YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Öcalan, örgüt içi muhalefet ve...
Öcalan, örgüt içi muhalefet ve...
22 Temmuz 2011 15:40
ALPER TAN

Kürt meselesinin çözümü konusunda devlet 3-4 yıldan bu yana çok ciddi adımlar atmaya çalışıyor. Demokratik açılım adı altında yürütülen süreçte PKK’lıların Habur’dan girişi sırasında yaşanan görüntüde olduğu gibi yer yer iyi hesap edilemeyen, iyi yönetilemeyen konular olduysa da devletin bu konuda samimi bir niyet ve gayret içinde olduğu açık.

Devlet artık geleneksel ret, inkar ve asimilasyon politikasından vazgeçti. Bundan sonra bu tür bir siyasetin olmayacağı da net bir şekilde en yetkili makamlardan ifade ediliyor. Bu yasakçı devlet anlayışının değişmesi için en önemli dayanak olan 12 Eylül darbe anayasasının değişeceği konusu da şu anki parlamentonun önündeki en önemli iş. Bunu cumhurbaşkanı, Başbakan, Meclis başkanı, herkese ilan etti. Ayrıca hükümet, anayasa değişikliği sürecinde destek olmaları, katkıda bulunmaları konusunda siyasi partiler başta olmak üzere tüm kesimlere çağrıda bulundu.

İşte tam böyle bir ortamda 12 Haziran seçimleri sonrası CHP Ergenekon tutuklularını kurtarmak için Meclis’te yemin etmeme eylemi yaptı. BDP de KCK tutuklularını kurtarmak istiyordu. Meclis’e gelmeyerek ve yemin etmeyerek CHP ile müşterek hareket etti.

Bir taraftan mevcut yasakçı düzenden şikayet eden BDP, öbür taraftan bu sistemin demokratikleşmesi için yapılan hiçbir çalışmaya destek ve katkı sağlamadı. Defalarca Anayasa Mahkemesi tarafından partileri kapatılmış olan bu siyasi hareket, geçen yıl TBMM, parti kapatmayı neredeyse imkansız hale getirecek anayasa değişikliği yapmaya çalışırken kılını kıpırdatmadı. Hatta engellemeye çalıştılar.

Diğer siyasi partiler, PKK’ya “Dağda terör yapacağına gel düz ovada siyaset yap” çağrısında bulunurken, BDP milletvekili Sabahat Tuncel, terör eyleminde intihar eden PKK’lıyı övüyor. Adı “Barış” ve “Demokrasi” kelimelerinden oluşan BDP, seçim öncesi cadde-sokakların terörize olmasını teşvik etti. Bizzat BDP milletvekilleri cadde ve sokaklarda provokasyon eylemleri yaptılar.

BDP yönetimi ve mensupları işlerine geldiğinde Abdullah Öcalan’ın talimatlarının önemli olduğunu vurgularken, Öcalan’ın, “silahları susturun, demokratik sürece katkı sağlayın” taleplerine sadece kulaklarını kapatmadı. BDP, tam tersini yapan PKK içindeki demokrasi ve barış karşıtı hiziplerle beraber hareket etti. BDP ve Derin PKK’nın ikiyüzlülüğü son Silvan saldırısında tüm çıplaklığı ile anlaşıldı. Bunların Kürt sorununu çözmek istemedikleri, sadece bu çarpık sistemin devamından kişisel ve grup olarak yararlanmak istedikleri ortaya çıktı.

Devlet, artık PKK ve BDP içindeki barış, kardeşlik ve demokrasi isteyenlerle terörden yararlanmaya çalışanları birbirinden ayırmak zorunda. Devletin, “Milli birlik ve kardeşlik” açılımından taviz vermemesi, geri adım atmaması, hatta bu süreci daha da hızlandırması gerekiyor. Bir taraftan bu süreç devam ettirilirken diğer taraftan da bu süreci sabote etmek isteyenler tek tek tespit edilmeli.

Bu ülkeyi seven, şimdiye kadar devam eden zorba devlet anlayışından muzdarip olan, bu güne dek kendisinden esirgenen temel haklarını talep eden, bölünmek, ayrılmak istemeyen, bu topraklarda huzur içinde yaşamak isteyen sağ duyulu Kürt vatandaşlarımıza bir çağrı veya hatırlatma olarak şunu ifade etmek isterim.  Görünen o ki provokatif Silvan saldırısı ile devlet açılım sürecinde yeni bir ayar yapıyor.

Yapılan tespitlere göre, PKK’nın 5-6 üst düzey yöneticisinin öncülüğünde yaklaşık 600 PKK’lı teröristin son eylemleri yaptıkları ve bundan sonra da benzer olayları yapma kararlılığında oldukları anlaşılıyor. Örgütün diğer üst yöneticileri ve PKK’nın diğer mensuplarının eylemsizlik sürecine uydukları belirtiliyor. Hem Türkiye’ye zarar veren hem de devletin yürüttüğü açılım sürecini sürekli sabote ederek Kürtlerin temel demokratik haklarının sağlanmasını engellemeye çalışan PKK ve BDP’nin çatışmacı kesimleri bundan sonra iyice deşifre olabilirler. Bu kesimler sadece deşifre olmakla kalmayıp demokrasi ve hukuk devletinin sınırları içinde en ağır şekilde tecziye edilebilirler.

