YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Ortadoğu'da krizden fırsat çıkarmak
Ortadoğu'da krizden fırsat çıkarmak
17 Ocak 2011 13:45
ALPER TAN

11 Eylül 2001’de bir CIA kurgusu sayesinde İkiz Kuleler’e saldırı ile 21. asrı, sadece kendilerinin söz sahibi oldukları bir Amerikan yüzyılı yapmak üzere hemen harekete geçmişlerdi. 11 Eylül saldırısını bahane ederek önce Afganistan’ı hemen arkasından da Irak’ı işgal ettiler. Bu işgalleri, bizzat ABD Başkanı Bush’un ağzından “Haçlı Seferi” olarak açıkladılar.

İşgaller Afganistan ve Irak’la sınırlı kalmayacaktı. Suriye, İran ve devamında tüm “Genişletilmiş” Ortadoğu yeni baştan dizayn edilecekti. Bu bölgede gevşeyen ve Batı kontrolünden çıkarak halka geçme ihtimali gelişen iktidarlar çeşitli yöntemlerle yine “yeniden” Batı ekseninde kurgulanacak, ancak yeni yönetimler biraz süs, biraz makyajla sözümona “halk iktidarları” olacaktı. Bazı ülkeler savaşla bazıları da başka yöntemlerle operasyona tabi olacaklardı. Ukrayna ve Gürcistan gibi Hıristiyan ülkeler de “renkli devrimleri” Müslüman ülkelerde “savaşı” tercih ettiler.

Dünyada gelişen iletişim ve yayın teknolojileri sayesinde gizliliğini uzun süre devam ettiremeyen sırlar ortalığa dökülmeye başladı. 11 Eylül saldırılılarının ABD içinden kurgulandığına dair yüzlerce delil var artık. Ayrıca “Büyük Ortadoğu Projesi”ni hayata geçirmek için söylenen yalanlar ve atılan iftiralar, oluşturulan sahte belgeler de ayyuka çıkmış durumda.

Bush’tan sonra görevi devralan Barack Obama’nın Müslüman ülkelere karşı yumuşak bir tavır sergilemesi ve bu ülkelerle işbirliği yapma çabalarının da ABD’deki Neocon akımı ve müttefiklerini rahatsız ettiği anlaşılıyor. ABD’nin Neocon kanadı, bunların Batılı müttefikleri ve İsrail, 2010 yılının Aralık ayında deşifre ettikleri ABD Dışişleri Bakanlığı kriptoları ile yeni bir süreç başlattılar. Ortadoğu’da bugün yaşananların düğmesine Wikileaks’ın kripto yayınları ile basıldığı söylenebilir. 

Kendi halkları ile aralarındaki ilişki, sömürge valisi ile sömürülen halk arasındaki ilişki gibi olan Ortadoğu’daki ülke yönetimleri, zaten Batının desteği ve kurdukları ceberut sistemle ayakta duruyordu. Bu idarelerin bel bağladıkları Batı ülkeleri şimdi onları yalnız bırakmakla kalmadı. Bir de aralarına “fitne” soktu. Bu fitne Wikileaks yayınlarıyla sokuldu. Kendi halkları ile zaten büyük sıkıntıları bulunan despot yönetimlerin deşifre olan foyaları ile durumları daha da zorlaştı.

Tunus’un başındaki 23 yıllık despot Zeynelabidin Bin Ali, halk hareketine dayanamadı ve kaçtı. Kaçmak için ilk olarak “Efendisi” Fransa’nın kapısını çaldı. Kapı açılmadı. Telefonlar “meşgul” çaldı. Fransa, Batının klasik tavrını gösterdi. Yani anında “satış” pozisyonu. Bu aynı zamanda kaderin cilvesi. Bütün Firavunların, tiranların, zalimlerin, despotların akıbeti..

30 yıldan beri halka rağmen Mısır’a musallat olmuş Hüsnü Mübarek, benzer şekilde Libya’nın başında olan Muammer Kaddafi, Fas ve Cezayir yönetimleri de sallanıyor. Sırça köşkleri, fildişi kuleleri ve muhteşem sarayları halk korkusu ve endişe sarmış durumda. Ürdün’de, Suudi Arabistan’da alarm zilleri çalıyor.

Lübnan ise başka bir krizle karşı karşıya.. Bir Mossad operasyonuna kurban gitmiş olan eski başbakan Refik Hariri’nin ölümüyle ülkede ve bölgede zaten bir operasyon yapılmıştı. Hariri suikastını araştıran BM raporunda yer alan gerçek dışı ithamlar gündeme getirilerek şimdi yeni bir operasyon daha yapılmak isteniyor. Refik Hariri’nin oğlu, Lübnan’ın şimdiki Başbakanı Saad Hariri, genç ve tecrübesiz olmasının da etkisi ile bir bakıma oyuna geliyor. Hizbullah ve arkasındaki destekçisi İran ise anlaşılması güç bir tavırla kendi hasımlarının işlerini kolaylaştıracak bir siyaset takip ediyorlar. Lübnan’da ittifak hükümetinin bozulması Lübnan’ı memnun ve mutlu etmez. Ama İsrail’i çok sevindirir.

Türkiye Hariri suikastıyla ilgili BM raporunun Lübnan’daki taraflarca reddedilmesini istiyor. Bunun yerine, Türkiye, Suriye, İran, Suudi Arabistan, BM temsilcileri ile Hizbullah’ın ve Hariri ailesinin de içinde yer alacağı başka bir komisyon tarafından araştırılmasını öneriyor.

Sudan’da Güney bölgesinin ayrılmasıyla ilgili plebisit sonuçları Şubat ayında açıklanacak. Bölünmeye kesin gözüyle bakılıyor. Ama bölünme sonrasında da ülkede savaşın durmayacağı tahmin ediliyor.

Suudi Arabistan’da yaşlı ve ağır hasta olan Kral Abdullah sonrası ise sıkıntılı günler gelebilir. İran’daki Ahmedinecat yönetimi zayıflıyor, dini liderin gücü azalıyor. ABD’nin başı çektiği bazı Batılı ülkeler ise Yemen’i karıştırmak ve Güney Sudan gibi bir noktaya getirmek istiyorlar.

Kısacası BOP’u hayata geçiremeyen ABD ve müttefikleri, Ortadoğu bize yar olmayacaksa başkalarına da yar olmasın mantığı içinde bölgeyi kaosa ve krize sürüklemek istiyor. ABD ve Batı’nın bir amacı da son zamanlarda iyice yalnızlaşmış ve sıkışmış olan İsrail’i rahatlatmak. Bu bölgede hüküm sürmekte olan monarşik veya despot yönetimlerin düşmesi bir kayıp değil. Ama yıkım işini kimin planladığı ve sonrasında neler olacağını iyi araştırmak ve mümkünse, halklar yararına planlamak gerekiyor.

Son on yılda ABD ve Batı’nın bölgedeki tüm planları sonuçsuz kaldı. Bunda bölge ülkelerinin dayanışması ve Türkiye’nin tutumu önemli. Söz konusu dayanışma ve ittifakların gelişerek devem etmesi halinde bölgeye müdahale yabancı güçlerin girişimlerinden bile hayırlı sonuçlar çıkarmak mümkün. Bu krizleri bölge halkları yararına hayırlı fırsatlara dönüştürebilmeliyiz.

Alper TAN
17.01.2011

 

ANALİZ Kategorisindeki Diğer Haberler
ABD VE TERÖR MÜHENDİSLİĞİ 24.05.2017ABD’DE NE OLDU, NE OLACAK? 18.05.2017TÜRKİYE-BATI İLİŞKİLERİNDE YENİ DÖNEM! 12.05.2017DAVA VE SIRAT-I MÜSTAKİM 08.05.2017ARTIK SAVUNMA YOK TAARRUZ VAR! 19.04.2017BİR DEVRİMİN ARDINDAN.. 17.04.2017Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin İç-Dış Boyutları ve Arka Planı 11.04.2017DÜNYA ALT-ÜST OLUYOR! 31.03.2017MONARŞİK AVRUPA’YA DEMOKRASİ GÖTÜRECEĞİZ 28.03.2017BATI MEDENİYETİNİN ÇÖKÜŞÜNE HAZIR OLUN 22.03.2017HAÇLI BİRLİĞİNE KARŞI HİLAL BİRLİĞİ 15.03.2017AVRUPA NİÇİN DÜŞMANLIKTA YARIŞIYOR? 10.03.2017NİÇİN “HAYIR” DEMELİYİZ! İŞTE SEBEPLER.. 06.03.2017ASLINDA “KİMLER RAHATSIZ” 03.03.201728 Şubat'ın 28 Günahı 28.02.2017FETHULLAH’I VERSELER NE OLACAK! 23.02.2017BU SİSTEMİN NE ZARARI VARDI DA DEĞİŞTİRİYORUZ? 15.02.2017ABD’NİN DİNCİ SİYASETİ TUTAR MI? 12.02.2017SANDIĞA GİDERKEN DÜNYADA NELER OLUYOR? 09.02.2017DONALD TRUMP’A TEŞEKKÜR MEKTUBU 31.01.2017
AKILLI OLMALIYIZ
 // Asım ikbal
Sayın TAN. Bu bölgede hüküm sürmekte olan monarşik veya despot yönetimlerin düşmesi bir kayıp değil. Ama yıkım işini kimin planladığı ve sonrasında neler olacağını iyi araştırmak ve mümkünse, halklar yararına planlamak gerekiyor, diyorsunuz. Ancak bunu planlayacak akıllı ve eğtimli insanları bu bölgedeki halklar yetiştirdi ise bu işlerin sonu ilgili develet ve halklar için inşallah iyi olur. Ancak bu kadrolar ve iyi niyetli eğitimyli insanlar yetiştiriymemiş...
19 Ocak 2011 12:00
DOĞRU SÖZ HER ZAMAN DOĞRUDUR.
 // EKREM
Doğru söz her zaman doğrudur ve Yalan ise onun zıddıdır.Bunlar Hak ve Batılın birbirinden ayrı olduğu gibi ayrıdırlar.Meğer ki iyi bir analist bu kavramları ( izah isteyen sözler ) bir yorumuna nakşederse daha mükemmel bir uslub ortaya çıkar. Ve hem okuyucusuna hemde dinleyicisine istediği manayı tam (doğru) ve eksiksiz (yalansız) vermiş olur.Bu güzel yorumların iki kelimeyle anlatılması yeterli olmasada zihnimizde yer alması ilerde doğruyu yalandan ayırmamıza yetecek...
18 Ocak 2011 09:18
KRALLARIN SALTANATI SALLANIYOR !
 // BATUHAN
Sn.Alper bey sağlıklı bir analiz yapmış teşekkür ediyoruz. En kısa zamanda orta doğunun tamamı baskıcı dayatmacı rejimlerden cumhuriyete geçerlerde onlarda rahat eder bizde onlar adına seviniriz. abd ve israilin hortumu kesilmiş olur siyonist yahudi de filistinden elini çeker şavaş tazminatı ödemek zorunda kalır....
18 Ocak 2011 09:16