YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Düşman olan Serdar Saçan, nasıl dost oldu?
Düşman olan Serdar Saçan, nasıl dost oldu?
Düşman olan Serdar Saçan, nasıl dost oldu?
02 Şubat 2009 / 22:17 Güncelleme: 02 Şubat 2009 / 00:00

Ergenekon Terör Örgütü davasının bugünkü duruşmasında İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek'in "Fikirsel birlikteliğimiz var." Dediği Aydınlık dergisinin Genel Yayın Yönetmeni Serhan Bolluk savunma yaptı.


Bolluk'un savunmasında söylediği bir cümle var ki dinleyenleri şaşkına çevirdi. O cümle şuydu: "Veli Küçük'ün Susurluk'la bir ilgisi yok" İşte bu cümle akıllara şu soruyu getirdi: "Acaba İşçi Partisi Susurluk sürecinde Veli Küçük'ün adını bilerek mi sakladı?" Öte yandanSavcı Nihat Taşkın'ın sorduğu bir soruya da Bolluk cevap vermekte zorlandı: "Siz sürekli 'Gladio, Kontrgerilla'yı Aydınlık dergisi ortaya çıkardı. 1978'den beri Gladio, Kontrgerilla'ya dikkat çekiyoruz. Türk toplumu bu iki kavramı bizden öğrendi. Biz olmasak Susurluk aydınlanması olmayacaktı. Susurluk sürecinde Gladio, Kontrgerilla konularını bir yılda 40 defa manşetten yayınladık' diyorsunuz. Peki ne oldu da bugün gelinen noktada Gladio, Kontrgerilla'yı yazmaya son verdiniz?" Bugün görülen 46. duruşmanın bir başka ilginç yanı ise Bolluk'un dava arkadaşı Adnan Akfırat'ın çıkışı oldu. Akfırat, Bolluk'a öyle bir soru sordu ki duruşma salonunda soğuk bir havanın esmesine neden oldu. Akfırat, Bolluk'a, "Siz diyorsunuz ki Susurluk kazasından önce her şeyi biz 1.5 ay önce açıkladık. Neyi açıkladığınızı söyler misiniz?" Bolluk ise "Abdullah Çatlı'nın Mehmet Özbay kimliğini kullandığını açıklamıştık. Diğerlerini hatırlamıyorum." Bolluk, 2001'de düşman kamplarda yer aldıkları, aleyhinde haberler yaptıkları dönemin İstanbul Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürü Adil Serdar Saçan ile 2007'den itibaren nasıl dost olabildiklerini ise açıklamakta zorlandı.


Susurluğu anlamadan gladyonun çözülemeyeceğini savunan Bolluk, kazadan 3 ay önce "Mit raporu" ve "Ağar ekibinin cinayetleri" konulu kapaktan haber verdiklerini, kaza sonrasında da haberlerin doğruluğunun ortaya çıktığını ileri sürdü. Bolluk, "Aydınlık olmasa Susurluk bilgisine toplum sahip olmayacaktı" dedi. Tarık Ümit ve Behçet Cantürk eksenli 9 cinayeti Aydınlık dergisinin konu yaptığını belirten Bolluk, "Şimdi kazılar yapılıyor. Cesetler mi aranıyor? Susurluğun kapağı mı açılacak? Hemen açalım Susurluğun kapağını. Biz olmasak Susurluk aydınlanması olmayacaktı. Şimdi 'Gladyoyuz' diye mi yargılanacağız? Biz miyiz kontrgerilla, gladyo?" şeklinde konuştu.


Savunmasını tamamlamasının ardından çapraz sorgusuna geçilen Bolluk'a Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel, tutuklu sanıklardan Mehmet Zekeriya Öztürk'ün Ulusal Kanal'da ne şekilde çalışmaya başladığını sordu. Kendisinin izinli olduğu bir dönemde Öztürk'ün Kuzey Irak'ta Türk askerlerinin başına çuval geçirilmesi olayından sonra Ulusal Kanal'a geldiğini anlatan Serhan Bolluk, uzman olduğunu söylediği Kuzey Irak konularında program yapması için Ferit İlsever ile birlikte işe alınmasına karar verdiklerini söyledi. Bolluk, Öztürk'ün üzerinden çok sayıda kimlik çıkması, binaya silahla girmeye çalışması, binbaşı olduğunu söylemesine rağmen yüzbaşı olduğunun ortaya çıkmasının kendilerinde şüphe uyandırdığı için işine son verdiklerini anlattı.


Savcı Pekgüzel'in "Mehmet Zekeriya Öztürk'ün CIA ajanı olduğuna dair somut bir bilgi var mı elinizde?" şeklindeki sorusuna Bolluk, "Hayır efendim. Ancak daha sonra Doğu Perinçek tarafından mahkemeye sunulan iki mektubu bulduk" dedi.


Cumhuriyet Savcısı Nihat Taşkın'ın "Savunmanızda Aydınlık dergisinin gladyo ve kotrgerillaya yönelik yayınlarını gösterdiniz. Aydınlık dergisi çoğu sayısında derin devleti konu edindi. Kontrgerilla bitmiş midir? Bu yöndeki yayınlarınıza neden ara verdiniz?" şeklinde soru yönelttiği Bolluk, Türkiye'de kontrgerilla ve gladyonun bitmediğini söyledi. Bolluk, "Beni bu kanıtlarla buraya getirmek ancak gladyonun marifetiyle olur" dedi.


Savcı Taşkın'ın Tuncay Güney'i ilk olarak ne zaman haber yaptıklarını sorduğu Bolluk, 1990'lı yılların başında Aydınlık Dergisi'ne gidip gelen Güney'in Akşam gazetesinde muhabiri olarak çalıştığını bildiklerin söyledi. Bolluk, Güney'i tanımadığını belirterek, 2007 sonunda ya da 2008 başlarında dergide Güney'i Ergenekon soruşturmasına yön veren ve malzeme sağlayan provakotör olarak kapak yaptıklarını dile getirdi.


DÜŞMAN ADİL SERDAR SAÇAN NASIL DOST OLDU


Savcı Taşkın, "2001 yılında Adil Serdar Saçan ile ilgili olumsuz haberler yaptınız. Bu haberlerin içeriği hakkında bilgi verir misiniz?" sorusuna Bolluk, Saçan ile ilgili yaptıkları yayınların tam olarak tarihini hatırlamadığını kaydetti. Saçan'ı hatırladığını ve görüştüklerini ifade eden Bolluk, "Ropörtaj yapıp yayınladık. 2-3 defa gelip çayımı kahvemi içti. Bu 1.5 yıl önceydi. İlişkimiz bundan ibarettir" diye cevap verdi.


Cumhuriyet Savcısı Nihat Taşkın, "Siz Aydınlık'ın yaptığı yayınlarla Susurluk kazasının aydınlatıldığını söylüyorsunuz. Tuncay Güney mülakatında bazı yanlı basın kuruluşlarının kasıtlı olarak Veli Küçük'ün adını kullanmadığını söylüyor. Siz Susurluk kazasıyla ilgili yayınlarınızda Veli Küçük'ten bahsettiniz mi?" sorusuna Bolluk, "Bizim bilgimiz, 'Veli Küçük'ün Susukluk ile bir ilgisi yok' şeklindeydi. Olayla ilgili olanları detaylı şekilde yazdık" dedi.


Savcıların sorularının ardından çapraz sorguya geçildi. Tutuklu sanıklardan Sami Hoştan, Susurluk konusundan çok bahsedildiğini belirterek tarihe not düşmek adına birşeyler söylemek istediğini ifade etti. Susurluk kazasından sonra çokca konuşulan Çatlı'ya ait kayıp çantanın kendisinde olduğunu belirten Hoştan, kazanın hemen ardından aracın arkasındaki çantayı kendisinin aldığını söyledi. Çantanın hala kendisinde olduğunu ve karar günü mahkeme başkanına vermeyi düşündüğünü belirten Hoştan, "Kazanın ardından olay yerine ilk giden bendim. Çantayı ben aldım. İçinden Sevcan adlı kızına ait bir kolye ile 26 bin mark çıktı. Çantanın içindekileri Melahat hanıma verdim. Kendisinin izniyle boş çantayı da ben aldım" dedi. Hoştan, 26 bin markın, Çatlı'nın sattığı arabasının parası olduğunu söyledi.


Serhan Bolluk, tutuklu sanıklardan Sami Hoştan'ın Abdullah Çatlı'nın çantasına ilişkin beyanlarının ardından da, "Ben o araçta değilim. Gazetecilerin beni aramalarıyla kazadan haberim oldu. Gidip de çantayı aramış, içine bakmış değilim" dedi.


Tutuklu sanıklardan Adnan Akfırat da, Bolluk'a, "Susurluk kazasından önce yaptığınız haberin doğru çıktığını, bulunan bilgi ve belgelerin haberle örtüştüğünü söylüyorsunuz. Doğru çıktığını söylediğiniz bilgileriniz nelerdir?" diye sordu. Bolluk, Abdullah Çatlı'nın Mehmet Özbay kimliğini kullandığını yazdıklarını söyledi.


Çapraz sorgunun ardından Serhan Bolluk'un üç avukatı savunma yaptı.


Zaman

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler