YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
1 Mayıs1977'de babaları ölmüştü
1 Mayıs1977'de babaları ölmüştü
1 Mayıs1977'de babaları ölmüştü
01 Mayıs 2008 / 09:50 Güncelleme: 01 Mayıs 2008 / 00:00

Günlerdin tartışmalar ve inatlaşmalar sürüyor. Sendikalar Taksim'e gireceğiz diyor; hükümet buna izin vermiyor. Sabah saatlerinden itibaren polis DİSK'in önünde toplanan grupların üzerine gaz ve tazyikli su sıktı; gerginlik hala sürüyor.


Ve 31 yıl öncesi... 1 Mayıs 1977'de Taksim'deki olaylarda 36 kişiyaşamını yitirmişti. Yaşamını yitiren 36 kişinin arasında bulunan bir polis memuru ve bir DİSK üyesinin o zamanlar bebek olan ve babalarını şiddete kurban veren çocukları konuştu.


İŞTE O İKİ HABER


1'İNCİ HABER


36 kişinin yaşamını yitirdiği 1 Mayıs 77’de henüz 1.5 yaşındaydı. Polis babasını daha tanımadan o meydanda yitirdi. Doktora öğrencisi Nazım Arı, Taksim’den her geçişinde hüzünleniyor: “Ne yazık ki korkularımızı bastırarak yok edemiyoruz. Taksim’e izin verilmeliydi.”


Tam 31 yıl önce ağzındaki emzikle gazetelere manşet olmuştu: ‘Bu çocuk bir daha babasını görmeyecek’ diye. Görmedi. Görmeden büyüdü. 1 Mayıs 77’de Taksim meydanında ölen diğer 35 kişinin çocukları, kardeşleri ve yakınları gibi o da babasını görmeden büyüdü. İlkokula gitti kırmızı, kurdela taktı, liseye başladı, üniversiteyi kazandı, askere gitti. Babası tüm bunları görmedi. Mezuniyet törenleri, kutlamalar da hep bir yanı boş kaldı. Evlendi, bir çocuğu oldu, babası göremedi. Tıpkı o gün ölen diğer 35 kişinin sevenleri gibi.


O OKUYUP BİLİM ADAMI OLDU


O gün 1.5 yaşında olan bebek Nazım, tam 31 yıl sonra ilk kez konuştu. Onca acıya rağmen hoşgörüyle bakıyor ve şöyle diyor: “Hükümet bence Taksim’e izin vermeliydi. Meseleleri korkuları bastırarak bitirmemiz mümkün değil. Ama emniyet açısından emniyetin raporlarına uyarılarına provokasyonlara ve uyarılara dikkat etmek lazım” diye konuştu.


Nazım Arı, Taksim’de yaşamını yitiren 36 kişiden biri olan polis memuru Nazmi Arı’nın oğlu. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Ekonometri Bölümü’nde doktora yapıyor. Evli ve bir çocuk babası.


Dünyanın her yerinde işçi bayramı olarak kutlanan 1 Mayıs’ı acı günü olarak geçiren Nazım Arı, şunları anlattı: “1 Mayıslar bizim evde hep acının yaşandığı kötü hatıralarla geçti. Acısını içine gömüp hayata devam etmek gerekiyor. Ben İşçi Bayramı’nın bayram havasında kutlanmasından yanayım. Ülkede belli sıkıntıların olduğu açık. Böyle dönemlerde daha dikkatli olmak lazım. Tabii ki insanlar bayramını kutlayacak ama güvenlikten sorumlu insanlar güvenlikten yana sıkıntılarını belirttiklerinde mutlaka saygı duymak gerek.”


TAKSİM BENİM İÇİN HÜZNÜN MEKANI


Babasını kaybetmiş olmasının hayata daha sıkı sarılmasına neden olduğunu söyleyen Nazım Arı, şöyle diyor: “Bir bilim adamı olmaya çalışarak ülkeme nasıl katkıda bulunabilirim bunu düşündüm. Kendi işimi daha kaliteli yaparsam ülkeme daha fazla katkıda bulunup müdahalelere daha az açık olması yönünde çalışmaya bende bir gerilim oluşturuyor. İleride bilim adamı kimliği ile tanınmak istiyorum.” Taksim’in kendisi için ‘hüzün mekanı’ olduğunu söyleyen Arı, oradan her geçişinden farklı duygular yaşıyor.


Bir şehit oğlu olarak” Bugün Nazım 33 yaşında bir Türk genci olarak Türkiye’nin meselesini anlayarak topluma sağduyu mesajlarını veriyor.


 


2'NCİ HABER


Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK)'nun organize ettiği 1 Mayıs 1977'deki olaylarda babası Bayram Çıtak'ı kaybeden Mete Çıtak, hatırlanmamaktan şikâyetçi.


"Bizi her yıl gazeteciler, tanımadığım insanlar hatırlıyor ama babamın hayatını kaybettiği 1 Mayıs'ı organize eden DİSK yöneticileri unuttu." diyen Çıtak, bu yılki kutlamalarda da üzücü olayların yaşanmasından endiye ediyor. Babası öldüğünde 13 yaşında olduğunu anlatan Çıtak, 1 Mayıs'ın dünyada olduğu gibi Türkiye'de de bayram havasında kutlanması gerektiğini ifade ediyor.


İstanbul Valiliği tarafından yasaklanmasına rağmen bazı sendikalar, 1 Mayıs'ın Taksim'de kutlanması için ısrarlarını sürdürüyor. Bu gerginlik 1 Mayıs 1977'deki olayları hatırlatıyor. Kanlı 1 Mayıs'ın acısını yaşamamış kişilerden biri de Mete Çıtak. Taksim'de hayatını kaybeden 36 kişiden biri olan öğretmen Bayram Çıtak'ın üç çocuğundan en büyüğü Mete Çıtak, babasını Ankara'daki evlerinden İstanbul'daki kutlamalara uğurladıkları günü dün gibi hatırlıyor. TÖB-DER üyesi olan babasının öğretmen arkadaşlarıyla 1 Mayıs'a gitmeye karar verdiklerini anlatan Çıtak, "Evden miting için çıktı. Ama geriye ölüm haberi geldi. Orada 6 öğretmen meslektaşı ile birlikte ezilerek hayatını kaybetti." diyor.


Babasının ardından böbrek yetmezliği sebebiyle en küçük kardeşleri Mesut'u da kaybeden Mete Çıtak'ı en çok hatırlanmamak üzüyor. 1977'deki 1 Mayıs'ı organize eden DİSK yöneticilerinin kendilerini yalnızca 1978'de hatırladığını söyleyen Mete Çıtak, şöyle konuşuyor: "Aranmadığımız gibi anma törenlerine de davet edilmiyoruz. Her sene olduğu gibi bu yılki 1 Mayıs'ta da ölenlerin tişörtleri giyilecek, posterleri taşınacak. Sadece onların fotoğraflarıyla değil, onlardan geriye kalan eşleri, çocukları davet edilerek anma yapılırsa anlam taşır. Ne yazık ki bizi kimse hatırlamıyor."


1 Mayıs'ın kavga ve gerginlikten uzak kutlanması gerektiğinin altını çizen oğul Çıtak, şunları kaydediyor: "Dünyada kutlandığı gibi ülkemizde de 1 Mayıs'ın işçi bayramı olarak kutlanmasını isterim. Kardeşlik bayramı havasında geçmesini isterim. Bütün işçilere, emekçilere hayırlı olmasını isterim. İnsanlar oraya bayram kutlamaya gidiyor, savaşmaya gitmiyor."


Kanlı 1 Mayıs'ın üzerinden 31 yıl geçmesine rağmen hâlâ kimsenin ceza almadığını, faillerin yakalanamadığını hatırlatan Çıtak, tepkisini şu sözlerle dile getiriyor: "Devletten faillerin bulunmasını, yargılanmasını istiyoruz. Olayları bir güç çıkardı ama hangi güç belli değil. Bu gizli güç, neyin nesidir bilmiyorum."


Hiçbir sendika başkanı 31 yıldır arayıp sormadı


1977'deki 1 Mayıs kutlamalarında babası Rasim Elmas'ı kaybeden Gönül Birsen Kement de "31 yıldır kapımızı çalmadılar." diyerek sendikalara tepki gösterdi. Olaylar yaşandığında 17 yaşında olduğunu anlatan Kement, sonrasında aile olarak zor günler geçirdiğini dile getirdi. "31 yıl sonra beni yalnızca siz hatırladınız." diyen Kement, şöyle konuştu: "Hiçbir sendika başkanı, çalışanı bizim yanımızda olmadı. Benim kimseden talebim olmadı. Ama babamın ismini kullanıyorlar." 1 Mayıs günü babasının ardından Taksim'e gittiğini; ancak meydanın kalabalık olması nedeniyle geri döndüğünü anlatan Kement, olayların hemen sonrasında gördüğü manzarayı şöyle aktardı: "Taksim anlatılır gibi değildi. Caddeler, sokaklar, iç çamaşırları, çoraplar, ayakkabılar, sopalar, kanlar, sular.. Sanki bir savaş olmuştu orada. Onu anlatmak, tarif etmek, o kadar ürkütücüydü ki, şimdi bile ürküyorum; o manzaralardan, o sopalardan. Babam Kazancı Yokuşu'nda ölmüş. Aldığım bilgilere göre, babamın sırtı, kolları ezilmiş. Omuzundan bıçakla yaralandığını, hatta vücudunda kurşun olduğunu söylediler. Maalesef ölümü konusunda net bilgimiz yok." Uğur Öztürk, İstanbul


36 kişi hayatını kaybetmişti


Taksim Meydanı'nda 1 Mayıs 1977'de yapılan kutlamalarda, yaklaşık 500 bin kişinin bulunduğu alana açılan ateş sonucu meydana gelen izdihamda; Ahmet Gözükara, Aleksandro Kotsas, Ali Fuat Özkaş, Ali Sırdal, Atila Özbilen, Bayram Çıtak, Bayram Neyir, Beyhan Sürücü, Dilan Nigis, Ercüment Gürkut, Garabet Ayhan, Hacer İpeksaman, Hamdi Toka, Hasan Yıldırım, Hatice Altın, Hikmet Öztürkçü, Hüseyin Kırkın, Jale Yeşil Nil, Kadir Balcı, Kadriye Duman, Kahraman Alsancak, Kenan Çatak, Leyla Altıparmak, Mehmet Ali Gençoğlu, Meral Özkol, Mustafa Elmas, Mustafa Ertan, Mürtecim Oltulu, Nazan Güladi, Nazmi Arı, Niyazi Darı, Ömer Harhan, Ramazan Sarı, Rasim Elmas, Sibel Açıkalın, Ziya Baki hayatını kaybetmişti.

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler