YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
SATIR ARASINA DEĞİL BÜYÜK RESİME BAKALIM
SATIR ARASINA DEĞİL BÜYÜK RESİME BAKALIM
05 Mart 2014 13:59
Son dönemde yaşadıklarımızla ilgili o kadar çok detay veriliyor ki büyük resim geride kalıyor. Oysa her şeyi doğru anlamak için büyük resme bakmak gerekiyor. Kanal A Genel Yayın Yönetmeni Alper Tan 'büyük resim'le ilgili bir analiz kaleme aldı.

“Satır arasında şunu anlatmak istedi.” “Detaylarda şunlar var.!”

Millet olarak aslında biraz detaycıyız. Ama çoğu zaman detay, o kadar önemli hale getirilir ki, “körün fili tarifi” gibi tuttuğumuz veya gördüğümüz yeri “her şey” olarak görür-gösterir, hadiseyi detaya indirger, bütünü, büyük resmi ıskalar geçeriz. Böylece hem yanılır hem de yanıltırız.

Gezi olayları gibi, 17 Aralık süreci gibi konularda da benzer gariplikler yaşanıyor. “Tamam da ayakkabı kutusu ne olacak?” “Tamam da rüşvet yok mu diyorsunuz?” “Öyle de kasalar neydi?” “İyi de şu villalara ne diyeceksin?” “Filanca iş adamı şu kadar ihale almış” “Filan adam sövmüş…” Tepkiler devam ediyor.

Bütün bunlar yargının alanına giriyor. Yargı görevini yapacak. Gerçekler ortaya çıkacak. Ama yargı, adalet dağıtmak için vardır. Siyaseti siyasetçiler yapar. Yargının siyaseti dizayn etme yetkisi yoktur. Ama siyasetin “millet adına” yargıyı dizayn etme kabiliyeti vardır. Siyaset yargıyı dizayn ederken milletin değerlerine aykırı hareket ediyorsa bunun faturasını sandıkta öder. Yargı da adalet dağıtmak için değil de siyaseti dizayn etmek için uğraşıyorsa bunun faturasını öder. “Siyaset hata eder de yargı hata etmez” diye bir kural yok. İnsanın olduğu her yerde hata olur.

Savcılar, polise toplattırdıkları belge çuvallarının mührünü bile açmadan gözaltı, tedbir ve tutuklama istiyorlar, mahkeme de yine çuvalların mührüne dokunmadan tedbir ve tutuklama kararı veriyorsa, orada hukuk bitmiş, siyaset, siyasi ve toplumsal mühendislik işi başlamış demektir. Böyle bir yargı asla savunulamaz. Böyle bir yargıdan asla adalet çıkmaz..

Bütün bunları detaydan çıkıp büyük resmi görebilmek için hatırlatıyoruz. Bu söylediklerimiz “ortada rüşvet veya yolsuzluk yoktur” anlamına gelmiyor. Böyle bir yargılama anlayışı ile adil bir kararın verilemeyeceği kastediliyor. “Gizli emeller” uğruna yargı ve güvenlik kurumlarının kullanılmasına müsaade edilemeyeceği anlamına geliyor.

O sebeple kafamızı detaydan kaldırıp büyük fotoğrafa bakmamız gerekir.

Bakınız çevremizde neler oluyor? 3 yılı aşkın süredir Suriye’de iç savaş yaşanıyor. Batılı-doğulu güçler, diktatör Beşşar Esad’ın arkasında. Esad’ın resmen tespit edilmiş 150 bine yakın insanı öldürtmüş olması “Medeni Batı'nın” umurunda değil. Ülke nüfusunun yarısının göç etmiş olması onlar için önemli değil. 11 bin insanın sistematik işkence yöntemiyle öldürülmesinin, 55 bin fotoğrafla belgelendirilmesi bir anlam ifade etmiyor Batı açısından..

Mısır tarihi boyunca ilk defa halkın oylarıyla seçilmiş Cumhurbaşkanı'nın kanlı bir askeri darbeyle devrilmesinin Batı açısından hiçbir mahzuru yok. Darbecilerin 10 bin civarında darbe karşıtını katletmiş olması Batı için sıradan bir hadise.

Libya’da geçen Şubat ayı içinde en az 2 askeri darbe girişimi yapılmış olması Batı açısından sorun değil.

Batı’ya göre Orta Afrika’da Fransız askerlerinin gözetiminde her gün ortalama 10 Müslümanın vahşice öldürülmesinde bir gariplik yok.

Batı’ya göre İsrail’in Filistin’de insanlık dışı ambargoyu devam ettirmesi, oradaki Müslümanların aç susuz, ilaçsız, çaresiz kalmaları olağan bir durum.

Batı’ya göre Afganistan’da ülkenin sahipleri Taliban mensuplarının hak iddia etme yetkileri yok.

Arakan’da onbinlerce Müslümanın barbarca öldürülmüş olmaları Batı'yı hiç ilgilendirmiyor.

Doğu Türkistan’da devam eden Çin işkencesi ve zulmü, Batı’nın insan hakları örgütlerinin hiç dikkatini çekmiyor.

Batı, Bosnalı Müslümanların elde ettikleri hakların tekrar ellerinden alınması için Sırp zalimlerini destekliyor.

Ukrayna’da AB ve ABD, Rusya ile savaşıyor, savaşın faturasını Ukrayna halkı ödüyor. Ukrayna, bölünmenin eşiğine getirildi. Dünya seyrediyor. Ukrayna’da olan şeyler 2013’ün Haziran ayındaki Gezi kalkışmasıyla Türkiye için de planlanmıştı. Çok şükür ki başaramadılar.

Büyük bir küresel savaşın farklı cephelerinden söz ediyoruz. Tıpkı Birinci Dünya Savaşı’nda Doğu Cephesi, Batı Cephesi, Kafkas Cephesi, Yemen Cephesi, Trablusgarp Cephesi gibi farklı farklı cepheler var idiyse, şimdi de benzer bir küresel savaşta benzer cephelerde savaş devam ediyor. Sadece bu defa şu aşamada sıcak savaş olarak değil de postmodern bir savaş yöntemiyle yürütülüyor. Darbelerin postmoderni keşfedildiği gibi savaşların da postmoderni icra ediliyor.

Sudan’da olanla Afganistan’da olanların, Arakan’da olanlarla Bosna’da olanların, Doğu Türkistan’da olanla, Ukrayna’da olanların, Tunus’ta olanla Gezi’de olanların, Orta Afrika’da olanlarla 17 Aralık sürecinde olanların ilişkilerini kavrayamazsak düpedüz yanılırız. “Körün fili tarif etmesi” hatasına düşeriz.

17 Aralık süreci, yargı eliyle yürütülmek üzere planlanmış postmodern bir darbe girişimidir. Tüm aşamaları planlanmıştır. 17 Aralık darbesini planlayanlar, Sisi darbesini, Libya’daki başarısız darbe girişimlerini, Bosna’daki kargaşayı, Arakan’daki Müslüman katliamını, Orta Afrika’daki Müslüman kıyımını, Gezi kalkışmasını planlayanlarla aynıdır.

17 Aralık darbe teşebbüsü çökmüştür. Deşifre olmuştur. 17 Aralık darbesini yapmaya çalışanların arkasındakileri her geçen gün halkımız daha net görecektir. Ama Müslümanlarla, kısaca Haçlı zihniyeti diyebileceğimiz güçler arasındaki savaş, görülüyor ki burada bitmeyecek ve şiddetlenerek devam edecektir. O nedenle 17 Aralık darbesi atlatıldı diye rehavete kapılmamak gerekir.

Her zaman her şeye hazırlıklı olmakta fayda var..

Alper TAN

20.02.2014

AŞAĞIDAKİ YAZILAR DİKKATİNİZİ ÇEKEBİLİR

ALLAH’I DİNLEMEDİLER İNSANLARI DİNLEDİLER

DOSTLAR DÜŞMAN, DÜŞMANLAR DOST OLUNCA..

İSLAM’A KARŞI PROTESTAN İSLAM ÜRETİLİYOR

PARALEL CIA PARALEL MOSSAD İÇERİDE

KARANLIK ADAMIN KALBİNE GİRMEK!

KİM İÇİN SAVAŞIYORUZ?

BİLDİRİ DAĞITAN SAVCI MI ADALET DAĞITAN HAKİM Mİ?

VESAYETÇİ MÜSLÜMANLARLA İMTİHANIMIZ-MISIR VE TÜRKİYE

MISIR'DA PISIRIK MÜSLÜMANLIĞIN SONU

KÜRESEL PROJELERE KÜRESEL DARBE

HAK ETTİN BUNU ERDOĞAN

ANALİZ Kategorisindeki Diğer Haberler
ABD VE TERÖR MÜHENDİSLİĞİ 24.05.2017ABD’DE NE OLDU, NE OLACAK? 18.05.2017TÜRKİYE-BATI İLİŞKİLERİNDE YENİ DÖNEM! 12.05.2017DAVA VE SIRAT-I MÜSTAKİM 08.05.2017ARTIK SAVUNMA YOK TAARRUZ VAR! 19.04.2017BİR DEVRİMİN ARDINDAN.. 17.04.2017Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin İç-Dış Boyutları ve Arka Planı 11.04.2017DÜNYA ALT-ÜST OLUYOR! 31.03.2017MONARŞİK AVRUPA’YA DEMOKRASİ GÖTÜRECEĞİZ 28.03.2017BATI MEDENİYETİNİN ÇÖKÜŞÜNE HAZIR OLUN 22.03.2017HAÇLI BİRLİĞİNE KARŞI HİLAL BİRLİĞİ 15.03.2017AVRUPA NİÇİN DÜŞMANLIKTA YARIŞIYOR? 10.03.2017NİÇİN “HAYIR” DEMELİYİZ! İŞTE SEBEPLER.. 06.03.2017ASLINDA “KİMLER RAHATSIZ” 03.03.201728 Şubat'ın 28 Günahı 28.02.2017FETHULLAH’I VERSELER NE OLACAK! 23.02.2017BU SİSTEMİN NE ZARARI VARDI DA DEĞİŞTİRİYORUZ? 15.02.2017ABD’NİN DİNCİ SİYASETİ TUTAR MI? 12.02.2017SANDIĞA GİDERKEN DÜNYADA NELER OLUYOR? 09.02.2017DONALD TRUMP’A TEŞEKKÜR MEKTUBU 31.01.2017
KEŞKE HERKES ANLASA
 // ASIM ALPEREN
Ben hizmet ediyorum diye, türkiye cumhuriyetinin en başarılı ve inançlı kesimin en rahat dönemini yaşadığı mevcut hükümet ile savaşanlarda bu durumu anlasalar. Ben bu arkadaşlara daha önce inançlarımıza hakaret eden devlet yöneticilerine, "Bunlar devlet büyüklerimiz, susalım, sırtımız- yumurta küfeleri var diyordunuz", diyorum. Şimdi ne oldu ? Herhelde arkadaşların yumurtaları civciv oldu, palazlandı, kelini yardılar.Devletin istihbarat teşkilatının tırlarına operasyon yapmaya başladılar....
05 Mart 2014 Çarşamba 16:14