YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Türkiye'nin düzen kurma misyonu
Türkiye'nin düzen kurma misyonu
09 Eylül 2009 13:47
ALPER TAN
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, geçenlerde yaptığı bir açıklamada “Bölgede düzen kurma misyonu bizimdir” demişti. Bazıları bu açıklamadan rahatsız oluyorlar. Bunun emperyal bir niyet ifade ettiğini ileri sürüyorlar. ABD ve Avrupa’lı sömürgecilerin bölgeyi iliklerine kadar sömürmesine, sömürmenin de ötesinde halklara zulmetmesine çağdaş kılıflar uyduran veya itiraz edemeyenlerin Türkiye’ye itirazı normal.


Ama eskiden bu tür itirazlar daha dolaylı ve farklı şekillerde yapılırdı. Şimdi açıktan yapılıyor. Düşünebiliyor musunuz; İngiltere, Fransa, Amerika, Afrika’yı, Asya’yı sömürdüğü ve buralara sömürge düzeni getirdiği zaman medeniyet getirmiş oluyor. Türkiye, kendi bölgesinde, etnik, kültürel veya coğrafi yakınlığı bulunan ve düzeni bozulmuş ülkelere demokratik ve medeni bir nizam talep ettiğinde emperyal emeller beslemekle suçlanabiliyor.


Türkiye’nin yeniden ayağa kalkma çabasından bazılarının rahatsız olması garipsenecek bir tutum değil. Kafası Osmanlı’ya kinle bozulmuş, gözleri Batı hayranlığı ile dönmüş veya sistemin güdülediği telkinlerle zombileşmiş kişilerden farklı bir şey beklenmemeli.


1917’den itibaren yaklaşık 70 yıl süreyle kan, şiddet ve istibdat üzerinden Dünya’nın önemli bir bölgesine hükmeden Sovyetler Birliği, daha fazla ayakta kalamadı. 1980’lerin sonunda dağıldı. Sovyetlerin varisi Rusya bu hayal kırıklığının ardından içine kapandı. Rusya’nın derin yapısı ülkenin siyasi ve ekonomik olarak yeniden toparlanması için ülkeye 20 yıllık bir inziva dönemi öngördü. Rus derin yapısının içinden gelen Vilademir Putin, devlet başkanlığı döneminde ülkenin yeniden yapılandırılması konusunda önemli adımlar attı. Devlet sistemini, mali yapıyı ekonomiyi ve iş dünyasını yeniden şekillendirmeye başladı. Devlet başkanlığı süresi dolduğunda bu defa yeni devlet başkanının kim olacağını da belirleyerek başbakanlık koltuğuna geçti. Ülkedeki reformlara devam ediyor. Rusya’nın inziva dönemi 2010 yılında tamamlanıyor. Yani Rusya önümüzdeki yıldan itibaren emperyal emelleri konusunda daha güçlü ve daha yüksek sesle karşımızda olabilir.

1980’lerin sonunda Sovyetlerin dağılmasıyla tek başına Dünya’ya nizam vermeye yeltenen ABD, Nemrutlaşan siyaseti, hoyratça tutumu ve zalim savaşları ile tarihin verdiği fırsatı 10–15 yıl gibi kısa bir zaman içinde tüketti. Washington’un demokrasi ve özgürlük yalanları hedef ülkelere şimdiye kadar kan, şiddet, zulüm ve fakirlikten başka bir şey getirmedi. Şizofren Bush’un işgal ettiği Irak’tan şimdi Başkan Obama çekiliyor.


Her ne kadar dünyadan gizleseler bile Afganistan’da ABD, 2001’den beri savaştığı Taliban’ı kabul etmek zorunda kaldı. Şimdilerde masanın bir tarafında Taliban öbür tarafında ABD görüşme halindeler. Pazarlık aylardır sürüyor. Taliban Washinton’un Afaganistan’dan çekilmesi için takvim istiyor. Bu yıl sonuna kadar veya 2010 yılı içinde Afganistan’da Taliban, hükümette koalisyon ortağı olursa şaşırmayın. Bu gelişme şu anlama geliyor. ABD, savaştığı Taliban’la hükümet ortağı olacak. Bu durumu ABD daha ne kadar gizli tutabilecek, dünyadan ne kadar saklayabilecek göreceğiz.


Dünya tek kutuplu hale geldikten sonra izlediği yanlış siyaset, ABD’yi siyasi ve mali olarak iflasın eşiğine getirdi. Son bir yıldır patlamış olan ABD merkezli küresel mali krizin temelinde Washington’un ceberut dünya siyaseti var aslında.


2010 yılında Irak’tan tamamen çekilecek olan ABD, her ne kadar buradan çekeceği askerlerin bir kısmını Afganistan’a gönderecek olsa da bu ülkede de uzun vadeli kalması veya Afganistan’da hedefine ulaşması mümkün değil.


Kendini en güçlü hissettiği bir dönemde Irak ve Afganistan’da hezimete uğraması ABD’yi sadece bu ülkelerde zora sokmadı. Bu süreçte ortaya çıkan yalanlar ve skandallar, kendi halkı da dahil Washington yönetimini tüm dünyada rezil bir duruma düşürdü. Dünya’nın tek süper gücünün itibarı özellikle halklar bazında yerlerde sürünüyor.


Tıpkı dağılma sonrası Rusya’nın içine kapanması, inziva dönemine girmesi gibi bu büyük gelişmelerden ve hezimetten sonra ABD’nin de bir inziva dönemine girmesi kaçınılmaz görünüyor. Kısacası Dünya, ya kutupsuz, ya da çok kutuplu bir döneme doğru gidiyor.


Tüm bu gelişmeler gösteriyor ki, Dünya coğrafyasının önemli bir bölümüne yüz yıllarca nizam ve adalet sağlayan Osmanlı’nın torunlarına kader bir defa daha altın tepsi içinde bir fırsat sunuyor. İletişim ve ulaşımdaki baş döndüren gelişmeler karşısında küçülen dünyada ülke sınırları eski önemini kaybediyor. Ülkelerin sınırları artık resmi sınırların çok daha ötelerinde başlıyor. Osmanlı sonrası yer kürenin bozulan siyasi, ekonomik ve ekolojik düzeninin adil bir şekilde yeniden tesisi için, ya kendimize gelip düzen kuran bir aktör olacağız. Ya da kendi düzenimizin kurulmasını bile yer kürenin yeni aktörlerinden bekleyeceğiz.


Yeni Ankara, Yeni Türkiye kurumlarıyla vardığı mutabakatla Dünya’da oyun kuran, nizam veren bir ülke olmak istiyor. Bunu ABD ve Batı’nın zalim yöntemleriyle değil insani yöntemlerle yapmayı hedefliyor. Ergenekon’un kirli yapılanmasının temizlenmesi süreci, devletin halkıyla barışması konusunda yapılan açılımlar, mütedeyyin kesimler, Kürtler, Aleviler, azınlıklar, siyasi kesimler ve Ermenistan’la ilgili süreç tamamen Yeni Türkiye vizyonunun yansımaları. Bu sürecin demokratik ve özgürlükçü yeni bir anayasa ile taçlandırılması da kaçınılmaz.


Geleceğin Büyük Türkiye’sinin hayalini taşıyorsak bu sürece katkı sağlamalıyız. Kendini aşağılık kompleksinden kurtaramayan, özgüven mahrumu ve tarihimize yabancı kesimlerin saplantıları bizi fazla meşgul etmemeli. Çünkü tarihin ülkemize sunduğu büyük fırsat ilanihaye burada beklemez.


Alper Tan

08.09.2009
ANALİZ Kategorisindeki Diğer Haberler
ABD VE TERÖR MÜHENDİSLİĞİ 24.05.2017ABD’DE NE OLDU, NE OLACAK? 18.05.2017TÜRKİYE-BATI İLİŞKİLERİNDE YENİ DÖNEM! 12.05.2017DAVA VE SIRAT-I MÜSTAKİM 08.05.2017ARTIK SAVUNMA YOK TAARRUZ VAR! 19.04.2017BİR DEVRİMİN ARDINDAN.. 17.04.2017Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin İç-Dış Boyutları ve Arka Planı 11.04.2017DÜNYA ALT-ÜST OLUYOR! 31.03.2017MONARŞİK AVRUPA’YA DEMOKRASİ GÖTÜRECEĞİZ 28.03.2017BATI MEDENİYETİNİN ÇÖKÜŞÜNE HAZIR OLUN 22.03.2017HAÇLI BİRLİĞİNE KARŞI HİLAL BİRLİĞİ 15.03.2017AVRUPA NİÇİN DÜŞMANLIKTA YARIŞIYOR? 10.03.2017NİÇİN “HAYIR” DEMELİYİZ! İŞTE SEBEPLER.. 06.03.2017ASLINDA “KİMLER RAHATSIZ” 03.03.201728 Şubat'ın 28 Günahı 28.02.2017FETHULLAH’I VERSELER NE OLACAK! 23.02.2017BU SİSTEMİN NE ZARARI VARDI DA DEĞİŞTİRİYORUZ? 15.02.2017ABD’NİN DİNCİ SİYASETİ TUTAR MI? 12.02.2017SANDIĞA GİDERKEN DÜNYADA NELER OLUYOR? 09.02.2017DONALD TRUMP’A TEŞEKKÜR MEKTUBU 31.01.2017