YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Bağımsızlığa adım adım ilerliyor
Bağımsızlığa adım adım ilerliyor
05 Şubat 2008 14:19
Bağımsızlığa adım adım ilerliyor

Doğu ve Batı arasındaki menfaat kavgasının ortasında kalan Kosova’yı önümüzdeki günlerde zor günler bekliyor.


Gazi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Yüksek Lisans Öğrencisi Erjada Proganati, “satranç tahtasındaki Kosava”yı Kanalahaber.com için yazdı:


Mayıs 2006'da yapılan referandum sonucunda Karadağ bağımsızlığını kazanmıştır. Bu durumda, Eski Yugoslavya'yı oluşturan Cumhuriyetler birer bağımsız ülke olmuştur.


Eskiden beri Kosova'dan Yanya'ya kadar olan topraklar, Arnavutluk Devletine ait olarak bilinir. Bu bölge, sonradan Sırpların eline geçmiştir. İkinci Dünya Savaşından sonra ise anayasa, Kosova'nın özerkliğini tanıyarak, Tito'nun 45 yıllık rejiminin altında kalarak Komünizm ile yönetilmiştir. Tito öldükten sonra Kosova'nın özerkliği ortadan kalkmıştır. Kosova'da, Arnavutlar nüfusun %90’ını oluşturdukları halde, bu dönemden itibaren, Kosova'yı işgal edenler gibi eziyet içinde yaşamaya mahkum edilmiştir.


1991-1995 yıllar arasında Balkanlar'da çok kan dökülmüştür. 1995'te Dayton Barış Antlaşmasının imzalanmasıyla Balkanlardaki durum sakinleşmiştir. 1998 yıllından başlayarak Sırplar Bosna-Hersek'te yaptığı katliamların benzerini Kosova'da uygulamıştır. Haziran 1999 yılında, BM Güvenlik Konseyi 1244 sayılı kararıyla, Kosova BM geçici yönetiminin (UNMIK) altına girmiştir ve Sırbistan'ın Kosova'da fiili olarak egemenliğini sona erdirmiştir. Bu durumda, bugünlerde Kosova'nın nihai statüsü en çok tartışılan konu olmuştur. Kosova hiçbir zaman kendi kaderini tayin edememiştir. Kosova'nın nihai statüsü hakkında BM bünyesinde çalışmalar 20 Şubat 2006'da başlamıştır. BM Kosova Özel Temsilcisi Marti Ahtisaari 14 Mart 2007'de hazırladığı raporu BM Genel Sekreterine sunmuştur. Raporun içeriği, Kosova'ya uluslararası toplum tarafından denetlenen bir bağımsızlık verilmesine dayanmaktadır. Bu rapor ABD, NATO, AB tarafından destek bulmuştur; ama BM Güvenlik Konseyin daimi üyesi olan Rusya Kosova'nın bağımsızlığına ters bir tavır takınmıştır.


Son zamanlarda Moskova ile Batı arasındaki ilişkiler gerginleşmiştir. Bu ilişkileri birkaç noktada toplayabiliriz:


1- Bir taraftan ABD'nin İran'a nükleer enerjiyi üretmekten vazgeçirmek için yaptığı baskı, öbür taraftan da Rusya'nın bu krizi barışçıl bir şekilde çözülmesini istemesi.


2- Eski komünist Avrupa ülkelerinde bulunan ABD'ye ait füzelerden Rusya'nın algıladığı tehdit ve bu tehdide karşı aldığı savunma ve güvenlik tedbirleri.


3- ABD ve Rusya'nın bazı coğrafyalarda çıkarları çatışmaktadır. Bu coğrafyalardan birisi de, Balkanlar Yarımadasıdır.


Balkanlarda bulunan Kosova, bu son iki yıl yoğun bir şekilde bağımsızlığını kazanmak için çaba göstermektedir. Kosova sorunu Belgrad ile Priştina arasında bir sorun olmaktan çıkarak Batılı ülkeleri ile Rusya arasında bir soruna dönüşmüştür. Başka bir deyişle, Kosova statüsü Rusya ve Batı arasında gerçek bir mücadele alanına dönüşmüştür.


Kosova, Batı ile Doğu arasında bir rekabet alanını temsil etmektedir. Kosova'nın statüsü diğer bölgedeki aktörlerden kritik olduğu için, tarihsel olarak rekabette bulunan hegemon güçler Balkanlara açılmak için bir fırsat ellerine geçirmişlerdir. Balkanlar, petrol ve doğal gaz boru hatları için önemli bir ulaşım yolu olmakla beraber onlar için stratejik bir köprüdür.


1999 yılında ABD, NATO şemsiyesi altında Kosova'ya barış getirmek amacıyla Sırbistan'ı bombaladı. Kosova 1999 yılından bu yana BM'in kontrolü altında bulunmaktadır. Balkanlarda 1990’larda yaşanan çatışmalar NATO ve ABD'nin, Balkanlar’ı Rus etkisinden arındırıp, denetim altına almak için uygun zemini hazırladı. Kosova’ya NATO müdahalesinin en önemli amacı, insani nedenlerden çok NATO’nun doğuya doğru yayılması ve ABD’nin enerji alanındaki çıkarlarını güvence altına alarak Balkanlarda hegemon güç olmayı hedeflemesidir.


Kosovalı Arnavutlar bağımsızlığını istemektedir ama Sırbistan Kosova'yı tarih, kültür ve din beşiği olarak görmektedir. Bu durumda, Sırbistan'ın Kosova'ya bağımsızlığını vermesi imkansız görünmektedir. Sırbistan'ın bu tutumunu, BM Güvenlik Konseyinin üyesi olan ve veto hakkını kullanan, Moskova desteklemektedir.


Kosova statüsü ile ilgili, 10 Aralık 2007'de gerçekleşen Troyka görüşmelerinin sonucunda taraflar arasında bir uzlaşmaya varılamadı. ABD ve AB, Ahtisaari planını desteklemekte ve Kosova'ya uluslararası toplum tarafından kontrol edilmiş bir bağımsızlık verilmesinden yanadır. Bunun neticesinde bölgede kaos yaratılacağından endişe duyulmaktadır.


Moskova, Belgrad ve Priştina'nın uzlaşmaya varıncaya kadar kendi aralarında görüşmelerini istemektedir. Rus Dışişleri Bakanı Sergei Lavrov, ABD Sekreteri Condoleeza Rice ile yaptığı görüşmelerde, Kosova'nın Sırbistan'dan ayrılmasının Avrupa'da tehlikeli bir örnek teşkil edeceğinden bahsetmiştir.


Dayton Barış Antlaşması'nın mimarı olan, Richard Holbrooke'n dediği gibi: "Moskova'nın temel derdi sembolik de olsa dünyada hala önemli bir aktör olarak görünmek istemesidir"; Rusya 1990'lı yıllarda kaybettiği jeopolitik konumunu revizyonist bir politika izleyerek kendi imajını güçlendirmekte olan bir aktör gibi düzeltmeye çalışmaktadır. 19. yüzyıldan beri Çarlık Rusyası'nın amacı Balkanlarda ilk önce Osmanlı hakimiyetini sona erdirmek ve sonra bölgedeki Slavları kendi hakimiyetine altına almaktır. Ruslar, yeni politikaları icabı yeniden kendilerini büyük güç olarak kabullendirmek için hiç çekinmeden bölgesel oyunlara girmektedirler.


ABD, Polonyayı stratejik bir müttefik olarak görmektedir. Polonya'nın bu konumda olması, ABD'yi coğrafi olarak Ukrayna'yı daha yakından izlemesine ve hatta Ukrayna ile işbirliği yapmasına götürmektedir. ABD'nin temel stratejisi bir Karadeniz- Baltık Federasyonu kurarak, Rusya için bu stratejik bölgeyi, bir tampon bölgesine dönüştürmektir. Karadeniz bölgesi, Rusya Devletinin stratejisine hep cazip gelmiştir. Ukrayna, Rusya için çok önemli bir yer teşkil etmektedir. ABD, Balkan ülkeleri olan ve Karadeniz kıyısında bulunan, Bulgaristan ve Romanya'da askeri üs yerleştirmiştir. Bu durumda, ABD Kosova'nın bağımsızlığını da destekleyerek Balkanlar'da kendi imajını pekiştirmiş olmaktadır. Bunun dışında, ABD'nin Kosova'da, Ferizay bölgesinde de askeri üsü bulunmaktadır.


Rusya'nın Kosova'ya karşı izlediği politika, slav kardeşliğinden öte kendi çıkarlarını ön plana çıkarmaktadır. Rusya'nın doğal gaz monopolü, Gazprom, Sırbistan petrol monopolünü, NIS'i, kontrolüne alarak, Sırbistan'ı "South Stream" projesine dahi edecektir. "South Stream" Bulgaristan üzeriden Karadenize geçerek, Yunanistan ve İtalya'ya ulaşan bir doğal gaz boru hattı olmaktadır. Nabucco boru hattı ile, Türkiye-İran anlaşmasıyla, Türkiye, Bulgaristan, Romanya, Macaristan, Avusturya üzerinden Avrupa'ya enerji sağlaması düşünülüyor. Ancak, South Stream boru hattı inşa edilirse bu hat çıkarlara ters düşecektir. Nabucco doğal gaz projesi, rus doğal gazının tekelini kırmaya çalışan bir projedir. Böylece, Nabucco doğal gaz boru hattı, "South Stream" doğal gaz projesiyle kuşatma altına alınmıştır.


Sırplar ise Rusya'ya güvenmektedirler, çünkü Rusya'nın Balkanlarda tek dayanak noktası Sırbistandır. Rusya'nın diğer Ortodoks kardeş ülkeleri (Bulgaristan ve Yunanistan) Batıya yönelmişlerdir. Sırplar, hem Slav kardeşliğine, hem de Ortodoks Kilisesi dayanışmasına ve ayrıca da benzer olaylardan korkan ülkelerin desteğine dayanarak şantajlar yapmaktadır.


Rusya, Temas Grubunun ve BM Güvenlik Konseyin bir daimi üyesi olarak Balkanlarda olan son gelişmeleri etkilemektedir. Rusya'nın Kosova bağımsızlığına karşı tutumu, Kosovalı Arnavutları olumsuz etkilemektedir, çünkü Rusya Kosova'nın bağımsızlığını kazanmasının kendi sınır komşusu olan çeşitli azınlıkları etkileyeceğini düşünmektedir. Bir taraftan Rusya tarihte Sırbistan'ın müttefiki olarak bilinir ama diğer taraftan da Rusya'nın Kosova'ya karşı kendi çıkarlarına dayanan bir politika izlemektedir. Kosova, bir siyasi birim olarak, Çeçenistan, Tataristan, Saha ve Kalingrad gibi federe cumhuriyetlere ve vilayetlere örnek teşkil edebilir. Ama, Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Grigoriy Karasin, Kosova konusunda, ''Eğer biz, milletlerin kendi kaderlerini tayin hakkının devletin toprak bütünlüğü prensibinden daha önemli olduğunu düşünüyorsak, o zaman bu anlayışı sadece bize yakın olarak gördüğümüz yerlerde değil, dünyanın her bölgesinde uygulamak durumundayız. Bu durumda, Eski Yugoslavya coğrafyasının halkları nasıl kendi kaderini tayin hakkından yararlanıyorsa, aynı şekilde, Eski Sovyet coğrafyasında yaşayan Kafkas halkları gibi halklar da bu prensipten yararlanmalıdır."


Rusya'nın Kosova bağımsız statüsüne karşı çıkması sadece Balkanları değil, tüm Avrupayı karıştıracak hale getirmektedir. Moskova'nın izlediği bu politika ABD'deki Rus aleyhtarlığına Avrupa ülkelerini de katacak şekilde etkileyerek, Batı ile ilişkilerini kötüye götürmekten başka bir şey olmamaktadır. Yeniden bir Soğuk Savaş dönemi ortaya çıkmaktadır.


Kosovalı Arnavutların tek taraflı bağımsızlık ilan etmeleri halinde:


1- Bosnalı Sırplar, Bosna-Hersek Federasyonundan ayrılarak Republika Sırpska'yı Sırbistan'a bağlayacaklarını öngörünmektedir.


2- Kosova'nın kuzeyindeki Sırplar da ayrılmak istemektedirler.


3- Balkanlarda yeni bir savaşın başlama ihtimali uzak görünmemektedir.


Ortada olan iki gerçek vardır:


1- Mitrovitsa şehri bağımsız Kosova'ya bırakılırsa, o zaman Sırplar ayaklanacak.


2- Kosova bağımsızlığına kavuşamazsa, o zaman Arnavutlar ayaklanacak.


Bu iki gerçekten yola çıkarak, hiç bir uluslararası aktörün Sırbistan'ın gelecekte Kosovalı Arnavutların haklarını garanti edeceğine güvenmemesi gerekir. Mitrovitsa şehri, Sırbistan ve Kosova arasında parçalanmış bir şekilde taraflara sunulacaksa bu sefer de hem Sırbistan'da hem de Makedonya'da bulunan Arnavutlar ayaklanacaktır. Makedonya'nın karışması, onun parçalanması ihtimalini doğurmaktadır. Bu domino etki, Rusya'nın istemediği durumları ortaya çıkarabilir. Rusya, Balkanlar ve Kafkasya'nın benzer durumda bulunduğunu düşünmektedir.


Buna rağmen, Rusya veto etse de etmezse de, Kosova bağımsızlığına kavuşmak yolundadır, çünkü onun bağımsızlığını destekleyen ülkeler arasında uluslararası alanda potansyel güçler olan, ABD, AB ülkeleri ve Müslüman ülkeler bulunmaktadır. Bu ülkeler Kosova'nın bağımsızlığını tanıyacaklardır.


Erjada Bağımsızlığa adım adım ilerliyor


Doğu ve Batı arasındaki menfaat kavgasının ortasında kalan Kosova’yı önümüzdeki günlerde zor günler bekliyor.


Gazi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Yüksek Lisans Öğrencisi Erjada Proganati, “satranç tahtasındaki Kosava”yı Kanalahaber.com için yazdı:


Mayıs 2006'da yapılan referandum sonucunda Karadağ bağımsızlığını kazanmıştır. Bu durumda, Eski Yugoslavya'yı oluşturan Cumhuriyetler birer bağımsız ülke olmuştur.


Eskiden beri Kosova'dan Yanya'ya kadar olan topraklar, Arnavutluk Devletine ait olarak bilinir. Bu bölge, sonradan Sırpların eline geçmiştir. İkinci Dünya Savaşından sonra ise anayasa, Kosova'nın özerkliğini tanıyarak, Tito'nun 45 yıllık rejiminin altında kalarak Komünizm ile yönetilmiştir. Tito öldükten sonra Kosova'nın özerkliği ortadan kalkmıştır. Kosova'da, Arnavutlar nüfusun %90’ını oluşturdukları halde, bu dönemden itibaren, Kosova'yı işgal edenler gibi eziyet içinde yaşamaya mahkum edilmiştir.


1991-1995 yıllar arasında Balkanlar'da çok kan dökülmüştür. 1995'te Dayton Barış Antlaşmasının imzalanmasıyla Balkanlardaki durum sakinleşmiştir. 1998 yıllından başlayarak Sırplar Bosna-Hersek'te yaptığı katliamların benzerini Kosova'da uygulamıştır. Haziran 1999 yılında, BM Güvenlik Konseyi 1244 sayılı kararıyla, Kosova BM geçici yönetiminin (UNMIK) altına girmiştir ve Sırbistan'ın Kosova'da fiili olarak egemenliğini sona erdirmiştir. Bu durumda, bugünlerde Kosova'nın nihai statüsü en çok tartışılan konu olmuştur. Kosova hiçbir zaman kendi kaderini tayin edememiştir. Kosova'nın nihai statüsü hakkında BM bünyesinde çalışmalar 20 Şubat 2006'da başlamıştır. BM Kosova Özel Temsilcisi Marti Ahtisaari 14 Mart 2007'de hazırladığı raporu BM Genel Sekreterine sunmuştur. Raporun içeriği, Kosova'ya uluslararası toplum tarafından denetlenen bir bağımsızlık verilmesine dayanmaktadır. Bu rapor ABD, NATO, AB tarafından destek bulmuştur; ama BM Güvenlik Konseyin daimi üyesi olan Rusya Kosova'nın bağımsızlığına ters bir tavır takınmıştır.


Son zamanlarda Moskova ile Batı arasındaki ilişkiler gerginleşmiştir. Bu ilişkileri birkaç noktada toplayabiliriz:


1- Bir taraftan ABD'nin İran'a nükleer enerjiyi üretmekten vazgeçirmek için yaptığı baskı, öbür taraftan da Rusya'nın bu krizi barışçıl bir şekilde çözülmesini istemesi.


2- Eski komünist Avrupa ülkelerinde bulunan ABD'ye ait füzelerden Rusya'nın algıladığı tehdit ve bu tehdide karşı aldığı savunma ve güvenlik tedbirleri.


3- ABD ve Rusya'nın bazı coğrafyalarda çıkarları çatışmaktadır. Bu coğrafyalardan birisi de, Balkanlar Yarımadasıdır.


Balkanlarda bulunan Kosova, bu son iki yıl yoğun bir şekilde bağımsızlığını kazanmak için çaba göstermektedir. Kosova sorunu Belgrad ile Priştina arasında bir sorun olmaktan çıkarak Batılı ülkeleri ile Rusya arasında bir soruna dönüşmüştür. Başka bir deyişle, Kosova statüsü Rusya ve Batı arasında gerçek bir mücadele alanına dönüşmüştür.


Kosova, Batı ile Doğu arasında bir rekabet alanını temsil etmektedir. Kosova'nın statüsü diğer bölgedeki aktörlerden kritik olduğu için, tarihsel olarak rekabette bulunan hegemon güçler Balkanlara açılmak için bir fırsat ellerine geçirmişlerdir. Balkanlar, petrol ve doğal gaz boru hatları için önemli bir ulaşım yolu olmakla beraber onlar için stratejik bir köprüdür.


1999 yılında ABD, NATO şemsiyesi altında Kosova'ya barış getirmek amacıyla Sırbistan'ı bombaladı. Kosova 1999 yılından bu yana BM'in kontrolü altında bulunmaktadır. Balkanlarda 1990’larda yaşanan çatışmalar NATO ve ABD'nin, Balkanlar’ı Rus etkisinden arındırıp, denetim altına almak için uygun zemini hazırladı. Kosova’ya NATO müdahalesinin en önemli amacı, insani nedenlerden çok NATO’nun doğuya doğru yayılması ve ABD’nin enerji alanındaki çıkarlarını güvence altına alarak Balkanlarda hegemon güç olmayı hedeflemesidir.


Kosovalı Arnavutlar bağımsızlığını istemektedir ama Sırbistan Kosova'yı tarih, kültür ve din beşiği olarak görmektedir. Bu durumda, Sırbistan'ın Kosova'ya bağımsızlığını vermesi imkansız görünmektedir. Sırbistan'ın bu tutumunu, BM Güvenlik Konseyinin üyesi olan ve veto hakkını kullanan, Moskova desteklemektedir.


Kosova statüsü ile ilgili, 10 Aralık 2007'de gerçekleşen Troyka görüşmelerinin sonucunda taraflar arasında bir uzlaşmaya varılamadı. ABD ve AB, Ahtisaari planını desteklemekte ve Kosova'ya uluslararası toplum tarafından kontrol edilmiş bir bağımsızlık verilmesinden yanadır. Bunun neticesinde bölgede kaos yaratılacağından endişe duyulmaktadır.


Moskova, Belgrad ve Priştina'nın uzlaşmaya varıncaya kadar kendi aralarında görüşmelerini istemektedir. Rus Dışişleri Bakanı Sergei Lavrov, ABD Sekreteri Condoleeza Rice ile yaptığı görüşmelerde, Kosova'nın Sırbistan'dan ayrılmasının Avrupa'da tehlikeli bir örnek teşkil edeceğinden bahsetmiştir.


Dayton Barış Antlaşması'nın mimarı olan, Richard Holbrooke'n dediği gibi: "Moskova'nın temel derdi sembolik de olsa dünyada hala önemli bir aktör olarak görünmek istemesidir"; Rusya 1990'lı yıllarda kaybettiği jeopolitik konumunu revizyonist bir politika izleyerek kendi imajını güçlendirmekte olan bir aktör gibi düzeltmeye çalışmaktadır. 19. yüzyıldan beri Çarlık Rusyası'nın amacı Balkanlarda ilk önce Osmanlı hakimiyetini sona erdirmek ve sonra bölgedeki Slavları kendi hakimiyetine altına almaktır. Ruslar, yeni politikaları icabı yeniden kendilerini büyük güç olarak kabullendirmek için hiç çekinmeden bölgesel oyunlara girmektedirler.


ABD, Polonyayı stratejik bir müttefik olarak görmektedir. Polonya'nın bu konumda olması, ABD'yi coğrafi olarak Ukrayna'yı daha yakından izlemesine ve hatta Ukrayna ile işbirliği yapmasına götürmektedir. ABD'nin temel stratejisi bir Karadeniz- Baltık Federasyonu kurarak, Rusya için bu stratejik bölgeyi, bir tampon bölgesine dönüştürmektir. Karadeniz bölgesi, Rusya Devletinin stratejisine hep cazip gelmiştir. Ukrayna, Rusya için çok önemli bir yer teşkil etmektedir. ABD, Balkan ülkeleri olan ve Karadeniz kıyısında bulunan, Bulgaristan ve Romanya'da askeri üs yerleştirmiştir. Bu durumda, ABD Kosova'nın bağımsızlığını da destekleyerek Balkanlar'da kendi imajını pekiştirmiş olmaktadır. Bunun dışında, ABD'nin Kosova'da, Ferizay bölgesinde de askeri üsü bulunmaktadır.


Rusya'nın Kosova'ya karşı izlediği politika, slav kardeşliğinden öte kendi çıkarlarını ön plana çıkarmaktadır. Rusya'nın doğal gaz monopolü, Gazprom, Sırbistan petrol monopolünü, NIS'i, kontrolüne alarak, Sırbistan'ı "South Stream" projesine dahi edecektir. "South Stream" Bulgaristan üzeriden Karadenize geçerek, Yunanistan ve İtalya'ya ulaşan bir doğal gaz boru hattı olmaktadır. Nabucco boru hattı ile, Türkiye-İran anlaşmasıyla, Türkiye, Bulgaristan, Romanya, Macaristan, Avusturya üzerinden Avrupa'ya enerji sağlaması düşünülüyor. Ancak, South Stream boru hattı inşa edilirse bu hat çıkarlara ters düşecektir. Nabucco doğal gaz projesi, rus doğal gazının tekelini kırmaya çalışan bir projedir. Böylece, Nabucco doğal gaz boru hattı, "South Stream" doğal gaz projesiyle kuşatma altına alınmıştır.


Sırplar ise Rusya'ya güvenmektedirler, çünkü Rusya'nın Balkanlarda tek dayanak noktası Sırbistandır. Rusya'nın diğer Ortodoks kardeş ülkeleri (Bulgaristan ve Yunanistan) Batıya yönelmişlerdir. Sırplar, hem Slav kardeşliğine, hem de Ortodoks Kilisesi dayanışmasına ve ayrıca da benzer olaylardan korkan ülkelerin desteğine dayanarak şantajlar yapmaktadır.


Rusya, Temas Grubunun ve BM Güvenlik Konseyin bir daimi üyesi olarak Balkanlarda olan son gelişmeleri etkilemektedir. Rusya'nın Kosova bağımsızlığına karşı tutumu, Kosovalı Arnavutları olumsuz etkilemektedir, çünkü Rusya Kosova'nın bağımsızlığını kazanmasının kendi sınır komşusu olan çeşitli azınlıkları etkileyeceğini düşünmektedir. Bir taraftan Rusya tarihte Sırbistan'ın müttefiki olarak bilinir ama diğer taraftan da Rusya'nın Kosova'ya karşı kendi çıkarlarına dayanan bir politika izlemektedir. Kosova, bir siyasi birim olarak, Çeçenistan, Tataristan, Saha ve Kalingrad gibi federe cumhuriyetlere ve vilayetlere örnek teşkil edebilir. Ama, Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Grigoriy Karasin, Kosova konusunda, ''Eğer biz, milletlerin kendi kaderlerini tayin hakkının devletin toprak bütünlüğü prensibinden daha önemli olduğunu düşünüyorsak, o zaman bu anlayışı sadece bize yakın olarak gördüğümüz yerlerde değil, dünyanın her bölgesinde uygulamak durumundayız. Bu durumda, Eski Yugoslavya coğrafyasının halkları nasıl kendi kaderini tayin hakkından yararlanıyorsa, aynı şekilde, Eski Sovyet coğrafyasında yaşayan Kafkas halkları gibi halklar da bu prensipten yararlanmalıdır."


Rusya'nın Kosova bağımsız statüsüne karşı çıkması sadece Balkanları değil, tüm Avrupayı karıştıracak hale getirmektedir. Moskova'nın izlediği bu politika ABD'deki Rus aleyhtarlığına Avrupa ülkelerini de katacak şekilde etkileyerek, Batı ile ilişkilerini kötüye götürmekten başka bir şey olmamaktadır. Yeniden bir Soğuk Savaş dönemi ortaya çıkmaktadır.


Kosovalı Arnavutların tek taraflı bağımsızlık ilan etmeleri halinde:


1- Bosnalı Sırplar, Bosna-Hersek Federasyonundan ayrılarak Republika Sırpska'yı Sırbistan'a bağlayacaklarını öngörünmektedir.


2- Kosova'nın kuzeyindeki Sırplar da ayrılmak istemektedirler.


3- Balkanlarda yeni bir savaşın başlama ihtimali uzak görünmemektedir.


Ortada olan iki gerçek vardır:


1- Mitrovitsa şehri bağımsız Kosova'ya bırakılırsa, o zaman Sırplar ayaklanacak.


2- Kosova bağımsızlığına kavuşamazsa, o zaman Arnavutlar ayaklanacak.


Bu iki gerçekten yola çıkarak, hiç bir uluslararası aktörün Sırbistan'ın gelecekte Kosovalı Arnavutların haklarını garanti edeceğine güvenmemesi gerekir. Mitrovitsa şehri, Sırbistan ve Kosova arasında parçalanmış bir şekilde taraflara sunulacaksa bu sefer de hem Sırbistan'da hem de Makedonya'da bulunan Arnavutlar ayaklanacaktır. Makedonya'nın karışması, onun parçalanması ihtimalini doğurmaktadır. Bu domino etki, Rusya'nın istemediği durumları ortaya çıkarabilir. Rusya, Balkanlar ve Kafkasya'nın benzer durumda bulunduğunu düşünmektedir.


Buna rağmen, Rusya veto etse de etmezse de, Kosova bağımsızlığına kavuşmak yolundadır, çünkü onun bağımsızlığını destekleyen ülkeler arasında uluslararası alanda potansyel güçler olan, ABD, AB ülkeleri ve Müslüman ülkeler bulunmaktadır. Bu ülkeler Kosova'nın bağımsızlığını tanıyacaklardır.


Erjada Progonati


Gazi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Yüksek Lisans Öğrencisi

DÜNYA Kategorisindeki Diğer Haberler