YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
İşte gözaltına alınan rektörlerin DERİN geçmişi
İnönü Üniversitesi eski rektörü Hilmioğlu, 2 yıl önce hükümeti darbeyle tehdit etmişti!
İşte gözaltına alınan rektörlerin DERİN geçmişi
13 Nisan 2009 / 20:44 Güncelleme: 13 Nisan 2009 / 00:00

Ergenekon Silahlı Terör Örgütü (ESTÖ) kapsamında devam eden 12. dalga operasyonunda gözaltına alınan rektör ve öğretim üyelerinin, demokrasi ile çelişen söz ve tavırları dikkat çekiyor.


İşte gözaltına alınan rektör ve öğretim üyelerinin ‘derin’ geçmişleri


Hilmioğlu’ndan Hükümete “darbe” tehditi


Gözaltına alınan İnönü Üniversitesi eski Rektörü Hilmioğlu’nun, 2 yıl önce hükümeti darbeyle tehdit ettiği ileri sürüldü.


Prof. Dr. Hilmioğlu, 30 Nisan 2007 tarihinde basın mensuplarına yaptığı açıklamada, e-muhtıra olarak demokrasi tarihimize giren Genelkurmay Başkanlığı'nın bildirisini desteklemişti. Hilmioğlu, "Ordu demokrasiye müdahale etmemiştir. Türk Ordusu, Cumhuriyetimizin kuruluş felsefesine aykırı olan, Türkiye Cumhuriyetinin temel niteliklerine karşı davranan bir hükümete karşı müdahale etmiştir" demişti.


Hilmioğlu, hükümetin iktidardan çekilmesini de isteyerek şunları söylemişti:
“Siz peki hangi milletin iradesini temsil ediyorsunuz? Millet size diyor ki 'Artık inin oradan'. Milletini dediği budur. Milletin sesine kulak vermelerini dilerim. Onurlu bir şekilde hükümetten çekilmek varken, bu yolun artık denenmesi, bu yolun izlenmesi demokrasimiz acısından çok doğru bir yoldur. Onursuz bir şekilde indirilmekten çok daha doğru bir yoldur. Demokrasimizin yara almaması için izlenmesi gereken, derhal siyasal iktidarın hükümetten çekilip, hemen erken seçime gitmesidir." 


Rektör Hilmioğlu, “seçimde aynı siyasal iktidar tekrar hükümet olursa" sorusuna ise cevabı şöyleydi: “ Kim gelirse gelsin. Türkiye Cumhuriyeti laiktir, laik kalacaktır. Eğer insanlar, Türkiye Cumhuriyeti'nin Atatürk ile birlikte temelleri atılmış, Cumhuriyetin kuruluş felsefesine uyan, uyar, uymayanlara bu millet gereken cevabı verecektir. Devletin çeşitli kurumları da gereken cevabı verecektir. Kim gelirse gelsin. Yüzde 35'le değil, isterse yüzde 95'le gelsin. Onu da söyleyeyim.” (İHA)


Rektör Hilmioğlu: Serbestlik rejim için tehlike


İnönü Üniversitesi Senatosu adına açıklama yapan Hilmioğlu, üniversitelerde türban serbestliğini rejimi değiştirmeye yönelik bir tehdit olarak yorumlamıştı. Türbanın serbest bırakılması halinde üniversitelerin kaosa gireceğini öne süren Rektör Hilmioğlu, “Eğer, türbanın serbest bırakılırsa, Türkiye’de tam anlamıyla bir rejim krizi olur. Çok hızlı bir şekilde ilköğretim kurumlarına, ortaöğretim kurumlarına inecektir. Ondan sonra kamuda serbest bırakılacaktır. Denilecektir ki; ‘Üniversitelerde serbest, burada neden serbest değil.’ Türkiye’nin yaşayacağı kaostur, rejim sorunudur ve kardeş kavgasıdır” dedi.


SAYLAN MİT'İN “TÜRK MİSYONERLERİ" RAPORUNDA


MİT'in Başbakanlığa sunduğu misyonerlik raporunda şok isimler yer alıyor. Bu isimlerin en ilginci Prof. Saylan. ÇYDD. Prof. Saylan adına raporda yer verenleri "Allah'a havale ediyorum" dedi.


