YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
33 ayda terör koridoru böyle büyüdü!
2014 başından başlayarak PKK, PYD ve YPG unsurları Türkiye'nin neredeyse bütün güney sınırlarını kuşatmaya başladı. 2016 sonlarına gelindiğinde 911 kilometrelik Suriye sınırının büyük bir bölümüne fiilen hakim oldular.
33 ayda terör koridoru böyle büyüdü!
09 Eylül 2016 / 20:52 Güncelleme: 09 Eylül 2016 / 21:11

PKK'nın Suriye kolu YPG, 2014'un başında Suriye'de devam eden iç savaştan faydalanarak Cezire, Kobani (Ayn'ul Arap) ve Afrin bölgelerini tek taraflı olarak kanton ilan etmişti. Örgüt, aralarında coğrafi bütünlük olmayan 3 ayrı bölgede 'öz yönetim' adını verdiği bir idari sistem kurmuştu.

DAEŞ'in Haziran 2014'de alanlardaki hakimiyetini neredeyse ikiye katlamaya başladı. Eylül 2014'te de kuzeydeki Kobani bölgesine yöneldi. Örgütün Kobani kırsalının büyük bir kısmını ele geçirmesi ABD'yi harekete geçirdi.

60'tan fazla ülkenin katılımıyla DAEŞ ile mücadele için koalisyon kuran Washington, Suriye'deki PKK unsurlarıyla daha derinlikli bir ilişkiye girmeye başladı. 2014'ün sonunda YPG Amerika'nın yoğun hava desteğiyle DAEŞ'i bölgeden püskürtmeyi başardı.

ABD, YPG ile işbirliğini Kobani'den sonra da sürdürmeye devam etti. ABD, terör listesinde bulunan PKK'nın Suriye kolu YPG'ye silah ve mühimmat yardımını artırdı.

Haziran 2015'te Tel Abyad bölgesi DAEŞ tarafından YPG'ye bırakıldı. Bu DAEŞ-Rejim ve PYD arasındaki Haseke anlaşmasıyla oldu. Haseke anlaşması çerçevesinde PYD ve rejim güçleri de Halep-Türkiye bağlantısını kesme konusunda mutabakata varmıştı.

Tel Abyad, bir Arap ve Türkmen bölgesiydi, nüfusun ezici bölümü bu unsurlardan oluşuyordu. Ancak kuzeydoğudaki Cezire kantonu ile Kobani arasında coğrafi bütünlük sağlayabilmek için burayı ele geçirmek gerekiyordu. PYD/YPG unsurları bu bölgeye girdikten sonra bölgedeki Arap ve Türkmen nüfusu buradan zorla göç ettirdi. Birçok insan hakları örgütü YPG'yi bölgede etnik temizlik yapmakla suçladı.

PKK-PYD ile bu derinlikte işbirliğine giren Amerika, Türkiye'nin tepkilerini hafifletmek için sahadaki operasyonları Suriye Demokratik Güçleri ( SDG) adlı bir çatı örgütü kurarak yürütmeye başladı. Ekim 2015'te kurulan bu yapının çok büyük bir çoğunluğunu yine PKK-PYD-YPG unsurları oluşturuyordu ancak içlerine az miktarda Arap ve Türkmen unsur da katılmıştı.

Washington, gözü Afrin kantonunu diğer iki kantonla bağlamakta olan YPG ağırlıklı SDG'yi Rakka'ya yürütmek istedi. Rakka'nın kuzeyindeki Ayn İsa YPG'nin elinde geçtikten sonra planda değişiklikler oldu ve Mayıs 2016'da rota Halep'in kuzeydoğu kırsalında bulunan Menbic'e çevrildi. Böylece Fırat'ın batısına geçmeye başladılar. Türkiye'nin kırmızı çizgisi bu noktada aşılmış oldu. YPG Menbic'i Ağustos 2016'da ele geçirdi.

Fırat'ın batısına doğru ilerleyiş, bir başka deyişle kantonların birleştirilmesine dönük hamleler Türkiye'nin 2016 Ağustos'undaki Fırat Kalkanı harekatına kadar devam etti. 15 Temmuz'da talimatı Amerika'dan verilen bir darbe girişimine mâruz kalan Türkiye bu hamleyi püskürttükten sonra 24 Ağustos'ta Fırat Kalkanı harekâtını başlattı.

Harekât 12.gününde DAEŞ'in Türkiye sınırıyla bağlantısını kesti ve Cerablus bölgesinin Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) denetimindeki Azez'le bağlantısını sağladı. Fırat Kalkanı Harekâtı'nın başladığı günden bu yana Fırat'ın batısında 700 kilometrekarelik bir alan Türkiye destekli ÖSO'nun eline geçmiş oldu. Bu hamle, PYD'nin kantonları birleştirme niyetlerini de en azından kuzey bölgelerde sekteye uğrattı.

1-137.jpeg2-063.jpeg3-029.jpeg4-012.jpeg5-008.jpeg

 // Boğaçhan
Tıpkı İsrail'in būyūmesi gibi. Hepsi terörist, tek fark yahudilerin devletinin olması....
10 Eylül 2016 08:42
DÜNYA Kategorisindeki Diğer Haberler