YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Raşid Dostum, özel bir uçakla Kâbil’den alınıp Türkiye’ye getirildi
Raşid Dostum, özel bir uçakla Kâbil’den alınıp Türkiye’ye getirildi
Raşid Dostum, özel bir uçakla Kâbil’den alınıp Türkiye’ye getirildi
04 Aralık 2008 / 12:52 Güncelleme: 04 Aralık 2008 / 00:00

Türkiye Özbek General Dostum'a bir kez daha kucak açtı. Zor durumdaki Dostum için gizli bir operasyon düzenlendi. Afganistan’da Karzai hükümetiyle arası açılan ve ev hapsinde tutulan Özbek General Raşid Dostum, Türk Dışişleri’nin gönderdiği özel bir uçakla Kâbil’den alınıp Türkiye’ye getirildi.


Afganistan’da uzun yıllar Sovyet birliklerine karşı mücadele verdikten sonra Taliban’ın iktidarı ele geçirmesiyle 1997-2001 arasında Türkiye’ye kaçan 54 yaşındaki Özbek General Raşid Dostum’a bir kez daha Ankara’dan yardım eli uzatıldı.


Kabil’deki evinde hapis tutulan generalin Türkiye’ye getirilmesi için özel bir operasyon düzenlendi. Afgan ordusunun Genelkurmay Başkanlığını da yürüten Dostum, Afganistan’da muhalefetin en sert isimlerinden biri olarak tanınıyor.


Aslında 2004 yılındaki devlet başkanlığı seçiminde aday olan ve oyların yüzde 10’unu alan Dostum’un o dönemde arası Hamid Karzai ile çok iyiydi. Öyle ki Karzai tarafından Genelkurmay Başkanı olarak görevlendirildi. Fakat geçtiğimiz Şubat ayında işler tersine döndü.


Başkanlık seçimlerinde Dostum’un danışmanlığını da yapan Türkmen Birliği’nin lideri Ekber Bey, 50 silahlı adamın saldırısına uğradı. Saldırının arkasında Özbek General’in adamlarının olduğu iddia edildi. Hakkında adam kaçırma, işkence, saldırı ve haneye tecavüz suçlamalarıyla soruşturma açılan Dostum görevinden alındı.


POLİS EVİNİ KUŞATTI


Savcılık ayrıca Dostum’un dava sonuçlanana kadar ev hapsinde tutulmasına karar verdi. Ülkede Özbekler’in yaşadığı kuzey bölgelerinde büyük etkisi olan general ise soruşturmanın bir komplo olduğunu ve hükümetin ayağını kaydırmaya çalıştığını ileri sürdü.


Karzai yönetimini rütbelerinin iade edilmemesi halinde kuzey bölgelerinde isyan çıkarmakla da tehdit etti. Bu tehdidin ardından Dostum’un evine Afgan ordusunun ve polisinin bir baskın düzenleyeceği ve generalin evinden alınarak hapse atılacağı söylentileri ayyuka çıktı.


Hemen Özbek generale bağlı güçler tarafından Dostum’un evi koruma altına alındı. Afgan hükümeti Dostum için tutuklama emri çıkardıktan sonra polis evi kuşattı.


SÜRGÜNÜ KABUL ETTİ


Ancak ulusal birlik hükümeti içindeki etkili Afgan bakanlar Üstad Rabbani ve Marshal Fehim’in karşı çıkmasıyla kuşatma kaldırıldı.


Bu arada Karzai ile Dostum arasında da gizli pazarlıklar yapılmaya başlandı. Afgan medyasında çıkan iddialara göre Dostum, Afganistan Devlet Başkanı Hamid Karzai’yle anlaşarak, hakkındaki soruşturmanın sona ermesi karşılığında ülkeyi terk etmeyi ve Türkiye’ye sürgüne gitmeyi kabul etti.


Karzai, teklifin kabul edilmemesi durumunda ordunun generalin üzerine gidebileceği tehdidini de Dostum’a iletti.


BABACAN TALİMAT VERDİ


Ve anlaşmanın sağlanmasının ardından önceki gün öğleden sonra Dostum’u almak üzere Türk Dışişleri Bakanı Ali Babacan’ın talimatı doğrultusunda Ankara’dan kaldırılan özel bir uçak Kâbil’e indi.


Dostum bu uçağa bindirilerek Afganistan’dan Türkiye’ye ailesinin yanına getirildi. (VATAN)


İbrahim Karagül'ün Özbek General Raşim Dostum'un bilinmeyen yüzüne ışık tutan yazısı...


ABD askerleri ve Raşit Dostum 3 bin Müslüman esiri katletmiş


Amerika, Loya Jirga toplantılarını sabote edip Hamid Karzai'yi Afganistan Devlet Başkanı olarak dayatırken, Avrupa'da dolaşan bir kaset, "küresel terör harekatı"nın bu ülkede yaptığı vahşeti gözler önüne serdi.


Önce Alman Meclisi Reichstag'da, ardından Çarşamba akşamı Avrupa Parlamentosu'nda parlamenterler, insan hakları örgütleri ve hukukçulara izlettirilen kasette, ABD askerlerinin yaptığı tüyler ürpertici katliam ve işkenceler anlatılıyor. İrlandalı belgesel film yapımcısı Jamie Doran tarafından hazırlanan yirmi dakikalık gizli çekimi izleyenler, ABD'nin "İslamcı terör palavraları"yla İslam dünyasında estirdiği terörün ve yıkımın sadece küçük bir bölümüne şahit oldular.


"Mezar'da katliam" adlı kasette, ABD askerleri ve Özbek General Raşit Dostum'un 21. yüzyılın en vahşi katilamlarından birine nasıl imza attıkları anlatılıyor. Kaset, Mezar-ı Şerif'te binlerce genç Müslüman'ın nasıl kurşuna dizildiğini, onlara nasıl işkence edildiğini, gruplar halinde çöle götürülerek nasıl katledildiğini, ardından da toplu mezarlara gömüldüğünü belgeliyor. Zin Kalesi ve Şibirgan Cezaevi'ndeki bu vahşet sırasında 3 bin ile 4 bin arasında esirin öldürüldüğü belirtiliyor. ABD saldırısında kaç kişinin öldüğü hala tespit edilemedi. Rakam, 5 bin ile 13 bin kişi arasında değişiyor. Kaybolan binlerce insan var.


Uluslararası kuruluşlar ve İslam dünyası, bu toplu mezarların tespit edilmesi için dünya çapında bir seferberlik başlatmak zorunda. Bunu yapmazlarsa, ABD'nin cephe açtığı daha onlarca Müslüman bölgede bu insanlık suçları tekrarlanacak. Nitekim Avrupa Parlamentosu Kızılhaç'a konuyu araştırması çağrısı yaptı.


Kasette konuşan görgü tanıkları, ABD askerlerinin esirlerin boyunlarını kırarak öldürdüğünü, üzerlerine asit döktüğünü, yüzlerce Taliban esirinin çöle götürülüp ABD askerleri ve Dostum'un adamları tarafından kurşuna dizildiğini, infaz emrinin bölgedeki ABD birliklerinin komutanı tarafından verildiğini ve onlarca ABD askerinin bu infazda yer aldığını söylüyor ve "Amerikalılar ne isterlerse yapıyorlardı. Onları durduracak gücümüz yoktu" diyor. Görgü tanıkları, Şibirgan Cezaevi'ndeki bir çok esirin ağır bir şekilde dövüldüklerini, ardından kaybolduklarını belirtiyor. İnsan hakları örgütleri, kasetin ABD'nin işlediği "savaş suçları"nı kanıtladığını belirtiyorlar.


Savaş Suçları Mahkemesi göreve!


Afganistan harekatı başladığı günden bu yana bu köşede, ABD ve yerel müttefiklerinin işledikleri insanlık suçlarına, katliamlara, cinayetlere dikkat çektim. Özellikle Raşit Dostum ile ABD ve İngiliz askerlerinin Cenk Kalesi'nde yüzlerce esiri nasıl katlettiklerini gündemde tutmaya çalıştım. Dostum'un Savaş Suçları Mahkemesi'ne gönderilmesi gerektiğini ve er geç bunun olacağını belirttim. ABD ve İngiliz askerleriyle Dostum'un güçlerinin Kunduz'da yaptığı katliamlardan sonra Cenk Kalesi'ne getirilen 800'e yakın esir, dünyanın gözleri önünde vahşi bir katliama maruz kaldılar. Uçaklar havadan bombalarken ABD, İngiliz askerleri ve Dostum'un savaşçıları da karadan saldırarak bütün esirleri öldürdü. Katliam görüntüleri, parçalanan insan bedenleri günlerce televizyonlarda gösterildi. Katliam, isyanın bastırılması olarak açıklandı. Oysa kalede isyan olmamıştı. Ölenlerin çoğu Özbekistan İslami Hareketi'ne mensup gençlerdi ve Özbek diktatör İslam Kerimov'un ABD'ye verdiği desteğe teşekkür etmek amacıyla yok edildiler. O zamandan beri, katliama karışan ABD/İngiliz askerleri ve Dostum hakkında savaş suçu işlemekten soruşturma açılması gerektiğini yazıyorum.


Elleri ve ayakları bağlı, ağızları ve kulakları kapalı zincirler içinde Guantanamo'ya götürülen, ABD askeri üslerinde veya savaş gemilerinde tutulup hiç bir hukuki statü tanınmayan gençlere reva görülenlerin insanlığın ortak vicdanını nasıl sızlattığını, Pakistan veya bir başka ülkeden alınıp, Mısır, Sudan veya bir başka ülkede işkence altında tutulan insanların bulunduğunu, ABD üslerinin "infaz kampları"na dönüştüğünü, FBI'nin Müslüman ülkelerden kaçırdığı kişilerden haber alınamadığını biliyoruz.


İşte Amerika bu yüzden Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin kuruluşunu reddetti. 1 Temmuz'da göreve başlayacak mahkemenin Amerikalılar'ı yargılamasını engellemek için tehditler savuruyor. ABD Senatosu'nda geçen Cuma günü kabul edilen bir yasaya göre Washington, bu mahkemenin Amerikan vatandaşlarını yargılaması durumunda ABD Başkanı'nın, Hollanda'ya karşı bütün askeri yetkilerini kullanabilmesine yetki verdi. Yani ABD gerekirse Hollanda'ya karşı askeri güç bile kullanacak.


Kaset neden şimdi ortaya çıktı?


Peki sözkonusu kaset neden şimdi ortaya çıktı? ABD ve İngiliz askerlerinin işlediği savaş suçları şimdiye kadar bilinmiyor muydu?


Sebep, Loya Jirga'da Amerika ile Avrupa arasındaki çatışma. Afgan halkının safdışı edildiği, eski Devlet Başkanı Burhaneddin Rabani'nin baskıyla adaylıktan uzaklaştırıldığı ve Karzai liderliğindeki "CIA listesi"nin kazanması için kararın önceden verildiği toplantıda, en büyük çekişme Avrupa ile ABD arasında oldu. Karzai'ye rakip olabileceklerin tasfiye edilmesine karşı çıkan, Afgan halkını temsil eden aşiret liderlerini toplantıya katılmaya ikna eden Avrupa'ya karşı ABD, kendine bağlı birkaç aşiret dışındakileri engellemeye çalıştı. CIA'ya bağlı Rand Corporation'ın kadrolu elemanı ve ABD Afganistan özel Temsilcisi Zalmay Halilzad ile, CIA ve ABD petrol şirketi Unocal'ın "adamı" Karzai'nin listesi baskı ve şantajla kabul edildi. ABD Afganistan'da bir manda yönetimi kurdu. Ülke artık CIA Kabil bürosu tarafından yönetilecek. Peştunlar da Tacikler de bu durumdan memnun değil.


ABD ile Avrupa arasındaki savaş kasetlerle Avrupa'ya taşındı ve bunlardan biri Avrupa Parlamentosu'nda gösterildi. Şimdi Avrupa, Afganistan'daki savaş suçları ve katliamlarla ilgili elindeki diğer belgeleri de açıklamak zorunda. Tarih boyunca büyük güçlerin çatışma alanı olan Afganistan yeniden "güçler savaşı"na sahne oluyor. Dolayısıyla Karzai yönetiminin ABD'nin manda gücü olmanın ötesinde hiç bir misyonu yok. İç savaş riski bügün her zamankinden çok daha yüksek.


Ahmet Şah Mesud'un neden öldürüldüğü şimdi çok daha iyi anlaşılıyor. Mesud'un Avrupa Parlamentosu'nda yaptığı konuşmadan hemen sonra ve 11 Eylül'den bir kaç gün önce öldürülmesi, 11 Eylül saldırıları, ABD'nin Afganistan'a saldırması ve Avrupa'da gösterilen katliam kasetleriyle ilgili birçok şeyi açıklıyor...  (Yeni Şafak)

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler