YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Güçlükonak katliamında subaylar da mı vardı?
Ergenekon soruşturması kapsamında Güçlükonak katliamıyla ilgili yeni bulgulara ulaşıldı
Güçlükonak katliamında subaylar da mı vardı?
09 Nisan 2009 / 16:12 Güncelleme: 09 Nisan 2009 / 00:00

 11 köylünün nüfus cüzdanları yanmadan, yandıkları katliamda polis yeni bulgulara ulaştı.
Polis Ergenekon soruşturması kapsamında 11 kişinin taranıp yakılarak öldürüldüğü Güçlükonak Katliamıyla ilgili yeni delil ve bulgulara ulaştı.


Katliamla ilgili tanık ve bölge halkının verdiği bilgiler ve geçmiş dosyaların incelenmesiyle başlayan soruşturmada yeni bulgulara rastlandı.


Katliamla ilgisi olduğu düşünülen Yedek subaylarında bulunduğu askerler ve Emniyet Mensupları’nın olduğu bir şüpheli şeması çıkartıldı.


Savcılığın ulaştığı yeni bulguların, İnsan Hakları’ndan Sorumlu dönemin Devlet Bakanı’nı teyit eder nitelikte olduğu öğrenildi. Savcının soruşturmasına bölgede yaşayan ve tanıklık yapabilecek kişilerin dahil edildiği, Askerler içinde de olaya şahit olan bazı kişilerin bilgi verdiği, bunlardan bir kısmının o dönem vatani görevini yapmakta olan kişiler olduğu öğrenildi.


YEDEK SUBAYLAR GÖREV ALDI BULGUSU


Soruşturmada Muvazzaf kaynaklı bilgilere ulaşıldığı ve eylemin icra noktasında yedeksubay personelin de görev aldığı konusunda bilgiler elde edildiği, savcının ağırlığı bu noktada yedeksubaylara kaydırdığı belirtiliyor.


OLAYIN GEÇMİŞİ / BAKANIN İTİRAFLARI


52'nci hükümetin Devlet Bakanı Ekmen, Şırnak'ta 11 kişinin kurşunlanıp yakıldığı eylemle ilgili "Perde arkasını öğrendik ama kamuoyuna açıklayamadık" demişti.


Eski Devlet Bakanı Adnan Ekmen 1996'da gerçekleştirilen "Güçlükonak Katliamı" ile ilgili olarak Yeni Aktüel dergisinden Mehmet Korkmaz'a çarpıcı açıklamalarda bulundu. Şırnak'ın Güçlükonak ilçesine bağlı Koçyurdu köyü minibüsündeki 11 kişi 15 Ocak 1996'da önce ağır silahlarla taranmış, arkasından ateşe verilerek yakılmıştı. Güvenlik güçleri saldırıyı PKK'nın yaptığını açıkladı, ancak o tarihte ateşkes kararı almış olan örgüt, saldırıyı üstlenmedi. 90'lardaki karanlık yıllarda her olayla ilgili kendi özel kanallarından duyumlar aldıklarını ancak ellerinde delil olmadığı için çoğunu gündeme getiremediklerini belirten Ekmen şöyle konuştu: "Bölgeden ve ölenlerin yakınlarından aldığımız duyumlara göre olay güvenlik güçlerinin anlattığı gibi değildi. Zaten olayın geliştiği yer, güvenlik güçlerinin tamamen hâkim olduğu bir alandı, PKK'nın orada eylem yapması mümkün değildi." Aldığı duyumları bölgeden güvendiği bir aşiret reisine de doğrulattığını belirten Ekmen, ancak bu kişinin korktuğu için resmi bir bildirim yapmak istemediğini ifade ederek "Gerçeği bildiğim halde bunu kamuoyuyla paylaşamadığım için vicdanen rahatsızım" dedi. Ekmen, bakanlığı döneminde gerçekleşen, gazeteci Metin Göktepe'nin polisler tarafından dövülerek öldürülmesi olayıyla ilgili de şunları söyledi: "Göktepe polis kontrolü esnasında öldürüldü diye açıklama yaptım. Bakanlığımdaki bir görevli, 'Sayın bakanım, sizi severiz, sayarız, ama çoluk çocuk sahibisiniz. Bu olayın çok üzerine giderseniz zarar görebilirsiniz' dedi."


GAZETECİLER HALA O BÖLGEYE SOKULMUYOR


Ergenekon terör örgütü ve ölüm kuyuları ile ilgili gelişmeler, bölgedeki gazetecileri de etkiledi. Eskiden daha rahat çalışan haberciler, şimdi tehdit boyutuna varan zorluklarla karşılaşıyor.


1996'da Şırnak'ın Güçlükonak ilçesinde 11 köylünün kurşunlanarak ve yakılarak öldürüldüğü katliam bölgesine 13 yıl sonra bile basın mensupları giremedi. 37 kilometrelik yolda 3 ayrı kontrol noktasında yarımşar saat bekletildikten sonra varılan Güçlükonak'ta İlçe Jandarma Karakolu'na götürülen gazeteciler tehdit edildi. Öldürülen köylülerin akrabalarının bulunduğu Çevrimli ve Yatağan köylerine gitmek isteyen 3 gazeteci, aralarında sivil giyimlilerin de bulunduğu Jandarma görevlileri tarafından, "Bu köylere gitmeye kalkışırsanız durumlar değişir." sözleri ile engellendi. "Güvenliğimizden mi endişeleniyorsunuz?" sorusuna verilen cevap ise ilginç: "Güvenliğinizle ilgilenen yok. Ölürseniz, sadece ölüm kaydınızı tutarız."


1996'da 11 kişinin katledildiği katliam yabancı basın mensuplarını da olay yerine getirilerek dünyaya duyurulmuştu. Ancak PKK saldırıyı üstlenmedi. Olayı araştıran insan hakları dernekleri, öldürülen kişilerle ilgili soru işaretlerine dikkat çekti. Minibüsteki bazı şahısların resmi giyimli kişiler tarafından üç gün önce evlerinden alındığı ve o tarihe kadar kayıp olduğu, bir kısmının da olay günü yine evlerinde gözaltına alındığı ileri sürüldü. Yakılan 11 kişiye ait cüzdanların hiç zarar görmemiş olması ve kimliklerin jandarmanın elinde bulunması şüpheleri artırdı. Katliam, 13 yıl sonra, dönemin insan haklarından sorumlu Devlet Bakanı Adnan Ekmen'in JİTEM ve Ergenekon'u işaret eden açıklamalarıyla yeniden gündeme geldi. Ekmen, geçtiğimiz ay Aktüel Dergisi'ne verdiği röportajda, olayın ateşkes süreci devam ederken gerçekleştiğine dikkat çekiyordu: "PKK'nın değil, JİTEM'in işiydi, söyleyemedik. Araştırınca arkasından devlet çıktı. Dosya Ergenekon soruşturmasına dahil edilmeli. Ergenekon savcısına anlatırım."


Üç gazeteci, Güçlükonak'a giderek olayın muhatapları ile konuşmak istedik. Cizre-Şırnak yolundaki Kasrik Boğazı'ndan Güçlükonak tabelasını takip ederek yola koyulduk. Az sonra köprü üzerindeki jandarma noktasında durdurulduk. "Nereye gittiğimiz, ne yapacağımız" konusunda sorgulandık. Uzun süre bekletildikten sonra durum telsizle başka bir yere bildirildi. Ardından "Geçebilirsiniz" denildi. Yaklaşık 8-10 km sonra bu kez Akdizgin Karakolu'nda önümüz kesildi. Yeniden sorgulandık. Güçlükonak'ın girişindeki tepe noktasında ise daha farklı bir muamele ile karşılandık. Yine sorgulandık! Ardından içinde sivil ve askerî elbiseli şahısların bulunduğu, direksiyonuna poşu sarılı sivil plakalı beyaz bir minibüs geldi. Arabadan inen askerî üniformalı görevli Yatağan'a gitmememizi, burayla ilgili bir haber çalışmamamızı istedi: "Oraya giderseniz işler değişir, karışmayız sonra. Sizin güvenliğinizle ilgilenen yok. Ölürseniz, sadece ölüm kaydınızı tutarız. Burayla ilgili haber yapmanızı istemiyoruz." Ardından minibüse bindi ve "Beni takip edin." dedi.


Peşimizde iki araç sürekli takipteydi. Hep birlikte Güçlükonak'ın merkezindeki İlçe Jandarma Komutanlığı'na gittik. Köylere gidemeyeceğimiz konusunda bir kez daha uyarıldık. Sadece Güçlükonak'ta dolaşabilecektik. Çaresiz ilçe merkezine indik. Sokaklara hakim olan tek şey korkuydu. Kimse bölgedeki karanlık olaylarla ilgili konuşmaya yanaşmıyordu. Bunda sürekli peşimizde dolaşan arabaların payı var mıydı bilinmez. Bir vatandaşın sözleri manidardı: "Siz şimdi gideceksiniz, ama biz buradayız. Sonra başımıza gelmeyen kalmaz."
Aktif Haber

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler