YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Oval ofiste neyin pazarlığı yapılacak?
Oval ofiste neyin pazarlığı yapılacak?
Oval ofiste neyin pazarlığı yapılacak?
05 Kasım 2007 / 17:55 Güncelleme: 00 0000 / 00:00

"Hükümet ABD'ye askerlerle giderek; "Hemfikiriz" diyor. ABD ise "Teröristini getiririz ama İran'a karşı tavır al" diye ısrar ediyor.. "


Bush görüşmesi öncesi iki tarafın yaklaşımını değerlendiren Prof. Dedeoğlu'na göre, hükümet ABD'ye askerlerle giderek; "Hemfikiriz" diyor. ABD ise "Teröristini getiririz ama İran'a karşı tavır al" diye ısrar ediyor..


Dağlıca'da 12 askerin şehit edilmesinden bu yana Türkiye'nin gündemini belirleyen sınır ötesi operasyon, Başbakan Tayyip Erdoğan'ın ABD ziyaretine ve bugün Başkan Bush ile yapacağı görüşmeye kilitlendi. ABD, Türkiye'nin sınır ötesi operasyon yapmasına destek verecek mi? ABD de operasyonda yer alacak mı? Yoksa Türkiye'nin operasyonuna gerek kalmadan ABD, PKK'yı pasifize mi edecek? Türkiye ile ABD uzlaşmadığı takdirde Türkiye'nin dış politikası nasıl değişecek? Türkiye, ABD'nin desteği olmadan operasyon yapabilir mi? Bunun riskleri nelerdir? Tüm bunları Galatasaray Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Prof. Dr. Beril Dedeoğlu'yla konuştuk.


* Türkiye'de Kuzey Irak'a yönelik operasyon beklentisi var. Erdoğan-Bush görüşmesinde Türk kamuoyunun beklediği bir sınır ötesi operasyon kararı çıkabilir mi? Öncelikle operasyon ile neyin kastedildiğinin Türkiye'de çok iyi anlaşılmadığını düşünüyorum. Çünkü halihazırda sıfır noktasında askeri bir faaliyet var. Bombardıman yapılıyor. Türkiye'nin Kuzey Irak'ta "uzantıları" var. Onlar da Kuzey Irak'taki oluşumlarla görüşme halinde. Sanki bugüne kadar hiçbir faaliyet yokmuş, bundan sonra başlayacakmış gibi bir algılama var. Bu doğru değil.


* Peki, ne tür operasyondan bahsediliyor?

Dünya kamuoyuna, "Bak, Türkiye Kuzey Irak'a girdi, denecek" türden bir operasyondan bahsediliyor. Niye sınır ötesi operasyon diyoruz? Bu, Mesud Barzani'nin kendisine yapılan baskıları kabul etmemesi durumunda Türkiye'nin ona boyun eğdirme çabası olarak okunabilir. Askeri olarak mermiyi, bombayı, PKK'lıların üstüne atıyorsunuz ama siyasi hedef Barzani oluyor. Türkiye'nin asıl kaygısı Kuzey Irak'ın çekim merkezi olması. Bir de Amerika'nın kesinlikle "Gitmeyin, oralarda faaliyette bulunmayın" diye yırtındığı kanaatinde değilim. "Bu işi birlikte yapalım" diyor.


'ABD, İRAN'A TAVIR İSTEYECEK'


* Erdoğan - Bush görüşmesinde ele alınacak konu bu birlikteliğin nasıl olacağı mı?

Görüşülecek olan hangi alanlarda hangi zamanlamayla ortaklık kurulacağı. İstihbarat ve askeri operasyonel gibi kısımlarda ortaklık olabilir. PKK'nın bu eylemleri, karşı politikalar ve bu görüşmeler Türk-Amerikan ilişkilerinin yeniden bir stratejik ortaklığa, müttefikliğe girmesine yol açacak bir sonuç doğuracak.


* Amerika'nın istediği bu mu?

Kesinlikle bu. Burada biz Irak'la ilgili konuşuyoruz. Oysa bunun arkasındaki temel oyuncu İran. Amerika'nın temel derdi İran. Muhtemelen pazarlıklarda ABD, 'Senin teröristini buluruz, getiririz, eylemsiz de yaparız' diyor. Karşılığında da Türkiye'nin İran karşısında pozisyon almasını istiyor. Burada iki tarafı yan yana getirecek bir tehdit gerekli. Ve Amerika parmağıyla İran'ı gösterdi.


* Türkiye İran'ı tehdit olarak görmüyor...

Hükümet, Müslüman ülkelerle iyi ilişkiler öngördü. Şimdi bu rotasını değiştirmesi için çok baskı var. Zor bir karar. Bu kararı alamadığı takdirde PKK eylemleri devam edecek.

"Önemli bir PKK'lı teslim edilebilir"

* Bu yeniden müttefiklik nasıl yansıyacak kamuoyuna? Çünkü Türk kamuoyunda Amerika'ya olan tepkinin oranı yüksek.

Hemen yansıması ve meyvelerinin alınması mümkün değil. Ortaklığın düzeyi açıklanmayacak. Amerikalılar bir teröristi bulup getirebilir. İsmi Mehmet veya Ahmet olacak ama mühim biri olur. Onlar bilgi verdi, Türk ordusu şunları yaptı gibi. Böylelikle ABD'ye karşı infial yavaş yavaş aşağı çekilir.


* Peki sınır ötesi operasyon?

Barzani'nin peşmergeleri, Amerikalılar ve Türkiye ortaklaşa belli mağaraların bertaraf edilmesi yönünde bir, iki askeri operasyon yapabilir. Onlar da göstermelik olur. Türk kamuoyunda da Türkiye savaşmadan da iradeyi kabul ettirdi olur. Ama askeri harekâtlar da kesinlikle içinde Kürtlerin, Türkiye'nin ve Amerika'nın olduğu üç ayaklı yapılır.

'PKK da pasifize edilmeyi tercih eder'

* Uzlaşma çıkarsa PKK'nın durumu ne olacak?

PKK muhtemelen mevcut misyonunu bitirmiş olacak. Bu durum PKK açısından da sürdürülebilir bir şey değil. Daha kaç yıl bu yöntemle var olabilecek. Kürt meselesini şiddetle takdim etmenin dönemi geçti. Yapılanlar Kürtlere fayda sağlayan, onları siyasete taşıyacak bir eylem haline gelmedi. O nedenle bence PKK da tercih eder bertaraf edilmeyi, kısmen pasifize edilmeyi. PKK da kendi yandaşlarına döner ve "Neler yapacaktık ama büyük güçler geldi engel oldu" der.


* Bush-Erdoğan görüşmesinde uzlaşma sağlanamaması ihtimali yok mu?

Eli boş dönülmez. Çünkü ön görüşmeler yapıldı. Generallerle gidiyorlarsa eli boş dönülmeyeceğini biliyorlardır. Anlaşmama ihtimali var ama oranı düşük.


* Diyelim ki anlaşma sağlanamadı?

İşte o zaman kamuoyu "Ne zaman giriyorsunuz?" diyecek ve Türkiye de girmek zorunda kalacak. Bu da savaşan orduya destek veren siyasi ve toplumsal dönüşüme yol açar. Otoriterleşiriz. Bu arada demokratikleşme de halt olacağı için Avrupa Birliği olayı da biter. Türkiye, İran ve Rusya eksenine kayar. İstemese de toplumsal güvenlik endişelerinin yerini artık askeri güvenlik endişeleri alır. Toplumsal düzeyde de kendi vatandaşı olan Kürtler ile Kuzey Irak'taki Kürtler aynı tarafa itilmiş olacak. Bu da Pankürdizme hizmet edecek bir sonuç olur.

Hükümet ve asker hemfikir

* Erdoğan'ın ziyaretinde Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral Ergin Saygun ve generallerin de yer almasını nasıl okuyorsunuz?

Amerikalıların en önemli eleştirisi kendilerine hükümetle konuştuklarında başka, askerlerle konuştuklarında başka ve bürokratlarla konuştuklarında başka şey söylenmesiydi. Uzun süre bunu taktik zannettiler. Hükümetle birlikte askerlerin de gitmesi bu konuda hemfikiriz anlamına geliyor. İkincisi konunun hem siyasi hem askeri boyutu var. Bir de müzakere tekniği var; asker daha sert oynar, siyasiler alttan alır.


* Kamuoyunda Kuzey Irak'a düzenlenecek bir sınır ötesi operasyonun terörü bitireceği şeklinde bir beklenti var...

Terörizmle büyük operasyonlarla baş edemezsiniz. Kökünü kazıma imkânı oldukça sınırlı. Büyük bir operasyon sonucu terörün kökü kazınmadığı ortaya çıkarsa bundan en çok yıpranacak olan Türk Silahlı Kuvvetleri'dir. Dolayısıyla Türkiye yıpranacak. "Hani büyük ordunuz vardı operasyon yaptınız ama sonuç çıkmadı" diyecekler.

Prof. Beril Dedeoğlu kimdir?

1961'de Ankara'da doğdu. Yüksek lisans ve doktorasını İstanbul Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü'nde tamamladı. Aynı üniversitede akademik kariyerine başlayan Dedeoğlu, 1995'te Galatasaray Üniversitesi'ne geçti. Dört yıl sonra doçent, ardından profesör olan Dedeoğlu, 2000 yılından bu yana Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanlığı görevini yürütüyor. Uluslararası güvenlik ve stratejileri, Ortadoğu ve Arap dünyasında politikalar ile Avrupa dış politikası alanlarında çalışma yapan Dedeoğlu'nun "Adım Adım Avrupa Birliği", "Ortadoğu Üzerine Notlar" ve "Uluslararası İlişkiler Sözlüğü" isimli kitapları var. (Aktif haber)
GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler