25 Mayıs 2017 Perşembe
  • Altın144,066
  • BIST98.314
  • Dolar3,5732
  • Euro3,9941
  • Euro/Dolar0.00
  • Sterlin4,6194
  • İstanbul13 °C
  • Ankara4 °C
  • İzmir13 °C
  • Konya9 °C
  • Adana16 °C
  • Antalya16 °C
  • Diyarbakır10 °C
  • Bursa11 °C
  • Kayseri4 °C
  • Kocaeli4 °C
  • Şanlıurfa12 °C
  • Gaziantep11 °C
  • İçel19 °C
ABD VE TERÖR MÜHENDİSLİĞİ
YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
PKK ve BDP Kürtleri BAAS gibi yönetmek istiyor
PKK ve BDP Kürtleri BAAS gibi yönetmek istiyor
21 Temmuz 2011 13:53
ALPER TAN

İnkarcı ve yasakçı devlet anlayışına karşı 1970’lerde çoğalan ve ses çıkarmaya başlayan Kürt muhalefeti karşısında endişeye kapılan zamanın derin yapılanması, kendine göre tedbir almıştı. Birbirinden bağımsız olarak hareket eden ve kontrol edilemeyen Kürt kesimleri devre dışı bırakıp, devletin bilgisi dahilinde hareket edecek, “Kontrollü bir illegal Kürt muhalefeti” etrafında toplamak.

 

Abdullah Öcalan’a bu misyon verilmişti. Üstlendiği misyonu başarıyla devam ettirdi. 12 Eylül darbesi sonrası gücünü daha da arttırdı. Abdullah Öcalan’ın kontrol edemediği bütün Kürt hareketleri devre dışı bırakıldı. O hareketler bir taraftan PKK’nın diğer taraftan inkarcı ve yasakçı derin devlet yapılanmalarının arasında ezildi. Kürtlerin varlığını reddeden devlet zihniyeti karşısında, umutsuzluğa ve çaresizliğe kapılan Kürtlerin bir kısmı, metodunu tasvip etmese bile zamanla PKK’yı, “Kürt kimliğini devlete kabul ettirmek için mücadele eden bir ulusal örgüt” gibi görmeye başladı. Devleti temsil eden görevlilerin inkarcı, yasakçı ve baskıcı söylem ve uygulamaları bu kesimleri iyice PKK’nın kucağına itti.

 

“Devlet baba” sürekli kızıyor, fırçalıyor, azarlıyor, konuşturmuyor, hiç hal hatır sormuyor ve tokatlıyordu. Devletin sevgisiz ve şefkatsiz tavrı sadece Kürtlere yönelik değildi. Mütedeyyin kesimlere, Alevilere, Türk milliyetçilerine, solculara, Rum ve Ermeni vatandaşlarımıza da aynı şekilde davrandı. Sevgi ve şefkat konusunda vatandaşlarına adil davranamayan devlet, öfke, şiddet ve merhametsizlik konusunda oldukça adil hareket ediyordu. Yasakçı oligarşik düzenle işbirliği yapan menfaatçi bir azınlık dışında hayatından mutlu olan neredeyse yoktu.

 

Sadece PKK dışındaki Kürt muhalefeti tasfiye edilmedi. Devletin retçi, yasakçı ve inkarcı düzenini eleştiren veya değiştirmeye teşebbüs edenler de tasfiye edildiler. 1950-60 arası halkla devletin barışması için mücadele eden Adnan Menderes’in imha edilmesi gibi, 1980 sonrası devleti halkın devleti yapmaya çalışan Turgut Özal gibi devlet adamları ve Orgeneral Eşref Bitlis gibi askerler de tasfiye edildiler.

 

İşte PKK, bu eski yasakçı düzenin Kürtleri yönlendirmek için kurduğu bir örgüt. PKK, derin devletin operasyonel unsurlarını içinde barındıran Ergenekon yapılanmasının bir kolu. Türkiye’de artık bu yasakçı düzeni değiştirmeye çalışan demokratik ve özgürlükçü bir devlet hedefleyen, devleti, “Halkın devleti” haline getirmeye uğraşan, devlet içindeki NATO güdümlü derin odakları ortadan kaldırmaya veya ıslah etmeye çalışan bir yeni yaklaşım var.

  

Kürtleri, Alevileri, milliyetçileri, solcuları, mütedeyyinleri, Ermenileri, Rumları dışlayan, reddeden, inkar eden bir siyaset yok. Bunu herkesin görmesi gerekir. Cumhuriyetin ilk yıllarından, 1970’lerden, 80’lerden, 90’lardan kaynaklanan kin, nefret ve öfke ile hareket ederek, bu yeni devlet anlayışına karşı mücadele etmek anlamsız ve mantıksız olduğu kadar aynı zamanda gayrimeşrudur.

 

Yeni devlet anlayışının her türlü iyi niyetine, demokrasi, özgürlük ve açılım çabalarına rağmen PKK ve BDP’nin çatışmacı tavrını devam ettirmesi iyi niyetle açıklanamaz. Bütün Kürtlerin şunu artık açıkça görmesi ve anlaması lazım. Yeni anayasa ile Kürtler dahil tüm vatandaşlarımızın devletle olan sıkıntılarını aşma fırsatı önümüze çıkmışken, halkın % 50 sinin oylarıyla üçüncü defa seçim kazanarak gelen hükümetin, bu niyetini sayısız defa açıklamasına rağmen PKK ve BDP’nin TBMM’yi boykot etmesi, o da yetmemiş gibi “Özerklik” ilan etmesi, çözüm ve barış istemediklerinin çok açık bir ifadesidir.

 

Açıkça söyleyelim. PKK ve BDP Kürtlerin hakları veya Kürtlere bir statü için mücadele etmiyor. PKK ve BDP Kürtleri yönetmesi için, PKK ve BDP’ye devletin bir statü vermesi maksadıyla uğraşıyor. PKK ve BDP’nin amacı Kürtleri, Kürtlerin yönetmesi de değil. Onlar Kürtleri, PKK ve BDP’nin yönetmesi için çalışıyorlar. Türkiye’deki 15 milyon Kürdün sadece 2.8 milyonu BDP’ye oy verdi. Güneydoğu, Türkiye’den bölünüp bağımsız olsa bile, Kürtlerin değerlerine yabancı olan BDP’nin bu bölgede halkın çoğunluğunun oyunu alması mümkün değil. PKK ve BDP, Kürtleri, Kürtlere rağmen yönetmek için, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nden geçmişteki Irak ve şu anda sallanan Suriye’deki Baas rejimi benzeri azınlığın çoğunluğa güç kullanarak hükmettiği bir statü istiyor.

 

Bu sebeple, PKK ve BDP’nin demokratik bir anayasa için destek olması beklenmemeli. Çünkü PKK ve BDP, Kürtler için çoğulcu, demokratik bir anlayış istemiyor. 2010 Aralık ayında açıklayıp Temmuz 2011’de de güya ilan ettikleri “Demokratik özerklik” beyanına bakılırsa bunların, barış ve demokrasi değil, tekçi, otoriter, oligarşik, despot bir anlayışta direttikleri açıkça görülecektir. Böyle oligarşik bir yapıda Kürtleri yönetmek için BDP’nin, siyasi görevler üstlenmesi, PKK’nın da bu siyasi otoritenin silahlı gücü yani ordusu olması hedeflenmektedir. Böyle bir yapıda elinde silah tutan etkin olacağı için de aslında PKK’nın, Kürtleri, silah zoruyla yönetmesi söz konusu olacaktır. Tabii ki tutarsa..

 

Tekrarlamakta fayda var. PKK ve BDP Kürtlerin hakları içi mücadele etmiyor. Baskı ve şiddetle Kürtleri yönetmek için devletten yetki ve statü istiyor. Demokrasi de istemiyorlar barış da istemiyorlar.

 

Bu çok açık artık..

 

Alper TAN

21.07.2011

 

ANALİZ Kategorisindeki Diğer Haberler
ABD VE TERÖR MÜHENDİSLİĞİ 24.05.2017ABD’DE NE OLDU, NE OLACAK? 18.05.2017TÜRKİYE-BATI İLİŞKİLERİNDE YENİ DÖNEM! 12.05.2017DAVA VE SIRAT-I MÜSTAKİM 08.05.2017ARTIK SAVUNMA YOK TAARRUZ VAR! 19.04.2017BİR DEVRİMİN ARDINDAN.. 17.04.2017Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin İç-Dış Boyutları ve Arka Planı 11.04.2017DÜNYA ALT-ÜST OLUYOR! 31.03.2017MONARŞİK AVRUPA’YA DEMOKRASİ GÖTÜRECEĞİZ 28.03.2017BATI MEDENİYETİNİN ÇÖKÜŞÜNE HAZIR OLUN 22.03.2017HAÇLI BİRLİĞİNE KARŞI HİLAL BİRLİĞİ 15.03.2017AVRUPA NİÇİN DÜŞMANLIKTA YARIŞIYOR? 10.03.2017NİÇİN “HAYIR” DEMELİYİZ! İŞTE SEBEPLER.. 06.03.2017ASLINDA “KİMLER RAHATSIZ” 03.03.201728 Şubat'ın 28 Günahı 28.02.2017FETHULLAH’I VERSELER NE OLACAK! 23.02.2017BU SİSTEMİN NE ZARARI VARDI DA DEĞİŞTİRİYORUZ? 15.02.2017ABD’NİN DİNCİ SİYASETİ TUTAR MI? 12.02.2017SANDIĞA GİDERKEN DÜNYADA NELER OLUYOR? 09.02.2017DONALD TRUMP’A TEŞEKKÜR MEKTUBU 31.01.2017