YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
"Avrupa'nın hiçbir ülkesinde başörtüsü yasağı yok.
"Avrupa'nın hiçbir ülkesinde başörtüsü yasağı yok.
"Avrupa'nın hiçbir ülkesinde başörtüsü yasağı yok.
14 Şubat 2008 / 08:25 Güncelleme: 14 Şubat 2008 / 00:00

Avrupa Sosyalist Grup Başkan Yardımcısı Hannes Swoboda, ülkesi Avusturya dahil Avrupa Birliği'nin hiçbir ülkesinde böyle bir yasağın olmadığını söyledi. Swoboda, "Yasağın kalkması modern ve çağdaş topluma giden yolda bir adım." dedi. AB'deki Türkiye muhaliflerinin bu gelişmeyi kullanabilecekleri ihtimaline dikkat çeken Swoboda, bu grubun her konuyu istismar ettiğini belirtti ve buna itibar edilmemesini istedi. Laiklik konusunda herhangi bir kaygısı olmadığını vurgulayan Swoboda, Türkiye'de sıkıntı olması durumunda ise konunun tekrar değerlendirilebileceğine işaret etti.


Avrupa Parlamentosu'nun en büyük üçüncü grubu Liberal Demokratların lideri Graham Watson, konuyu ilginç bir ifadeyle yorumladı: "Benim annem de başörtüsü takardı." Ancak Watson, Türkiye'de "Benim ninem de başörtüsü takardı" diyenlerin tersine, üniversitelerde başörtüsü yasağının kaldırılmasını destekliyor. Watson, yasağın kaldırılmasından hiçbir endişe duymadığını vurgularken, "Ben bu adımı daha fazla sayıda genç kızın yükseköğrenim imkanından istifade etmesi olarak görüyorum." diyor. Türkiye'deki hararetli tartışmaları anlayamadığını söyleyen Watson, vatandaşların eğitim hakkını temin etmenin bir hükümetin en mühim vazifelerinden biri olduğuna işaret ediyor. Ülkesi İngiltere'de üniversitelerde böyle bir yasak olmadığı gibi kamu sektöründe de başörtülülerin görev alabildiğini anlatıyor. Watson, "Burada burkadan, çarşaftan bahsetmiyoruz. Konuştuğumuz basit bir başörtüsü." diye ekliyor. Watson, örtünmenin sadece İslam alemine mahsus olmadığını, bugün hâlâ Yunanistan, İtalya, Portekiz gibi ülkelerde inançlarından dolayı başını örten kadınlar olduğuna dikkat çekiyor. Bu noktada kendi annesini örnek gösteriyor: "Çocukluğumda hatırlıyorum. Annem ve birçok kadın arkadaşı dini inançları dolayısıyla başlarını zaman zaman örterdi. Avrupa'da başörtüsünün yakın zamana kadar kullanıldığını unutuyoruz." Türkiye'de herhangi bir dini radikalleşme görmediğinin altını çizen Watson, şöyle devam ediyor: "Türkiye'de yapılmak istenen çok makul bir adım. Genç kızların eğitim almalarını temine yönelik. Yasağın kalkması ile üniversitelerdeki eğitim sistemi değiştirilmiyor ki, endişe edelim. Biz Liberaller olarak insanların eğitim görmesinden yanayız ve bunu faal olarak teşvik ediyoruz." Watson, başörtüsü meselesinin Avrupa'da tepkilere yol açacağı iddialarını abartılı buluyor. "AK Parti'nin gizli gündemi var" ithamlarına ise şu karşılığı veriyor: "AK Parti bana göre iki şey yapmaya çalışıyor. Birincisi Türk toplumunun diniyle daha barışık olmasını ve toplumun herkesi kucaklamasını hedefliyor. İkincisi siyasi reformları sürdürmeye kararlı görünüyor. Bunların ikisi de gerçekleştirilmesi zor adımlar." Watson, hükümetin siyasi reformlar konusunda bir an evvel adım atması gerektiği düşüncesinde. Özellikle 301. madde değişikliği konusunda bu ay sonuna kadar bir gelişme bekliyor.


Brüksel'in önemli düşünce kuruluşlarından Avrupa Siyaset Merkezi (EPC) de yasağın kaldırılmasını 'olumlu bir gelişme' olarak yorumladı. EPC Başkanı Shada Islam, başörtüsünün temel insan haklarından biri olduğunu kaydetti. Kadınların tercihine saygı duyulması gerektiğini belirten Islam, şöyle devam etti: "Kadın örtünmek istiyorsa örtünmeli, başını açmak istiyorsa açmalı. Kadınların hür seçim hakkı bu tartışmaların temelinde olmalı. Ben başörtüsü yasağının üniversitelerde kaldırılması ile Türkiye'de laikliğin tehlikeye gireceği kanaatinde değilim. Türkiye'deki laiklik oldukça kuvvetli bir gelenekten besleniyor. AK Parti'nin gizli bir gündemi olduğu kanaatinde de değilim. Unutmayalım ki Türkiye, Müslüman ülkeler için bir modeldir. Özgürlüklerin artırılması model olma gücünü takviye edecektir."


Bakanlardan Belçikalı mahkeme heyetine: Günaydın!


Belçika, geçen hafta çok tartışılacak bir karara imza attı. Özdemir Sabancı suikastının faili terörist Fehriye Erdal'ı serbest bırakan Belçika adaleti, DHKP-C'nin de terör örgütü olmadığına hükmetti. Belçika dışında işlenen suçları da dikkate almadı. Bu kararlar, Türkiye'de tepkiyle karşılandı. Hükümet, törör örgütünü akladığı ve cesaret verdiği gerekçesiyle Belçika'yı sert bir dille uyarırken, Bakanlar Kurulu, uluslararası platformda harekete geçmek üzere bir heyet oluşturdu. Bunun üzerine Belçika, temyiz mahkemesinden bir heyeti Türkiye'ye gönderdi. Ancak bu adım AK Parti hükümetini tatmin etmedi. Hükümet Sözcüsü ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek ile Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin, Belçika heyetinin Türkiye'ye gelişini 'çok gecikmiş bir ziyaret' olarak değerlendirdi. Çiçek tepkisini "Bu kadar zaman geçtikten sonra konuyu araştırıyorlarsa bunlara 'günaydın' demek lazım." ifadesiyle dile getirdi.


Bakan Çiçek, AK Parti Genel Merkezi'ne gelişinde konuyla ilgili soruları cevapladı. Belçika heyeti ile görüşmediğini söyleyen Çiçek, şu değerledirmeyi yaptı: "Bu ziyaret gecikmiş bir ziyarettir. Şimdiye kadar neredeydiler? Maalesef AB üyesi ülkelerin terör listesinde olan iki örgüte de Avrupa'da büyük ölçüde imkan sağlanıyor. Parasal kaynakları orada, bir kısım kararlar oradan veriliyor. Şunu hep söyledik, uluslararası samimi ve kararlı bir işbirliği olmadığı sürece ülkelerin kendi çaplarında yürüttükleri mücadele kesin sonucu almaya yeterli olmuyor. Bu, bunun çok açık göstergesidir." Çiçek, Türkiye'nin uluslararası alanda ne yapabileceği yönündeki soruyu ise şöyle cevapladı: "Dışişleri Bakanlığı'mız bu konuda bir çalışma başlattı. Tabii sadece resmî makamların tepkileri yeterli olmuyor. Mesela böylesine bir karar karşısında, Türkiye Barolar Birliği'nin , TOBB'un, TÜSİAD'ın söyleyeceği bir laf olmalıdır." ZAMAN

DÜNYA Kategorisindeki Diğer Haberler