YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Veli Küçük ve Arif Doğan gibi isimlerin yargılanmalarına imkân tanımadı
Veli Küçük ve Arif Doğan gibi isimlerin yargılanmalarına imkân tanımadı
Veli Küçük ve Arif Doğan gibi isimlerin yargılanmalarına imkân tanımadı
09 Ocak 2009 / 07:49 Güncelleme: 09 Ocak 2009 / 00:00

Gözaltına alınanlar arasında bulunan emekli Tümgeneral Erdal Şenel, ilginç özelliklere sahip.


Genelkurmay hukuk müşavirliği görevini en uzun süre yapan askerî hukukçulardan olan Şenel, 1995-2003 yılları arasında bu makamda oturdu.


Hukuk müşavirleri tuğgeneralliğe kadar yükselebilirken o, tümgeneral yapıldı. Şenel'in JİTEM sanıklarıyla ilgili tutumu da dikkat çekici. Emekli Tuğg. Veli Küçük ve emekli Alb. Arif Doğan gibi isimlerin yargılanmalarına imkân tanımadı.


JİTEM sanıklarıyla bilgi isteyen savcılara bilgi yerine tehdit imalı cevaplar gönderdi. Şırnak'ın İdil ilçesinde 1989 yılında üç köylünün kurşuna dizilmesiyle ilgili açılan dava bunlardan biri. Dosyasında ismi geçen askeri yetkililerle ilgili Diyarbakır DGM savcısı iki kez Genelkurmay'dan bilgi istedi. 13 Nisan 1998 ve 29 Nisan 1998 tarihli her iki yazıyı da dönemin Genelkurmay Adli Müşaviri Erdal Şenel cevapladı. Savcı, dava dosyasında adı geçen komutanların 1984 yılından itibaren hangi tarihlerde nerede görev yaptıklarını soruyordu. Dönemin asayiş kolordu komutanı Hulusi Sayın, Korgeneral İsmail Selen, Orgeneral Hikmet Köksal, Veli Küçük, Arif Doğan, Ahmet Cem Ersever, Yüzbaşı İsmail Öztoprak, Sinan Yaşar, Şaban Bayram, Abdülkerim Kırca, İsmet Köksal, Aytekin Özen, Albay İsmet Yediyıldız, Binbaşı Nurettin Ata, Ahmet Yarbay, İsa Binbaşı ve Er Erol hakkında bilgi istiyordu. Mahkemenin mercek altına almak istediği Veli Küçük ve Arif Doğan, bugün Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklu.


Erdal Şenel, savcının ilk talebine 30 Mayıs 1998 tarihinde cevap verdi. 'Gerekli incelemenin başlatıldığını ve gereğinin buna göre ifasının uygun olacağını' söylüyordu. Bu muğlak cevap üzerine Diyarbakır'daki savcının talebi ile Ankara DGM Savcılığı tarafından 23 Haziran 1998 tarihinde yeni bir yazı daha gönderilerek bilgi istendi. Cevap gelmeyince 14 Eylül 1998 tarihinde bir yazı daha gönderildi. Üçüncü girişime oldukça sert bir cevap geldi. 13 Ekim 1998 tarihinde Genelkurmay Adli Müşavir Hakim Tümgeneral Erdal Şenel imzasıyla mahkemeye gönderilen yazıda, "Genelkurmay Başkanlığı'nca gerekli inceleme ve soruşturma tarafımızdan yürütülmüştür. Bu nedenle aynı konuda tekrar talepte bulunulmasının sebebi anlaşılmamıştır. Konunun bu hali ile merciine bildirilmesi uygun olacaktır." ifadeleri yer aldı.


Erdal Şenel'in, 28 Şubat sürecinde Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanı Bülent Orakoğlu ve Onbaşı Kadir Sarmusak'ın yargılandığı Köstebek Davası'nda da askerî savcı ve hakimlere baskı yaptığı iddia edilmişti. Orakoğlu ile Sarmusak, Batı Çalışma Grubu'na (BÇG) ait bir istihbarat belgesini çalmakla suçlanmıştı. Davaya bakan Askerî Hakim Yüzbaşı Ahmet Karamanlı, beraat kararı verdiği için cezalandırılmış, YAŞ kararıyla ordudan uzaklaştırılmıştı. 28 Şubat sürecindeki darbe planlarının ortaya çıkmasını sağlayan Köstebek olayı, 1997 yılının Temmuz ayında yaşandı. Deniz Kuvvetleri Komutanlığı bünyesinde kurulan BÇG'nin gayri hukukî faaliyetlerini içeren bir belge İçişleri Bakanı Meral Akşener'e ulaştı. Akşener, DYP lideri Tansu Çiller'i, o da Başbakan Necmettin Erbakan'ı bilgilendirdi. Erbakan, konuyu Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'e iletti. Demirel ise belgeyi Deniz Kuvvetleri ile paylaştı. Komutanlık, belgenin içeriğinden çok, kimin sızdırdığı üzerinde durdu. İddiaya göre polis memuru Kadir Sarmusak, askerlik hizmetini yaptığı sırada Deniz Kuvvetleri Komutanlığı istihbarat biriminin dinleme cihazını tamir ederken bu belgeyi alarak Orakoğlu'na göndermişti. Tartışmalar sürerken yargı süreci başladı.


Askerî Hakim Yüzbaşı Ahmet Karamanlı, mahkeme heyetinin yargılama boyunca açık ve örtülü baskılarla karşılaştığını anlatıyor. Israrlı taleplere rağmen çalındığı öne sürülen istihbarat belgesinin aslına ulaşamadıklarını, bu sebeple heyette 'davanın hukukî temelden yoksun olduğu' kanaati oluştuğunu söylüyor. Orakoğlu hakkında oybirliği ile tahliye kararı verdikten sonra baskıların arttığına dikkat çekiyor: "Bir iki gün sonra mahkememizin kıdemli hakimi Binbaşı Mesut Kurşun, Genelkurmay'a çağrıldı. Askerî Yargıtay Başsavcısı Nursafa Pandar'ın olduğu bir odada dönemin Genelkurmay Adli Müşaviri Tuğgeneral Erdal Şenel, 'Olayı niye bu kadar araştırıyorsunuz, neden bu kadar üzerinde duruyorsunuz, ne yapılması gerektiğini anlamadınız mı?' demiş. Bir an önce mahkumiyet kararıyla davanın sonuçlandırılmasını ima etmiş. Mesut Bey, 'Ben bu şartlar altında yargılama yapamam, memnun değilseniz bizi görevden alın.' deyince Şenel, 'Öyle demek istemedim, yanlış anlamayın.' diyerek durumu düzeltmeye çalışmış."


Askerî Hakim Binbaşı Mesut Kurşun da, dönemin Genelkurmay Adli Müşaviri Tuğgeneral Erdal Şenel'in baskısına maruz kaldıklarını belirtiyor. Ayrıca Batı Çalışma Grubu'nun hazırladığı bütün plan ve projelerin altında Şenel'in imzası olduğunu savunuyor. Köstebek davasında sadece beraat yönünde oy kullananlar değil, karara muhalif kalan mahkeme başkanı bile cezalandırılmış. Mahkeme Başkanı Tuğamiral Mehmet Celayir, süresi dolmadığı halde bahriyede sürgün yeri olarak bilinen İskenderun'a gönderilmiş. Binbaşı Mesut Kurşun, Malatya Devlet Güvenlik Mahkemesi'ne üye olarak tayin edilmiş. Karamanlı da o zamana kadar uygulamada görülmemiş bir şekilde 'Karacı' yapılarak Malatya DGM'ye savcı yardımcısı olarak atanmış. Ardından da 1999'da YAŞ kararıyla ordudan uzaklaştırılmış.ZAMAN

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler