YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
MİT kimin hedefinde? Kim kiminle?
MİT kimin hedefinde? Kim kiminle?
09 Şubat 2012 17:53
ALPER TAN

KCK soruşturmasını yürüten İstanbul Özel Yetkili Savcılığı, Norveç’in başkenti Oslo’da, devlet-PKK görüşmesinde, başbakan Erdoğan’ın özel temsilcisi olarak yer alan, dönemin başbakanlık müsteşar yardımcısı Hakan Fidan, o dönemin MİT müsteşar yardımcısı Afet Güneş ve o dönem MİT müsteşarı olan Emre Taner ifade vermeleri için savcılığa davet edildi. Bu soruşturma dosyasını hazırlayan savcı Bilal Bayraktar’ın bir süredir yurt dışında görevli olarak bulunduğu, bir seminer için Kolombiya’da olduğu belirtildi. KCK soruşturmasını yürüten diğer savcı Sadrettin Sarıkaya ise adı geçenleri arayarak savcılığa çağırdı.

Demokratik hukuk devletinde herkes yargılanabilir. Bir şüphe varsa yargılanmalı da. Başbakanlar, bakanlar, genelkurmay başkanları yargılanabiliyorsa, MİT müsteşarı da yargılanabilir. Bunda yadırganacak bir şey olamaz. Ancak süreci bu noktaya kadar getiren, olayların arka planına bakılırsa mide bulandıran hadiselerin olduğu anlaşılıyor.

Hakan Fidan MİT müsteşarlığına geldiğinden bu yana, İsrail’in, onu İrancı olarak göstermesi dikkat çekici. Ondan önce MİT müsteşarlığı yapmış hiç kimsenin gizli kayıtları yayınlanmazken, onun, terörü bitirmek için PKK yöneticileriyle yaptığı görüşmenin gizli kayıtlarının yasadışı yollardan yayınlanmış olması manidar. Bugüne kadar PKK ve başka terör örgütleriyle iş tutmuş bazı resmi kişilerin adı sanı açıklanmazken terörü silah kullanmadan, kan dökmeden, barışçı yollarla bitirmek isteyen Hakan Fidan’ın hedef haline getirilmiş olması dikkat çekici. Uludere skandalında toplumun hedefine MİT ve Hakan Fidan’ı koyan manşet, haber ve yorumlar unutulmaz nitelikte. MİT yöneticilerinin savcılığa çağırıldığı gün, MİT mensuplarının bir gazeteciyi takip ettiğine ve yakalandıklarına dair haberler ve polisin bu MİT’çileri yakalama biçimi ilginç. Yine Uludere olayının olduğu günlerden bu yana pek eylem yapmayan PKK’nın, MİT yöneticilerinin savcılığa çağırıldığı günün ertesinde birkaç ayrı merkezden askere saldırması, zamanlama bakımından düşündürücü.

Diğer yandan Ergenekon soruşturmasının başladığı sene polisin ABD elçiliğinde ABD görevlilerine brifing verdiği haberinin bu günlerde WikiLeaks üzerinden ifşa edilmesi tesadüf değil. Aynı günlerde Suriye konusunda, Türkiye’nin sesini yükseltmesi ve mevcut küresel aktörleri kale almayan bir cüret göstermesi de hatırlanması gereken bir gerçek.

Peki neler oluyor?

Türkiye, PKK meselesini mümkünse kansız, olmuyorsa mümkün olduğunca az kan dökerek çözme konusunda kararlı. Eş zamanlı olarak da değişimin kitabını yazmak üzere yeni anayasa çalışması yürütüyor. İçerde bunu yaparken dışarıda da bölgemizdeki halkların egemenliğinin gerçekleşmesi için çaba ve gayret gösteriliyor. Tunus, Mısır, Libya gibi ülkelerde Türkiye’nin ne kadar öne çıktığı ve halklar tarafından memnuniyetle takip edildiği Batılılar tarafından daha iyi görülüyor. Bu durum Batılılarla birlikte en çok İsrail’i rahatsız ediyor.

Türkiye’nin terör meselesini çözmesi ve demokratik bir anayasaya kavuşması halinde bir süre sonra hiç engellenemez hale geleceği görünen bir gerçek. İşte Uludere skandalı dahil, savcılığın MİT yöneticilerini sorgulama girişiminin altında bu gidişatı durdurma gayreti olduğu kanaati oluşuyor. Savcıların maksadı bu olmayabilir. Onların amacının bu olduğunu da düşünmüyorum. Savcılara bu hadiseler daha farklı gösterilerek, belli hedeflere ulaşılmak isteniyor gibi görünüyor. O sebeple onları yönlendiren bilgilerin, nerelerden geldiğine, bu bilgilerin ulaşmasının hangi odaklarca yönlendirildiğine dikkat edilmesi gerekiyor. Buna en fazla da savcıların dikkat etmeleri gerekir.

Savcı Bilal Bayraktar acaba sadece bir seminer için mi yurt dışına çıktı? Ne zamandan beri yurt dışında bulunuyor. Yurt dışında seminer dışında neler yaptı. MİT yöneticilerini irdeleyen dosya nasıl hazırlandı. Hazırlanmasına kimler katkı sağladı. Savcı Bilal Bayraktar, neden kendisi Türkiye’ye döndüğünde MİT yöneticilerini davet etmedi de o yurt dışında iken diğer savcı Sadrettin Sarıkaya vasıtasıyla bu süreç uygulandı? Bütün bunların iyi irdelenmesi gerekiyor.

ABD derin yapıları ve İsrail’in de içinde bulunduğu bazı ülkelerin Türkiye üzerinde oynadığı oyunları anlamak zor değil. Onlar açısından son derece anlaşılır bir tavır. Ancak, üzücü, incitici ve ürkütücü olan şey biraz daha farklı. Ülke içinde taht mücadelesi veren kesimlerin yabancı aktörlerin senaryolarına alet olmalarıdır. Bu, son derece yersiz, kaba ve tehlikeli bir durum. Özellikle son 5-6 seneden beri ABD derin yapıları ve İsrail, bölgede Türkiye’yi yalnızlaştırmaya zorlarken, içerde de çatışma ortamının büyümesine destek verdiler. Türkiye bu kuşatmayı parçaladı. Aksine bölgesinde oyun kuran bir güç haline geldi. Aynı odaklar, eşzamanlı olarak, Ergenekon yapılanmalarının da desteği ile hükümetle, hükümete destek veren grupların arasını açmaya çalıştılar. Hükümet ve diğer tarafların feraseti ile bu oyunlar da başarısız kılındı. Ülkedeki değişim süreci daha da hızlandı.

Bu son olaylarla sinsi bir süreç yürütülüyor. Ülke içindeki dengeler bozulmaya, hükümetle arası iyi olan veya iyi olmasa bile çatışmalı olamayan bazı kesimlerin arası bozulmaya çalışılıyor. İçerde buna alet olanların bulunduğu kuşkusuz. Ancak ülke menfaatleri açısından sağduyunun hakim olmasını umuyoruz. Taraflar arasında aklıselime ihtiyaç var. Bu konuda akil adamların devreye girmesi ve gerilimi düşürmesi gerekir. Hükümetin ve özellikle Başbakan Erdoğan’ın da öfkelenmeden, öfkesine yenilmeden gerekli adımları atması, yapacağı işleri gürültüsüz olarak halletmesi beklenir. Diğer yanda kişisel veya grup çıkarları için bu oyunlara alet olanlarsa, dostları tarafından uyarılmalılar. Yoksa bu büyük vebalin altında kalırlar.

Aksi yönde gelişen olaylar yukarda izah etmeye çalıştığım senaryoyu yazan harici odaklar dışında bu ülkede kimsenin işine yaramaz. Buna hükümet de dahil. Türkiye son on yılda bir çok konuda “imkansızı” başardı. Bu son hadise ise aşılamayacak bir mesele değil. Bu son hadise birilerinin göstermeye çalıştığı gibi yargı-polis, hükümet-MİT kamplaşması hiç değil. Hadise daha büyük, daha kapsamlı ve daha karmaşık. Ancak zor değil; çözümü var. Hatta bazı yönleriyle fırsata bile çevrilebilir.

09.02.2012

Alper TAN


 

ANALİZ Kategorisindeki Diğer Haberler
ABD, NATO, TERÖR VE CUMA HUTBESİ! 02.01.2017BATI SAVAŞI KAYBETTİ. İSTESE DE İÇ SAVAŞ ÇIKARTAMAZ! 30.12.2016SURİYE’DE KİMLERLE SAVAŞIYORUZ? 27.12.20162017 VE SONRASI NELER OLABİLİR? 22.12.2016BU “TERÖR” DEĞİL, “DIŞ SALDIRIDIR” 17.12.2016İRAN, MÜFLİS BATININ TRUVA ATI MI? 16.12.20163.DÜNYA SAVAŞININ ADI “TERÖR” 12.12.2016BATI DEĞERLERİ VE HEGOMONYASI SARSILIYOR! 08.12.2016SURİYE ABD’YE GİRİYOR! 02.12.2016KÜRESEL DÜZENİ MÜSLÜMANLAR KURUYOR 29.11.2016Bu NATO'yla ne işimiz kaldı? 26.11.2016BATI BATIYOR, ÇÖZÜM KENDİMİZDE 23.11.2016BATI'NIN SÖMÜRGE DÜZENİ YIKILIYOR 19.11.2016BATI NİÇİN PANİKTE? 15.11.2016TRUMP DÖNEMİNDE NELER OLACAK? 10.11.2016BATI BU SAVAŞI KAYBEDECEK. ÇÜNKÜ... 07.11.2016HAÇLILAR NEDEN DAİŞ’İ BİTİRMEK İSTEMEZ? 21.10.2016İŞTE GİZLİ BELGE, ABD EN TEHLİKELİ TERÖR ÖRGÜTÜ 18.10.2016CENK MEYDANI ISINIYOR 13.10.2016ABD’NİN KORKUSU VE RUSYA’NIN BEKLENTİSİ NE? 11.10.2016
Deşifre
 // mehmet durukan
Hafiye teşkilatında görev icra ederken esas olan deşifre olmamaktır. Bu nedenle böyle bir görevi yapanlar deşifre olmamak için bütün argümanları kullanır ve gerektiğinde kendisinde bulunan ulusal bilgilerin güvenliği tehlikeye girdiğinde, buna neden olanları ortadan kaldırır. Ancak deşifre olursa bu durum hem kendilerinin hemde ulusal çıkarların tehlikeye girdiğini gösterir. Yani ya yok eder, yada yok olur. Bu nedenle bence ortada bir zaafiyet var....
12 Şubat 2012 18:27
soru işretleri giderildi
 // berken kakiz
alper bey yazınız soru işaretlerni tamamen giderici nitelikte bazı yazarların dediği gibi cemaat ve hükümet kelimesini kulallnmamışsınız bile tebrikler ülkemizde bu tip olayları bir cemaate yıkmak en kolay iştir ama siz asıl perdenin arka yüzündeki maskeleri gösterdiniz benim görüşümce 5 nokta atışı yapmışsınız sizi takip etmeye devam edicem....
12 Şubat 2012 02:05
ÇIRPINDIKÇA BATACAKLAR !
 // BATUHAN
Sn.Alper beye teşekkür ediyorum.Hem isabetli tespitleri ve deşifreleri hemde serinkanlı çok olgun tavsiyeleri var. İşte önemli olan nelerin döndüğünü doğru okumak oyuna gelmeden bu iktidar döneminde o pislikleri suratle temizlemek.Çünki tek başına dokuz yıllık iktidar bu ülkemize Allah'ın lutfu oldu yoksa işimiz filistin gibi olurdu.Yine teşekkür ediyorum MİT gibi bir yazara....
10 Şubat 2012 09:14