YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
"AB üyeliğimiz, dünyaya hoşgörü mesajı verecek
"AB üyeliğimiz, dünyaya hoşgörü mesajı verecek
"AB üyeliğimiz, dünyaya hoşgörü mesajı verecek
11 Nisan 2008 / 08:36 Güncelleme: 00 0000 / 00:00

AB Komisyonu Başkanı Jose Manuel Durao Barroso onuruna Başbakanlık Resmi Konutu'nda akşam yemeği veren Başbakan Erdoğan, Barroso'ya Türkiye için çağrıda bulundu.


Erdoğan yemekte yaptığı konuşmaya, Barroso başkanlığındaki heyeti Türkiye'de ağırlamaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek başladı.

Bu ziyaretin Avrupa Birliği ile Türkiye arasındaki ilişkilerin daha ileri noktalara taşınmasına katkı sağlamasını umduğunu belirten Erdoğan, Türkiye'nin katılım müzakerelerine başladığı tarih olan 3 Ekim 2005 tarihinin özel bir önem taşıdığını, bu tarihte 1959 yılında başlayan Türkiye-AB ilişkilerinin farklı bir boyuta geçtiğini, somut bir hal aldığını söyledi.

Türkiye'nin AB üyeliğinin geniş bir kitle tarafından desteklendiğini ve Türk halkının bütünü tarafından da yakından izlendiğini kaydeden Erdoğan, Türk halkının yüzlerce yıldır iç içe yaşadığı iş biriliği ve iletişim içinde olduğu Avrupa'nın çağdaş standartlarına kavuşma noktasında haklı bir sabırsızlık içinde olduğunu belirtti.

''Bu nedenledir ki yıllardır gecikmiş reformları gerçekleştirmek noktasında her kesim çalışmalarımıza samimi bir şekilde destek veriyor'' diyen Erdoğan, sadece 5.5 yıl içerisinde gerçekleştirilen reformların, yapılan düzenlemelerin, atılan adımların bu konudaki kararlılığın da somut göstergesi olduğunu ifade etti.

Başbakan Erdoğan, küreselleşmenin sunduğu fırsatların yanında sorunların işbirliğini de zorunlu hale getirdiğini vurguladı.

AB'nin; Lizbon Stratejisi olarak ortaya koyduğu, ''2010 yılına kadar Avrupa Birliği'ni bilgi toplumuna dayalı dünyanın en rekabetçi ekonomisi haline getirme'' hedefini hatırlatan Erdoğan, bu iddialı hedefin iddialı ve geniş bir vizyon gerektirdiğini belirtti.

Türkiye'nin bu vizyona sahip Avrupa Birliği'nin doğal bir parçası olmak durumunda olduğunu söyleyen Erdoğan, şunları kaydetti:

''Dikkat ediniz bir tarafta genç ve dinamik bir nüfusa, güçlü ekonomik potansiyele sahip bir Türkiye, diğer tarafta ise yaşlanan bir nüfusa ve durağan bir ekonomiye sahip Avrupa Birliği var. Türkiye ve AB'nin bu özellikleri birbirini tamamlar niteliktedir. Türkiye'nin katılımı ile ortaya çıkacak sinerji, AB'nin Lizbon Stratejisi kapsamındaki hedefini gerçekleştirmesini hiç kuşkusuz kolaylaştıracaktır.

Bugün, Avrupa'nın da yoğun biçimde yaşadığı ve küresel barışı doğrudan etkileyen bazı gelişmeler konusunda da yine Türkiye'nin de katkıları olacaktır. Bunların başında da artan hoşgörüsüzlük ve yabancı düşmanlığı geliyor. Hoşgörüsüzlük ve yabancı düşmanlığı ile mücadelede güçbirliği yapmamız hayati önem taşıyor.

Türkiye'nin AB üyeliği, dünyaya bir hoşgörü mesajı verecek ve kültürel farklılıkların ortak değerler temelinde bir arada yaşayabileceğini açıkça ortaya koyacaktır.''

Türkiye'nin önceden belirlenmiş objektif kriterleri yerine getirmesi halinde AB üyeliğinin gerçekleşmesini ''küresel etkileri olabilecek stratejik bir proje'' olarak nitelendiren Başbakan Erdoğan, Türkiye'nin katılım sürecinin adil, öngörülebilir ve sürdürülebilir bir zeminde tutulmasının önemine işaret etti. Başbakan Erdoğan, bunun tek yolunun tam üyelik perspektifinin sulandırılmadan sürdürülmesi olduğunu söyledi.

''Bu noktada özellikle bazı üye ülkelerin Türkiye'nin üyeliğinin stratejik önemini anlaması ve bu doğrultuda hareket etmesi, sürecin selameti açısından gereklidir'' diyen Erdoğan, bu çerçevede komisyonun Barroso başkanlığında oynadığı yapıcı rolü artırarak sürdüreceğine olan inancını dile getirdi.

AB Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso, Türkiye ile katılım müzakerelerinde çok önemli ilerlemeler kaydedeceklerine inandığını söyleyerek, bu süreçteki ilerlemenin, büyük ölçüde Türkiye'de kaydedilen ilerleme ve reformlara bağlı olduğunu vurguladı.

Barroso, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından Başbakanlık Resmi Konutunda onuruna verilen yemekte yaptığı konuşmaya, Ankara'da bulunmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek başladı.

Türkiye'nin AB ile katılım müzakerelerine başlamasının ardından ilk kez bir AB Komisyonu Başkanının Türkiye'yi ziyaret ettiğini anımsatan Barroso, "Ben buraya dostluk, güven ve teşvik edici mesajlarımla geldim" dedi.

Barroso, ortak hedeflerinin, tıpkı diğer üye devletlerin durumunda olduğu gibi, Türkiye'nin de AB'ye eşit hak ve sorumluluklarla tam üye olması olduğunu söyleyerek, AB Komisyonunda üye devletlerin kendilerine oy birliği ile verdiği yetki çerçevesinde müzakere sürecini takip ettiklerini kaydetti.

Türkiye ile katılım müzakerelerinin başlatılması ve sürdürülmesi kararının tüm üye devletlerce oy birliği ile alındığına işaret eden Barroso, "Ben sizinle katılım müzakerelerinde katedilen ilerleme konusunda görüş alışverişinde bulunmaktan büyük memnuniyet duydum" diye konuştu.

Barroso, sözlerine şöyle devam etti:

"Son bir buçuk yıl içinde özellikle çok önemli bir takım sektörler, politika alanlarıyla ilgili görüşmelerimize başladık. Bunlar sanayi politikası, istatistik, mali kontrol, sağlığın korunması ve Trans-Avrupa ağları konusunda.Ben bu dönem ve bir sonraki dönemde de katılım müzakerelerinde çok önemli ilerlemeler kaydedeceğimize inanıyorum. Elbette bu süreçte kaydedilen ilerleme, büyük ölçüde Türkiye'de kaydedilen ilerlemelere ve reformlara bağlıdır. Türkiye'nin siyasi reformlarını sürdürmesi ve büyük bir dinamizmle iç dönüşümünü tamamlaması önemlidir"

-"TÜRKİYE'DEKİ DEMOKRATİK İSTİKRAR ÖNEMLİ"-
Ziyaretinin Türkiye'de önemli siyasi gelişmelerin yaşandığı bir zamana denk geldiğine dikkat çeken Barroso, "Ama ben inanıyorum ki bu siyasi tartışmadan Türkiye daha yükselen bir yapı ile çıkacaktır. Bu çerçevede ben bu sürecin siyasi diyalog yoluyla uzlaşmaya dayalı şekilde sürdürülmesinin önemini vurgulamak istiyorum. Türkiye'deki demokratik istikrarın ne kadar önemli olduğunu belirtmek istiyorum" diye konuştu.

Barroso, Başbakan Erdoğan ile yaptığı görüşmelerde, ikili ilişkileri ilgilendiren pek çok konuda görüş alışverişinde bulunmaktan duyduğu memnuniyeti de ifade etti.

Aralarındaki bu ilişkilerin daha da ileri gideceğine ve uzun zamandan beri zaten mevcut olan dostluklarının daha da güçleneceğine inandığını belirten Barroso, kendisi ve heyetine gösterilen harika misafirperverlikten dolayı teşekkürlerini sundu.

Barroso, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Ziyaretim bundan daha güzel başlayamazdı. Ayrıca Sayın Cumhurbaşkanı ile görüşme şansına sahip oldum. TBMM'de Genel Kurul'a hitap etme şansım oldu. Yemek boyunca da bu önceden başlatmış olduğumuz görüşmelere devam edebiliriz. Sizin deyiminizle, (tatlı yiyelim, tatlı konuşalım)"

AB Komisyonu Başkanı Barroso, sözlerini Türkçe "şerefinize" diyerek tamamladı.

Eşli olarak düzenlenen yemeğe Dışişleri Bakanı ve AB Başmüzakerecisi Ali Babacan, AB Komisyonunun Genişlemeden Sorumlu üyesi Olli Rehn, TBMM AB Uyum Komisyonu Başkanı Yaşar Yakış, Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Büyükelçi Ertuğrul Apakan, AB Genel Sekreteri Büyükelçi Oğuz Demiralp ile ilgili yetkililer katıldı.

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler