YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
AB önündeki ışığı göremiyor
AB Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, 'Avrupa şu anda kendi sorunlarıyla o kadar meşgul ki önündeki ışığı göremiyor.' dedi.
AB önündeki ışığı göremiyor
01 Mart 2012 / 23:50 Güncelleme: 01 Mart 2012 / 23:53

AB Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, Türkiye'nin, insanlık tarihin en büyük barış projesi AB'nin parçası olmakta kararlı olduğunu belirterek, ''Avrupa şu anda kendi sorunlarıyla o kadar meşgul ki önündeki ışığı göremiyor'' dedi.

Bağış, İngiltere temasları kapsamında BBC World kanalında Stephen Sackur'un sunduğu ''Hard Talk'' programına katıldı.

Sunucu Sackur, Türkiye'nin Avrupa'ya yönelik, ''Biz bölgede önemli bir gücüz. Ortadoğu genelinde etkili bir nüfuza sahibiz'' yönünde mesaj verdiğini ancak Suriye'de yaşananlara bakınca ''Bu mesajın çok da doğru olmadığının görüldüğünü'' söylemesi sözleri üzerine Bağış, Türkiye'nin ''Arap Baharı''nda bir ilham kaynağı olduğunu, Libya'da, Mısır'da Tunus'ta canlarını ortaya koyan insanların Türkiye'deki gibi demokrasi, insan hakları, muhalefet, STK, işçi örgütleri, serbest piyasa gibi değerlere sahip olmasını istediklerini söyledi.

Son 10 yılda Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın seçimleri büyük bir oy oranıyla kazanarak demokrasiyi güçlendirdiğini, ülkenin milli gelirini 3 kat artırdığını, Türkiye'yi daha modern ve şeffaf bir hale getirdiğini vurgulayan Bağış, bütün bunların Türkiye'nin bölgedeki etkisini güçlendirdiğini ifade etti.

Sackur'un, Erdoğan'ın ve diğer Türk liderlerin, Esad rejimine çok açık bir mesaj vererek, iktidarı bırakmasını ve halkına silah çekmemesini istemelerine rağmen Suriye'deki durumun değişmediğini söylemesi üzerine Bağış, ''Mısır'da, Tunus'ta ve Libya'da da aynı şeyleri söylemiştik. Bu ülkelerde neler olduğuna bir bakın. Bu ülkelerde şimdi seçim yapılıyor. Henüz bir değişiklik olmamış olabilir. Mısır'da, Libya'da bir şeyler değiştiyse Suriye'de de durum kesinlikle değişecektir'' diye konuştu.

BM'de bütün ülkelerin ortak çaba göstermesi gerektiğini dile getiren Bağış, kendi şehirlerini bombalayarak masum halkı öldüren bir rejimi kabul edemeyeceklerini söyledi.

Sackur'un, ''Bunu engellemek için ne yapacaksınız '' diye sorması üzerine de Bağış, uluslararası konsensüsü sağlamaya çalışacaklarını belirterek, Suriye'deki her türlü adımın uluslararası platformda atılması gerektiğini, tek taraflı adımların karşısında olduklarını ifade etti.

''Suriye muhalefetine sınırlarınız kullanılarak silah ulaştırılmasını nasıl karşılarsınız '' sorusunu ise Bağış, ''Silah geçişi kararının nasıl alındığı önemli. Eğer bir ülke tek başına muhalefete Türkiye üzerinden silah sağlama hakkı olduğunu iddia ederse, bu kulağa mantıklı gelmiyor'' diye yanıtladı.

Sunucunun, bölge ülkeleri ve Türkiye'nin Suriye'deki olayların sona ermesi için birçok seçenekten bahsettiğini dile getirerek, bugüne kadar Türkiye'nin pratikte hangi adımları attığını sorması üzerine de Bağış, ilk adım olarak Suriye'den kaçan mültecileri kabul ettiklerini, bugüne kadar 20 binden fazla Suriyelinin Türkiye'ye sığındığını ve halen Hatay'daki kampta bulunan 8 binden fazla kişiye barınma, yemek, eğitim ve sağlık hizmetleri sağladıklarını belirtti.

Suriye konusunda her türlü seçeneğin masada olduğunun altını çizen Bağış, ''Uluslararası toplum ve bölge ülkeleriyle oturup müzakere ederek bir çözüm bulmamız gerekiyor. Çünkü insanlar ölüyor'' ifadesini kullandı.

Bağış, Esad'ın, halkında yeterli popülaritesi olduğunu düşünüyorsa reform yapıp adil bir seçime gidebileceğini, seçilirse devam edebileceğini ama seçilmediği takdirde halkın tercihine saygı duyması gerektiğini söyledi.


-''AB ülkeleri kendi sorunlarından önündeki ışığı göremiyor''


Stephen Sackur'un, ''Türk hükümeti olarak AB'ye mesajınız 'Türkiye'nin yükselen bir diplomatik, stratejik güç olduğu ve Avrupa'nın size ihtiyacı olduğu' yönünde. Ama Avrupa bu mesaja pek kulak asmıyor'' demesi üzerine Bağış, şöyle konuştu:

''Avrupa şu anda kendi sorunlarıyla o kadar meşgul ki önündeki ışığı göremiyor. Avrupa şu anda ekonomik krizle bir karmaşanın içinde. Yaklaşan bir enerji krizi var. Avrupa'daki bazı politikacılar bir sonraki seçimde koltuklarını kaybedeceklerini düşünerek bir korku içinde. Bazı ülkelerin başka iç meseleleri var. Komisyon, birliği bozmamak için uğraşıyor. Genişlemenin getirdiği bir yorgunluk var. Bütün bu karmaşıklık içinde, Türkiye diyor ki 'Dayan Avrupa, Türkiye seni kurtarmaya geliyor'. Yardım edebiliriz.''

Sunucunun, ''Türkiye'nin müzakerelere başlamasından bu yana çok az ilerleme olduğunu ve son bir yıldır hiç başlığın açılmadığını'' belirtmesi üzerine Egemen Bağış, sürece müzakereler açısından bakılınca bir duraklamanın olduğunun görülebileceğine değinerek, şöyle devam etti:

''Ama sürece Türkiye'nin demokrasi, şeffaflık, refah ve özgüven için yaptığı reformlar açısından bakarsanız, reformların her zaman olduğundan daha hızlı olduğunu görürsünüz. Size birkaç örnek vereyim. 88 yıl aradan sonra, Türkiye'deki Rum Ortodoks toplumu, iki yıl önce Sümela Manastırı'nda dini ayin düzenledi. Ermeni toplumu, 112 yıl aradan sonra tarihi Akdamar Kilisesi'nde ayin düzenlemeye başladı. Atatürk'ten bu yana ilk kez bir cumhurbaşkanının, Cumhurbaşkanı Gül'ün, Alevi toplumunun ibadet yerine gittiğini gördük. İnsanların 15 yıl önce Kürt olduklarını söylemeye korktukları bir ülkede, şimdi 24 saat Kürtçe yayın yapan bir devlet televizyonu var. Nicolas Sarkozy isimli beyefendi kendi ülkesindeki Romanları ülkeden gönderirken, Başbakan Erdoğan, Roman vatandaşları bir araya getirdi ve onlar için yeni konut ve eğitim projeleri açıkladı. Yani Türkiye birçok adım attı.''

Sackur'un, ''Kıbrıs Rum kesimi AB dönem başkanı olursa, tüm AB ile ilişkiler donar'' yönündeki açıklamaları hatırlatması üzerine Bağış, şöyle konuştu:

''Hayır, tüm AB ile ilişkileri dondurmayacağız. Sadece yarım bir devletin sözde başkanlığını yok sayacağız. Biz Komisyonla ilişkilerimizi devam ettireceğiz. Avrupa Parlamentosu ve üye ülkelerle ilişkilerimizi devam ettireceğiz ama tanımadığımız bir ülkenin tüm birliğin liderliğini üstlenmesini kabul edemeyiz. Nedenini söyleyeyim. Limanlarımızı Rum gemilerine ve uçaklarına açmaya hazırız. Hava sahamızı bile açmaya hazırız. Yeter ki AB kendi kararını uygulasın. 26 Nisan 2004'te, AB üyesi ülkeler oybirliğiyle Kuzey Kıbrıs'ın izolasyonuna son verme kararı aldı. Bu, Kuzey Kıbrıs'a Tayvan gibi muamele etme anlamına geliyordu. Birçok ülke Tayvan'ı tanımıyor ama ticaret yapıyor. Bunu Kuzey Kıbrıs ile de yapabilirlerdi. British Airways'in Ercan Havaalanı'na indiği gün, size söz veriyorum, Türkiye, hava sahasını, havaalanlarını ve limanlarını açacak. AB, uygulaması gereken bir karar verdi. Bu kararı uygulayan tek üye Güney Kıbrıs. Kıbrıslı Rumlar Kuzeye gidebiliyor, alıp satabiliyor, seyahat edebiliyor ama diğer üye ülkelerin aynı imtiyaza sahip olmasına izin vermiyorlar. Bu, bir tezattır, bu ikiyüzlülüktür.''  AA

DÜNYA Kategorisindeki Diğer Haberler