YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Başyazar kavgasında andıç ulağı kim
Başyazar kavgasında andıç ulağı kim
Başyazar kavgasında andıç ulağı kim
11 Kasım 2007 / 15:44 Güncelleme: 00 0000 / 00:00

Türk basınında zevkle takip edilen başyazar kavgalarından biri geçtiğimiz hafta yaşandı. Önce Oktay Ekşi, Mehmet Altan'a "Sen nasıl profesör oldun!" imasında bulundu, Altan da Ekşi'ye "Andıç ulağı, karışık zamanların en utanmaz kışkırtıcısı!" diye seslendi. Başyazarların kavgasında Türk basın tarihine kara bir sayfa olarak geçen andıç olayı, bir kez daha gündeme geldi. Peki bu kavgada geri çekilen kim oldu?



İki başyazar arasıdaki kavga, Star Gazetesi'nden Mehmet Altan'ın Cumhuriyet'in 84'üncü yıldönümünde kaleme aldığı "Cumhuriyet ne işe yarar?" başlıklı yazıyla başladı. Altan bu yazıda, Cumhuriyet'in egemenlik hakkını millete vermeyerek otoriter bir rejim haline getirildiğini ve demokratik Cumhuriyet olamadığı için de 85 yıldır Türkiye'nin istenilen düzeyde gelişemediğini dile getirmişti.


Ertesi gün 30 Ekim'de Hürriyet Gazetesi'nin başyazarı Oktay Ekşi, bu önemli analize savunmacı bir refleksle yaklaşarak Altan'a ağır bir eleştiri yazdı. Hedefte ise Ekonomi Profesörü Mehmet Altan'ın akademik ünvanı vardı. Cumhuriyetin kazanımlarından söz eden Ekşi, yazısında "Adama sormazlar mı, "Sırtındaki unvanı alıncaya kadar sana hiç tarih okutmadılar mı?" diye!" ifadesine yer verdi.

İşte Türk basın tarihinin kara sayfalarından biri olan andıç da bu yazının hemen ardından bir kez daha gündeme geldi. Mehmet Altan, 31 Ekim 2007'deki yazısında "Andıç Ulağı, Babıalinin başarzuhalcisi, karışık zamanların en utanmaz kışkırtıcısı" diyerek Oktay Ekşi'ye yüklendi.


“Demokratik cumhuriyet ile Kemalist cumhuriyet arasındaki farkları anlamak istiyorsan ya da efendilerin anlamak istiyorsa 80 yıl sonra neden dört bin konuda AB'den geriyiz ve 1993 yılında eski sosyalist ülkeler için oluşturulan Kopenhag Kriterleri'nin eşiğini, o da AB'nin gayretiyle neden ancak geçebildik sorularını da cevaplamanız gerekir. insanlara iftiralar atan, andıçlara ulaklık eden zavallı kukla durum budur, git, bunları andıçcı efendilerine söyle.”


İKİ YAZAR RESTLEŞTİ

Mehmet Altan'ın bu yazısına 1 Kasım'da cevap veren Hürriyet'in Başyazarı Oktay Ekşi ise "Ben kimseden talimat almam…" dedi ve Altan'a "Bunu öğrenmen için babana sorman yeterli…" imasında bulundu.


“Günümüzün Ali Kemal'lerinden biri olduğunu bildiğim için iftiralarına hayret etmedim. Seviyesiz üslubunu, terbiyesine verdim; keşke suratına çarptığım gerçekleri de yanıtlasaydı dedim. Benim "talimatla yazdığımı" söylemesine hayret ettim; çünkü bana, ne yazacağıma ilişkin tek kelimelik talimat verebilen bir babayiğidin -pek korktuğu asker dahil- henüz doğmadığını, bundan 54 yıl önce birlikte çalıştığım babasına sorsa, ondan öğrenirdi diye düşündüm; ama gazeteciliği de bilim adamlığı düzeyinde olmalı ki yapmamış dedim.”


Ekşi'nin bu savunması üzerine Mehmet Altan 2 Kasım'da bir kez daha andıç tartışmasını hatırlattı ve Ekşi'ye "Demagoji ve laf kalabalığı yapma!" diye seslendi. Altan Ekşi'ye "eğer dürüstsen, ahlaklı bir adamsan 25 Nisan 1998 tarihli yazını aynen yayınla" çağrısında bulundu.



Ekşi bu eleştiriye ‘Ben tüm yazılarımın bugün de arkasındayım.’ dedi. Peki 25 Nisan 1998'de Oktay Ekşi köşesinde neyi konu edinmişti. Sabah Gazetesi'nden Emre Aköz, başyazarların kavgasına andıç olayını hatırlatarak karıştı, hem de dönemin iki generalinin ismini vererek.


“Postmodern darbe' denilen 28 Şubat sürecinde, askeriye içinde bir andıç hazırlanmıştı. Başta gazeteciler olmak üzere, örtülü darbeye karşı çıkanlar; PKK ile işbirliği yapmakla, hatta örgütten para almakla suçlanacaktı. Nasıl mı? Türkiye'ye teslim edilen PKK yöneticisi Şemdin Sakık'ın ifadelerine, söylemediği bazı cümleleri serpiştirerek ve bu yalanları, darbeyi destekleyenlerin yazmasını sağlayarak olacaktı. Andıç meyvesini 1998'de verdi: uydurulmuş ifadelerin medyada yer almasıyla bazı gazeteciler ya işlerinden oldu ya da sindirildi. Bu psikolojik harekata, hevesle katılanlardan biri de, 'Alçakları Tanıyalım' başlıklı yazısıyla Oktay Ekşi'ydi. Bu çamur atma seferberliğinde yer alanların bir kısmı daha sonra hata yaptıklarını kabul ettiler ama iş işten geçmişti. Orgeneral Çevik Bir ve Tümgeneral Erol Özkasnak gibi 28 Şubatçı komutanlar, Oktay Ekşi'yi kandırıp tuzağa düşürmüştü.


Mehmet Altan 4 Kasım'daki köşesinde Ekşi'ye bazı sorular yönelterek tartışmaya nokta koydu. Oktay Ekşi bu sorulara cevap vermedi. Peki başyazarların kavgasını sona erdiren Altan'ın yanıtsız kalan soruları neydi?


“'O yazı resmi bir kaynaktan gelen bilgiye dayandırılıyordu' diyorsun. Hangi resmi kaynak o? Resmen Türk Genelkurmay'ı mı verdi sana o bilgiyi? Yoksa bir cuntanın üyesinden mi aldın? O bilgilerin doğruluğuna nasıl bu kadar çabuk inandın? Yazdığın iftiraların doğru olup olmadığını hiç araştırdın mı? Bütün yazılarını böyle araştırmadan mı yazarsın, yoksa sadece 'cuntacılardan' gelen belgelere mi böyle gözü kapalı güveniyorsun? Niye 'andıççılar' başka birini değil de seni seçti iftira kampanyasını başlatmak için? bu iftiraları hemen yayınlayacağına dair güvenleri nasıl oluşmuştu? O iftiraları yazmak 'bireysel görüşün müydü' yoksa gazete politikası olarak mı sana yazdırdılar?”
GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler