YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Sedat Peker: Sivasspor başkanına işkence yaptı
"Adil Serdar Saçan, askerlik arkadaşına işkence yaptı"
Sedat Peker: Sivasspor başkanına işkence yaptı
21 Mayıs 2009 / 20:50 Güncelleme: 21 Mayıs 2009 / 00:00

Ergenekon'un tutuksuz sanığı Sedat Peker, Ergenekon'un tutuklu sanığı eski Organize Suçlar Şube müdürü Adil Serdar Saçan tarafından işkence yapıldığını, Sivasspor başkanı Mecnur Odyakmaz'ın da Saçan'ın askerlik arkadaşı olmasına rağmen işkenceden geçirildiğini söyledi.


Peker Orhan Pamuk'un vurulma talimatını da vermediğini ileri sürdü. Duruşma salonuna üzerinde mermi ile gelen tutuksuz sanık Fuat Turgut hakkında işlem başlatıldı. 


İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesince Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi'ndeki salonda yapılan yargılamanın bugünkü duruşmasına, Hayrettin Ertekin, Ergün Poyraz, Ümit Sayın, Selim Akkurt, Erkut Ersoy, Mehmet Adnan Akfırat, Doğu Perinçek ve Mete Yalazangil dışındaki 23 tutuklu sanık katıldı.


Tutuksuz sanıklardan Güler Kömürcü Öztürk, Asım Demir, Atilla Aksu, Murat Özcan, Fuat Turgut, Yusuf Görüm ve Raif Görüm ile bu suçtan tutuksuz ancak başka suçtan hükümlü Sedat Peker de duruşmada hazır bulundu.


FUAT TURGUT'UN ÜZERİNDEN MERMİ ÇIKTI
Bu arada cezaevine yerleşkesine, bir mermi ile gelen tutuksuz sanıklardan avukat Fuat Turgut duruşma salonuna girişte detektöre yakalandı. Jandarma, Turgut'un üzerindeki mermiye el koyarak adli işlem başlattı.


Daha sonra duruşma salonuna giren Turgut, gazetecilere merminin Çanakkale Zaferi’nde kullanılan mermilerden biri olduğunu ve bir Anzak komutanın hediye ettiğini söyledi.


ÇETE SANIĞI ÇETEYE KARŞI
''Ergenekon'' davasının tutuksuz sanığı başka suçtan hükümlü Sedat Peker, ''Benim geldiğim gelenekte her ihtilal döneminde sülale içindeki insanlar, politikayla uğraşanlar, sıkıntılar yaşamışlardır. İhtilal için zemin hazırlayan bir örgüte üye olmam, onlara ve gelmiş olduğum geleneğe karşı ihanet olur'' dedi.


İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmada savunmasını yapan Peker, soruşturma aşamasında ifadesinin alındığında 3,5 yıldır tutuklu olduğunu hatırlatarak, bu nedenle polis ifadesinin bulunmadığını, mahkemeye çıkarıldığında ifadesini verdiğini söyledi.


Bu ifadelerini tamamen kabul ettiğini belirten Peker, savcılığa çıkarıldığı sırada savcı Zekeriya Öz ile yaptığı konuşmayı mahkemede anlattı.


Peker, şöyle devam etti:


''Savcı Öz, benim askeri darbeye zemin hazırlamak için kurulan örgüte üye olduğumu söyledi. Bende kendisine, 'Benim yaşım ihtilal dönemlerini çok iyi hatırlayacak kadar yok ama okuduklarım kadarıyla bir ihtilal yapılabilmesi için bir Cemse aracıyla askerin TRT'ye gidip el koyması ve halka ihtilal duyurusu yapması gerekirdi.


İHTİLAL İÇİN ZEMİN HAZIRLAYAN BİR ÖRGÜTE ÜYE OLMAM
Oysa günümüzde o kadar çok televizyon ve radyo kanalı var ki hatta bir aracın bagajına konulan birkaç elektronik malzeme ile seyyar radyo istasyonu kurulabilir. Yaşadığımız çağda askeri ihtilal gerçekleştirebilmek için ihtiyaç olan asker sayısı, akıllara ziyan miktardadır. Bu düşünceye sahip insanların gideceği yer, savcılık ya da mahkeme değil Adli Tıp Kurumu tarafından sevk edileceği psikiyatri servisleridir. Bu tür düşüncede insanlar olabilir ancak ben bu tür düşüncede olan birisi değilim. Benim geldiğim gelenekte her ihtilal döneminde sülale içindeki insanlar, politikayla uğraşanlar, sıkıntılar yaşamışlardır. İhtilal için zemin hazırlayan bir örgüte üye olmam, onlara ve gelmiş olduğum geleneğe karşı ihanet olur' dedim.''


Peker, cezaevine girince sanıklarla görüşme hakkını kısa süreli kullandığını, daha sonra kendisini hem cezaevinde hem de kamuoyunda unutturmak için 8 metre karelik koğuşundan çıkmadığını ileri sürdü.


REİS KOD ADI DEĞİL İKİNCİ ADIM
Askerlik raporunda bile emir ve tahakküm altında bulunamayacağının belirtildiğini ifade eden Peker, çok sevdiği babasının yanından bile çok küçük yaşlarda ayrıldığını anlattı.


Kafkas kökenli Karadenizli bir aile olduklarını, geleneğe göre ailede sevilen biri öldüğünde, onun ismi ilk doğan çocuğa verildiğini ifade eden Peker, eniştesinin soyadının Reisoğlu olduğunu, bu kişinin, kendisi doğmadan 35 gün önce vefat etmesi üzerine ikinci adının Reis olarak konulduğunu ve ailesinde herkesin bu isim ile kendisini çağırdığını söyledi. Peker, ''bu ismin esrarengiz mitolojik bir şey olmadığını'' belirtti.


EŞİM VE ÇOCUKLARIM DEPREM BÖLGESİNDEYDİ
İddianamede, ''Veli Küçük'ün söylemesi üzerine depremzedelere yardım yaptığı iddiası''nın doğru olmadığını öne süren Peker, ''Depremin olduğu topraklarda doğdum. Dedem ve babamın mezarları depremin olduğu topraklarda. Deprem olduğunda eşim ve çocuklar deprem bölgesindeydi. Yollar kapalı olduğu için helikopterle gittim. Eşim ve çocuklarımı gördükten sonra onları deprem bölgesinde bırakarak depremin daha çok zarar verdiği yerlere giderek çalışmalar yaptım. Bu çalışmalar ecdadıma, doğduğum topraklara borcumu ödemek için yapılmıştır. 'Halka sempatik görünmek için yaptığım' ifadesi son derece incitici ve yaralayıcıdır'' diye konuştu.


Peker, ''Kelebek Operasyonu'' kapsamında tutuklandıktan sonra şikayeti sonucu açılan davalar üzerine, bazı emniyet görevlilerinin ''işkence'' ile ''görevi kötüye kullanmak'' suçlarından ceza aldıklarını da sözlerine ekledi.


İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmanın öğleden sonraki bölümünde Sedat Peker, Cumhuriyet savcıları Mehmet Ali Pekgüzel ve Nihat Taşkın'ın sorularını yanıtladı.


"VELİ KÜÇÜK'E DUYDUĞUM SEVGİDE AZALMA OLMAMIŞTIR"
Bir soru üzerine, emekli Tuğgeneral Veli Küçük'ü babasının yakını olduğu için tanıdığını, kendisine sevgi ve saygı duyduğunu belirten Peker, ''Şu an itibarıyla da kendisine duyduğum saygı ve sevgide azalma olmamıştır, çoğalma olmuştur. Yasal çerçeveler dışında herhangi bir muhabbetim ve iş ortaklığım yoktur'' şeklinde konuştu. ''Ergenekon'' davasının tutuksuz sanığı, başka suçtan hükümlü Sedat Peker, ''Veli Küçük ile yasal çerçeveler dışında herhangi bir muhabbetim ve iş ortaklığım yoktur'' dedi.


"VELİ KÜÇÜK'E ŞOFÖR TAHSİS ETMEDİM"
Veli Küçük emekli olduğunda, çıkan bir kanun üzerine lojmandan çıkartılması, koruması ve şoförünün alınması yönünde bir karar verildiğini,  ev ve şoför aradığını duyduğunu ifade eden Peker, Emin Caner Yiğit'i şoför olarak kendisine göndermediğini anlattı.


Peker, ''terör örgütlerinin hedefinde olduğu için Küçük'e yardım etmek istediğini'' dile getirerek, sıkıntısı olanlara imkanları doğrultusunda yardım ettiğini kaydetti.


Sedat Peker, Veli Küçük'ün ajandasındaki yazılarla ilgili yöneltilen sorular üzerine de bunların Küçük'e sorulması gerektiğini belirtti.


"NEJAT DAŞ'I YAKALAMAK İÇİN BENDEN YARDIM İSTEDİLER"
Savcı Pekgüzel'in, uyuşturucu kaçakçısı Nejat Daş ile ilgili yönelttiği soruyu Peker, ''Nejat Daş'ı yakalamak için benden yardım istediler. Ancak muhbir olmadığımı belirterek kendilerine yardımcı olmayacağımı söyledim. İddia edildiği gibi gelen şahısları Sayın Veli Küçük'e ben götürmedim. Onlar beni Sayın Veli Küçük'ün yanına götürdü'' şeklinde yanıtladı.


Peker, ''tecavüzden aranıyor'' şeklindeki gazete haberine de çok kızdığını ifade etti.


''KÜÇÜK İLE EKEN'İ BARIŞTIRAMADIM''
Korkut Eken ile Yavuz Ataç'ı kişisel olarak tanıdığını, Eken ile Küçük arasında soğukluk olduğunu bildiğini, barıştırmayı düşündüğünü ancak yan yana getiremediğini anlatan Peker, sadece albay ya da MİT'ten insanları tanımadığını, cemiyet hayatına giren bir kişi olduğu için çok sayıda politikacı ve sanatçı tanıdığını söyledi.


Peker, Muzaffer Tekin'i tanıdığın, ancak ortak bir faaliyetleri olmadığını belirterek, Ali Yasak ile tanışmadığını, Alparslan Arslan'ı tanımadığını, İbrahim Şahin ile samimiyeti olmadığını ancak Şahin'in çocuğunun kendi kolejlerinde öğrenci olduğunu kaydetti.


Arif Doğan ile birkaç kez karşılaştığını ifade eden Peker, Sami Hoştan'ı ise çok yakınlıkları olmasa bile 7-8 yıldır tanıdığını anlattı.


"ASKERLİK RAPORUM VAR KİMSENİN EMRİNE GİREMEM"
İddianamede, ''Sami Hoştan'ın başkanlığını yaptığı grubun üyesi olduğunun'' yazıldığını belirten Peker, ''Askerlik raporumda bile emir altına giremeyeceğim yazıyor. Sami Hoştan ne kadar iyi bir insan olsa bile, onun emri altında bulunmam mümkün değil. Gençliğimin ilk yıllarında tercih ettiğim aksiyonel bir hayatım vardı. Sami Hoştan'ın adını da o zaman duydum. Sami Hoştan, iyi niyetiyle gerçekten barışı sağlayan bir kişidir'' diye konuştu.


Telefon görüşmelerinde bahsi geçen ''davanın'', ''dünyadaki bütün Türk devletlerinin birleştirilmesi davası'' olduğunu vurgulayan Peker, ''ahbaplığı, dostluğu bulunan Korkut Eken'e kendince haklı sebeplerle kırgın olduğunu'' söyledi.


''SİVAS SANIKLARINA PARA GÖNDERMEDİM''
''Milli Yol'' oluşumunun içinde bulunmadığını ifade eden Peker, telefon görüşmelerindeki ''Kürt ve Türk çatışmasına'' ilişkin konuşmalar sorulunca da şunları kaydetti:


''Kürtçülük-Türkçülük diye bir şey yapılıp, Kürt ve Türk halkı kışkırtılmaya çalışılıyor. Bir Kürt kahvesine ateş ederler, olur da benim bu işlerle ilgim olduğunu söylerler diye, bunlarla ilgim olmadığını belirtmek için bu konuşmaları yaptım. Kahvehane taranması olaylarında adım geçiyor. Bu kesinlikle doğru değil. O ekipte ben yoktum. Sedat Peker kahvehanenin taranması ekibinde varsa neden bana ağırlaştırılmış müebbetten dava açılmadı?


"PARA GÖNDERDİYSEM BELGESİ ORTAYA KONSUN"
Şii-Alevi kültürünü incelemiş bir insanım. O devirde yaşasaydım, Şii olurdum. 15-20 milyonu bulan bir insanlığın size düşman olduğunu bir düşünün. Sivas'ta otel yakan sanıklara rekor miktarda para verdiğim iddiası var. Başkalarının çift ayağı üzerinde yattığı cezayı tek ayağımla yatarım. Bu olaylar inciticidir. Tamam, sütten çıkmış ak kaşık değilim. Gençliğimde bazı faaliyetlerim oldu. Sivas sanıklarına gönderdiğim paraların makbuzu nerede? Durmuş Anuçin'e 300 bin TL gönderdiğim iddia ediliyor. Nerede bunun makbuzu? Savcı, cezaevine yazı yazarak, kayıtlara bakıp kimlere para gönderdiğimi öğrenebilir.''


"SAÇAN ADAMLARIMA İŞKENCE YAPTI" İDDİALARI
İkinci iddianamenin tutuklu sanıklarından Adil Serdar Saçan'ı ''maalesef'' tanıdığını ifade eden Peker, Saçan'ın kendisini defalarca gözaltına aldırdığını belirtti.


''Saçan'ın, insanlığa karşı suç işlediği için Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde yargılanması gerektiğini'' iddia eden Peker, ''Saçan'ı, Olgun Aydın Peker'in testislerinin patlatılması olayı nedeniyle tanıyoruz. Olgun, çocuk yapabilme yeteneğini kazanabilmek için ülke ülke gezdi'' diye konuştu.


SİVASSPOR BAŞKANI BİLE İŞKENCEDEN GEÇTİ İDDİASI
Saçan'ın, askerlik arkadaşı olan Mecnun Odyakmaz'a bile işkence yaptırdığını öne süren Peker, ''Gözaltında herkes bir yerini bıraktı. Ben de omuriliğimi bıraktım. İşkence yaparken doktorlarla bilimsel olarak çalışıyorlardı. Kiminin kalbi dağıldı. Daha içeri girer girmez veriyorlardı elektriği'' şeklinde konuştu.


"ÇATLI DOSTUM OLSAYDI ŞEREF DUYARDIM"
Peker, Susurluk raporunda adının geçtiği bölümler anımsatılınca, Abdullah Çatlı'yı tanımadığını belirterek, ''Dostum olsaydı şeref duyardım. Yeşil'i tanımıyorum'' dedi.


"PEKER GENÇLİĞİNDE ESRAR KULLANMIŞ"
Sedat Peker, gençliğinin ilk yıllarında ''hafif uyuşturucu'' diye tabir edilen maddelerden içtiğini, sonra bıraktığını ifade etti.


HAYATININ EN HUZURLU DÖNEMİ SON 5 YILI
Hayatındaki en huzurlu dönemin, cezaevinde geçirdiği son 5 yıl olduğunu söyleyen Peker, ''Sinir sistemim çökmüştü. En rahat dönemimi içeride geçirdim'' dedi. Peker, Veli Küçük'ün tavsiyesiyle Kuzey Irak'ta okul açtığı yönündeki iddianın da doğru olmadığını ifade etti. Çeçenistan'da herhangi bir faaliyeti olmadığını kaydeden Peker, sadece 10 yıl önce resmi olarak para yatırdığını söyledi.


Diğer sanık ve avukatların da Peker'e soru yönelttiği duruşmada, tutuksuz sanıkların ifadeleri alınıyor.


''GİZLİ BELGE ŞAKASI''
Savunmasını yapan Asım Demir de tutuklu sanık Kemal Kerinçsiz ile MHP İstanbul il yönetimine adaylığı sırasında tanıştığını anlattı. Demir, işsiz kaldığında iş istemek için gittiği Kerinçsiz'in kendisine Milli Hukukçular Birliğinin temizlik işlerini yapmasını söylediğini belirtti.


Telefon görüşmelerinde sözü edilen ''gizli belge'' konusunda da şaka amaçlı aldığı sarı zarfı Kerinçsiz'e götürdüğünü, Kerinçsiz'in bu tür şakalar yapmasına kızıp, ''Bu mu gizli belge'' diyerek kendisine bir mahkeme kararı olan kağıdı gösterdiğini iddia etti.


''YILDIRIM, KERİNÇSİZ İLE KAVGA ETTİ''
Demir, tutuklu sanık Oktay Yıldırım'ın bir gün dernek binasına geldiğini ve hızla toplantı salonuna gittiğini, burada Kerinçsiz ile kavga ettiğini söyledi. Kendisinin de elinde çay tepsisiyle Yıldırım'ın arkasından gittiğini belirten Demir, Yıldırım'ın tartışırken elini tepsiye çarpması sonucu fırlayan bardağın kaşına gelmesiyle de yaralandığını belirtti.


Savunmasını yapan Mahir Çayan Güngör de daha önceki beyanlarını kabul ettiğini ve ekleyecek bir şeyin olmadığını söyledi. GAZETEPORT

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler