YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Suriye'de sürpriz gelişmelere hazır mıyız?
Suriye'de sürpriz gelişmelere hazır mıyız?
01 Mayıs 2012 07:35
ALPER TAN

Tunus, Mısır, Libya’nın ardından az veya çok tüm Ortadoğu’yu etkileyen ve başka coğrafyalara da yayılmasına kesin gözüyle bakılan ayaklanmalar, Suriye’de tüm şiddetiyle devam ediyor. Rejim, her gün onlarca insanı katletse de Suriye’de Baas rejiminin direnci her geçen gün zayıflıyor. Baas’ın hem iç desteği azalıyor hem umudu.. Dış desteğe gelince.. Görünürde Suriye yönetimini İran başta olmak üzere Rusya ve Çin destekliyor. Bilindiği üzere BM Güvenlik Konseyi’nde veto hakkı bulunan Rusya ve Çin Beşşar Esad yönetimini zor duruma düşüreceği belli olan yaptırımlar geldiğinde bunu “veto” ettiler. Ancak daha sonra Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov, “Suriye için savaşmayacaklarını” açıkça ifade etti. Çin’e gelince.. Çin yönetimi, “Biz BM tarihi boyunca Güvenlik Konseyinde 8 kez “veto” hakkımızı kullandık. Bu 8 vetonun 2’si Suriye için kullanıldı. Suriye için üçüncü bir veto kullanmayacağız” diyor.

İran’a gelince.. İran nükleer programı nedeniyle zaten dünyada zor günler geçiriyor. İslam dünyasındaki halk ayaklanmalarına başından bu yana ilkesel bir destek veren ve bu ayaklanmaların meşruiyetine vurgu yapan İran, ayaklanma başlayan ülke İran’la iyi ilişkiler içindeki Suriye olunca tavrını ilkelerden yana değil siyasetten ve çıkarlardan yana kullandı. Yemen’deki ayaklanmalar konusunda da benzer çelişkiler yaşadı. İran bu tavrı ile Suriye’deki azınlık idaresini ezilen çoğunluğa ve halkın iradesine tercih etti-ediyor. İran’ın Baas rejimine desteğinin çok daha fazla sürmesi beklenmiyor. Kaldı ki İran, bir taraftan Beşşar Esad’a destek verirken diğer yandan da Esad sonrası nasıl bir yönetim kurulabileceğini istişare ediyor. Yani, Suriye yönetiminin düşeceğini kabullenmiş durumda.

Ama Suriye’deki Baas rejiminin esas destekçileri çok daha farklı. Esad rejimine açıktan karşı görünen bazı ülkeler, gerçekte onu destekliyorlar. Suriye’de Baas rejimini gizlice destekleyenler arasında İsrail, Fransa ve ABD’nin Neocon kanadı başta geliyor. Çünkü bunlar, İslam coğrafyasında halkların yönetimi eline almasına oldum olası karşılar. Dış desteğe muhtaç azınlık veya zayıf yönetimlerin idaresini her zaman arzu ettiler ve desteklediler. Bu söylediklerim bazılarına deli saçması olarak gelebilir.

Libya’da halk ayaklanması başladığında Sarkozi herkesten evvel davranarak Kaddafi’nin ordusunu uçaklarla bombalamıştı değil mi? Ama Sarkozy’nin cumhurbaşkanı olduğu seçimde Kaddafi’den milyonlarca Euro para desteği aldığı Fransız medyasında belgeleriyle yayınlandı. Kaldı ki Kaddafi’nin oğlu Seyfülislam da zaten geçen yıl bunu açıklamıştı.

Suriye Müslüman Kardeşler Genel Sekreteri Muhammed Şukfa ise İsrail hakkında çok önemli tespitlerde bulundu. Sukfa, Alman Haber Ajansına yaptığı açıklamada Suriye'de bir seneden fazla süren protestolara rağmen Esad hükümetinin hala yönetimde olmasını İsrail’in desteğine bağladı. Esad rejiminin kırk yıldır muhalefet ve direnişle karşılaştığını belirten  Şukfa: "Devrimin ilk zamanlarında Beşar Esad'ın kuzeni Rami Mahlouf İsrail'in güvenlik ve istikrarının Suriye hükümetinin devamlılığına bağlı olduğunu söylemiştir" diyerek Suriye hükümetinin, İsrail tarafından desteklendiği vurgusunu yaptı. Şukfa ayrıca, "İsrail, Suriye hükümeti tarafından güvendedir. Hiç kimse Golan tepeleri veya her hangi bir konu için İsrail'i rahatsız etmemektedir. Bu sebeple İsrail, Esad rejimini savunmakta ve Batı da bir biri ardına süre vererek rejime destek olmaktadır” diyor. Bunlar son derece doğru tespitler.. Kaldı ki geçen haftalarda yayınlanan Stratfor belgelerinde de İsrailli çok önemli bir kaynak, İsrail’in Suriye’de Baas rejimine destek verdiğini itiraf ediyordu.

Fransa’ya gelince.. Sarkozy’nin Kaddafi ile nasıl oynadığını Beşşar Esad’ın görmüyor olması düşünülemez. Kaldı ki Tunus’ta Zeynelabidin Bin Ali, Mısır’da Hüsnü Mübarek gibi diktatörlerin hazin akıbetleri de herhalde çok düşündürüyordur Baas idaresini.. Birkaç bin insan daha öldürerek, muhalifleri diri diri toprağa gömerek birkaç ay daha iktidar olmanın “zevki” de artık bitmiş görünüyor onlar açısından. 

Sonuç olarak, daha önce Türkiye’nin telkinlerine kulak tıkayarak, oyalayarak, ikili oynayarak, ülkesinin ve halkının başına bela olan Baas idaresi pes etmek üzere.. Gelen bilgiler onu gösteriyor. Yani Suriye yönetimi, İran’ın itirazlarına rağmen Ankara ile masaya tekrar oturabilir. Şam’dan gelen sinyaller kısa bir zaman içinde sürpriz gelişmeler olabileceğini anlatıyor. Eğer hesap edilemeyen bir aksilik olmazsa önümüzdeki bir hafta on gün içinde Ankara-Şam arasında yeni bir diyalog başlayabilir.

Şam’dan gelen bilgilere göre, Suriye’de geçici yönetimi birlikte oluşturmak ve Esad'ın ailesi ile yakın adamlarına güvenli bir ülke bulmak kaydıyla Baas'ın yönetimi, bırakmaya hazır olduğu anlaşılıyor. Ankara’nın ise bu formüle sıcak baktığına dair işaretler var.  

Kısa zaman içinde bu yönde gelişmelere şahit olabiliriz. Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu birkaç gün önce TBMM’de yaptığı konuşmada şunları söylemişti. “Suriyedeki sorunun çözümü için bugüne değin hiç bir ülke bizim kadar samimi ve yoğun bir çaba sarf etmemiştir. Bugünkü insanlık dramının yaşanmaması için altını kaldırıp bakmadığımız hiç bir taş, başvurmadığımız hiçbir diplomatik yöntem, aramadığımız hiç bir çare kalmamıştır. Suriye ile ilgilenmek bizim için bir tercih meselesi değil bir zorunluluktur. Suriye ile ilgili ne konuşulacaksa bundan sonra Ankara'da, İstanbul’da ve bizim olduğumuz mekanlarda konuşulacaktır. Suriye’nin geleceği ile ilgili hangi adım atılacaksa biz içinde olacağız.”

Ve Ahmet Davutoğlu’nun şu cümleleri de önemli: “Türkiye olarak bundan sonra da Ortadoğu’da değişim dalgasını yöneteceğiz. Bu değişim dalgasının öncüsü olmaya devam edeceğiz.” Yukarda anlatmaya çalıştığım gelişmeler Davutoğlu’nun konuşmalarını ete-kemiğe büründürecek...

Umarız Suriye’de daha fazla kan dökülmeden mesele hakça bir çözüme kavuşturulur.

Alper TAN

30.04.2012

ANALİZ Kategorisindeki Diğer Haberler
KRİZDEN FIRSAT ÇIKARMA VAKTİ 04.10.2017Doğu - Batı savaşında zihinlerin işgali 21.09.2017BÜYÜK HESAPLAŞMAYA DOĞRU.. 18.09.2017BATI DÜNYASI NEREYE YUVARLANIYOR? 04.08.2017"MÜBAREK BELDELERİMİZİ KORUMAK İMAN MESELESİDİR" 25.07.2017YÜCELTİLEN EVRENSEL HUKUK NEDİR? 14.07.2017Alper Tan: Olaylar, tehditler ve biz 06.07.2017OLAYLAR, TEHDİTLER VE BİZ 05.07.2017ASLINDA NELER OLUYOR? 28.06.2017“BİZİM MEDYA” KİMİN VELİAHTI? 22.06.2017YÜRÜYEN CHP BOĞAZ’I NASIL GEÇMELİ? 20.06.2017KATAR’I SEVMEK İÇİN ARAB’A SÖVMEK Mİ LAZIM? 13.06.2017BÜYÜK PATLAMAYA AZ KALDI 30.05.2017ABD VE TERÖR MÜHENDİSLİĞİ 24.05.2017ABD’DE NE OLDU, NE OLACAK? 18.05.2017TÜRKİYE-BATI İLİŞKİLERİNDE YENİ DÖNEM! 12.05.2017DAVA VE SIRAT-I MÜSTAKİM 08.05.2017ARTIK SAVUNMA YOK TAARRUZ VAR! 19.04.2017BİR DEVRİMİN ARDINDAN.. 17.04.2017Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin İç-Dış Boyutları ve Arka Planı 11.04.2017