YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Özel Harp Dairesi ve...
Özel Harp Dairesi ve...
05 Şubat 2010 15:14
ALPER TAN

İkinci Dünya Savaşının ardından başlayan kutuplaşmalar devletlerin güvenlik açısından yeniden organize olmalarını gerektiriyordu. Asimetrik tehditleri analiz edip karşı koyabilecek yeni askeri anlayışlar ön plana çıktı: Gizli güçler.. Ülkelerin silahlı kuvvetlerinin bünyesinde faaliyet gösterecek olan bu gizli ordular öncelikle İtalya, Fransa, Almanya, Yunanistan ve Belçika’da kuruldu.

İkinci Dünya Savaş’ından sonra Türkiye ile ABD arasındaki askeri ilişkiler, derinleşmeye başladı. Türkiye 1944 Temmuzuna girerken ABD güdümüne de giriyordu. 5 Ekim 1947’de Genelkurmay Başkanı Orgeneral Salih Omurtak başkanlığında bir askeri heyet Amerika’ya gitti. Bu bir ilkti. Bu ziyaretten sonra çok önemli bir uygulama başladı. Türk subayları, ABD’ye gönderilip komünistlere karşı kontrgerilla eğitimi alacaktı.

Özel harp eğitimi alacak ilk ekip 16 kişiden oluşuyordu. 1948 yılının başında Amerika’ya giden ekip, özel harp eğitimini Amerikan Kara Harp Akademisi’nde aldı. Kara Harp Akademisi, Kansas Eyaleti’nde bulunuyordu. Bunlara bir taraftan teorik olarak nasıl siyasete yön verecekleri anlatılırken, diğer taraftan zorlu bir gerilla eğitimi veriliyordu. Patlayıcılar dahil her türlü silah kullanılması eğitimi de vardı. Subaylar eğitimin devamını ise Georgia’daki Amerikan Piyade Okulu’nda görüyorlardı. Eğitim sırasında adam öldürme, sabotaj ve bomba yerleştirme teknikleri de öğretiliyordu.

Ekipte kilit subaylar vardı. Rütbeleri teğmen ile albay arasındaydı.
Alparslan Türkeş, Turgut Sunalp, Daniş Karabelen, Ahmet Yıldız, Mucip Ataklı, Faruk Ateşdağlı, Refik Tulga bunlardan bazılarıydı.

4 Nisan 1952’de NATO’ya katılmasından hemen sonra Türkiye’de de aynı yapının kurulması için çalışmalara başlanıldı. Bu maksatla 1952 yılında dönemin Yüksek Savunma Kurulu'nun kararıyla Milli Avcı Birlikleri kuruldu.
Milli Avcı Birlikleri’nin kuruluşu sırasında ABD'nin desteği devam etti. Birliğin temel eğitimi ve teçhizatı ABD’den karşılandı. Albay Daniş Karabelen, ABD dönüşünde önce tuğgeneralliğe terfi etti. Sonra da Özel Harp Dairesi’nin başına atandı. Daniş Karabelen Özel Harp Dairesi’nin kurulmasında aktif görev aldı. Alparslan Türkeş ve diğer subaylar Özel Harp’in kamplarında öğretmenlik yaptılar; ABD’de öğrendiklerini subaylara öğrettiler.

ABD’ye gönderilen bu 16 subaydan 14’ü, 27 Mayıs darbesini yapan cuntanın içinde yer alacaktır. Türkeş dışında diğerlerinin tamamı solcu olarak bilinir. 27 Mayıs 1960 darbesiyle birlikte Orgeneral Cemal Gürsel liderliğinde Milli Birlik Komitesi, ordu içinde büyük bir tasfiye hareketi başlattı. 235’i general ve amiralle birlikte dört bin subay emekli edildi. Özel Harp Dairesi Başkanı tümgeneral Daniş Karabelen de emekli edilen generaller arasındaydı. Onun dışında bu dairede görev yapan 10 subay daha emekli edildi.

Yazar Kürşat Başar’ın babası emekli Korgeneral Çetin Başar da, 1968 yılından itibaren Özel Harp Dairesi’nde görev yaptı. Özel Harp’in Kıbrıs’la ilgili çalışmalarını yürüten Çetin Başar, 1974-76 yılları arasında ÖHD’nin Kıbrıs’ta faaliyet yürüten gizli örgütü Türk Mukavemet Teşkilatı’nın da liderliğini yaptı. Başar, “Özel Harp Dairesi’ni kurumsallaştıran isim” olarak kabul edilir.

ÖHD’nin bu görünen yüzünün ötesinde, kimliklerini deşifre etmemeye özen gösterdiği sivil görevlileri vardı. Bunlar tam bir hücre tipi yapılanma ile eğitiliyor dolayısıyla da birbirlerini tanımıyorlardı. ÖHD’nin tüm masrafları, gayr-i resmi yollardan ABD tarafından karşılanıyor, güya muhtemel bir Sovyet saldırısına karşı örgütleniliyor, gereğinde kullanılmak üzere Türkiye’nin dört bir yanına Amerikan silahları gömülüyordu.
 
1974’te maddi desteğin kesilmesi ile bu gizli yapılanma deşifre oldu. Dönemin Genelkurmay Başkanı Semih Sancar, Başbakan Bülent Ecevit’e başvurarak, örtülü ödenekten yüklü bir miktarda para istedi. Ecevit, paranın ne için kullanılacağını sorunca, başbakan ilk kez ÖHD’nin varlığından haberdar oldu. Ecevit "Bugüne kadar ÖHD’nin giderleri nereden karşılanıyordu?" diye sorduğunda Genelkurmay Başkanı Semih Sancar "Amerika'dan..." cevabını verecekti.

Başbakanın talebi üzerine verilen Genelkurmay brifinginde Özel Harp'in, adı gizli tutulan bazı "vatansever” gönüllüleri ömür boyu görevlendirdiğini ve Türkiye'nin bazı yerlerinde gereğinde kullanmak üzere gizli silah depoları oluşturduğunu öğreniyordu Ecevit. Başbakanlık konutundaki brifingi veren, Özel Harp Dairesi'nin Başkanı Sabri Yirmibeşoğlu idi.

Bülent Ecevit, 1 Mayıs 1977’de Taksim’de 30 kişinin ölümüne yol açan provokasyonun da Özel Harp Dairesi'nin sivil uzantısıyla bir bağlantısı olabileceğini dile getirmiştir.

Eski Genelkurmay başkanlarından emekli Tümgeneral Celil Gürkan ise 70'li yıllardaki kontrgerilla tartışmaları sırasında "ÖHD'nin müspet düşünen kimseler için varılmak istenen amaç doğrultusunda çalıştığına kani olmadığını” ifade etmiştir.

Seferberlik Tetkik Kurulu’nda yer almış olan Orgeneral Sabri Yirmibeşoğlu yaptığı bir açıklamayla İstanbul’da yaşayan Rumlara yönelik olarak 6-7 Eylül 1955 tarihlerinde yaşanan olaylar için “Ayakta alkışlamaya değer şekilde koordine olmuş bir özel harp işi, ve muhteşem bir örgütlenmeydi. Amacına da ulaştı” diyerek açıkça itirafta bulunmuştur. Sabri Yirmibeşoğlu 1955'te 6-7 Eylül olayları sırasında Seferberlik Tetkik Kurulu'nda görevliydi. 1970’li yıllarda da ÖHD’nin başına geçmiştir.
Türkiye’deki Özel Harp Dairesi, İtalya’da 90’lı yıllarda ortaya çıkartılan ve tasfiye edilen “Gladyo” yapılanmasının aynısı, hatta daha derin olanıdır. Soğuk savaş döneminin sona ermesinin ardından Avrupa’daki bu gizli ordular tasfiye edilmiş olmasına rağmen NATO-ABD koalisyonu, Türkiye’deki gizli orduyu muhafaza etme yoluna gitmiştir. Yine muhtemel Sovyet işgaline karşı soğuk savaş döneminde Avrupa’da çeşitli ülkelere yerleştirilen atom bombaları ve nükleer silahlar SSCB’nin dağılmasının ardından temizlendiği halde o dönem Türkiye topraklarına yerleştirilen 90 atom bombası ve nükleer silah hala sökülmemiştir. Ve Türkiye’deki bu silahların tamamının kumandası ABD’nin elindedir.

Türkiye’de kurulan gizli güçlere bakıldığı zaman köylere kadar inmiş bir örgütlenme olduğu görülüyor. İstihbarat, sabotaj, cinayet birimleri var. ÖHD’nin resmi talimnamesinde “Adam öldürme, bombalama, silahlı soygunculuk, işkence, kötürüm haline getirme, adam kaçırmak suretiyle tedhiş ve olayları tahrik, misilleme ve rehinelerin alıkonulması, kundakçılık, sabotaj, propaganda ve yalan haber yayma, zorbalık, şantaj.” Gayr-i meşru olarak ne ararsanız var. Ayrıca, “Bir gayri nizami kuvvetin yeraltı unsurları kaide olarak kanuni statüye sahip değillerdir" denilerek de çok özel bir hukuki zırh verilmiştir.

İçinden alıntılar yaptığımız ST-31.15 numaralı kontrgerilla talimnamesini Kara Kuvvetleri Komutanlığı yayınladı. Girişinde de, o zamanki komutan Ali Keskiner'in imzası var. Kendisi de emekli bir subay olan Talat Turhan bir mülakatında diyor ki “Şimdi, devlet içindeki bir örgütün kuramında adam öldürme varsa ve o ülkede faili meçhul siyasi cinayetler işleniyorsa, kuşkunun birinci odağı bu örgüt olur."

Sonraki yazıda çok sayıda örnekle çeşitli “kozmik” olayları anlatmaya devam edeceğiz.

ANALİZ Kategorisindeki Diğer Haberler
YÜCELTİLEN EVRENSEL HUKUK NEDİR? 14.07.2017Alper Tan: Olaylar, tehditler ve biz 06.07.2017OLAYLAR, TEHDİTLER VE BİZ 05.07.2017ASLINDA NELER OLUYOR? 28.06.2017“BİZİM MEDYA” KİMİN VELİAHTI? 22.06.2017YÜRÜYEN CHP BOĞAZ’I NASIL GEÇMELİ? 20.06.2017KATAR’I SEVMEK İÇİN ARAB’A SÖVMEK Mİ LAZIM? 13.06.2017BÜYÜK PATLAMAYA AZ KALDI 30.05.2017ABD VE TERÖR MÜHENDİSLİĞİ 24.05.2017ABD’DE NE OLDU, NE OLACAK? 18.05.2017TÜRKİYE-BATI İLİŞKİLERİNDE YENİ DÖNEM! 12.05.2017DAVA VE SIRAT-I MÜSTAKİM 08.05.2017ARTIK SAVUNMA YOK TAARRUZ VAR! 19.04.2017BİR DEVRİMİN ARDINDAN.. 17.04.2017Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin İç-Dış Boyutları ve Arka Planı 11.04.2017DÜNYA ALT-ÜST OLUYOR! 31.03.2017MONARŞİK AVRUPA’YA DEMOKRASİ GÖTÜRECEĞİZ 28.03.2017BATI MEDENİYETİNİN ÇÖKÜŞÜNE HAZIR OLUN 22.03.2017HAÇLI BİRLİĞİNE KARŞI HİLAL BİRLİĞİ 15.03.2017AVRUPA NİÇİN DÜŞMANLIKTA YARIŞIYOR? 10.03.2017