2004 yılında yayınlanan haberlerde,


MİT'in Başbakanlığa sunduğu ve Türkiye'de misyonerlik faaliyetlerini anlatan bir raporda, Türkan Saylan'ın ismi ve başında bulunduğu ÇYDD'nin de adı geçiyor. Aksiyon dergisinde Fuat Akyol imzası ile yayınlanan haberin içeriğinde yer alan şok bir rapor konuyu bambaşka bir boyuta taşıdı.


MİT İstihbarat Başkanı Cemal Uzgören imzası ile 21 Nisan 2001 tarihinde Başbakanlığa gönderilen iki sayfalık yazıya göre, Hıristiyanlığın bir kolu olan Protestanlığın Türkiye'de yayılması için faaliyet gösteren Dünya Kiliseler Birliğini'nin ülkemizdeki temsilcisi durumundaki Amerikan Bord Heyeti, bu faaliyetlerini Sağlık ve Eğitim Vakfı eli ile yürütüyor. Yazıda American Board adına faaliyet gösteren SEV'in mütevelli heyetinin başında Gülseven Yaşer'in kocası Yaşar Yaşer buluyor.


Yazıda doğrudan American Bord ile bir ilişkisi olup olmadığı belirtilmemekle birlikte Profesör Türkan Saylan'a ve onun başında bulunduğu Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği de genişçe yer alıyor. MİT'in yazısında Türkan Saylan'n annesi Lili Mina Raiman'ın aslen Hıristiyan olduğu, 1936'da Leyla ismini aldığı belirtiliyor.


Söz konusu MİT raporunda şu ifadeler dikkat çekiyor:
American Bord Heyetini'nin tasarrufu altındaki mülklerini de Sağlık ve Eğitim Vakfı (SEV) aracılığı ile yürüttüğü intikal eden bilgiler arasındadır. Öte yandan bu heyete bağlı olarak faaliyet gösteren Kitab-ı Mukaddes şirketinin yöneticisi Süryani asıllı Emanuel Bağdaş'ın Türkiye Ermenileri Patriği Metrof Mutafyan ile Fener Rum Patriği Bartholomeos Arhondonis'in Haziran 200 ayı içinde yaptıkları görüşmede vardıkları mutabakat gereği, 17 Ağustos Marmara Depremi sonrasında ortaya çıkan Kiliseler arası deprem yardım komisyonu başkanlığı yaptığı öğrenilmiştir.


American Bord ile aynı adreste faaliyet gösteren SEV'in üye sayısının yaklaşık 12 bini bulduğu, üyelerinin okullardan mezun olanlardan oluştuğu, 1999 yılı itibariyle 15 trilyonu bulan mal varlığına sahip oldukları yönünde duyumlar alınmıştır.


Başkanlığını Gülseren Yaşer'in yaptığı Çağdaş Eğitim Vakfı (ÇEV), American Bord ve SEV koordinasyon içinde olup, ÇEV deprem sonrası Amerikan Bord'tan yardım istemiştir.


Başkanlığını Türkan Saylan'ın yaptığı ÇYDD hakkında Atatürk İlke ve İnkilaplarını kalkan olarak kullanıp, bir çok kişi ve kuruluştan yardım adı altında para topladığı, ilgili bakanlıklardan izin almaksızın yurtdışından para topladığı, hiç bir yasal dayanağı olmadan kamuoyuna kendisini sivil toplum kuruluşları birliği olarak tanıtan çeşitli dernek ve vakıflarla işbirliği içinde oldukları yönünde yapılan ihbarlar sonucu denetime tabi tutulmuş ve Dernekler Kanunu'nun 62 ve 85/2 maddesine muhalefeten 5 Şubat 2001 tarihinde maltepe Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusu yapılmıştır.


Profesör Türkan Saylan hakkında yapılan incelemede annesinin Raber rağmen ve Mina Verlig kızı, 1324 (1908) Bermingen İngiltere doğumlu ve katolik Hıristiyan olduğu, Lili Mina Raiman ismini taşımakta iken 1936 yılında Leyla ismini aldığı hususları tespit edilmiştir.


Rapor daha sonra Dünya Kiliseler Birliği'nin kuruluşu ve amaçları ile devam ediyor...


Aksiyon Dergisinin haberinde MİT'in yazısı ile ilgili olarak Türkan Saylan'ın "Bahsedilen olay adaletin önünde bir konu. Bir görüş vermiyorum. İleride kitaplarımda bu konuyu anlatacağım" dediği ifade ediliyor.


Haberde Saylan'ın kitabından yapılan bir alıntıya da yer veriliyor: Annem bana hamile kalınca Müslüman oluyor. İngilizcesinden Kuran'ı okuyor. İyi bir Türk gelini olabilmenin koşullarını yaratmaya çalışıyor. Örneğin oruç tutardı. Biz hiçbirimiz evde oruç tutmazken o tutardı"


TÜRKAN SAYLAN'IN YORUMU


Konuyla ilgili olarak kendisini aradığımız Prof. Dr. Türkan Saylan Aksiyon dergisinde yer alan haberi henüz görmediğini ve bu konuda söyleyecek bir sözü olmadığını söyledi. Saylan, "Belli amaçla çıkartılan bir takım yayın organlarına ne diyebilirim ki. Söz konusu yayınları okumuyorum da iddialarını ciddiye almıyorum da" dedi.


Veli Küçük'ün Emrindeki Rektör!


Darbe çağrısı yapan sözleriyle Başbakan'ın hedefi olan Giresun Üniversitesi Rektörü Prof. Öztürk'ün Veli Küçük'le telefon bağlantısı ortaya çıktı.


Ergenekon'da tutuklanan Veli Küçük'e 'Emrinizdeyim' dediği ortaya çıkan Giresun Üniversitesi Rektörü Öztürk'ün savunması: Sevdiğim bir büyüğümdür..


Ergenekon operasyonu kapsamında tutuklanan emekli Tuğgeneral Veli Küçük'le telefonla görüşmesi dinlemeye takılan Giresun Üniversitesi'nin asker kökenli Rektörü Prof. Dr. Metin Öztürk, "Kendisi saygı duyduğum bir büyüğümdür. Göreve atanınca 'bir emriniz var mı?' diye sordum" dedi.


Soruşturma dosyasındaki istihbarat raporlarına göre, Öztürk'ün görüşmede "Sizin izniniz olmadan bir adım atmam. Her zaman emrinizde, hizmetinizdeyim" diyerek bilgi verdiği tespit edildi. Giresun Üniversitesi'ndeki Çanakkale Şehitleri'ni anma toplantısında konuşan Rektör Öztürk, kendisinin bu soruşturmayla özellikle ilişkilendirmeye çalışıldığını savunarak şunları söyledi:


"Veli Küçük paşam benim saygı duyduğum bir büyüğümdür. 1997 yılında doçent olarak bir panelde konuşma yapmak üzere Giresun'a davet edildim. Gelmeden önce o zaman burada Jandarma Bölge Komutanı olarak göreve yapan Veli Küçük'ü aradım. O değerli insanla telefonla konuştum. Kendisinden emekli bir asker olarak yatacak yer talep ettim. 'Bana gel beklerim, seni ağırlarız' dedi. 10 yıl sonra buraya rektör olarak atanınca 'Komutanım, emriniz olursa beklerim. Emrinize amadeyim' dedim. Bu ast-üst ilişkisi içinde nezaket ve protokol gereği yapılan bir konuşmadır. O benim rütbe olarak büyüğüm. Vali ile nasıl konuşursam onunla da konuşurum. Bu telefon konuşmasını dinlemişler. Bu dinleme hukuksal olarak bir sonuç doğurur, bunu inceletiyorum."


BAŞBAKAN DARBE ÇAĞRISI YAPMAKLA SUÇLAMIŞTI


Giresun Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Osman Metin Öztürk, bir süre önce bir yazısında 'darbe çağrısı yapıyor' diye Başbakan Erdoğan'ın sert sözlerinin muhatabı olmuştu.


Metin Öztürk, "Türkiye'nin Sünni islam kimliği ile olaylara angaje olmasının, doğal olarak Türkiye'de siyasal İslam’ın güç kazanmasına neden olacağı açıktır. İlave olarak, sıcak gelişmelere angaje olmuş ve dolayısıyla gücünü buralara aktırmış ve dağıtmış bir Silahlı Kuvvetlerin, içeride rejimin değişmesini önlemedeki rolünün de ciddi şekilde gerileyeceği şüphesizdir. O itibarla Türkiye'nin Sünni cephe oluşturma çabalarının dışında kalması gerekmektedir" demişti.


Öztürk ayrıca, İsrail ile Filistin arasındaki olası bir barışın Türkiye'nin aleyhine olacağını savunmuş ve şöyle demişti: "İsrail-Filistin anlaşmazlığının sona ermesi demek, bölgede dikkatlerin buradan Türkiye'nin güneyine çevrilmesi demektir. Ayrıca, Türkiye'yi sıkıntıya sokacak daha ciddi ve büyük sorunlarla karşı k a r ş ı y a bırakır."


Prof. Dr.Ferit Bernay,


Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi eski rektörü Ferit Bernay, Rektörlüğü süresince Ondokuz Mayıs Üniversitesinde soruşturma rekoru kırılmış, üniversitede uzun yıllar görev yapan ve akademik olarak başarılı olan 80 tane Araştırma Görevlisinin haksız yere görevine son verdiği ve başka diğer yolsuzluklar olduğu iddiasıyla hakkında meclis araştırması açılmış ve komisyonun çalışmaları sonucunda bulguların yargıya aksettirilmesi için YÖK soruşturma izni vermemişti.


Görevden uzaklaştırılan Araştırma Görevlilerinin büyük çoğunluğu uzaklaştırma işlemi haksız ve hukuka aykırı bulunduğu için yargı kararıyla görevlerine geri dönmüş, dönmeyen kısmı ise başka üniversitelerde başarılı oldukları için Yrd. Doç. kadrosunda görev almışlardır. Bernay 2008 yılında görevini Prof. Dr. Hüseyin Akan'a devretti.


Eruygur'un ziyaret eden rektör:


ADD Genel Başkan Yardımcısı ve eski Uludağ Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Yurtkuran, Şener Eruygur’a tıbbi müdahale yapılırken Beyin ve Sinir Cerrahi Servisi'nde bulunan ailesiyle görüşmüştü. Yurtkuran, görüşmenin ardından hastane önünde gazetecilere yaptığı açıklamada, Şener Eruygur ile yoğun bakımda olduğu için görüşme olanaklarının bulunmadığını, ancak doktorlarıyla görüşüp bilgi aldıklarını bildirdi.


Eruygur'un hayati tehlikesi olduğunu belirten Yurtkuran, "Olay son derece ciddi, umut ediyoruz ki bir yıl sürecek ciddi bir tedavi ile paşamız sağlığına kavuşur ve ayağa kalkar" diye konuştu.


ADD Kocaeli Şube Başkanı Bozkurt Uslu da ADD Kocaeli Şubesi'nde düzenlediği basın toplantısında, "Bütün dileğimiz genel başkanımızın sağlığına kavuşması, başımızda olmasıdır" dedi. Uludağ'da türban yasağı sürecek Uludağ Üniversitesi Rektörü Prof. Mustafa Yurtkuran, türban yasağının süreceğini söyledi.


11 Şubat 2008 tarihli haberlere göre, türban konusunda Anayasa değişikliği henüz Cumhurbaşkanı tarafından onaylanmadan ve Resmi Gazete'de yayınlanmadan bazı üniversitelere türbanlı öğrenciler alınırken, Uludağ Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Yurtkuran, üniversitelerinde türban yasağının süreceğini bildirdi.


Rektör Yurtkuran, "Anayasa değişikliğinin türbana izin vermesi yeterli değil. 42. maddede yapılan değişikliğe göre, sınırların kanunla belirleneceği belirtiliyor. Kanun sınırları belirlesin, kesin tarif yapsın ondan sonra gereğini yaparız"


KARIM REKTÖR OLSUN


Rektör atamaları aday listelerinde yer alan ve 'eş durumundan' seçildikleri gerekçesiyle eleştirilen iki isim YÖK tarafından çizildi.
Yasa gereği iki dönemden fazla rektör olamayan Uludağ Üniversitesi Rektörü Mustafa Yurtkuran ile Dicle Üniversitesi Rektörü Fikri Canoruç'un eşlerini aday göstermeleri tartışmalara ve 'hanedan' suçlamalarına neden olmuştu.
YÖK Genel Kurul toplantısında eş desteğiyle seçimleri kazanan Prof. Merih Yurtkuran ile Prof. Naime Canoruç 3 kişilik listeye konulmamıştı.


FLAŞ! Erol Manisalı Ergenekon'da gözaltında


DYH İcra Kurulu üyeri Tijen Mergen gözaltında


ERGENEKON'da 2 rektör daha gözaltına alındı


Süleyman Demirel, Haberal için havaalanına gitti


 


 

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler