YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
AB Türkiye'den hiçbir özgürlük talebinde bulunamaz
AB Türkiye'den hiçbir özgürlük talebinde bulunamaz
AB Türkiye'den hiçbir özgürlük talebinde bulunamaz
30 Ekim 2008 / 08:48 Güncelleme: 30 Ekim 2008 / 00:00

Erhan BAŞYURT yazdı...

Başörtüsü ve akreditasyon neden AB raporunda yok?

Avrupa Komisyonu, 5 Kasım'da Türkiye İlerleme Raporu'nu yayınlamaya hazırlanıyor.

Taslak rapor medyaya şimdiden sızdı. Her yıl olduğu gibi Türkiye'ye hem övgüler hem de yoğun eleştiriler var.

AB, Türkiye'den reform sürecini hızlandırmasını istiyor.

301 uygulamasının daha da gevşetilmesi talep ediliyor. Romanlar'dan Rumlar'a, Aleviler'den Kürtler'e, etnik ve dini "azınlıklar"ın sorunları gündeme getiriliyor.

Ancak rapor her nedense yıllardır olduğu gibi başörtüsü yasağını görmezden geliyor. Akreditasyon sorununda da geçen yıla göre geri adım atılıyor.

Din derslerinin zorunlu olmasını inanç özgürlüğüne aykırı bulan AB, başörtüsü yasağını inanç ve eğitim özgürlüğüne uygun buluyor.

Açık bir "negatif ayrımcılık" söz konusu.

Hiçbir AB ülkesinde üniversitede başörtüsü yasak değil.

AB'nin, Türkiye'deki yasağı gündeme getirmekten ısrarla kaçınması, ürkütücü bir çifte standart. Hatta, "AB Sünni anlayış karşıtı" gibi bir algıya neden oluyor.

Gelelim akreditasyon konusuna...

Gazetecilere her türlü ifade hürriyetinin sağlanması için baskı yapan AB, geçen yıl ilk kez tarafsız davranıp, akreditasyon uygulanmasının kaldırılmasını istemişti.

Peki ne değişti de, AB bu yıl ayrımcılığın kaldırılmasını raporuna almaktan vazgeçti?

AB, akreditasyon uygulamasında kısmi kapsam genişletilmesini yeterli görüyorsa, 301 dahil, Türkiye'ye hiçbir özgürlüğün tam uygulanması talebinde bulunamaz.

Onlarca yazılı, görsel ve işitsel medya kuruluşuna, haksız ve keyfi akreditasyon uygulaması devam ediyor.

AB'nin gerçeklere gözünü kapatıp, sanki bu sorunlar aşılmış gibi rapora almaması, olsa olsa AB'nin kamuoyu nezdindeki itibarını zedeler. AB reformlarına desteği azaltır.

Akreditasyon sorununun rapora alınmamasını ilginç kılan bir diğer unsur da, iki hafta önce AB'nin Genişlemeden Sorumlu Komiseri Olli Rehn'in aksi görüş belirtmesi.

Rehn, Brüksel'deki başarılı gazeteci Selçuk Gültaşlı'nın Avrupa Samanyolu'nda yayınlanan röportajında şöyle demişti:

"Bana göre, akreditasyon sorunu devam ediyor. Mantıken raporda ona gönderme yapılması gerekir."

Komiser Rehn'in, raporda yer aldığını iddia ettiği bir konu, neden çıkarıldı? Baskı mı söz konusu?

Yoksa, AB akreditasyon uygulamasını artık sorun olarak görmüyor mu?

Her yıl rapor yayınlayıp, Türkiye'yi reformları hızlandırmaya davet eden AB, çifte standartlarının nedenlerini izah etmek zorunda.

AB'nin bir hakkı savunması için illa azınlığın mı mağdur olması gerekiyor? İfade hürriyeti ve bilgiye ulaşma özgürlüğü sadece etnik ve azınlık gazetecileri için mi gerekli?

Tabii ki, raporda bu sorunlara yer verilmesi, çözülmelerini kolaylaştırmayacak. Sorunları da ortadan kaldırmayacak.

Ancak AB'nin, herkes için eşit hakları ve evrensel standartları savunduğunu gösterecek. AB'nin, en azından Romanlar kadar dindar kitlelere de saygı duyduğunun delili olacak.

Umarım AB, 5 Kasım'a kadar hatasından döner.

Başörtüsü ve akreditasyon sorunlarına da raporda yer verir.

Yıllardır mağduriyetlerini göz ardı ettiği kitlelerin de gönlünü alır.

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler