YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Bülent Korucu, Cemaat lafına açıklık getirdi
Son yıllarda milletin ağzında bir cemaat sakızıdır gidiyor
Bülent Korucu, Cemaat lafına açıklık getirdi
04 Mayıs 2009 / 16:58 Güncelleme: 04 Mayıs 2009 / 00:00

Son yıllarda milletin ağzında bir cemaat sakızıdır gidiyor.


Çok kullanışlı bir alet. İzah edilemeyen pek çok olayın kolayca açıklanmasını sağlıyor. Onunla gölge boksu yapıp düşmanlarınızın gözünü korkutabiliyorsunuz. Onu 'öcü' gibi kullanarak meydana getirdiğiniz ortamda arzuladığınız sonuçlara ulaşabiliyorsunuz. Kendinizi onun hedefi gibi gösterip ucuz yoldan kahraman olabiliyorsunuz.


En önemlisi de bazı şeyleri örtebiliyorsunuz. Bilhassa Türk Silahlı Kuvvetleri içindeki iktidar savaşlarının kamuflajında çok işe yarıyor. Ergenekon Silahlı Terör Örgütü ikinci iddianamesiyle ortaya çıkan deliller, örtme operasyonlarının önemli ayrıntılarını gösteriyor. Emekli Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt etrafında koparılan fırtınanın ve 'cemaat'e fatura edilen karalamaların belgeleri Şener Eruygur'da çıktı. Şener Eruygur cemaatten miydi? Yoksa cemaat diye kastettikleri şey aslında eski Jandarma Genel Komutanı Eruygur'un darbe yapmak üzere kurduğu örgütün adı mıydı?! Bu soruların cevabı kuşkusuz, HAYIR. O halde bu yanıltmacayla hedeflenen neydi?


Emekli Korgeneral Altay Tokat, Aktüel Dergisi'ne verdiği bir mülakatta, ordu içinde yükselme çatışmasından kaynaklanan fraksiyonlar oluştuğunu söylemişti. Şöyle konuşmuştu Tokat: "... yukarıya doğru bir piramit var. Bu piramitte yukarıya doğru çıktıkça daralmadan kaynaklanan çatışmalar meydana geliyor: Yükselme çatışması! Askerî Şûra kararları yargı denetiminde olmadığı ve şahsî tercihler öne çıktığı için gruplaşmalar oluyor. Denetimin olmaması ilişkilerde gerginlik yaratıyor." Söz konusu çatışma ve gruplaşmaları medyadaki hemen herkes biliyordu. Fakat o gruplaşmalarda saf tutanlar veya karambolde farklı hesapları görmek isteyenler 'cemaat' sakızını çiğnemeyi tercih ediyordu. Bu isimlerden Enis Berberoğlu, küçük çaplı bir günah çıkarma girişiminde bulundu. Önceki gün şöyle yazdı: İnternet üzerinden (Büyükanıt'a karşı) çamur kampanyası başlatıldı. Büyükanıt'ın dedesi, sağlık durumu, hatta yıllar önce cinayete kurban giden kardeşi... Hepsi karalama amaçlı olarak kullanıldı. Ben dahil çok kişi bu kampanyayı AKP ve cemaatin eseri saydık. Ne var ki, Ergenekon iddianamesinin eklerinde, 34. klasörde öyle belgeler var ki... Yaşar Paşa'ya dönük tacizin ve haysiyet infazının adresi konusunda acaba yanıldık mı? ...Büyükanıt'ın sağlık durumuna ilişkin raporlar, yazılan ilaçlar, doktor ziyaretleri... Klasördeki dava dosyasının yanı sıra özel istihbarat çalışmalarına da rastlandı... Mesela davada dinlenilen diğer tanıkların kişisel bilgileri... Ve Filiz Büyükanıt'ın "yakın çevresi" olarak anılan bazı kişilerin subjektif, bol sıfat kullanılan biyografileri." Hürriyet'in Ankara temsilcisinin geldiği nokta önemli, zira kendisi Büyükanıt'a basın toplantısında; "Askere karşı yapılan yıpratma kampanyasında yurtdışında yaşayan bir cemaat liderinin parmağı var mı?" diye soran gazeteci. Berberoğlu, benzer cümleleri Orgeneral İlker Başbuğ'un atanmasıyla ilgili de kurmuştu. Bakalım onlarla ilgili ne zaman günah çıkaracak? Berberoğlu'nun yaptığını yapamayanlar, yanılmış olabileceklerini itiraf edemeyenler de var. Büyükanıt, gazetecilerden daha sağduyulu davranarak, "Elimde belge ya da bilgi olmadan kimseyi suçlamam." cevabını vermişti. Bu cevap büyük ihtimalle bilgiden kaynaklanıyordu. Bu toplantıdan sonra Ergenekon sanıkları tarafından topa tutulduğunu da hatırlamakta yarar var. Tuncay Özkan, hızını alamamış, Türk milletinin yeni bir ordu kuracağını bile söylemişti.


Eski Jandarma Genel Komutanı'nda çıkan evraklar, cemaat diye kurgulanan sanal öcüyü boşluğa düşürdü. Belli ki bu bir şeyleri örtme operasyonuymuş. Artık herkes daha dikkatli olmak zorunda. Cambaza bak der gibi, dikkatleri cemaat denen 'sanal öcü' üzerinde toplamak isteyenlerin işi eskisi kadar kolay olmayacak.

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler