YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Olay, Ahmet Arif'in şiiri ile kamuoyunun dikkatini
Olay, Ahmet Arif'in şiiri ile kamuoyunun dikkatini
Olay, Ahmet Arif'in şiiri ile kamuoyunun dikkatini
05 Mayıs 2008 / 08:06 Güncelleme: 05 Mayıs 2008 / 00:00

Katliam yaptıran Orgeneral Muğlalı'nın adının kışlaya verilişine savunma: Üstünden 60 yıl geçti, merhum da cezasını çekmişti.


Van'ın Özalp ilesinde 33 kişiyi kurşuna dizdirerek tarihe geçen Orgeneral Mustafa Muğlalı'nın ismi Özalp'te yaşamaya devam ediyor. Olaydan 61 yıl sonra suçsuz yere kurşuna dizilenlerin yakınlarının yaşadığı Özalp'teki kışlaya Muğlalı'nın ismini veren Genelkurmay Başkanlığı, mağdur yakınlarının ısrarına rağmen geri adım atmadı. İsmin kaldırılması için açılan davada Milli Savunma Bakanlığı ilginç bir savunma yaptı: "Merhumun cezası süresiz değil..." Sivil mahkeme iki yıl sonra, 'Askeri yargının uzmanlık alanı' diyerek dosyayı askeri yargıya gönderdi.


Özalp, 1943'te Cumhuriyet tarihinin en çok tartışılan olaylarından birine sahne olmuştu. Bölgede kaçakçılık ve hırsızlık suçlamalarıyla 35 köylü yakalanmış, ancak suçsuz oldukları anlaşılınca serbest bırakılmışlardı. Olayı soruşturmak üzere gelen Diyarbakır 3. Ordu Müfettişi Orgeneral Mustafa Muğlalı, köylüleri yeniden yakalatmış ve kurşuna dizdirmişti.


16 Mart 2004'te, yani olaydan 61 yıl sonra Muğlalı ismi Özalplilerin yaşamlarına yeniden girdi. Genelkurmay Başkanlığı, bu tarihte Muğlalı'nın ismini Özalp'teki Tabur Sınır Komutanlığı kışlasına verdi. Kurşuna dizilen 33 kişinin Özalp'te yaşayan yakınları, 2006'da bu işlemin iptali istemiyle Ankara 6. İdare Mahkemesi'nde dava açtı.


Milli Savunma Bakanlığı, davada yaptığı savunmada, kışlalara bölgede başarılı hizmet yapmış, garnizonun kurulmasına katkıda bulunmuş komutanlarla, Kurtuluş Savaşı'nda görev almış ve o bölgede anıları bilinen komutanların isimlerinin verildiğini kaydetti. Savunmada "İşlem hukuka uygundur. Merhum Muğlalı, işlediği suçtan dolayı cezasını çekmiş ve olayın üzerinden 60 yıldan fazla bir zaman geçmiştir. Merhumun cezasının veya kısıtlamalarının süresiz devam edeceğinin iddia edilmesi hiçbir hukuki ve demokratik değerle bağdaştırılamaz" denildi.


Mağdur yakınları, Muğlalı ismiyle yaşadıkları sürede Ankara 6. İdare Mahkemesi'nin dosyayı karara bağlamasını bekledi. Ancak mahkeme dava açıldıktan iki yıl sonra sürpriz biçimde görevsiz olduğuna karar verdi. Kararda, kışlaya isim verme işlemi askeri eylem olarak nitelendirildi. Kararda, askeri eylemlerin askeri kural, gerek ve geleneklerin değerlendirildiği uzmanlık mahkemelerinde incelenmesi gerektiği anlatıldı. Kışlaya Muğlalı isminin verilmesi yönünde kullanılan takdir hakkının ve Muğlalı'nın askerlik mesleği ile ilgili niteliklerinin askeri idare mahkemesince değerlendirilmesi gerektiği vurgulandı.
Mağdur yakınlarının avukatı Zeki Yüksel, "Temyiz için önce Danıştay'a başvuracağız. Bir sonuç alamazsak AİHM'ye gideceğiz" dedi.


Kirvem hallarımı aynı böyle yaz/ Rivayet sanılır belki
Vurulmuşum/ Düşüm, gecelerden kara/ Bir hayra yoranım çıkmaz/ Canım alırlar ecelsiz/Sığdıramam kitaplara/ Şifre buyurmuş bir paşa/ Vurulmuşum hiç sorgusuz, yargısız./ Kirvem, hallarımı aynı böyle yaz/Rivayet sanılır belki/ Gül memeler değil/ Domdom kurşunu/ Paramparça ağzımdaki...


33 köylünün yargısız infazı daha çok Ahmed Arif'in '33 Kurşun' şiiriyle kamuoyunun ve birçok araştırmacının ilgisini çekmiştir. Yıllarca gündeme gelemeyen olay özetle şöyledir: Özalp Kaymakamı Hilmi Tuncel'in kurduğu çete tarafından koyunları gasp edilen İranlı bir aşiret reisi, Türk tarafına geçerek 500 koyunu gasp eder. Aşiret reisine yardım ettikleri iddiasıyla 35 köylü yakalanır ancak suçsuz oldukları anlaşılır. Kaymakam Tuncel, olayı Ankara'ya "Ruslar sınıra yaklaştı" diye bildirir.


Bölgeye soruşturma için gelen Orgeneral Muğlalı, 24 Temmuz 1943 günü yetkililerle bir toplantı yapar ve 33 köylünün diğer köylülere ibret olması için idam edilmesini ister. Tümgeneral Cevat Yalım ve İçişleri Müfettişi Avni Doğan'ın uyarılarına karşın, "Memleketin çıkarı için babamı bile asarım, bu işe karışanı kırbaçlarım" der. 30 Temmuz 1943 gecesi, Yukarı Koçkıran Köyü, 356 No'lu sınır taşında 33 köylü yargı kararı olmaksızın, elleri ve gözleri bağlanarak kurşuna dizilir. Daha sonra bir kişinin ölmediği, yaralı halde İran'a kaçtığı ortaya çıkar. Konu ilk kez 1948'de, Demokrat Parti tarafından CHP'ye karşı Meclis'te gündeme getirilir. 1949'da soruşturma açılır, yargılama sonucu Muğlalı idama mahkûm edilir ancak yaşı dolayısıyla ceza 20 yıla indirilir. Muğlalı 1951'de cezaevinde ölür. RADİKAL

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler