YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Suriye uçağından bakın ne çıktı?
Suriye uçağından bakın ne çıktı?
11 Ekim 2012 18:40
ALPER TAN

Birinci Dünya Savaşı sonrası kurulup İkinci Dünya Savaşı neticesi yeniden tevzi edilen Ortadoğu düzeni şimdilerde yıkılıyor. Yıkılan modern sömürü düzeninin yerine halkların istediği yerli yönetimler geliyor. Müslüman halklara bu başarıyı yakıştıramayanlar müthiş bir yanılgı ve önyargı içindeler. Bu kesimler bölgede yaşanan dönüşümlerde Türkiye’nin liderlik pozisyonuna ise ihtimal vermeyi bırakın inanmak bile istemiyorlar. Çünkü onlar için gerçek dünya İstanbul Boğazı’nın batı yakasından başlayarak Kuzey Amerika kıtasının batısında son bulan coğrafyadan ibaret.

Onlara göre “Türkiye kendi başına düşünemez,” “Türkiye, özgün projeler yapamaz,” “Türkiye bağımsız dış politika üretemez.” Eğer ülkede düzgün şeyler oluyorsa muhakkak Batı’nın işidir. Bu kesimler son yıllarda Türkiye’nin bölgede bir yıldız gibi parlamasını kabullenemediler. Türkiye’nin başarısına ihtimal veremedikleri ama yıpratmak için attıkları iftiralar rüzgarın etkisiyle kısa zamanda yüzlerinde patladı. Suriye konusunda bir gün Türkiye ABD’nin taşeronu olmakla itham edilirken, BM’deki oylamada ABD Suriye konusunda Ankara’nın taleplerini engelleyince, ertesi gün, “Bakın işte orda da yalnız kaldılar” türünde manşetler attılar Ankara’yı suçlamak için. Hiç yüzleri kızarmadı. Eğer Ankara ABD’nin taşeronu ise BM oylamasında Washington Türkiye’yi neden desteklemedi?

Moskova’dan Şam’a gitmekte olan Suriye yolcu uçağı, savaş uçaklarımız tarafından zorla Esenboğa’ya indirildi. Uçaktan füze parçaları, askeri istihbarat cihazları ve başka önemli askeri malzemeler çıktı. Uçak indirildikten sonra Şam ve Moskova uzun süre sus-pus oldu. Hiçbir açıklama yapamadılar. Çünkü Moskova ve Şam suçüstü yakalanmıştı. Rusya’nın Tartus askeri üssünden atılan füze ile 22 Haziran’da Doğu Akdeniz’de keşif uçağımızı düşüren Şam, Moskova, Telaviv üçgeni, bundan üç hafta sonra Ulusal Güvenlik binasının havaya uçması ile Suriye güvenliğinin tepesindeki 23 kişiden 22’sinin imha edilmesi ile şoka uğramışlardı.

Devamında PKK üzerinden Türkiye’ye savaşı arttırdılar. Yeni Türkiye’yi köşeye sıkıştıracaklarını ve geri adım attıracaklarını zannettiler. BM Güvenlik Konseyi’nin veto hakkı olan devletleri, gizli bir rol paylaşımı ile bazıları Suriye Baas’ını destekleyerek bazıları da Baas’a karşıymış gibi görünerek izledikleri oyalama taktiği ile Beşşar Esad’ın daha fazla katliam yapması için zaman kazanmasını sağladılar.

Muammer Kaddafi birkaç bin Libyalı’yı katlettiğinde Ankara’ya danışmadan Libya’yı bombalayan ABD, Fransa ve NATO, Beşşar Esad’ın 30 binden fazla sivili imha etmiş olmasına rağmen kılını kıpırdatmıyor. Hatta ABD Genelkurmay Başkanı Dempsey, “Suriye’ye askeri müdahale zamanı değil” açıklaması yapıyor. Neden? Çünkü Suriye’de Baas rejiminin düşmesi ve yerine halkın istediği bir yönetimin gelmesi en başta İsrail olmak üzere ABD ve Batı’nın hiçbir şekilde işine gelmiyor. Ayrıca Suriye’de zaten petrol de yok.

Rusya’ya gelince.. Soğuk savaş döneminde Irak, Suriye, Mısır gibi ülkelerle olan ilişkileri sayesinde Ortadoğu’da etkin halde iken şimdi elinde sadece Suriye kaldı. Suriye Baas’ına destek veren Moskova, bir bakıma bu bölgede “Son kale” savunması yapıyor. Bunu da Telaviv ile paslaşarak yapıyor. Sivil uçakla hukuk dışı yollarla halkını katleden Şam yönetimine savaş malzemesi taşıyan Rusya suçüstü yakalandı. Bizdeki devşirilmiş medya Türkiye’ye istihbaratı ABD veya NATO’nun verdiğini söylediler. ABD şimdiye kadar Türkiye’ye hangi önemli istihbaratı verdi ise.. Bu zihniyettekiler bu başarıyı da Türkiye istihbaratına yakıştırmak istemediler. Ama olsun..

Türkiye’nin bu önemli operasyondaki başarısına gölge düşürmek ve egemenlik haklarının gereğini yerine getiren Ankara’nın halk nazarında itham edilmesi için dolambaçlı muhalefet yapılıyor. Vay efendim “Rusya gazı keserse,” yok “İran bize ters düşerse,” “Suriye misilleme yaparsa.” Bu efendilere şunu hatırlatmak gerekiyor. Beyler! Doğu Akdeniz’de uluslararası sularda uçan keşif uçağımızı Şam-Moskova-Telaviv üçlüsü düşürdü. TSK içinden bazı işbirlikçilerin de buna destek olduklarını düşünüyoruz. Bu üçlü, diğer Batı’lı ortaklarının da katkısıyla Ortadoğu’da PKK ve başka bileşenleri üzerinden Türkiye’ye karşı örtülü bir savaş yürütüyorlar. Türkiye’nin bölgedeki liderlik çabalarını her fırsatta baltalamaya çalışıyorlar. Üstelik bize karşı kullanılacak savaş malzemelerini de hava sahamızı kullanarak taşımaya cüret edecek kadar ileri gittiler. Türk istihbaratı bunu tespit etti. Buna rağmen “Yolunuz açık olsun” diye el sallaması mı gerekirdi? Sizin bağımsızlık ve egemenlik anlayışınız bu mudur?

Tekrar belirtmek gerekirse Ortadoğu’da statüko değişiyor. Bu değişiklik, Rusya’yı da topyekün Batı’yı da son derece rahatsız ediyor. Avrupa ve ABD’nin İsrail’i merkeze alan politikası iflas ediyor. Şu sıralar ABD’nin 16 istihbarat kuruluşu ortaklaşa rapor hazırlayarak on yıl sonra İsrail adında bir devletin olmayacağını açıkça ifade ediyor.

Bu son uçak indirme olayına rağmen Rusya, Türkiye’yi karşısına alacak bir politikaya cesaret edemez. Rusya’nın gazı varsa Türkiye’nin de Kafkasya’da, Orta Asya’da, Doğu Avrupa’da hatta hatta Rusya’nın içinde rahatlıkla kullanabileceği daha büyük kozları var. Onun için “kimse Rusya’nın gazına gelmesin.” Rusya’nın bile söylemeye cesaret edemediklerini bizdekilerin söylemeleri de ilginç değil mi?

14 Ekim’de Türkiye’ye gelseydi Beşşar Esad sonrası Suriye konuşulacaktı. Şu sıralar Ankara’nın eli güçlü olduğu için Putin, ziyareti erteleyerek Suriye’de savaşı tırmandırıp Rusya’nın elini daha da güçlendirip o şartlarda pazarlık yapmak için ziyareti ertelemişti. Ankara, Suriye uçağına yaptığı bu operasyonla Putin’in gerçek yüzünü ortaya koydu. Kimin eli daha güçlü onu gösterdi.

Şimdi Putin artık daha alttan almak zorunda kalacak. Zamanı uzattıkça kaybı da artacak. Bu gelişme aslında İran’a da bir mesaj veriyor. Suriye konusunda İran’da, mevcut tutumunu sürdürdükçe Ortadoğu’daki yeni dönemden daha fazla zarar görecektir.

Yeni Türkiye’yi İstanbul ve Ankara’dakiler bile tam anlamadıkları için Moskova ve Tahran’ın anlamamış olmalarını çok yadırgamamak gerekiyor.

Gördüğünüz gibi Esenboğa’ya indirilen Suriye uçağının bagajından sadece füze parçaları ve askeri istihbarat malzemeleri çıkmamış. Bir sürü başka şeyler de çıkmış. Biraz daha kurcalanırsa başka şeyler de çıkabilir.

Son bir not: TSK’nın savaş uçaklarının, tanklarının ve İnsansız hava araçlarımızın program yazılımları Eylül ayı itibariyle tamamıyla değiştirildi. Artık İsrail ve ABD yazılımları değil ASELSAN’ın geliştirdiği milli yazılımlar kullanılıyor. Bu yeni yazılımlar ilk testini, Suriye uçağının indirilmesinde başarıyla geçti. Birileri çok rahatsız olacak. Ama korkunun ecele faydası yok.

 

Alper TAN

11.10.2012

 

ANALİZ Kategorisindeki Diğer Haberler
BATI MEDENİYETİNİN ÇÖKÜŞÜNE HAZIR OLUN 22.03.2017HAÇLI BİRLİĞİNE KARŞI HİLAL BİRLİĞİ 15.03.2017AVRUPA NİÇİN DÜŞMANLIKTA YARIŞIYOR? 10.03.2017NİÇİN “HAYIR” DEMELİYİZ! İŞTE SEBEPLER.. 06.03.2017ASLINDA “KİMLER RAHATSIZ” 03.03.201728 Şubat'ın 28 Günahı 28.02.2017FETHULLAH’I VERSELER NE OLACAK! 23.02.2017BU SİSTEMİN NE ZARARI VARDI DA DEĞİŞTİRİYORUZ? 15.02.2017ABD’NİN DİNCİ SİYASETİ TUTAR MI? 12.02.2017SANDIĞA GİDERKEN DÜNYADA NELER OLUYOR? 09.02.2017DONALD TRUMP’A TEŞEKKÜR MEKTUBU 31.01.2017ABD GİZLİ BELGESİ VE REİNA SALDIRISI! 17.01.2017ABD, NATO, TERÖR VE CUMA HUTBESİ! 02.01.2017BATI SAVAŞI KAYBETTİ. İSTESE DE İÇ SAVAŞ ÇIKARTAMAZ! 30.12.2016SURİYE’DE KİMLERLE SAVAŞIYORUZ? 27.12.20162017 VE SONRASI NELER OLABİLİR? 22.12.2016BU “TERÖR” DEĞİL, “DIŞ SALDIRIDIR” 17.12.2016İRAN, MÜFLİS BATININ TRUVA ATI MI? 16.12.20163.DÜNYA SAVAŞININ ADI “TERÖR” 12.12.2016BATI DEĞERLERİ VE HEGOMONYASI SARSILIYOR! 08.12.2016