YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
ABD'deki başkanlık yarışı, renkli ve unutulmaz seçim kampanyalarına sahne oldu
ABD'deki başkanlık yarışı, renkli ve unutulmaz seçim kampanyalarına sahne oldu
ABD'deki başkanlık yarışı, renkli ve unutulmaz seçim kampanyalarına sahne oldu
30 Aralık 2008 / 21:30 Güncelleme: 01 Ocak 2009 / 00:00

Amerika Birleşik Devletleri’nin 44. başkanını belirleyen seçim yarışı, sıradışı adayları, ilkleri ve sonuçlarıyla, Amerikan tarihinin en renkli ve unutulmaz seçim kampanyası olarak kayıtlara geçti…


Beyaz Saray’ın 43 sakininden 42’si, kısaca WASP denen, Anglosakson kökenden gelen ve Protestanlık mezhebine mensup beyaz erkeklerden oluşuyordu. Bu geleneği kıran tek Amerikan Başkanı, bir suikaste kurban giden John F. Kennedy  idi. ABD’nin 44. başkanlığına talip olanlar arasında ise bir Baptist rahip, bir Vietnam gazisi, eski bir başbayan ve bir siyah senatör de bulunuyordu… Ki hangisi seçilirse seçilsin, sonuç ABD için bir ilk olacaktı…


2008 başkanlık seçiminin bu adaylarından –John McCain hariç- herhangi birinin adaylık mertebesine yükselebilmesi olasılığı, bundan 50 yıl önce tartışılabilecek bir durum bile değildi…


Ne var ki, ABD’nin son 10 yılda uluslararası kamuoyunda çizdiği resim, “dünyanın jandarması” modelinin dünya halklarına da, Amerikan halkına da sevimli gelmediğini göstermiş, Büyük Ortadoğu Projesi çökmekte olan ABD, B planını birkaç yıl önce yürürlüğe koymuştu…


Ömrünün yarısını beyaz cam karşısında geçiren sıradan Amerikalı, siyah başkan, kadın başkan gibi olgulara televizyon dizileri aracılığıyla alıştırılırken, (kurgucuya not: burada 24 ile Commander in Chief dizilerinden görüntü girilebilir), uygun adaylar, gündem belirleyen programlarda görücüye çıkarıldı…


Demokrat ve Cumhuriyetçi Partilerin cılız adayları bir bir başkanlık yarışından çekilirken, meydan Cumhuriyetçi Parti’de 73’lük Vietnam gazisi, Arizona senatörü John McCain’e; Demokrat Parti’de ise Illinois (İlinoyi) senatörü Barack Obama’ya kaldı…
Aslında Obama ismi, Amerikan Kongresi’nde 2004’te yaptığı ateşli konuşmadan beri, kulislerde geleceğin başkan adayları arasında telaffuz ediliyordu… Ve soyağacı, hayat hikayesi, eğitimi, eğilimleriyle Barack Hüseyin Obama, ABD’nin ihtiyaç duyduğu tüm nitelikleri bünyesinde toplayan aday gibi görünüyordu…


Zira Obama, dünyanın artık illallah dediği alışıldık Amerikan başkanlarının aksine ne beyazdı, ne Anglosakson… Babası Kenyalı Müslüman bir siyah olan Obama’nın, anne tarafından Amerikan yerlileriyle bile kan bağı bulunuyordu…


Seçim sloganı “Evet, yapabiliriz” ve konuşmalarında sık sık kullandığı “umut”, “değişim” gibi sözcüklerle gençlerin, kadınların, göçmenlerin ve azınlıkların gönlünü çalan Obama, derisinin rengine asla vurgu yapmayan, köklerini bir sömürü aracı olarak kullanmayan özgüvenli duruşuyla siyahların, olağanüstü hitabeti ve tutarlı söylemiyle entelektüellerin takdirini kazanıyordu…


Muhafazakarların büyük bölümünü fetheden Cumhuriyetçi senatör John McCain’in oyları ise, Sarah Palin’in devreye girmesiyle, usul usul Obama’ya doğru kaydı. Ve tarihler 4 Kasım 2008’i gösterirken, Barack Hüseyin Obama, Amerika Birleşik Devletleri’nin 44. Başkanı seçildi.


Obama, üzerine oynanabilecek en iyi aday olduğunu kanıtlamıştı… Genç siyah senatörün başkanlığı, tüm dünyada heyecan yarattı. Kültürler, dinler ve renkler bileşimi Obama, hem Amerikan halkının, hem de dünya halklarının gönlünü kazanmayı başardı.


Görevini, tarihin gördüğü en sevilmeyen başkanlardan biri olan George Walker Bush’tan, 20 Ocak 2009’da devralacak Obama’yı, zor yıllar bekliyor.


Zira halen 2 cephede açıktan savaşan, dünyanın dört bir yanında çeşitli gizli operasyonlar yürüten birleşik devletlerin politik ve mali durumu, hiç de içaçıcı değil.


Öte yandan, seçim kampanyasında hem kendi halkına, hem dünyaya değişim vadeden Obama, oluşturduğu kabineyle, bu vaatleri yerine getiremeyeceği endişelerine neden oluyor.


Kabinedeki isimlerin büyük bölümü, Bush ve Clinton döneminden tecrübe edilmiş kişiler… Siyaset bilimciler, Obama’nın oluşturduğu kabine ile Bush yönetiminden çok da farklı bir siyaset izlemeyeceği görüşünde birleşiyor.


Yine de, hakkındaki tüm spekülasyonlar, Barack Obama’nın, köleliğin kaldırılmasından 150, Martin Luther King’in tarihi “Bir Hayalim Var” konuşmasından 45 sene sonra, ABD başkanı seçilerek tarih yazdığı gerçeğini değiştirmiyor.


İz bırakanlar:Demokrasi, Laiklik yargı terazisinde


İz bırakanlar:Terörle mücadelede yeni dönem



DÜNYA Kategorisindeki Diğer Haberler