Açılımdan taviz vermeden kan ve şiddetten beslenen kesimler devletten çok sert karşılık bulabilirler. Bu konuda çocukları dağda olan veya dağa çıkma eğilimde olan ailelerin evlat acısı yaşamamak için çocuklarına sahip olmaları gerekiyor.

Şunu herkesin aklında tutmalı. Son on yılda bu ülke 900’e yakın şehit verdi. Şehitler arasında Türkler de var Kürtler de.. Muhtemelen bu son on yılda şehit sayısından daha fazla da PKK’lı öldürüldü. Şehit olarak hayatını kaybedenler de terörist olarak ölenler de bu ülkenin insanları. Bu ülkede vicdanı olan hiç kimse kendi vatandaşlarının ölmesinden mutluluk duymaz. Şehidin annesinin gözyaşı da teröristin annesinin gözyaşı da aynı. Bu kirli ve kanlı sürec daha fazla devam etmemeli. Anaların gözyaşı da akan kan da durmalı.

Abdullah Öcalan da barış ve açılım konusunda samimi olduğunu göstermek istiyorsa ve gücü yetiyorsa PKK yönetimindeki çatışmacı kanadın öncülerinden olan ve Ergenekon yapılanmalarıyla işbirliği içinde hareket eden Cemil Bayık, Fehman Hüseyin, Mustafa Karasu, Duran Kalkan ve Silvan saldırısının emrini veren Mehmet Şıh Yıldeniz gibi isimleri örgüt içinden derhal bertaraf etmesi icap ediyor.

Görünen o ki açılım sürecinde şefkat ve iyi niyetini ortaya koyan devlet, artık “Nus ile uslanmayanı etmeli tekdir. Tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir” noktasına gelmiş durumda. Açılım sürecini sabote eden, kan dökmeye kararlı teröristlere karşı devlet bundan böyle en acımasız yüzünü gösterebilir.

26 yıl boyunca ülkede iç savaşa yol açan ve Tamil Kaplanları olarak bilinen örgütü, 2009’da Sri Lanka hükümeti hangi yöntemle ortadan kaldırdı ise PKK da aynı yöntemle ortadan kaldırılabilir. Umarım iş o noktaya varmadan kansız şekilde hallolur. Bu konuda en büyük görev ve sorumluluk, Kürt liderlere ve kanaat önderlerine düşüyor.

Geç kalınırsa, son pişmanlık fayda vermez.

Alper TAN

22.7.2011

 


 

ANALİZ Kategorisindeki Diğer Haberler
KRİZDEN FIRSAT ÇIKARMA VAKTİ 04.10.2017Doğu - Batı savaşında zihinlerin işgali 21.09.2017BÜYÜK HESAPLAŞMAYA DOĞRU.. 18.09.2017BATI DÜNYASI NEREYE YUVARLANIYOR? 04.08.2017"MÜBAREK BELDELERİMİZİ KORUMAK İMAN MESELESİDİR" 25.07.2017YÜCELTİLEN EVRENSEL HUKUK NEDİR? 14.07.2017Alper Tan: Olaylar, tehditler ve biz 06.07.2017OLAYLAR, TEHDİTLER VE BİZ 05.07.2017ASLINDA NELER OLUYOR? 28.06.2017“BİZİM MEDYA” KİMİN VELİAHTI? 22.06.2017YÜRÜYEN CHP BOĞAZ’I NASIL GEÇMELİ? 20.06.2017KATAR’I SEVMEK İÇİN ARAB’A SÖVMEK Mİ LAZIM? 13.06.2017BÜYÜK PATLAMAYA AZ KALDI 30.05.2017ABD VE TERÖR MÜHENDİSLİĞİ 24.05.2017ABD’DE NE OLDU, NE OLACAK? 18.05.2017TÜRKİYE-BATI İLİŞKİLERİNDE YENİ DÖNEM! 12.05.2017DAVA VE SIRAT-I MÜSTAKİM 08.05.2017ARTIK SAVUNMA YOK TAARRUZ VAR! 19.04.2017BİR DEVRİMİN ARDINDAN.. 17.04.2017Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin İç-Dış Boyutları ve Arka Planı 11.04.2017
şikayet
 // ORHAN TEFEK
Değerli yorumcumuz, sitemizin yorum bölümü var oradan yorumlarınızı yazabilirsiniz. Alper Bey'in programına da alpertan@kanala.com.tr'den yorum yazabilirsiniz. Teşekür ederiz....
29 Temmuz 2011 22:32
NASAH
 // LEGNEVÜG
Yağcı diyenler acaba kime hizmet ediyor!!! Bir aynaya baksalar......
24 Temmuz 2011 12:32
GÜVENGEL
 // HASAN
Yağcı...
23 Temmuz 2011 15:54