YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Kene biyolojik silah olabilir mi?
Kene biyolojik silah olabilir mi?
Kene biyolojik silah olabilir mi?
26 Haziran 2008 / 22:27 Güncelleme: 00 0000 / 00:00

Sağlık Bakanlığı, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hastalığına neden olan kenenin, Türkiye'de biyolojik silah olarak kullanılma ihtimaline yönelik iddialara cevap verdi.


Sağlık Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Turan Buzgan, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığına neden olan kenenin, Türkiye'de biyolojik silah olarak kullanılma ihtimaline yönelik iddialar üzerine, ''Bu tür şeyleri biyolojik silah olarak kullanmak mümkün ama elde ettiğimiz bulgular ve bunların değerlendirilmesi sonucunda, Türkiye'de şu anda biyolojik bir silah olarak ortaya çıktığı kanaatinde değiliz'' dedi.


Buzgan, Sağlık Bakanı Recep Akdağ, Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker ile Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu'nun dün gerçekleştirdiği KKKA ve Kene konulu zirvede alınan kararları, Bakanlıkta düzenlediği basın toplantısında açıkladı.


Kenelerin, yaklaşık 200 hastalığın insanlara ve hayvanlara bulaşmasında aktif rol oynadığını anlatan Buzgan, farklı kene türleri ile farklı hastalıkların bulaşabileceğini söyledi.


Buzgan, Türkiye'de hastalıkla ilişkili bulunan ''Hya/omma marginafum marginafum'' isimli kene türünün, yaban hayatı ile yakından ilişkili olduğunu, kenenin genç ve küçük formlarının küçük yabani hayvanlara, erişkin evrelerinde ise büyük yabani ve evcil hayvanlara yapışarak kan emdiğini ve virüsü naklettiğini kaydetti.


KKKA hastalığının, yaban hayatı ile insan ve evcil büyükbaş hayvanların iç içe olduğu bölgelerde, kene sayısındaki artışa paralel olarak ortaya çıktığını ifade eden Buzgan, şuhları söyledi:


''Kene artışının temelinde genellikle ekolojik dengedeki değişiklikler rol oynamaktadır. KKKA, iklim, bitki örtüsü, yabani hayvan sayısı ve niteliği ile doğrudan ilişkilidir. Yağış rejimindeki değişiklikler, kışların çok sert geçmemesi gibi iklim değişiklikleri de KKKA taşıyıcısı kenelerin sayısını arttırmaktadır.


Hastalık ülkemizde büyük oranda Karadeniz Bölgesi'nin orta ve iç batı kesimleri ile İç Anadolu'nun kuzeyinde uygun şartları taşıyan kırsal bölgelerde görülmektedir. Bulaşma, esas olarak Hya/omma cinsi kenelerin tutunması, yapışması ve kenelerin korunmasız bir şekilde elle ezilmesi (kene kırma) yoluyla olmaktadır.''


-''7 SAĞLIK PERSONELİNE BULAŞMA OLMUŞ''-


Buzgan, etkin korunma tedbirlerine uyulmadığında, hastalardan sağlık personeline bulaşın da söz konusu olduğunu vurgulayarak, ''Birçok ülkeden sağlık personeline bulaşma rapor edilmiştir. Hastalığın ülkemizde varlığının anlaşıldığı 2003 yılından günümüze kadar 7 sağlık personeline bulaşma olmuş, 6'sı şifa ile sonuçlanmış, 1 personelimiz ise 2006 yılında tüm çabalara rağmen kaybedilmiştir'' dedi.


Hastalığın tedavisinde ve korunmada uygulanabilecek, etkinliği bilimsel olarak kanıtlanmış bir ilaç ve aşı bulunmadığını hatırlatan Buzgan, şunları kaydetti:


''Bu sebeple KKKA hastalığının kontrolünde bilinçli bireysel korunma tedbirleri, tedavisinde ise bakım ve destek tedavileri önemlidir. 25 Haziran 2008 tarihi itibarıyla 2008 yılı vaka sayısı 492, kaybedilen hasta sayısı 30'dur. 2002 yılından günümüze kadar bin 100 köyde 2 bin 312 KKKA vakası tespit edilmiş, bu hastaların 122'si kaybedilmiştir.


2003 Ağustos'unda hastalığın kesin olarak belirlenmesinden sonra konuya ilişkin Bilimsel Kurullar oluşturulmuş, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) başta olmak üzere uluslararası kurum ve kuruluşlarla yakın iş birliği sağlanmıştır.


KKKA, birçok sektörü ilgilendiren zoonoz (hayvanlardan insanlara geçen hastalıklar) bir hastalık olduğu için Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, Çevre ve Orman Bakanlığı başta olmak üzere ilgili bakanlık, kurum ve kuruluşlarla iş birliği içinde çalışılmakta, periyodik toplantılar yapılmakta ve ortak eylem planı yürütülmektedir. Konu, Türkiye Zoonoz Milli Komitesi gündeminde de yer almıştır.''


-ZİRVEDE ALINAN KARARLAR-


Buzgan, Sağlık Bakanlığının ev sahipliğinde dün yapılan zirvede, teknik çalışma gruplarının hazırladığı raporların bakanlara sunulduğunu, sorunun tüm yönleriyle ele alındığını belirterek, alınan kararları şöyle sıraladı:


-Hastalığa yakalananların analizi yapıldığında, az sayıda sağlık personeli ile çalışma ve ziyaret amaçlı olarak kırsal bölgelerde bulunan az sayıda kişi dışında, vakaların tamamı tarım ve hayvancılıkla uğraşanlardır. KKKA açısından kentsel bölgelerde risk oldukça düşüktür.


-İletişimle ilgili stratejiler tekrar gözden geçirilecek ve riskli kırsal alanlarda yaşayanlarda farkındalık oluşturulması ve olumlu davranış değişikliği geliştirilmesi çabaları arttırılarak sürdürülecektir.


-Riskli bölgelerde kene popülasyonunun azaltılması amacıyla büyükbaş hayvanlarda, Tarım ve Köyişleri Bakanlığınca tedarik edilmiş ilaçların ücretsiz kullanımına devam edilecektir.


-Riskli köylerde ev ev dolaşılarak vatandaşın bilgilendirilmesine ve Sağlık Bakanlığınca tedarik edilen ve elbiselere sürülerek koruyuculuk sağlayan ilaçların riskli köylerde ücretsiz dağıtımına devam edilecektir.


-Zoonoz ve vektör kaynaklı hastalıkların tek elden yönetimi, AR-GE çalışmalarının yürütülmesi, konuyla ilgili uzmanların bir araya getirilerek ortak çalışmalarının temini gibi sebeplerle Sağlık Bakanlığı bünyesinde ilgili bakanlık temsilcilerinin de yönetimde yer alacakları bir merkez oluşturulacaktır. AR-GE çalışmalarına ağırlık verecek olan bu merkez, halen çalışmalarına devam eden Türkiye Zoonoz Milli Komitesine de yol gösterici olacaktır.


-Aşı ve koruyucu immün serum çalışmalarında her türlü destek sürdürülmeye devam edilecektir.


-''BİYOLOJİK SİLAH KONUSU DÜN GÜNDEME GELDİ''-


Bir gazetecinin, ''Türkiye'de kenenin biyolojik silah olarak kullanılıp kullanılmadığına ilişkin iddialar, dün yapılan zirvede ele alındı mı?'' sorusu üzerine Buzgan, ''Biyolojik silah konusu, dün gündeme geldi. Teorik olarak söylemek gerekirse, bu tür şeyleri biyolojik silah olarak kullanmak mümkün ama elde ettiğimiz bulgular ve bunların değerlendirilmesi sonucunda, Türkiye'de şu anda biyolojik bir silah olarak ortaya çıktığı kanaatinde değiliz'' dedi.


Buzgan, ''daha kolay biyolojik silah unsurlarının'' olduğunu belirterek, ''Bilim adamlarımızın kanaati bu. Sonuçta, daha kolay biyolojik silah unsurları var. Kullanılsa onlar da kullanılır ama bu da potansiyel olarak böyle bir şeye sahip. Ancak bilim adamlarımız, Türkiye için böyle bir durumun söz konusu olmadığını kabul ediyor'' diye konuştu.


Buzgan, bir başka gazetecinin, ''Daha geniş alanlarda bir ilaçlama yapılması kararı alındı mı?'' sorusunu, ''Riskli bölgedeki hayvanlar ilaçlanacak. Hayvanlara yapılan ilaçlama, gerektiği takdirde 3-4 kez tekrarlanacak'' diye cevaplandırdı.


Buzgan, kene kovucu bir spreyin de kıyafetlere nasıl uygulanacağını, bir giysi üzerinde gösterdi.


-''AŞIDA BELLİ BİR NOKTAYA GELİNDİ''-


Aşı çalışmalarının, ilk olarak 1970'li yıllarda Bulgaristan'da başladığını ancak hastalığın etkinliğinin az olması üzerine çalışmaların devam etmediğini belirten Buzgan, ''Dünyanın bu konuda Türkiye'den beklentisi var. Çünkü, hastalığın görüldüğü en gelişmiş ülke Türkiye'' dedi.


Buzgan, geliştirilecek olan aşının, insanlarda ve hayvanlara kullanılacağını ifade ederek, çalışmaların, Elazığ Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi ve Veteriner Fakültesi ile GATA'da yapıldığını söyledi.


Çalışmalar sonucunda ''virüsün laboratuvar şartlarında üretildiğini, antijenleri elde edildiğini ve antijenlere dönük antikorların oluşturulması yönünde testlerin devam ettiğini'' belirten Buzgan, ''Çalışmaların 1 yıl içinde sonuçlanmasını umuyoruz. Özellikle hayvanlar için kullanılacak. Aşının elde edilmesinden sonra riskli bölgelerdeki hayvanlar aşılanacak'' dedi

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler