta süren saldırılarda, çoğu sivil olmak üzere bin 300 kişi hayatını kaybetti. Gazze’deki çocukların dünyaya yansıyan fotoğrafları ise acı bir şekilde akıllarda yer etti. Savaş bittikten sonra İsrail ve Hamas’tan karşılıklı olarak “zafer kazandık” sesleri yükseldi. Hamas’ın Başbakanı İsmail Haniye, “Allah, bize, büyük bir zafer bahşetti. İsrail ordusunun saldırılarını durdurduk ve düşman hiçbir hedefine ulaşamadı” dedi. İsrail Başbakanı Ehud Olmert ise operasyonun bütün hedeflerine ulaştığını ve İsrail’i tehdit eden unsurların ortadan kalktığını söyledi. Ntvmsnbc ise bölgeyi bilen kişilere savaşın sonunda kimin kazanıp, kimin kaybettiğini sordu. Uzmanlara göre bu savaşta kazananı bulmak zor, ancak kaybeden BM ve Mahmud Abbas oldu.


Prof. Dr. Mustafa Aydın (TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi Ulus. İliş. Böl. Bşkn.)



MAHMUD ABBAS KAYBETTİ
“Gazze’de kimin kazandığı muhasebesi için henüz çok erken, ancak kaybedenlerden bahsedebiliriz. Bunlardan biri uzun vadede Mahmud Abbas oldu, çünkü Filistin Yönetimi’nin lideri olarak çok pasif kaldı. Daha çok kendi siyasi önceliklerini hesaba kattı. Bu da Hamas’ın savunduğu radikal görüşlere prim kazandırdı. Filistin’in İsrail’e karşı hareketsiz olduğu söylentileri zaten vardı. Onları güçlendirdi. Ancak bir sene gibi bir süre içinde barışa ulaşılırsa, Hamas zayıflamış olur. Bu süreç içerisinde olmazsa, uzun vadede Hamas kazanıyormuş gibi görünüyor, bu ikili mücadelede.


BM BÜYÜK DEVLETLERİN OYUNCAĞI OLDU
İkinci kaybeden BM oldu. BM aslında Bush döneminde çok zayıflatılmıştı. Bu krizde de ne kadar hareketsiz ve etkisiz kaldığı bir kez daha gözüktü. Güvenlik Konseyi’nin büyük devletlerin oyuncağı olduğu ortaya çıktı. Hele Genel Sekreter Kudüs’te görüşmeler yaparken, Gazze’de BM binasının vurulması büyük bir eksi oldu.


SAVAŞIN SONUCU MUĞLAK
Gazze’de herkes kendinin zafer kazandığını söylüyor, çünkü sonuç muğlak bırakıldı. Bu kesin bir zaferle sonuçlanan bir çatışma değildi. İsrail zaten sonuna kadar gitme niyetinde olamazdı. Yani bütün Hamas’lıları öldüremeyeceği, yok edemeyeceği için, mutlak zafer de olamazdı. Ama planlamış olduğu hedeflerine ulaştığını söyleyebiliriz.


HAMAS NE KADAR VURSANIZ O KADAR KARLI ÇIKAR
Hedef Gazze’den gelen roket saldırılarının durmasıydı ki, nihayetinde bu saldırılar durdu. Ateşkesle birlikte Hamas da kabul etti zaten bunu. İsrail’in seçim sürecine de galip bir şekilde girecekler kendilerine göre. Hamas tabii bir terör örgütü olarak ne kadar vurursanız o kadar karlı çıkıyor. Onlar da bu nedenle “Biz kazandık, İsrail geri çekildi” diye bağırıp duruyorlar. Ancak İsrail kendi planına göre Gazze’ye girdi, ilerledi, yapacağını yaptı ve kendi planının gerektirdiği zamanda da çıktı.


Bundan sonra yine operasyon olabilir … ‘Olmaz’ diye bir şey yok. İsrail bunu her yerde yapıyor. Barış sağlanmadığı müddetçe, bu operasyonların olma riski her zaman mevcut.


BU KONUDA LİDERLİĞİ BM ALAMAZ
Bu bölgede önemli olan şey ABD’nin pozisyonu. ABD’nin yeni başkanı Ortadoğu’daki barış süreci ile ilgili bir pozisyon belirlemek zorunda. Şu ana kadar Obama dışarıda kaldı, ama bu krizi de gelir gelmez kucağında buldu. Eğer bu konuda barış sürecini harekete geçirmek için pozisyon alırsa, BM’ye de uzun vadede bir rol düşecek. Her şey yolunda giderse sonunda bir barış gücü kurulacaktır. Bunun da BM çatısı altında olacağı açık. Ancak bu sorunun çözümünde liderliği BM’nin alması diye bir şey mümkün olmaz. Liderliği olsa olsa Amerika alır.


DÜNYADA BİZDEKİ GİBİ KIYAMET KOPMADI
Bundan sonra İsrail’e bir yaptırım uygulanmaz. Çünkü onun için BM Güvenlik Konseyi kararı gerekiyor. İsrail’e karşı Güvenlik Konseyi’nden böyle bir karar çıkması mümkün değil. İkincisi uluslararası kamuoyuna baktığınız zaman, İsrail’in çok haksız olduğuna dair bir anlayış söz konusu değil. Biz de kıyamet koptu, ‘çocuklar öldü, insanlar öldü’ diye. Ama dünyada bu kadar büyük bir kıyamet kopmadı. İsrail’e yaptırımlar tek taraflı olabilir. Mesela Türkiye İsrail’e yaptırım uygulamaya karar verebilir. Gerçi tek taraflı yaptırımlardan sonuç alınmaz zaten, ama Türkiye’nin de zaten böyle bir niyeti yok. Bütün kopan gürültüye rağmen, hükümet gerçekte politikayı hiç değiştirmedi.


Ergin Yıldızoğlu (Cumhuriyet Gazetesi yazarı, akademisyen)


HAMAS GAZZELİLERİN GÜVENLİĞİNİ SAĞLAYAMADI
“Gazze’de gerçekleşen savaşta, İsrail Lübnan’da kaybettiği askeri caydırcılık gücünü kısmen geri kazandı. Hamas’ı devirme, Abbas’ın ve Filistin Yönetiminin Gazze’ye de egemen olmasına yol açma amacına ise ulaşamadı. Ancak uluslararası alanda büyük prestij kaybettiğini ve uzun dönemli meşruiyetine gölge düşürdüğünü söyleyebiliriz.


Hamas’a gelince, İsrail saldırısı karşısında saklanarak ve/veya savaşmayarak, ama füzeleri atmaya devam ederek ayakta kalmayı başardı. Uluslararası alanda, özellikle de Arap dünyasında meşruiyetinin arttırdı. Buna karşılık, Gazze halkının güvenliğini sağlayamaması, hatta neredeyse 1.5 milyonluk bir nüfusu İsrail saldırılarının insafına terk etmiş olması, hem askeri kapasitesinin inanılırlığını zedeledi, hem de güvenlik sağlayıcı ve yönetici olarak meşruiyetini.


HAMAS’IN TUTUMU GERÇEKÇİ DEĞİL
Savaşın, barış süreci acısından, ne İsrail’in ne de Hamas’ın tavırlarının hiçbir yapıcılık içermediğini, hatta tarafların iki devlet çözümüne karşı olduklarını bir kez daha ortaya koyduğu söylenebilir. Hamas’ın dini bir örgüt olmasının, barış sürecinin önünde ciddi bir engel oluşturduğu bir daha ortaya çıktı. Hamas, siyasi tutumunun, eylemlerinin meşruiyetini Gazze halkının arzu ve iradesinden daha çok ideolojisinden ve inançlarından alıyor, İsrail devletinin varlığını kabul etmeyi reddetmeye devam ediyor. Hamas’ın barış sürecinde gerçekçi, akılcı ve yapıcı bir tutum içine girmekte çok zorlanıyor.


TÜRKİYE’NİN ARAP DÜNYASINDA SAYGINLIĞI ARTTI
Diğer taraftan, savaş boyunca BM’nin ve Avrupa’nın sürece her zamankinden daha çok dahil olması, İsrail üzerinde, Hamas’ı tanımasına yönelik uluslararası baskının artacağına işaret ediyor. Bu baskı, bölgeye bir uluslararası gücün yerleştirilmesi talebine kadar ulaşabilir. Ancak ABD ve İsrail’in bu önerileri sıcak bakmayacağı söylenebilir


Türkiye’nin, bölgedeki “arabuluculuk” çabalarına paralel olarak, Arap dünyasında saygınlığı artmış görünüyor. Ancak, Hamas’a yönelik tavrının, İsrail’le ilişkilerin, Cumhurbaşkanının Olmert’in yemeğinden dışlanmasına varacak düzeyde bozulmasına ve Avrupa ile ABD tarafında, hükümetin iç ve dış politikada ilerlediği yola ilişkin kimi ciddi kaygıların oluşmasına yol açtığı da söylenebilir.


Prof. Dr. Samir Salha (Kocaeli Üniversitesi)


İSRAİL 2006’DA GEREKLİ DERSLERİ ALMIŞ
“İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik savaşıyla birlikte, gerek ordu, gerekse Olmert hükümetinin, 2006’da Hizbullah karşısında yaşadığı yenilgiden gerekli dersleri aldığı gözüküyor. İsrail Gazze sadırılarındaki “başarısını”, BM teşkilatını ve özelikle Güvenlik Konseyi’ni felce uğratarak elde etmiştir. Savaşa yönelik başarılı gibi görünen hazırlık sürecine rağmen, harekatın bitmesiyle İsrail’in istediği sonucu elde edemediği ortaya çıkmıştır. Hamas militanlarının iktidardan indirilmesinin kısa vadede mümkün olmadığı anlaşıldı. Operasyon esnasında kullanılan acımasız yöntemler ve sivil hedeflerin vurulması dünya kamuoyunu İsrail’e karşı birleştirdi, operasyonunun askeri boyutları ise hukuksal ve siyasi forumlarda uzun müddet İsrail’in başını ağrıtacağa benziyor.


SAVAŞIN ASIL SEBEBİ İRAN
Tel Aviv’in Gazze’deki savaşının gerçek nedenini şimdiye kadar ilan etmemesi, bu toprakların çok daha ötesinde hedeflerinin olduğunu göstermiştir. İsrailli uzmanlar “Gazze’deki savaşımızın asıl sebebinin, bölgedeki radikalizm ve terörü durdurmak olduğunu, Tahran Şam ve Beyrut çok iyi bilmektedir” açıklaması yaptılar. Ayrıca BM nezdindeki İsrail temsilcisinin “Gazze uluslararası terörizme karşı açılan savaşın temel cephelerinden biridir” açıklaması da operasyonun tek hedefinin Hamas olmadığını teyit etmektedir. Söz konusu savaşın aslında çok daha büyük bir harekatın ön cephesi niteliğinde olduğu açıkça ortada. Söz konusu açıklamalarda, operasyonun gizli hedefinin İran olduğu yönünde ciddi somut deliller bulunmaktadır.


İSRAİL DAHA ÇOK SIKIŞACAK
İsrail bu savaşta en büyük kaybı Gazze dramının gerçek boyutlarının ortaya çıkmasıyla yaşayacak. İsrail bundan her anlamda zararlı çıkacak. Sadece imaj olarak değil. Hukuksal, siyasal, diplomatik, insani, birçok alanda İsrail bunun zararını görecektir. Şu an zaten İsrail’e karşı birçok tepki var ve davalar başladı. Biliyorsunuz Livni Belçika’ya gitmek istedi ama orada birtakım sorunlar yaşandı. İsrailli bakanlar seyahatte birtakım sıkıntılar yaşıyor. Bu önümüzdeki dönemde daha da netleşecek. Gazze konusunda bölgesel ve uluslararası işbirliği ne kadar artarsa, İsrail o kadar sıkışacak. Özellikle uluslararası sözleşmeler tarafından yasaklanan silahların kullanılması ve bunların sivillerin üzerinde denenmesi sonrası, İsrail sahip olduğu kredisini tüketmektedir. Burada sıkıntı yaşamasını bekliyoruz önümüzdeki günlerde.


İSRAİL TEPKİYİ BEKLEMİYORDU
Arap alemi ve bölgeni bazı temel ülkeleri, Türkiye başta olmak üzere, Gazze operasyonuna karşı açık bir biçimde tavırlarını ortaya koydular. İsrail bunu beklemiyordu. Bu çok ağır oldu İsrail için. Başbakan Recep Tayip Erdoğan’ın baştan itibaren tutarlı bir şekilde yaptığı açıklamalar, burada çok önemli oldu bence. Bu bölgesel drama dikkat çekmek içim ciddi mesajlar taşıyordu. İsrail bu tepkiyi beklemiyordu.” NTV

DÜNYA Kategorisindeki Diğer Haberler