17 Ekim 2017 Salı
  • Altın151,347
  • BIST107.340
  • Dolar3,6641
  • Euro4,3036
  • Euro/Dolar0.00
  • Sterlin4,8264
  • İstanbul23 °C
  • Ankara18 °C
  • İzmir27 °C
  • Konya17 °C
  • Adana31 °C
  • Antalya29 °C
  • Diyarbakır23 °C
  • Bursa24 °C
  • Kayseri17 °C
  • Kocaeli22 °C
  • Şanlıurfa24 °C
  • Gaziantep24 °C
  • İçel27 °C
YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Eğer öldürülmeseydi İstek Vakfı'nda çalışacaktı
Ersever'in konuşmaya başlamasıyla birlikte ölüm fermanı çıkarıldı
Eğer öldürülmeseydi İstek Vakfı'nda çalışacaktı
27 Nisan 2009 / 08:01 Güncelleme: 27 Nisan 2009 / 00:00

TSK varlığını resmen kabul etmese de itirafçılarla ilgili açılan davalar ve ortaya çıkan belgeler JİTEM diye bir yapının varlığını ortaya koyuyor.

 

Jandarma bünyesinde kurulan ve terörle mücadelede PKK'lı itirafçıları kullanmasıyla gündeme gelen JİTEM'de görev yapanlar hep gizemli tarafları ile kamuoyunun merakını cezbetti.

JİTEM deyince hiç kuşkusuz akla gelen en önemli isim faili meçhul bir cinayete kurban giden emekli Binbaşı Ahmet Cem Ersever. Ersever, uçağı düşerek şehit olan Jandarma eski Genel Komutanı Eşref Bitlis'in ekibinde yer aldı. Ekibiyle birlikte PKK'yla mücadelede etkin rol oynadı.

Bölgeyi en iyi bilen isimler arasında yer alıyordu. Terörle mücadelede yaşanan yanlışlıkları Türkiye, İran ve Irak üçgeninde dönen tezgahı emekli olduktan sonra Ahmet Aydın adıyla yazdığı kitaplarda anlattı. Abdullah Öcalan'ın yakın çevresiyle olan ilişkileri, bölgedeki güvenlik kuvvetlerinin terörle mücadele ederken yaptıkları yanlışları yazdığı 'Şam'daki Kemancı'yı yayınlayamadan öldürüldü.

Konuşmaya başlamasıyla birlikte ölüm fermanı çıkarıldı. Sadece kendisi değil ekibindeki isimler de infaz edildi. Ersever'i ve bildiklerini avukatı Emir Emir'le konuştuk. Emir'in Binbaşı Ersever'le ilgili anlattıkları çok tartışılacağa benziyor...


ÖLDÜRÜLMESEYDi iSTEK VAKFI’NDA ÇALIŞACAKTI

Avukat Emir, “Ersever, emekli olunca ekmek derdine düştü. Öldürülmeseydi Dalan’ın İSTEK Vakfı'nda güvenlik amiri olarak işe başlayacaktı. Mehmet Eymür Bey işe alınmasına aracılık ediyordu” dedi...

Cem Ersever ile nasıl tanıştınız?

Bilinen bir hadise. "Kürtler, PKK ve Abdullah Öcalan" diye bir kitap yazmıştı. Bu kitabın dağıtımını yapmak istiyordu. Terör örgütünün psikolojik baskısı sebebiyle bu kitabı dağıtamıyordu. Bana müracaat etti. Bu kitabı dağıttım. Bu sayede tanıştık.

Ersever'in arkadaşıydınız, avukatıydınız, Hizbullah - PKK - JİTEM arasındaki bağlantılar tartışma konusu, siz bu konuda ne biliyorsunuz?

 Meseleye sadece Cem Ersever, yani şahıs noktasında yaklaşılıyor. Olayları kurumsal ilişkilere bağlamamak gerekiyor.

Gayri resmi görüşebilir

Ersever'in Hizbullah'ın lideri Velioğlu'ndan bilgi aldığını söylemiştiniz.

Güvenlik kuvvetlerinin, özellikle istihbaratçıların bazen kendi mevzuatları gereği her türlü kanal ve kaynaktan, her türlü haberi toplama vazifeleri vardır. Bu anlamda Hizbullah'ın suç işlememiş olan fertlerinden veya suç işleyen fertlerinden gerektiğinde tebdili kıyafetle, onların yandaşı gibi görünmek, hatta örgütün içine girmek suretiyle resmi veya gayri resmi bilgiler alınabilir. Bu istihbaratın işleyişinde var olan bir hadisedir. Velioğlu ile görüşülmesi gerektiyse görüşmüştür. Bu görüşme resmi de gayri resmi de yapılmış olabilir.

Hanefi Avcı iyi arkadaşıydı

Görüşmenin amacı neydi?


Bilgi toplamak. Vatandaş, Kürt milliyetçisi, PKK bünyesinde bulunmuş, kanunlara karşı gelmiş, fakat herhangi bir sebeple PKK ile görüş ayrılığına düşmüş, Hizbullah'a gitmiş, illegal faaliyetlerini bu örgüt içinde sürdürüyor. PKK ile ilgili bilgilerini Hizbullah yöneticileri ile paylaşmış. Bu bilgileri temin etmek için görüşmüştür.

Sizin nasıl bilginiz oldu bu görüşmeden?

 Sohbetler esnasında bilgim oldu.

Cem Ersever ne yapıyordu?

 Polisle asker arasında bir çekişme vardır. Rahmetli Cem Ersever bu çekişmenin memleketin aleyhine olduğuna inanan, polis, asker ve jandarmanın işbirliği yapması gerektiğine inanan bir insandı. Mesela, Hanefi Avcı çok yakın bir arkadaşıydı.

‘Dikkat ederim’ demişti

Ersever ile Mustafa Deniz birlikte görevden ayrıldılar.


 İkisi de istifa etti. Ersever hakkında emeklilik işlemi yapıldı. Mustafa Deniz emeklilik hakkını kazanmadığı için istifa etmiş oldu.

Ersever kaybolunca Deniz'i gördünüz mü?

Ersever kaybolduğunda, Deniz ortada dolaşıyordu. Ben kendisiyle görüştüm, telefonla da konuştum. Hatta kendisine "Cem Ersever kayıp, senin başına da bir şey gelebilir. Kendine dikkat et" dedim. O da bana "Dikkat ederim" dedi. Sonra, aynı gün ikisinin de cesedi bulundu.

Aracı Mehmet Eymür’dü

Emekli olduktan sonra da birlikte mi çalışıyorlardı?


Beraber ticaret yapacaklardı ama ticaret yapma imkanı bulamayınca, ekmek parası derdine düştüler. Ersever iş için İstanbul'a geldi.

İstanbul'da ne iş yapacaktı?

 İSTEK Vakfı'nda güvenlik işi alacaktı. Onun için geldi. Sanıyorum, Mehmet Eymür Bey, işe alınmasına aracılık ediyordu. Mustafa Deniz de Emniyet Genel Müdürlüğü'nde işe başlayacaktı. Ersever öldürülmeseydi İSTEK Vakfı'nda güvenlik amiri olarak işe başlayacaktı.

Kiminle görüşmüştü?

Alparslan isimli bir zattı. İSTEK Vakfı'nın güvenlik işlerini bu kişiye vereceklerdi.

Ekmek parası derdine düştüklerini söylediniz, bir maddi sıkıntı mı yaşıyorlardı?


Emekli ikramiyelerini ve aldıkları tazminatları harcadılar. Ankara'da bir büro vardı. O büroyu kapattılar. Artık, maaşlı bir işe girmek istediler.

PKK kimliği ile bilgi topladı

PKK içinden de istihbarat alıyorlar mıydı?


PKK'nın üst düzey yöneticilerinden ve örgüt içinde önemli vazifesi olan kişilerden de bilgi alabiliyorlardı. PKK'nın bir merkez komite üyesinden de bilgi aldıklarını biliyorum.

O ismi şimdi veremem

Kimden?


