YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Suçlu kerpiç mi?
Suçlu kerpiç mi?
09 Mart 2010 12:25
ALPER TAN

Elazığ merkezli 6 büyüklüğündeki deprem, bu olağan felaketi bir kere daha hatırlattı. Elliden fazla can kaybı ve daha fazlası yaralı var. Elazığ’daki depremin duyulmasıyla birlikte, “muhtemel İstanbul depremi nasıl olur” münakaşası yeniden gündeme geldi. Konu tartışılıyor. Dünyası İstanbul ve Ankara’dan ibaret bazı kesimler için yerkürenin diğer yerlerinde olanlar sadece kendilerini ilgilendirdiği kadar önemli. İstanbul ve Ankara dışında olabilecek muhtemel depremler ve bunun etkileri sıradan bir hadise mesabesinde.

 

Bir zamanlar yol, işaret ve sürücü hatalarını bir tarafa bırakıp “trafik canavarı” adında bir suçlu üreterek kendimizi teselli etmiştik. Yol boyunca her yana astığımız “Trafik canavarı” resimleri ve levhaları kazaların azalmasında hiçbir fayda sağlamadı. Aksine bütün bir hatayı bu sanal canavarın üzerine atarak gerçek suçu ve suçluları da istemeyerek saklamış olduk.

 

Trafik kazaları, hava taşımacılığının yaygınlaşması ve ucuzlaması, demiryolu taşımacılığının nispeten iyileşmesi, en önemlisi de duble yolların çoğalması ile biraz azalma eğilimine girmiş oldu. Ülkemizde ölümlü ve yaralamalı trafik kazaları, oran olarak hala Avrupa ülkelerinden çok yüksekte seyrediyor.

 

Türkiye PKK terörü ile mücadele için çeyrek asırda 360 milyar Dolar harcadı. Bu rakamı daha az ve daha fazla gösterenler de var. Ama 360 rakamı gerçekçi görünüyor. Cumhuriyet döneminin en kanlı darbesi olan 28 Şubat dönemi, sadece kanı ve zulmü ile değil ülkeye vurduğu ekonomik darbe ile de en ağır darbe oldu. Bu dönemde milletin cebinden çalınan paraların miktarı ise ortalama 60 milyar Dolar mesabesinde. Bankalar eliyle milletin cebinden çalınan bu paralarla millete zulmedildi. Zalimler ise çaldıkları paralarla safa sürdüler.

 

TÜİK verilerine göre Türkiye’de toplam 15.5 Milyon konut var. Ortalama 27 bin Dolara sağlam bir konut yapmak mümkün. PKK’nın ve 28 Şubat zalimlerinin heba ettiği paraların toplamı 420 milyar Dolar’ı buluyor. Bu paralarla ülkedeki 15.5 milyon konutun sıfırdan, sağlam bir şekilde yapılması ve Türkiye’nin deprem riskinden çıkması mümkündü. Kaldı ki zaten bütün evlerin deprem riski yok. Birkaç milyon evin yenilenmesi ve güçlendirilmesi yeterli olacaktı. Bu sayede Türkiye, her gün depremle yaşamaya alışmış, depremlerin, kar yağması ve yağmur yağması gibi sıradan bir doğal olay gibi görüldüğü Japonya mesabesine ulaşmış olacaktı.

 

PKK terörüne harcanan, 28 Şubat döneminde hortumlanan millete ait paralarla ülkenin bir ucundan diğer ucuna demiryollarının döşenmesi, gerekli tüm karayollarının otoyol-duble yol olması ve ülkenin dört bir yanına fabrikalar kurulması da mümkün olabilirdi. Ama olmadı.

 

ABD-NATO emrinde işleyen gizli “Üst Yapı” veya bilinen adıyla “Derin Devlet,” operasyonel gücü Ergenekon eliyle bir yandan darbeler yaparken diğer yandan da ülkenin girişimci gücünü yok etmeye, ülkede fakirliğin sürmesine ve kendi saltanatlarının devamına çalıştı. Bu amaç için terörün her çeşidini kullandı. Embedded (iliştirilmiş) medya ve diğer destekçileri vasıtasıyla da yaptığı tüm hataları meşrulaştırmayı başardı.

 

“Kerpiç öldürdü,” “Kerpiç depremi” gibi manşetler ve kerpici suçlayan konuşmalarla bir yol alamayız. Unutmayalım ki daha fazlasına gücü yetmeyen o köylüler bugüne kadar o kerpice sığındılar. Onları yağmurdan, kardan, soğuktan kerpiç muhafaza etti. O fukaraları o kerpice kim mahkum etti? Esas onu aramalıyız. Hadiseleri derinlemesine ele almazsak, gerçeklere ulaşamaz ve çözümlerimizi pahalıya mal ederiz. Depremler konusunda suçu kerpicin üzerine yıkarak, bu defa da bir “Deprem Canavarı” oluşturmayalım. Gerçekçi ve kalıcı çözümler üzerinde duralım.

 

Kazalara ve depremlere çözüm üretemeyen ama Ergenekon avukatlığı yapan siyasetçiler ile deprem riski altında yaşarken Ergenekon’a dolaylı veya doğrudan destek veren, PKK’ya ve uzantılarına gönüllü hizmet edenler de yukarıdaki hesabı bir daha düşünmeli.

 

Bu hesabı hepimiz iyi düşünmeliyiz. Darbe yaparak memleketi kurtaracağını zannedenler de kimin hesabına çalıştıklarını ve bunun kime yarayacağını iyi düşünsünler.

 

ANALİZ Kategorisindeki Diğer Haberler
ABD VE TERÖR MÜHENDİSLİĞİ 24.05.2017ABD’DE NE OLDU, NE OLACAK? 18.05.2017TÜRKİYE-BATI İLİŞKİLERİNDE YENİ DÖNEM! 12.05.2017DAVA VE SIRAT-I MÜSTAKİM 08.05.2017ARTIK SAVUNMA YOK TAARRUZ VAR! 19.04.2017BİR DEVRİMİN ARDINDAN.. 17.04.2017Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin İç-Dış Boyutları ve Arka Planı 11.04.2017DÜNYA ALT-ÜST OLUYOR! 31.03.2017MONARŞİK AVRUPA’YA DEMOKRASİ GÖTÜRECEĞİZ 28.03.2017BATI MEDENİYETİNİN ÇÖKÜŞÜNE HAZIR OLUN 22.03.2017HAÇLI BİRLİĞİNE KARŞI HİLAL BİRLİĞİ 15.03.2017AVRUPA NİÇİN DÜŞMANLIKTA YARIŞIYOR? 10.03.2017NİÇİN “HAYIR” DEMELİYİZ! İŞTE SEBEPLER.. 06.03.2017ASLINDA “KİMLER RAHATSIZ” 03.03.201728 Şubat'ın 28 Günahı 28.02.2017FETHULLAH’I VERSELER NE OLACAK! 23.02.2017BU SİSTEMİN NE ZARARI VARDI DA DEĞİŞTİRİYORUZ? 15.02.2017ABD’NİN DİNCİ SİYASETİ TUTAR MI? 12.02.2017SANDIĞA GİDERKEN DÜNYADA NELER OLUYOR? 09.02.2017DONALD TRUMP’A TEŞEKKÜR MEKTUBU 31.01.2017
Sanal Düşman
 // Hasan Keten
Sanal düşman politikasını nerden öğrendik acaba. Margret Thatcher ne demişti... VArşova bitti şimdi düşmanımız kim olsun...?...
10 Mart 2010 09:20
KİRALIK KATİLDE VİCDAN MERHAMET OLMAZ !
 // BATUHAN
Aklı kirada olanlar vatan millet ekonomi düşünmez verecekleri hizmeti alacakları kirayı düşünürler.Bunlar robot gibi güdümlü olduklarından insani özellik,duygu ve sorumlulukda taşımazlar.Zaten bunlar akıllı ve akılları başlarında olsa adam gibi adam olurlar."Kurt katırın kıymetini bilmez karnını doyurduğunu kar sayarmış"...
09 Mart 2010 15:00