YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Suriye'ye müdahale nasıl olabilir?
Suriye'ye müdahale nasıl olabilir?
16 Ağustos 2011 16:46
ALPER TAN

Tunus, Mısır, Libya ve Yemen’den sonra Suriye’ye sıçrayan halk hareketleri hızla yayılıyor. I. Dünya Savaşı sonrası kurulan, II. Dünya Savaşı ertesinde revize edilen Ortadoğu düzeni iskambil kağıdı misali yıkılıyor. Bu mevcut sömürü veya manda sistemlerinin yıkılması çok önemli. Ancak onun kadar önemli bir husus da yerine kurulacak düzenin, o ülke halklarının beklentilerini ne derece karşılayabileceği konusudur. Yeni döneme geçişte sancılı süreçler yaşanması kaçınılmaz bir durum. Siyasi baskı, fakirlik ve çaresizlikten bunalmış olan halkların tahammülünün sınırları var. Geçiş dönemleri anormal şekilde uzarsa yeni sıkıntılar yaşanabilir. Tunus’ta geçiş süreci daha rahat yaşanırken Mısır’da stres devam ediyor. Libya’da uzatmaları oynayan Kaddafi düştü düşecek durumda. Ama geriye harap olmuş bir ülke bırakıyor. Ancak Kaddafi’nin devam etme ihtimali ufukta görünmüyor.

Ortadoğu’da başlayan halk ayaklanmalarını aslında en erken hisseden liderlerin başında belki de Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esad geliyordu. Hem Suriye halkı hem de Türkiye yönetimi, Baas rejimini, demokratik bir Suriye’ye dönüştürebileceği konusunda ondan çok umutluydu. Çünkü babası Hafız Easad gibi katı bir yönetim anlayışını tercih etmemiş, Türkiye ile iyi dostluk ve komşuluk ilişkileri geliştirmiş, hatta iki ülke arasında imzalanan önemli stratejik anlaşmalarla Ortak Bakanlar Kurulu oluşturulmuş ve açılımlar başlatılmıştı.

Bütün bunlar Tunus’ta baş gösteren halk ayaklanmaları ortaya çıkmadan çok önceleri başlamıştı. İsrail, ABD ve Avrupa’nın hedef haline getirdikleri Suriye’ye Türkiye kucak açmış ve Suriye’yi hedef alanlara karşı da sert tavır göstermişti. Türkiye’nin İsrail’le ilişkilerinin bozulmasında Gazze vahşetleri ve Mavi Marmara olayı dışında belki de en önemli etken İsrail’in Suriye’ye karşı hareketleri olmuştur.

Bütün bu uygun ortama rağmen Beşşar Esad ülkesindeki demokratik dönüşümü başlatamadı. Açıkladığı birkaç açılımın da içini dolduramadı. Kadük bıraktı. Aslında Beşşar Esad’ın ülkesinde reform yapma konusunda istekli ve samimi olduğuna dair pek kuşku yok. Tunus’ta Zeynelabidin Bin Ali ve Mısır’da Hüsnü Mübarek’in eşlerinin aksine Beşşar Esad’ın eşi Esma’nın reform konusunda onu desteklediği ve teşvik ettiği de bir gerçek.

Ancak her ne kadar devlet başkanı olsa da ülkesinde iktidar olma, hükmetme konusunda Beşşar Esad’ın zafiyetleri var. Suriye’deki iktidar parçalı. İktidar mekanizmalarının üçte ikisi Beşşar Esad’ın kontrolü dışında hareket ediyor. Beşşar Esad’ın dışında iktidarın çok önde görünmeyen iki önemli ortağı daha var. Suriye’nin eski lideri Hafız Esad’ın kardeşi yani Beşşar Esad’ın amcası Rifat Esad ve Beşşar Esad’ın kardeşi Mahir Esad.

Rifat Esad, 1983 yılında abisi Hafız Esad kalp krizi geçirerek hastalandığında abisine karşı darbe girişiminde bulunmuş, ancak generallerin, Hafız Esad’a bağlılığı sayesinde başarılı olamamıştı. Anne Naesa Esad’ın devreye girmesiyle infazdan kurtulan Rifat Esad, Hafız Esad tarafından önce Moskova’ya oradan da Fransa’ya sürgüne gönderilmişti. Aynı Rifat Esad şu anda da Suriye’de etkin konumda. Yani devlet başkanı olan abisine karşı bile darbe yapmaktan çekinmeyen muhteris bir adamdan söz ediyoruz. Beşşar Esad’ın şu anda Suriye’de güvenlik ve istihbarat kurumlarının başında olan aynı zamanda da iş dünyasının iplerini elinde bulunduran kardeşi Mahir Esad ise yaptığı katliamları bizzat kendi kamerasıyla kaydedecek kadar sadist ve insafsız biri.

Yani Beşşar Esad Suriye iktidarını amcası ve kardeşi olan bu adamlarla paylaşıyor. Ve ülkede olup bitenler konusunda elinden bir şey gelmiyor. Reform arzusu olsa bile bunu hayata geçirme konusunda dirayet gösterecek nitelikte biri değil. O, devletin başında ama devlet mekanizmasının ipleri başkalarının elinde. Bu sebeplerle Beşşar Esad’dan reform yapmasını daha fazla beklemek gerçekçi olmaz. Bu saatten sonra yapmaya çalışsa bile Suriye halkına bunu inandırması mümkün görünmüyor.

Peki bundan sonra süreç nereye gidiyor? BM’nin alacağı bir karar doğrultusunda Türkiye’nin öncülüğünde Mısır, Pakistan, Malezya, Endonezya gibi İslam ülkelerinin askeri gücü ile katliamın önlenmesi ve ülkede istikrarın sağlanması için Suriye’ye müdahale edilebilir. Böyle bir müdahaleye Suudi Arabistan, Katar, Kuveyt gibi ülkeler de maddi destek verebilirler. İşgal amacı taşımayan, sadece bölge ve İslam ülkelerinin “Barış ve istikrar” için yapacakları bu müdahale biçimi bölge açısından da yeni bir model oluşturabilir.

Yaşanan gelişmeler, yapılan konuşmalar ve Ankara’nın son günlerdeki siyasi ve diplomatik temas trafiğine bakıldığında Ramazan Bayramından sonra Suriye konusunda bu doğrultuda gelişmelerin olabileceği görülüyor.

Alper TAN
16.08.2011

 


 

ANALİZ Kategorisindeki Diğer Haberler
ABD’DE NE OLDU, NE OLACAK? 18.05.2017TÜRKİYE-BATI İLİŞKİLERİNDE YENİ DÖNEM! 12.05.2017DAVA VE SIRAT-I MÜSTAKİM 08.05.2017ARTIK SAVUNMA YOK TAARRUZ VAR! 19.04.2017BİR DEVRİMİN ARDINDAN.. 17.04.2017Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin İç-Dış Boyutları ve Arka Planı 11.04.2017DÜNYA ALT-ÜST OLUYOR! 31.03.2017MONARŞİK AVRUPA’YA DEMOKRASİ GÖTÜRECEĞİZ 28.03.2017BATI MEDENİYETİNİN ÇÖKÜŞÜNE HAZIR OLUN 22.03.2017HAÇLI BİRLİĞİNE KARŞI HİLAL BİRLİĞİ 15.03.2017AVRUPA NİÇİN DÜŞMANLIKTA YARIŞIYOR? 10.03.2017NİÇİN “HAYIR” DEMELİYİZ! İŞTE SEBEPLER.. 06.03.2017ASLINDA “KİMLER RAHATSIZ” 03.03.201728 Şubat'ın 28 Günahı 28.02.2017FETHULLAH’I VERSELER NE OLACAK! 23.02.2017BU SİSTEMİN NE ZARARI VARDI DA DEĞİŞTİRİYORUZ? 15.02.2017ABD’NİN DİNCİ SİYASETİ TUTAR MI? 12.02.2017SANDIĞA GİDERKEN DÜNYADA NELER OLUYOR? 09.02.2017DONALD TRUMP’A TEŞEKKÜR MEKTUBU 31.01.2017ABD GİZLİ BELGESİ VE REİNA SALDIRISI! 17.01.2017
yapacak ve yapamıyacaklarımız...
 // ibrahim çelikoğlu
Batı düzenini sömürülecek listesinde olanları sömürerek geliştirmiş.Hiç bir zaman Hıristiyan topluluklarına saldırmaz,hakarette bulunmazlar.Sömürülecek listesinde Türkiye başı çekmektedir.Sırt sıvazlayıp büyük gelirler elde ederler.Türkiye'nin yapamıyacağı bir iş varsa Müslüman devletlerle kapışmaktır.Suriye en büyük sınırı olan devlettir.Gönül isterdiki demokrat,kalkınan bir devlet olsun alışveriş daha kuvvetlensin.Ondan ötürü bütün araplara ...
17 Ağustos 2011 18:40
ÜSTADIM DİLİNE SAĞLIK !
 // BATUHAN
Bu güne kadar böylesine içten ve inceliklere sahip bir bilgimiz yoktu meğer esad iktidar imiş ama muktedir değilmiş. Çok başlılık onlarıda yemiş bitirmiş." Ben onlara havaya ateş edin dedim onlar evlere insanlara ateş etmişler" dediği kadar varmış. İşin en sevindirici tarafı ise İslami kimlikli devletlerin alternatif NATO'su olmuş. Hayırlı olsun....
16 Ağustos 2011 18:18