Şu anda isim vermem doğru olmaz. O kişi şimdi belki örgüt içinde daha üst göreve gelmiştir. Şu veya bu sebeple örgüt içinden bilgi sızdıran bir şahsın ismini şu anda ifşa etmiş olmam, onun idam fermanını imzalamam anlamına gelir.

Kendi kimlikleriyle yani Jandarma görevlisi Ersever olarak mı bu bilgileri alıyorlardı?

Kendi kimlikleriyle aldıkları bilgiler de var, başka kimliklerle aldıkları bilgiler de var. PKK'lı kimliğiyle aldıkları bilgiler de var.

Bu konuda size anlattığı bir olay var mı?

 Kendisinden dinlediğim bir hadise var. PKK'nın kullanmış olduğu kıyafetlerle, mühimmat, silah, onları tanıtıcı bröve ve işaretlerle gece belli bir saatten sonra, PKK'ya yardım ve yataklık yaptıklarını düşündükleri köye gitmişler. Kürtçe, "Biz filan takımın unsurlarıyız. Yolumuzu kaybettik. İkmal noktalarına ulaşamıyoruz. Bize yiyecek, gıda yardımında bulunun" demişler. Bu esnada, PKK'nın faaliyetleri hakkında bilgi almışlar.


İzzetbegoviç’in 3 milyon doları için operasyon

“Bosnalılar'ın kendilerini savunması için 3 milyon dolar para toplanıyor. Pakistan asıllı ABD’li silah tüccarı parayı alıp gidiyor, silahlar yok. O para sonra müthiş bir operasyonla geri alındı”

Sizce derin devlet var mı?

 Bakın size yaşanmış bir olay anlatayım. Arabistan ve Türkiye'deki bazı Müslümanlar, Bosnalılar'ın kendilerini savunması için 3 milyon dolar para topluyorlar. Üst düzey bir devlet yetkilisine silah alımı için 3 milyon doları veriyorlar. Pakistan asıllı Amerikan vatandaşı bir silah tüccarı ile irtibat kuruluyor. Adam parayı alıp gidiyor, silahlar yok. İllegal bir alış veriş olduğu için bir şey de yapılamıyor.

Albay görev ediniyor

Başbakanlık'ta görev yapan bir albay Balkanlar'daki durumu görüşmek üzere bu üst düzey devlet yetkilisine gidiyor. Bir görüşme esnasında bu üst düzey devlet yetkilisi durumu ona anlatıyor. Albay, kendisine görev ediniyor ve sorunu çözmek için harekete geçiyor. Korgeneral rütbesinde bir görevli gibi ABD'deki Pakistan asıllı silah tüccarını arıyorlar ve silah almak istediklerini söyleyip silah tüccarını Ankara'ya çağırıyorlar.

Silah tüccarı uçakla Ankara'ya geliyor. Bir makam arabası hazırlıyorlar, arabanın plakasına üç yıldız, fors koyuyorlar. Albay korgeneral, bir sivil yüzbaşı, bir başka sivil de er elbisesi giyiyor. VIP'ten silah tüccarını alıyorlar. Adamı kaçırıyorlar, Ümitköy'de bir villanın bodrum katına götürüyorlar. Ailesine ve şirketine 3 milyon doların geri gelmesi için mektup yazdırıyorlar.

Bir süre sonra bir bankanın Ankara'daki şubesine para geliyor. Parayı alıp, o üst düzey devlet yetkilisine götürüyorlar, o yetkili "Niye öyle yaptınız? Başınız belaya girecek" diyerek tepki gösteriyor. Para İzzetbegoviç'e teslim ediliyor. Bu albay, 28 Şubat sürecinde İslamcı olduğu gerekçesiyle Çevik Bir tarafından emekliye sevk edildi. Olayda yer alan sivillerden birisi Sağlık Bakanlığı'na, diğeri RTÜK'e gönderildi.

Siz nereden biliyorsunuz bu olayı?

Bana, "Biz bir operasyon yapacağız. Terslik olabilir. Bir avukata ihtiyacımız olabilir. Ankara'da bulun" dediler. Ben de Ankara'da bulundum.

Kürt liderleri devre dışı bırakacaktı

Sizce Cem Ersever niçin öldürüldü?


Pek çok sebebi olabilir. PKK öldürmüş olabilir. Özel ilişkilerinden dolayı olabilir. Yabancı gizli servisler tarafından öldürülmüş olabilir. Cem Ersever bölgede görev yaparken Kuzey Irak'a giden biriydi. Barzani ve Talabani ile görüşen, onlara talimatlar verebilen, orada bilgi toplayabilen nadir insanlardan birisiydi.

O özel ilişkilerinden dolayı öldürülmüş olabilir. Emekli olduktan sonra bile Barzani ve Talabani'yi devreden çıkararak, bölgede başka bir Kürt gücünü etkin hale getirmek için çok ciddi çabaları vardı. O çabalarından dolayı da öldürülmüş olabilir.

Eşref Bitlis’i çok severdi

Eşref Bitlis ile ilişkisi neydi?


 Eşref Bitlis'e bağlı olarak çalışıyordu. Doğrudan, kolaylıkla görüşebiliyordu. Genelkurmay Başkanı Doğan Güreş ile de görüşebiliyordu. Aralarında herhangi bir problem yoktu.

Eşref Bitlis'in helikopteri düştüğünde olay yerine giden ilk kişilerden birisi olduğu söylenir.

Beraber çalıştığı, çok sevdiği bir kişiydi. Duyar duymaz gider tabi.

Kadroya alınmıştı

Bitlis, Cem Ersever, Mustafa Deniz'in arka arkaya ölmesi...


Mustafa Deniz, Ersever'in özel kalemi gibiydi. JİTEM'de Jandarma İstihbarat memuruydu. Kürtçe'de pek çok lehçe var. Bazen Kürtler bu lehçe değişikliğinden dolayı birbirleriyle anlaşamıyor. O yüzden PKK içinde silahlı eğitimler dahi Kürtçe değil, Türkçe yapılıyor. Ortak dil Türkçe. Mustafa Deniz ise Arapça ile birlikte Kürtçe'nin tüm lehçelerini bilen nadir insanlardan birisiydi. Bu özelliğinden dolayı Jandarma Genel Komutanlığı'nın istihbarat memurluğundan ayrıldıktan sonra Emniyet Genel Müdürlüğü'nde tercümanlık ve istihbarat noktasında göreve başlamıştı. Kadroya alınacaktı, fiilen çalışmaya başlamıştı. O dönemde öldürüldü.

O kitap basılacak

Cem Ersever'in yayınlanmamış bir kitabı var.


 Evet, Şam'daki Kemancı.

Yayınlanacak mı? Ne zaman yayınlanacak?

Gelecek bir iki yıl içinde yayınlanır.

Ailesi karar verir

Kitabın içeriğinde neler var?


Özellikle Abdullah Öcalan'ın yakın çevresiyle olan ilişkileri, bölgedeki güvenlik kuvvetlerinin terörle mücadele ederken yaptıkları mücadele yanlışları var.

Kitabı nasıl saklıyorsunuz?

Bende değil. Ailesi uygun gördüğü bir zamanda yayınlanacaktır.

"Yayınlanmasın" diyen var mı?


Hayır. Öldürüldüğü dönemde o kitabı bulmak için, "acaba o kitaptan dolayı mı öldürüldü" düşüncesiyle Nusret Demiral, bir hayli araştırma ve arama yaptırdı, ama o kitabı elde edemedi.

EMİN EMİR KİMDİR?


1960'da Balıkesir'de doğdu. Kuleli Askeri Lisesi'ni ve Kara Harp Okulu Elektronik Mühendisliği bölümünü bitirdi. Ülkücü olduğu gerekçesiyle YAŞ kararıyla ordudan uzaklaştırıldı.

Daha sonra Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni bitirdi. 1998 - 2002 yılları arasında Başbakanlık'ta müşavir olarak görev yaptı. Bu görevinden ayrılıp İstanbul'da hukuk bürosu açtı. JİTEM'in kurucusu olduğu ifade edilen Cem Ersever'in avukatı ve arkadaşı.

BUGÜN
GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler